Kötü niyetli kod yazarlardan, SPAM’cilerden düzgün Türkçe konuşmalarını beklemek çok şey istemek mi oluyor?
İnternet haber sitelerinde, büyük gazetelerin web portallarında, acemi ve usta blog’larında Türkçe’nin katledilmesine artık alıştık. Zaman zaman bir haberin ne anlatmak istediğini anlayabilmek için tümceleri ikişer ikişer okumak zorunda kalıyoruz. Ne de olsa haber bulmak (ya da copy paste yaptıkları haberlere takla attırmak) için dakikalar, saatler harcayan yazarlar yazdıkları haberi bir daha okumak zahmetine katlanmıyorlar, “yazım denetimi” görevini okurlara veriyorlar.
Yıllar boyu Apple için söylenen bu sözü Google da söylemek istiyor anlaşılan. Google geleceğin Microsoft’u mu oluyor yoksa?
Uzun yıllar boyunca PC ve Mac’lerin karşılaştırıldığı dost sohbetlerinde Mac cephesinin her zaman geçerli ve bir o kadar da doğru bir argümanı vardı. Windows işletim sistemlerini kasıp kavuran virüs, Truva atı, zombi falan filan terimleri havada uçuşurken onlar “iyi hoş da bizim sistemimize virüs bulaşmıyor en azından” deyip tartışmayı sonuçlandırırlardı. Performans, genişleyebilme seçenekleri, fiyat ve diğer birçok alanda ezici bir şekilde öne çıkan Windows işletim sistemi ve PC mimarisi, virüsler ve kötü niyetli yazılımlar söz konusu olduğunda gerçekten de çok zor durumda kalıyorlardı.
Filtre geldi diyorlar, sanki yok muydu ki?
Bugün 22 Kasım 2011. Türkiye’de internet filtresinin aktif olarak kullanılmaya başlamasının ilk günü…
Geçtiğimiz hafta Turkcell’in hız testine katılmıştım, bugün de Vodafone testini yaptı. Bakalım ne oldu?
Her ne kadar şu anda bir Allahın kulunun modemi ya da cep telefonu yüksek hızlı 3G iletişimini desteklemese de, GSM operatörleri en hızlı 3G’yi kendilerinin sunduğunu kanıtlamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Verilmeye çalışılan mesaj pozitif aslında, “yaptığımız yatırımlar sayesinde ileride gelecek olan teknolojilere şimdiden hazırız, ileriye dönük yatırımlar yaptık, her şey çok güzel olacak…”
Mobil iletişimde download hızından şikâyet edenler! Bu yazıya bir göz gezdirmeniz menfaatiniz icabıdır…
5 Mart 2010
Bu sabah Turkcell’in Kartal merkez binasında gerçekleştirilen 3G hız testine izleyici olarak katılma imkanı buldum. İzleyici olarak diyorum, çünkü ne yazık ki biz fani 3G kullanıcıları ellerimizdeki modem veya telefonlarla 3G’nin “hız” bölümünde çok fazla yer alamıyoruz, onun yerine yetersiz kapsama alanı, düşük performans ve kesintili video chat sayesinde “hırs” kısmını temsil ediyoruz. Bundan da en fazla sürekli dayak yiyip camdan dışarı atılma tehlikesi ile karşı karşıya kalan cep telefonlarımız nasibini alıyor.
Google’ın ağır toplarından Tom Stocky ile Google’ın dünü, bugünü ve geleceğini tartıştık.
Google day kapsamında Istanbul Swissotel’de gerçekleştirilen bir yuvarlak masa toplantısından internet medyasının seçkin üyeleri ile buluşan Google ürün yönetimi direktörü Tom Stocky Google’ın perspektifini Türkiye ile paylaştı. Tom Stocky özellikle Google’a arama politikasının belirlenmesi konusunda yön veriyor.
Teknolojinin gelişimi bu güzide geleneğimizi de yok edeceğe benziyor.
23 Şubat 2009
Yazının başlığı bir ipucu veriyordur sanırım. Son zamanların yükselen değeri navigasyon cihazlarından konuşacağız bugün biraz. Malum, navigasyon cihazları son zamanların yükselen değeri. Yol göstereni var, size en yakın rotayı çizeni var, en yakın benzinciye götüreni, en yakın pizzacıya yönlendireni var, var oğlu var. Bir kısım araba artık navigasyon cihazı takılı geliyor. Takılı olmayana meraklısı oldukça ucuz fiyatlara alıp taktırabiliyor, onu da yeterli bulmayan ve gittiği her yerde, arabası yoksa, tabanvayla da olsa yolunu navigasyonla bulmak isteyen kendinden navigasyonlu cep telefonlarını tercih ediyor.
Gözünü sevdiğimin teknolojisi, hepimizi gönüllü çalışan yaptı ya…
11 Şubat 2009
Sekiz yaşımdan beri kasiyer olmak isterim. İlk defa Ayvalık’ta annemle bir markete gittiğimizde yazar kasa görmüştüm, orda kasadaki eleman satın aldığımız malları dit dit düğmelere basıp yazıyor ve diğer bir eleman da pat pat poşete atıyordu. Market ortamı ve bakkallarda alışagelmediğimiz hız beni çok etkilemişti ve kasiyerliği dünyanın en güzel mesleği olarak görmüştüm.
Anlaşıldı, gelecekte cep telefonlarının hepsi "akıllı telefon" olacak. Ya bizim parmaklar ne olacak?
5 Şubat 2009
Cep dünyası bir süredir ikiye ayrılmış durumda. Cep telefonları ve “ayfonlar”. Yani Apple’ın artık bir fenomen haline gelmiş olan akıllı telefonu iPhone ve onun taklitleri. Adına akıllı telefon deyin, PDA yani kişisel dijital asistan deyin, el bilgisayarı deyin, ne derseniz deyin, bu küçük aletler bir cep telefonu değil, daha çok ele avuca sığdırılmaya çalışan bir bilgisayar formatında dolaşıyorlar.
Peki Google ne kadar güçlü olduğunun farkında mı?
31 Ocak 2009
Gerçekten, Google ne kadar güçlü olduğunun farkında mı? Tek bir hatasının nelere yol açabileceğini biliyor mu? Bu sorunun cevabı elbette evet. Google'ın başındakilerin ne kadar stratejik bir hizmet yürüttüklerinin farkında olduğundan zerre kadar şüphem yok ancak bu hafta sonu yaşanan bir olay Google'ın ortaklarını seçerken daha dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.