CHIP | ŞUBAT 2005 SEYİR DEFTERİ 3 Çocukluğumda ilk bilgisayarım olan Commodore 64’üme sahip olduğumda, en çok oynadığım oyunlardan biri de satrançtı. Bilgisayara karşı oynamak güzeldi, ancak zorluk seviyesi yükseldikçe, bilgisayarın ne kadar zorlu bir rakip olduğunu anlamış ve “yapay zeka” ile ilk olarak o zamanlar, yani 80’li yılların ortasında tanışmıştım. Sonraki yıllarda çıkan satranç oyunlarında bilgisayarı bir türlü yenemeyince ben de pes etmiş ve sadece “insan” rakiplere karşı oynamaya başlamıştım. Günümüzde yapay zekanın ve sadece satranç için uzmanlaşmış bilgisayarların ve yazılımların geldiği nokta hayranlık verici olduğu kadar düşündürücü de. Ekim 2004’te bilgisayar programlarına karşı yapılan ilk takım turnuvasında 12 maçın 6’sını bilgisayarlar kazanırken, 5 maç beraberlikle sonuçlandı ve insanlar sadece bir maç kazanabildi (s162’deki yazı dizimize bakınız). Bu tek galibiyet sadece 14 yaşında bir çocuk olan ve kendini bilgisayara karşı satranç oynayarak geliştiren dünya şampiyonu Sergej Karjakin’den geldi. Ancak makinelere karşı alınan bu ağır yenilgi dünyanın sonu değil. İnsan rakiplerinin, karşısına çıkarken tir tir titrediği Kasparov karşısında korkmayan tek rakip bilgisayarlar.Kasparov, her ne kadar daha önce aldığı yenilgilerde konsantrasyon sorunu gibi insani hatalar yaptıysa da, bilgisayar karşısında halen favori olarak gösteriliyor. Bilgisayarların ve insanların oyun şekilleri birbirinden farklı. İnsanlar uzun vadeli stratejik planlamada daha başarılıyken, bilgisayarlar kısa vadeli başarılara dayanan taktik oyunlarda daha üstün. Bir diğer gerçek ise bilgisayarların insanlara giderek daha çok benzediği, bunu da oyun davranışlarında gözlemlemek mümkün. Ancak sadece insanlara özgü bir şey olan doğaçlamada ve stratejide insanlar her zaman daha üstün olarak kalacaklar. Her şeyi eksiksiz olarak yapabilen bilgisayarlar satrancın sonu olur ve oyunun tüm heyecanını kaçırırdı. İnsan beyninin doğaçlaması ve stratejik planlamasının, bilgisayarların korkunç işlem gücüyle daha ne kadar boy ölçüşebileceğini zaman gösterecek. Kesin olan bir şey var ki, o da insanların makineler karşısında giderek daha çok zorlandığı ve ümitsizliğe düştüğü. İnsan, makineye karflı... Ufuk Yamankılıçoğlu, Genel Yayın Yönetmeni CHIP | ŞUBAT 2005