28 Ekim 2007
Aktive edip de mi saklasak, etmeden mi?
Mükemmellik hiçbir beşerin ulaşamayacağı bir seviyedir.“Madem öyle niye kendimizi yoralım” mantığı da elbette yanlıştır. Çalışıp çabalamalı ve hep daha iyisini hedef almalıyız. Bu prensibi birçok IT-Firması hedeflemiştir. Çünkü teknoloji asla mazidekini esas almaz her zaman ileriye bakar. Gelelim ki bazen bu ileriye dönüklük firmaların mevcut durumlarını gözden kaçırmalarına sebep olabiliyor. Fazlaca geleceğe, planlara odaklanıldıkça bu sefer güncel durum gözden kaçırılabiliyor.
Microsoft, bahsettiğim IT-Firmaları arasında en çok göz önünde olanlardan ve eleştiriye tabi tutulanlardan. İyi bir düzen oturttu derken bazen öyle hatalarda yapıyor ki “bu kadarı da pes” dedirtebiliyor. Sanırım bu da “aşırı geleceğe odaklanma” diye tabir ettiğim durumdan kaynaklanıyor.
Aktivasyon (ürün etkinleştirme) desem sanırım en ateşli Microsoft taraftarlarının bile suratı asılır. Sonuçta para ödeyip orijinalini aldığınız bir şeyin ekstradan bir kontrole bir denetime tabi tutulması rahatsız edici bir durum. Elbette burada firmanın bunu yapmasındaki sebep anlayışla karşılanabilir ama yapmasından ziyade yapış şekli insanı rahatsız eder nitelikte. Aktivasyon şöyle haklıdır şöyle haksızdır diye sabaha kadar tartışılabilir ama benim değinmek istediğim çok daha başka bir konu.
İyisiyle kötüsüyle bir ürün denetleme sistemi geliştirildi ve halen kullanılmakta ama öyle görünüyor ki Microsoft hala dersini almamış. İlk kez 2002 de Windows XP ile ön plana çıkan aktivasyonu bizzat kendisi geliştirmiş olmasına rağmen bu “asla aksamaması gereken” teknoloji kullanıcıları bazen hiç de istemedikleri durumlara soktu. En güncelini hepiniz biliyorsunuzdur. Sürücü güncelleştirme ile Vista’nın kendi kendini deaktive etmesi gündeme geldi birden. Zaten etkinleştirme yapmış kullanıcı bunun tam tersini uyarı olarak alınca elbette şaşırır. Üstüne üstlük bir de “sınırlı kullanım” moduna geçen sistem insanı daha bir soğutur o anda. Microsoft bu hatanın sebebini araştırmak için kolları sıvadı. Belki de sürücülerden kaynaklanan bir hatadır ve MS suçsuzdur ama her ne olursa olsun bu ilk kez olmuyor. Hatta bu sefer meydana gelen bir öncekinin yanında solda sıfır kalıyor…
Çok iyi hatırlıyorum ki geride bıraktığımız yaz aylarında Microsoft’un başı aktivasyon ile yine ağarmıştı. Gerçekleşen olayı hepinizin gözleri önünde canlandırmak için detaylarıyla anlatacağım:
Microsoft’un aktivasyon kontrolü yapan sunucularında bir hata meydana gelmişti ve sunucular devre dışı kalmıştı. Bunda ne var düzeltsinler hemen diyebilirsiniz ama bit yeniği burada değil. Bu düzeltme süresi zarfında (yaklaşık 2-3 gün arası) bilgisayarına format atıp yeniden Windows kuran (XP ve sonrası tüm sürümler) veya yeni bir laptop/PC alan kişiler o kadar para sayıp ödedikleri yazılımın orijinalliğini kontrol ettirmek istediklerinde “sahte ürün” damgası aldılar. Sonra ne mi oldu, zinciri gerisini tahmin edebilirsiniz. Sahte ürün damgası alan kopyalar “sınırlı kullanım” moduna geçti sistem bir anlamda kullanılamaz hale geldi. Bu modda PC’nizi yeniden aktive etmek dışında pek fazla bir şey yapamazsınız. Düşünün bir seyahatte, evinizde veya işyerinizdesiniz, aktive etmeye çalışıyorsunuz ve sistem size resmen hakaret ediyor! Belki yetiştirmeniz gereken önemli bir işiniz var ya da tüm iş gidişatınız Windows tabanlı PC’ye bağlı. Hatta belki de alınmış bir yedeğiniz de yok ve geriye de dönemiyorsunuz. 2 gün böyle söylendiğinde kısa gelebilir ama seri bir tempo ile çalışan insanlar için 2 gün 2 yıla denktir. Bu süre zarfında mağdur olan yüzlerce belki binlerce insanın işleri aksadı veya başka alternatif maliyetlere katlanmak zorunda kaldılar.
İşte belki de hepinizin aklınızda oluşan sorulardan bazıları: Bir firmanın kendisinin geliştirdiği, bas bas reklamlarını yaptığı, hata verme oranının asla kabul edilemeyeceği, sistemin çalışması için olmazsa olmaz bir teknoloji de nasıl bir hata meydana gelebilir? Sunucu bozuksa nasıl olurda gelen talepler sahte olarak geri çevrilebilir? Yani bu hayati derecede önemli süreç böle “mantıksız” sonuçlar üreten bir sunucuya nasıl emanet edilir? Eğer bir çökme söz konusu olursa bunun sonucu önceden Microsoft mühendisleri tarafından kestirilemedi mi?
Bu soru zinciri uzayıp gider ama acı gerçek şu ki MS farkında olmadığı bir kullanıcı kitlesi var. Bu kitle satın aldıkları yazılımın böyle gereksiz ve güvenilir olmayan bir teknoloji tarafından kontrol edilmesinden hiç mi hiç hoşlanmıyor. Yazın gerçekleşen bu olaydan sonra bu kitleye yeni katılanlar olmuştur tahminimce. Bu teknoloji Microsoft’un imajını kötü zedeliyor fakat dikkatleri o kadar “ileriye” veya başka şeylere yoğunlaşmış ki bu durumun farkında bile değiller. Belki de olmak istemiyorlardır…
Şahsen ben bir Windows, daha spesifik olmam gerekirse Vista kullanıcısıyım. Benim başıma bahsettiğim iki olayda gelmedi. Şayet tersi olsaydı, benim başıma da gelseydi ve sonucunda büyük maliyetlere katlanmak zorunda kalsaydım MS ürünlerine ne kadar sıcak bakabilirdim bilmiyorum.
Şuan gündemdeki “sürücü güncellemesi sonrası deaktive olma” gördüğünüz gibi bahsettiğim olay yanında pek de önemli değil. Çünkü kullanıcıdan yeniden aktive edilmesi isteniyor ve bu yapıldığında yine sisteminiz eski durumuna dönüyor. Bu da olmasa bile çok kısa bir süre içinde Microsoft bunun sebebini bulup gerekli yamaları çıkaracaktır. Ama sunucularda meydana gelen olası bir hatanın nelere mal olabileceğini kimse tecrübe etmek istemez. Yaptığı başarılı ürünlerin şanını bu kadar acemi hatalarla gölgede bırakmaması gerekir böyle büyük bir firmanın.
Hiçbir Microsoft ürününü aktive etme gerekliliği olmadan kullanacağımız günlerin umuduyla, aktivasyon-hatasız günler :)
Microsoft, bahsettiğim IT-Firmaları arasında en çok göz önünde olanlardan ve eleştiriye tabi tutulanlardan. İyi bir düzen oturttu derken bazen öyle hatalarda yapıyor ki “bu kadarı da pes” dedirtebiliyor. Sanırım bu da “aşırı geleceğe odaklanma” diye tabir ettiğim durumdan kaynaklanıyor.
Aktivasyon (ürün etkinleştirme) desem sanırım en ateşli Microsoft taraftarlarının bile suratı asılır. Sonuçta para ödeyip orijinalini aldığınız bir şeyin ekstradan bir kontrole bir denetime tabi tutulması rahatsız edici bir durum. Elbette burada firmanın bunu yapmasındaki sebep anlayışla karşılanabilir ama yapmasından ziyade yapış şekli insanı rahatsız eder nitelikte. Aktivasyon şöyle haklıdır şöyle haksızdır diye sabaha kadar tartışılabilir ama benim değinmek istediğim çok daha başka bir konu.
İyisiyle kötüsüyle bir ürün denetleme sistemi geliştirildi ve halen kullanılmakta ama öyle görünüyor ki Microsoft hala dersini almamış. İlk kez 2002 de Windows XP ile ön plana çıkan aktivasyonu bizzat kendisi geliştirmiş olmasına rağmen bu “asla aksamaması gereken” teknoloji kullanıcıları bazen hiç de istemedikleri durumlara soktu. En güncelini hepiniz biliyorsunuzdur. Sürücü güncelleştirme ile Vista’nın kendi kendini deaktive etmesi gündeme geldi birden. Zaten etkinleştirme yapmış kullanıcı bunun tam tersini uyarı olarak alınca elbette şaşırır. Üstüne üstlük bir de “sınırlı kullanım” moduna geçen sistem insanı daha bir soğutur o anda. Microsoft bu hatanın sebebini araştırmak için kolları sıvadı. Belki de sürücülerden kaynaklanan bir hatadır ve MS suçsuzdur ama her ne olursa olsun bu ilk kez olmuyor. Hatta bu sefer meydana gelen bir öncekinin yanında solda sıfır kalıyor…
Çok iyi hatırlıyorum ki geride bıraktığımız yaz aylarında Microsoft’un başı aktivasyon ile yine ağarmıştı. Gerçekleşen olayı hepinizin gözleri önünde canlandırmak için detaylarıyla anlatacağım:
Microsoft’un aktivasyon kontrolü yapan sunucularında bir hata meydana gelmişti ve sunucular devre dışı kalmıştı. Bunda ne var düzeltsinler hemen diyebilirsiniz ama bit yeniği burada değil. Bu düzeltme süresi zarfında (yaklaşık 2-3 gün arası) bilgisayarına format atıp yeniden Windows kuran (XP ve sonrası tüm sürümler) veya yeni bir laptop/PC alan kişiler o kadar para sayıp ödedikleri yazılımın orijinalliğini kontrol ettirmek istediklerinde “sahte ürün” damgası aldılar. Sonra ne mi oldu, zinciri gerisini tahmin edebilirsiniz. Sahte ürün damgası alan kopyalar “sınırlı kullanım” moduna geçti sistem bir anlamda kullanılamaz hale geldi. Bu modda PC’nizi yeniden aktive etmek dışında pek fazla bir şey yapamazsınız. Düşünün bir seyahatte, evinizde veya işyerinizdesiniz, aktive etmeye çalışıyorsunuz ve sistem size resmen hakaret ediyor! Belki yetiştirmeniz gereken önemli bir işiniz var ya da tüm iş gidişatınız Windows tabanlı PC’ye bağlı. Hatta belki de alınmış bir yedeğiniz de yok ve geriye de dönemiyorsunuz. 2 gün böyle söylendiğinde kısa gelebilir ama seri bir tempo ile çalışan insanlar için 2 gün 2 yıla denktir. Bu süre zarfında mağdur olan yüzlerce belki binlerce insanın işleri aksadı veya başka alternatif maliyetlere katlanmak zorunda kaldılar.
İşte belki de hepinizin aklınızda oluşan sorulardan bazıları: Bir firmanın kendisinin geliştirdiği, bas bas reklamlarını yaptığı, hata verme oranının asla kabul edilemeyeceği, sistemin çalışması için olmazsa olmaz bir teknoloji de nasıl bir hata meydana gelebilir? Sunucu bozuksa nasıl olurda gelen talepler sahte olarak geri çevrilebilir? Yani bu hayati derecede önemli süreç böle “mantıksız” sonuçlar üreten bir sunucuya nasıl emanet edilir? Eğer bir çökme söz konusu olursa bunun sonucu önceden Microsoft mühendisleri tarafından kestirilemedi mi?
Bu soru zinciri uzayıp gider ama acı gerçek şu ki MS farkında olmadığı bir kullanıcı kitlesi var. Bu kitle satın aldıkları yazılımın böyle gereksiz ve güvenilir olmayan bir teknoloji tarafından kontrol edilmesinden hiç mi hiç hoşlanmıyor. Yazın gerçekleşen bu olaydan sonra bu kitleye yeni katılanlar olmuştur tahminimce. Bu teknoloji Microsoft’un imajını kötü zedeliyor fakat dikkatleri o kadar “ileriye” veya başka şeylere yoğunlaşmış ki bu durumun farkında bile değiller. Belki de olmak istemiyorlardır…
Şahsen ben bir Windows, daha spesifik olmam gerekirse Vista kullanıcısıyım. Benim başıma bahsettiğim iki olayda gelmedi. Şayet tersi olsaydı, benim başıma da gelseydi ve sonucunda büyük maliyetlere katlanmak zorunda kalsaydım MS ürünlerine ne kadar sıcak bakabilirdim bilmiyorum.
Şuan gündemdeki “sürücü güncellemesi sonrası deaktive olma” gördüğünüz gibi bahsettiğim olay yanında pek de önemli değil. Çünkü kullanıcıdan yeniden aktive edilmesi isteniyor ve bu yapıldığında yine sisteminiz eski durumuna dönüyor. Bu da olmasa bile çok kısa bir süre içinde Microsoft bunun sebebini bulup gerekli yamaları çıkaracaktır. Ama sunucularda meydana gelen olası bir hatanın nelere mal olabileceğini kimse tecrübe etmek istemez. Yaptığı başarılı ürünlerin şanını bu kadar acemi hatalarla gölgede bırakmaması gerekir böyle büyük bir firmanın.
Hiçbir Microsoft ürününü aktive etme gerekliliği olmadan kullanacağımız günlerin umuduyla, aktivasyon-hatasız günler :)
20 Ekim 2007
Vista aşağı Vista yukarı
Son günlerde hakkında sayısız yorumlar yapılan Windows Vista ile ilgili bazı düşüncelerimi belirtmek istedim. Ateşli bir Microsoft taraftarı değilim kesinlikle, ama bazı şeylere açıklık getirmek istiyorum.
Biraz geçmişe dönüp 2002 Windows XP çıkışını hatırlayalım. Betaları bile büyük bir heyecanla elde dolaşıyordu o zamanlar. Hele hele Windows 98’in o soğuk renkli arayüzünden sonra Windows XP görsel şölen gibi gelmişti. Nihai sürümün çıkış ile her zamanki süreç başladı. Hakkında sayısız olumlu/olumsuz eleştiri yapıldı ve belki de uzun bir süre kimsenin bilgisayarına kurulamadı. Ama olumsuz yönde eleştiren birçok kişi bile XP’nin NT tabanlı olmasının getirdiği stabilite ve güvenilirliliği inkâr edemedi. Çoğu kullanıcının yakınması Windows 98’in tabiri caizse “uçtuğu” bir sistemde XP’nin hantal kalması veya mevcut donanımlarda problem çıkarması idi. Özellikle de forumlarda harıl harıl tartışılan sürücü problemlerini hatırlamak gerekir :) Ki bu kişilerin arasında ben de vardım. Büyük bir hevesle makineme kurduğum Windows XP ses kartımla dayanılmaz bir biçimde çatışıyordu. Arayüz, sistem performansı ve stabilitesinden tamamen memnun olsam da ses kartımdan anlamlı bir uğultu bile çıkmıyordu. Buna rağmen sistemimi güncelleyene kadar XP kullanmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Çünkü bana Windows 98’in veremediği birçok şeyi sağlıyordu.
Gel zaman git zaman sistemimi yeniledim (bu sırada SP 1 bile çıktı düşünün artık) ve bahsettiğim ses sorunu tarihe karıştı. Bu süre zarfında ses kartım dışında Windows XP ile birkaç sorunum daha olmuştu ama hepsini nette biraz dedektiflik yaparak halletmiştim. Derken Servis Paketi 2 çıktı ve XP “yeniden doğdu”. Geliştirilmiş güvenlik özellikleri ve stabilite haç safhalara ulaşmıştı. Bu sıralarda “Longhorn” kod adıyla bir işletim sistemi akıllarımızda yer etmeye başladı. XP’nin halefi olacak olan bu sistemi elbette ben de çok merak etmiştim. Daha sonralarda Longhorn’un kaynak kodunun nete sızdığı öğrenilince Microsoft projeyi bir anlamda resetledi ve sıfırdan başladı. Dudak uçurtan birçok özellik duyuruldu ve işletim sistemine olan ilgi daha da arttı. İkinci bir gecikme sebebi olarak ise Microsoft’un sistemdeki bazı özellikleri devre dışı bırakmasıyla meydana geldi. Sebep olarak ise bu kadar fazla özelliği çıkış tarihine kadar yetiştirilemeyeceği söylendi. Zaman gittikçe daralıyor ve herkes sabırsızlıkla bu işletim sistemini bekliyordu. Nihai ismi olan Windows Vista lanse edildikten sonra ilk çıkan Beta 1 build 5112 sürümünü büyük bir heyecanla sistemime kurduğumu hatırlıyorum. O zamanki pek de hızlı olmayan sistemime kurulumu 1 saati almıştı :) Daha çok toydu diyebilirim Vista için, sistem her şeye aşırı yavaş tepki veriyordu ve bir türlü ayaklarının üstünde duramıyordu. Bundan sonra çıkan aylık betaları elimden geldikçe takip ettim, sınadım. Her beta bir öncekinden daha stabildi ve kullanması ayrı bir zevk veriyordu.
Nihai sürüm çıktı ve belki de ilk kullananlardan biri oldum. Nette yapılan uyumsuzluk, stabilite problemleri bende asla ortaya çıkmadı. Hatta sorunlarını yazan kullanıcılara hayret ediyordum nasıl böyle sorunlar çıkabilir diye.
Uzun bir süre boyunca firmaların ve eleştirmenlerin Vista ile ilgili olan tutumlarını gözlemledim. O zamanlarda “keşke öğrenmeseydim” dediğim gerçeği keşfettim. Bu gerçeği keşfetmeden kısa bir süre önce ise Linux’la çalışma fırsatım oldu. O zamanlar birden fazla işletim sistemini deneyip artılarını eksilerini karşılaştırıyordum.
Çok ses getirmiş Linux tabanlı sistemleri uzun süre kullandım. En azından hakkında objektif yorum yapacak kadar. Şuan sizlere Linux’la ilgili başımdan geçen ve hiç de keyifli olmayan birçok deneyimimi anlatabilirim. Ama biliyorum ki buna gerek yok. Çünkü başımdan geçen birkaç ufak başarısızlık yüzünden Linux gibi takdire şayan ve her şeyden önce “açık kaynak kodlu” bir yazılıma ver yansın yapmayacağım. Benim başıma gelenler benim sistemimle alakalı sorunlardır ve başkalarının PC’sinde meydana gelecek diye bir kaide, kural yoktur. Elbette göze çarpan ve mutlaka iyileştirilmesi gereken taraflar vardır ama bazı hatalar vardır ki deneyen kişinin birkaç bilgi kırıntısına muhtaçtır. Yani aslında biraz araştırma ve kıvraklık ile çözülebilir.
İşin birde şu yönü vardır ki buna değinemeden edemeyeceğim. Tüm işletim sistemleri için geçerli bir kural vardır: “İşletim sistemi donanıma uymak zorunda değildir, donanım işletim sistemine uymak zorundadır. İşletim sisteminin görevi sadece yazılım ile donanım arasından bir köprü, ara platform oluşturmaktır”. Bunu ister Windows sistemleri için ister Linux için uyarlayın. Mac OS X’i de unutmuyorum, ama onu bu kategoriye sokmak mantıksız olur çünkü Apple bizzat donanımı da yazılımı da kendisi üretiyor. Uyumsuzluk gibi bir durum söz konusu zaten olamaz.
Gelelim Windows ve Linux’a. En basit şekliyle şöyle ifade edeyim: bu iki sistemde dünyanın her tarafındaki milyonlarca PC konfigürasyonu ile uyumlu olmak mı zorundadır? Sizce bu adil mi? Kesinlikle hayır. Bu konuda bir yerden sonra iş donanım ve yazılım firmalarının hantallığı/çevikliğine bağlıdır. Windows’un dünyadaki birçok PC’de yüklü olduğunu işe katsak bile bu durum geçerli. Milyonlarca konfigürasyonda hiçbir sorun çıkarmaksızın çalışmak zorunda değildir Windows. Benim Linux’la yaşadığım birkaç kötü deneyimim varsa da bunları asla tüm PC dünyasına mal etmem. Milyonların içinde birkaç sistemde hata oldu diye hiçbir işletim sistemi ya da hiçbir program ağır eleştirilere tabi tutulmamalı. Eğer bir eleştiri yapılacaksa bu mümkün mertebe objektif olmalı.
İşte tüm bu anlattıklarım şuan Vista’nın başına gelen durumdur. Büyük bir naiflik yapıp da Vista mükemmeldir demeyeceğim, çünkü cidden değil ama şöyle bir gerçek var ki mükemmel olmak zorunda değil ve olamazda. İnsan zekâsı ile meydana gelmiş bir şey mükemmel olamaz. Ancak ona yaklaşmaya çalışır o kadar. Sisteminize yüklersiniz, kullanırsınız. Sonuç ise basittir: Ya beğenirsiniz ya da silip eski sisteminize dönersiniz. Yalnız başınıza gelen birkaç ufak deneyimi bütün PC âlemine atfetmenin hiçbir yanı kabul edilebilir değildir.
Hem Windows’u hem Linux’u hem de Mac OS X’i istedikçe ve istediğiniz kadar kullanmanız dileğiyle…
Biraz geçmişe dönüp 2002 Windows XP çıkışını hatırlayalım. Betaları bile büyük bir heyecanla elde dolaşıyordu o zamanlar. Hele hele Windows 98’in o soğuk renkli arayüzünden sonra Windows XP görsel şölen gibi gelmişti. Nihai sürümün çıkış ile her zamanki süreç başladı. Hakkında sayısız olumlu/olumsuz eleştiri yapıldı ve belki de uzun bir süre kimsenin bilgisayarına kurulamadı. Ama olumsuz yönde eleştiren birçok kişi bile XP’nin NT tabanlı olmasının getirdiği stabilite ve güvenilirliliği inkâr edemedi. Çoğu kullanıcının yakınması Windows 98’in tabiri caizse “uçtuğu” bir sistemde XP’nin hantal kalması veya mevcut donanımlarda problem çıkarması idi. Özellikle de forumlarda harıl harıl tartışılan sürücü problemlerini hatırlamak gerekir :) Ki bu kişilerin arasında ben de vardım. Büyük bir hevesle makineme kurduğum Windows XP ses kartımla dayanılmaz bir biçimde çatışıyordu. Arayüz, sistem performansı ve stabilitesinden tamamen memnun olsam da ses kartımdan anlamlı bir uğultu bile çıkmıyordu. Buna rağmen sistemimi güncelleyene kadar XP kullanmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Çünkü bana Windows 98’in veremediği birçok şeyi sağlıyordu.
Gel zaman git zaman sistemimi yeniledim (bu sırada SP 1 bile çıktı düşünün artık) ve bahsettiğim ses sorunu tarihe karıştı. Bu süre zarfında ses kartım dışında Windows XP ile birkaç sorunum daha olmuştu ama hepsini nette biraz dedektiflik yaparak halletmiştim. Derken Servis Paketi 2 çıktı ve XP “yeniden doğdu”. Geliştirilmiş güvenlik özellikleri ve stabilite haç safhalara ulaşmıştı. Bu sıralarda “Longhorn” kod adıyla bir işletim sistemi akıllarımızda yer etmeye başladı. XP’nin halefi olacak olan bu sistemi elbette ben de çok merak etmiştim. Daha sonralarda Longhorn’un kaynak kodunun nete sızdığı öğrenilince Microsoft projeyi bir anlamda resetledi ve sıfırdan başladı. Dudak uçurtan birçok özellik duyuruldu ve işletim sistemine olan ilgi daha da arttı. İkinci bir gecikme sebebi olarak ise Microsoft’un sistemdeki bazı özellikleri devre dışı bırakmasıyla meydana geldi. Sebep olarak ise bu kadar fazla özelliği çıkış tarihine kadar yetiştirilemeyeceği söylendi. Zaman gittikçe daralıyor ve herkes sabırsızlıkla bu işletim sistemini bekliyordu. Nihai ismi olan Windows Vista lanse edildikten sonra ilk çıkan Beta 1 build 5112 sürümünü büyük bir heyecanla sistemime kurduğumu hatırlıyorum. O zamanki pek de hızlı olmayan sistemime kurulumu 1 saati almıştı :) Daha çok toydu diyebilirim Vista için, sistem her şeye aşırı yavaş tepki veriyordu ve bir türlü ayaklarının üstünde duramıyordu. Bundan sonra çıkan aylık betaları elimden geldikçe takip ettim, sınadım. Her beta bir öncekinden daha stabildi ve kullanması ayrı bir zevk veriyordu.
Nihai sürüm çıktı ve belki de ilk kullananlardan biri oldum. Nette yapılan uyumsuzluk, stabilite problemleri bende asla ortaya çıkmadı. Hatta sorunlarını yazan kullanıcılara hayret ediyordum nasıl böyle sorunlar çıkabilir diye.
Uzun bir süre boyunca firmaların ve eleştirmenlerin Vista ile ilgili olan tutumlarını gözlemledim. O zamanlarda “keşke öğrenmeseydim” dediğim gerçeği keşfettim. Bu gerçeği keşfetmeden kısa bir süre önce ise Linux’la çalışma fırsatım oldu. O zamanlar birden fazla işletim sistemini deneyip artılarını eksilerini karşılaştırıyordum.
Çok ses getirmiş Linux tabanlı sistemleri uzun süre kullandım. En azından hakkında objektif yorum yapacak kadar. Şuan sizlere Linux’la ilgili başımdan geçen ve hiç de keyifli olmayan birçok deneyimimi anlatabilirim. Ama biliyorum ki buna gerek yok. Çünkü başımdan geçen birkaç ufak başarısızlık yüzünden Linux gibi takdire şayan ve her şeyden önce “açık kaynak kodlu” bir yazılıma ver yansın yapmayacağım. Benim başıma gelenler benim sistemimle alakalı sorunlardır ve başkalarının PC’sinde meydana gelecek diye bir kaide, kural yoktur. Elbette göze çarpan ve mutlaka iyileştirilmesi gereken taraflar vardır ama bazı hatalar vardır ki deneyen kişinin birkaç bilgi kırıntısına muhtaçtır. Yani aslında biraz araştırma ve kıvraklık ile çözülebilir.
İşin birde şu yönü vardır ki buna değinemeden edemeyeceğim. Tüm işletim sistemleri için geçerli bir kural vardır: “İşletim sistemi donanıma uymak zorunda değildir, donanım işletim sistemine uymak zorundadır. İşletim sisteminin görevi sadece yazılım ile donanım arasından bir köprü, ara platform oluşturmaktır”. Bunu ister Windows sistemleri için ister Linux için uyarlayın. Mac OS X’i de unutmuyorum, ama onu bu kategoriye sokmak mantıksız olur çünkü Apple bizzat donanımı da yazılımı da kendisi üretiyor. Uyumsuzluk gibi bir durum söz konusu zaten olamaz.
Gelelim Windows ve Linux’a. En basit şekliyle şöyle ifade edeyim: bu iki sistemde dünyanın her tarafındaki milyonlarca PC konfigürasyonu ile uyumlu olmak mı zorundadır? Sizce bu adil mi? Kesinlikle hayır. Bu konuda bir yerden sonra iş donanım ve yazılım firmalarının hantallığı/çevikliğine bağlıdır. Windows’un dünyadaki birçok PC’de yüklü olduğunu işe katsak bile bu durum geçerli. Milyonlarca konfigürasyonda hiçbir sorun çıkarmaksızın çalışmak zorunda değildir Windows. Benim Linux’la yaşadığım birkaç kötü deneyimim varsa da bunları asla tüm PC dünyasına mal etmem. Milyonların içinde birkaç sistemde hata oldu diye hiçbir işletim sistemi ya da hiçbir program ağır eleştirilere tabi tutulmamalı. Eğer bir eleştiri yapılacaksa bu mümkün mertebe objektif olmalı.
İşte tüm bu anlattıklarım şuan Vista’nın başına gelen durumdur. Büyük bir naiflik yapıp da Vista mükemmeldir demeyeceğim, çünkü cidden değil ama şöyle bir gerçek var ki mükemmel olmak zorunda değil ve olamazda. İnsan zekâsı ile meydana gelmiş bir şey mükemmel olamaz. Ancak ona yaklaşmaya çalışır o kadar. Sisteminize yüklersiniz, kullanırsınız. Sonuç ise basittir: Ya beğenirsiniz ya da silip eski sisteminize dönersiniz. Yalnız başınıza gelen birkaç ufak deneyimi bütün PC âlemine atfetmenin hiçbir yanı kabul edilebilir değildir.
Hem Windows’u hem Linux’u hem de Mac OS X’i istedikçe ve istediğiniz kadar kullanmanız dileğiyle…
|
|
||
|
|
![]() |
|
![]() |
||
HALİL MOLLAOĞLU
Halil Mollaoğlu önceki yazılar:
- Windows 7, 8, … derken Midori
- Need for Speed "temellerine" geri dönüyor
- Güncellemek güzeldir, güncelleyelim
- Dokümanları açmadan izlemek
- Yeniden hoş geldin kırmızı tilki
- Firefox 3 RC1 izlenimleri
- Bir işletim sistemi nasıl geliştirilir?
- Windows 7 seneye çıkacakmış mış…
- Windows Vista Service Pack 1 izlenimleri -2-
- Windows Vista Service Pack 1 izlenimleri -1-
Halil Mollaoğlu-Arşiv
- 2008 Ağustos
- 2008 Temmuz
- 2008 Haziran
- 2008 Mayıs
- 2008 Nisan
- 2008 Mart
- 2008 Şubat
- 2008 Ocak
- 2007 Aralık
- 2007 Kasım
- 2007 Ekim
CHIP Online'da Bugün
Son Eklenen Haberler ve Makaleler
- Samsung'dan i900 OMNIA ve i-8510 INNOV8
- Project Origin: Korku saatleri devam ediyor
- Motorola ZN4 ve VU30: Resimler sızdı
- Youtube'dan en sonunda resmi bir açıklama
- Mac-Klonu Psystar, Apple'ı vurmaya hazır
- DirectX 11:Beta sürümü çok uzakta değil
- NASA uzaya çıkan virüsü doğruladı
- Mozilla herkesi Firefox 3'e davet ediyor
- Her yönden koruma: PC'niz için C vitamini
- Özel dosya: En iyi Firefox duvar kağıtları
Günün Tam Sürüm Programı
Her gün tam sürüm bir yazılım
CHIP Online ve GiveAwayOfTheDay işbirliği ile, her gün ücretsiz bir tam sürüm yazılımınız var! Bugünün ücretsiz tam sürüm yazılımını indirmek için aşağıdaki Hemen İndirin'e tıklayın.
En Çok Okunan Haberler
Bu haftanın en çok okunan haberleri
- 1Google ile sitelerin şifreleri kırılabiliyor
- 2Türk sanal çetede dünyanın en iyi 2. hacker'ı
- 3YouTube açıldı mı?
- 4BİRİ: Koç.net'ten Türk Telekom'a yeni rakip
- 5gOS: Karşınızda "iyi işletim sistemi"
- 6YouTube açıldı… Pardon, açılmamış!
- 7Yerli: Crysis'i geliştirmek pahalıya patladı
- 8Eski bilgisayarlar umut oluyor
- 9Microsoft, XP Pro için korsan avına çıktı
- 10Netbook'ların "kim daha ucuz" savaşı
En Çok Okunan Makaleler
Bu haftanın en çok okunan makaleleri
- 1Süper tarayıcıların savaşı:IE, Firefox, Opera
- 2A'dan Z'ye NOD32 Antivirus
- 3Adım adım: Windows Movie Maker 2
- 48 megapiksellik fotoğraf canavarı cep testte
- 5Efsane hacker Mitnick ile çok özel röportaj
- 6GC 2008:Diablo 3, Sims 3, PES 2009 ve fazlası
- 7Donanım dünyasının en büyük 10 fiyaskosu
- 8Intel ve AMD: Çekirdeklerin savaşı
- 9Windows görünümlü işletim sistemleri
- 10Çarpıcı analiz: İnternetin karanlık yüzü...
CHIP Online-Galeri
Galeriler, Ürünler ve Duvarkağıtları
İnce zekayla hazırlanan en yaratıcı reklamlar CHIP Online farkıyla bu galerimizde...
Okur Haberleri
Üyelerimizin gönderdiği Teknoloji Haberleri
- Nikon D-SLR D90 i orta format ailesine ekledi.
- Canon yeni Eos 50 D ve tele zom lensini lanse etti
- kol saati cep telefonu
- ZyWALL USG Teknolojisi
- Dünyayı soyan sanal Türk çete çökertildi
- Phelps'in sitesinde Türk hacker savaşı
- Anadolu medeniyetlerine 3D bakış
- HP Mini-Note Eylül'de Türkiye'de
- online browser game!
- Engellenen Siteler icin Bir Boykot Daha
CHIP Dergisi: Eylül 2008

















