168 CHIP | OCAK 2004 _ Gerçekçi bir tespit yapmak gerektiğinde, ellerinde yeterli kaynak ve güç olsa bile, Hollywood sinemacılarından başkası apartman boyutundaki dev bir gorilin bir kadına aşkını perdeye taşımayı düşünememiştir. Gerçi King Kong, tıpkı daha sonraki yıllarda sinema izleyicilerinin tanışacağı Jaws gibi, Amerikalıların her şeyin en büyüğünü yapmak ve devasa boyutlu düşmanlardan korkmak konusundaki toplumsal travmalarının sonucu ortaya çıkmış bir kahramandır. Bununla beraber, sinema sanatına var olmayanı perdeye aktarabilmek adına yeni bir yöntem, sinema literatürüne yeni bir kavram kazandı rdığı da göz ardı edilemez. King Kong’u simgesel öğelerle, seyirciyi orada apartman boyutunda dev bir goril varmış “gibi” düşünmeye zorlamadan, birebir apartman boyutunda dev bir goril maketi yaparak ve olabildi ğince az kamera hilesine başvurarak beyaz perdeye aktarmak, sinemada yeni bir yöntemin doğmasına yol açmıştır denir. King Kong, Star Wars, Jaws, E.T. veya Jurasic Park serilerinde gördüğümüz pek çok “ya- hi-tech ratık” sinemacıların animatronik (animatronic) dediği, mekanik, insanlar tarafından kumanda edilen kukla aktörlerdi ve bilgisayar teknolojileri gelişip 3 boyutlu animasyonlar filmlerde ağırlıklarını hissettirdikçe animatroniklerin unutulacağı düşünülüyordu. Ancak gelişmiş grafik animasyonlar bazı filmlerde başrolleri kapsalar da, hala ses getiren büyük yapımlarda animatroniklerin rol aldı- ğı, animatroniklerin beyaz perdedeki etkilerinin çok büyük olduğunu gözleyen sinemacı- King Kong’la kendini ispatlayan mekanik kuklalar elli yıldır sinemanın bir parçası. 3 boyutlu bilgisayar efektleri onların yerini alabilecek mi? Sinema animatronik kuklalardan vazgeçemiyor King Kong’dan Jurassic Park’a Uzaylı yaratmak: Starwars’taki uzaylılar heykeltraşların ellerinden çıktı. CHIP | OCAK 2004 çalışıyor. Bir teknisyen, bedenin ve ba- şın basit hareketlerini kontrol etmekle görevli. Bedeni sallayıp dizleri ileri geri oynatıyor, animatroniğin cansız, mekanik hareketler yapan bir kukla görüntüsü çizmesini engellemek için, canlılara özgü bedensel mimikler ekliyor. Bir di- ğer teknisyen ise sadece canavarın dilini kontrol ederek canavarın ağzını açıp dilini hareket ettirmekle yükümlü. Üçüncü teknisyen ise dinozorun gözlerini kontrol ederek, doğru zamanda doğru yere bakmasından sorumlu. Dördüncü teknisyen dinozorun kollarını kontrol ederken, beşincisi dinozorun üzerine oturtulduğu raylı sistem üzerinde hareket etmesini, ileri geri gitmesini mümkün kılıyor. Dinozorun nefes alıp vermesini, göğsünün şişip, burnundan hava solumasını simüle etmek altı ncı teknisyenin göreviyken, kuyruğun hareketini kontrol eden ve vücudun dizleri üzerinde yükselip alçalmasını sağlayan birer teknisyenle birlikte, seyircilerin beyaz perdede yalnızca birkaç dakika seyrettikleri bir dinozor sahnesi için sekiz teknisyen günlerce süren çekimler yapmak zorunda kalıyor. Bu sürece dinozorun inşa edilmesi için gereken ayları da eklersek, Hollywood yapı mlarının neden yüz milyon dolarlar seviyesinde maliyetlere sahip oldukları anlaşılabilir. fiimdilik yönetmenler seyirci üzerindeki etkileri daha fazla olduğu için animatronikleri, bilgisayar grafiklerine tercih ediyorlar, fakat yapımları aylar süren ve film maliyetlerini astronomik boyutlara çeken animatroniklerin yerine ucuz ve kolay bilgisayar animasyonları nı tercih eden yapımcılar arasındaki rekabetin, sinemanın beyaz hayal perdesini nereye götüreceğini de zaman gösterecek. _ Cem fiancı, cemsanci@chip.com.tr ların da onlardan vazgeçmeye niyetli olmadıkları dikkat çekiyor. Bir Animatronik inşa etmek King Kong’un içinde “kokpiti” bulunan mekanik dev bir kukla olduğunu, ellerini, kollarını hareket ettirmek için içindeki “makinistinin” çelik kolları, telleri, halatları çekip bıraktığını duymuş olabilirsiniz. Tam anlamıyla bir animatronik sayılmasa da, E.T’nin içinde de onun hareketlerine genel şeklini veren kısa boylu bir insan bulunduğunu hatırlıyor olmalısınız. Jurasic Park serisinin üçüncü filminde uçağın içinde sıkışan kahramanlara saldıran dev dinozorun üç boyutlu bir grafik animasyonu olduğunu düşünenler şaşıracaklar, zira o çevik hareketlerin, keskin bakışların, avını koklayan burunun, öfkeyle inip kalkan, nefes alan göğsün, düşünüp karar veren kurnaz avcı bedenin sahibi olan dinozor da bir animatronikti. Yani birebir boyutlarda inşa edilmiş, 13 metre uzunluğunda, 5 metre yüksekliğinde, 12 ton ağırlığında, 670 metre hidrolik boruyla döşeli, yüzlerce elektronik devreyle donatılmış uzaktan kumandalı bir canavar. Animatroniği yeniden gözde yapan film: Jurassic Park Jurassic Park III filminin yıldızı olan mekanik canavarı ancak sekiz teknisyen kontrol edebilmiş. Aslında basit gibi görünen kontrol sistemi, her şeyden önce o kuklanın inşasını sağlayan karmaşık mühendislik çalışmasının ürünü ve son aşamada da kontrol teknisyenlerinin arasındaki uyuma bağlı. Her biri radyo kontrol ünitelerine bağlı sanal eldivenler ve joystick’ler taşıyan sekiz teknisyen, dev dinozorun bir parçasını yönlendirirken, hareketin yapay durmaması için diğer teknisyenlerle uyum içinde Yalancı gözler: Animatroniklerin derileri altında mekanik devreler yatıyor. Isırmasın: Jurassic Park’ın dev dişleri olan dinazorları herkesi etkiledi. 128 GÜNCEL » KAPAK » DONANIM » YAZILIM» HI-TECH » PRATİK » INTERNET