Donanım Kategorisi
O devasa bloktan kurtulma vakti geldi
Bugün yayımladığımız
Dell XPS One haberi eminim çoğunuzun dikkatini çekmiştir. Zira PC kullanıcıları olarak görmeye alıştığımız o devasa blok ortadan kaybolmuştu. Tasarım olarak pek de fena gözükmeyen bu sistem hakkında yapılabilecek birçok yorum var. Hatta bunların hangileri olduğu (birileri Mac mi dedi?) şu an aklınızdan geçiyordur umarım. Ama ben işin o kısmına laf yetiştirmeye gerek duymadan farklı bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Her şeyi sürükle ve bırak
Geçen haftalarda CeBIT’te tanıtılan ve merakla beklenen (beklediğim) Surface teknolojisini iş başında görmek eminim herkesi büyülemiştir. Zira dokunmatik kavramı bir üst seviyeye taşınmıştı ve genellikle her şeyi kopyalamakla suçlanan Microsoft bu sefer alnının akıyla işin içinden sıyrılmıştı. Dokunmatik cihaz kavramı elbette yeni bir şey değil, fakat yüzeyini dokunmatik bir masanın kapladığı masanın içine bir PC’yi yerleştirmek tamamen yeni kavramlar. İş burada sadece “dokunmatik” sloganını cihaza eklemekten ziyade uygulama alanı geniş ve cidden yararlı olabilecek ve geliştirilmeye açık bir platform oluşturmaktı ve bence tam olarak bu da gerçekleşti.
Son durum 1:0, kazanan Blu-ray!
Uzun süredir tartışılan ve bir türlü sonu gelmeyecek gibi gözüken format savaşı nihayet sona erdi. Şahsen benim beklediğimden çok daha erken gerçekleşti bu mutlak son. Bir önceki DVD kavgasını göz önünde bulundurursak bu savaş pek de uzun sayılmazdı. Sonuç bakımından birbirleri ile karşılaştırıldığında da farklı durumlar ortaya çıkıyor. +/- DVD format kavgası, her iki formatı da destekleyen yazıcı/okuyucuların piyasaya çıkması ile sona ermişti ki, bence iki DVD formatının birbirinden farklı olan yönlerini karşılaştırırsak (bence hiç de farklı değiller) bu sonuç, savaşın muhtevası gereği uygun bir sondu.
Evet, çok ince, anladık. Peki sonra?
Her şey aslında ilk olarak Apple’ın Intel mimarisine geçişi ile başladı. Daha öncesinde teknolojide hiç de ufak çapta olmayan yenilikler yaratarak gözlerimizi kamaştırırdı hep. Fare, klavye ve grafiksel kullanıcı arabirimi terimlerini teknoloji dünyasına katan firmaydı. Attığı her adım ve gerçekleştirdiği her devrim bizi büyülerdi neredeyse… Hep farklı bir yanı vardı rakiplerinden. Mesela asla kopya çekmezdi, tam tersine kopya edilirdi… Ürettiği yazılımlar ve donanımlarla hep göz kamaştırırdı… dı di ….
Donanımların geleceğine dair kısa bir ön sezi.
Teknolojinin hızına yetişmek son birkaç senedir imkânsız hale geldi. Daha bir teknoloji oturmamışken halefinin dedikoduları yapılmaya başlıyor. Bitmek bilmez yenilikler derken satın aldığınız teknoloji satın alma anında eskiyor. Eve gelip nette araştırma yaptığınızda daha iyi bir alternatif bulur hale geliyorsunuz. Tabi şunu unutmamak gerekir: Bir şeyin yenisi çıktığında eskisinin hızı düşmez ya da işe yaramaz hale gelmez. En fazla bir miktar içiniz sızlar o kadar. Bazen insanlar şu yanılgıya düşüyor. Mesela bir işlemci alıyorlar ve birkaç gün sonra yeni modeli çıkıyor o işlemcinin. Sanki aldıkları işlemci birden yerlerde sürünen performans göstermeye başlamış gibi “keşke bunun alsaydım” derler. Hâlbuki burada durum sadece “her zaman daha iyisini isteme” zaafımızdan ibarettir. Var olanla yetinmek yerine hep bir üstünü daha fazlasını isteriz. Aldığımız işlemci ne eskimiştir ne de performansı birden düşmüştür. O hala hızlı bir işlemcidir. Sadece bir üst modeli çıkmıştır o kadar. Ki teknolojiye objektif bakmayı bilenler şunun farkındadır: Teknolojide en yüksek fiyatlısı/en yenisi her zaman en iyisi demek değildir. En "tuzlu" modeller her zaman en iyi performans verenler değildir.