Tom Clancy's Ghost Recon: Breakpoint İncelemesi

Görünen o ki Ubisoft, tüm oyunlarından en iyi yönleri bir araya getirmek isterken, bir Ghost Recon oyunu yaptığını unutmuş!

Uzun süredir beklenen bir AAA oyun piyasaya çıktığı zaman, özellikle de popüler bir IP'nin devamı niteliğindeyse hızlıca bir inceleme yapmaktan kaçınıyoruz. Çünkü bu tür oyunların bazılarının ilk çıkışında hatırı sayılır buglarla birlikte gelmesi kaçınılmaz oluyor. Bunların çoğu da kısa süre içinde gelen güncellemeler ile düzeldiği için bu hatalardan dolayı oyunlara negatif bakmak istemiyoruz. İşte tam da bu yüzden Ghost Recon: Breakpoint'in incelemesini yazmak için hatırı sayılır bir süre bekledik. Bu süre içinde epey de oynadık elbette. En son güncellemeden sonra Ubisoft'un kendisinin bile kabul ettiği bazı aksaklıklar hariç çoğu hatanın giderildiğini söyleyebiliriz. Şimdi isterseniz buglara odaklanmayı bir kenara bırakıp oyunun gerçekte nasıl olduğuna bir bakalım.

Aslına bakarsanız Tom Clancy için oyun dünyasında zamanla çok fazla kola ayrılmış oldukça popüler bir marka dersek sanırız yanlış olmaz. Splinter Cell'den Rainbow Six'e ve Ghost Recon'a kadar birçok seri yıllar boyunca oyunseverleri mutlu etmeyi başardı. Şimdi ise Ghost Recon serisinde Wildlands'in devamı olarak karşımıza çıkıyor. Gerçekten müthiş bir oyun olan Wildlands çıtayı oldukça yükselttiği için bu durum Breakpoint üzerindeki beklentileri de ister istemez artırmıştı elbette. Peki yeni Ghost Recon: Breakpoint bu beklentileri ne kadar karşılayabildi?

Wildlands'de kaldığımız yerden devam!

Ghost Recon: Breakpoint, Nomad ve Walker'ın hikayesini devam ettiriyor. Dolayısıyla eğer Wildlands'i oynamadıysanız bu ikili arasındaki ilişki konusunda sadece flashback'ler ile anlatılan hikaye ile sınırlı kalıyorsunuz ve bir çok şey havada kalıyor. Dolayısıyla imkanınız varsa biz bir önceki oyunu da oynayın deriz. Daha önceki oyuna sahip olmayanlar ya da oynamak istemeyenler için ise kısaca özet geçelim. Walker, CIA tarafından ihanete uğradığını düşündüğü için görevinden ayrılıp Sentinel adındaki özel bir askeri birliğe geçiyor ve oranın komutanı oluyor. Bu birlik ise ütopik bir topluluk oluşturmak için seçilmiş Aurora adasındaki Skell Tech şirketi tarafından kurulmuş.

Sözde, hastalıklardan, yoksulluk, açlık ve nefretten arındırılmış bir cennet olması gereken Aurora'da elbette işler yolunda gitmiyor. Skell Tech'in Sentinel'i ve onların savaş teknolojilerinin yarattığı inanılmaz derecede güçlü ve ölümcül drone orduları adaya giden bir gemiyi batırınca iş başa düşüyor. Nomad ve onun Ghost'ları devreye giriyor ve bu olayı çözmek için adaya doğru helikopterlerle yola çıkıyorlar. Elbette çok geçmeden gemi ile aynı akıbete uğruyorlar ve yüzlerce minik drone tarafından saldırıya uğrayan tüm helicopterler düşüyor. Kahramanımız bu kazadan kurtuluyor ve oyun işte tam da burada başlıyor.

Artık güvenebileceğiniz bir takımınız yok

Durumdan da anlaşılabileceği gibi Breakpoint'te tek başımıza takılıyoruz. Ne yazık ki Wildlands'te oyunun eğlence düzeyini artıran ve işleri oldukça kolaylaştıran takımımız burada yok. Onun yerine drone'larınızı kullanmanız gerekiyor. Üstelik düşmanınızı drone ile de işaretleyemiyorsunuz. Drone'u gönderdikten sonra bunu kendi dürbününüzden yapmanız gerekiyor ki bu da tam bir eziyet. Ubisoft'un daha önce doğru yapıp sonradan bozduğu tek şey bu değil elbette.

Ghost Recon değil de sanki tropik adada geçen Division

Ghost Recon Breakpoint, size bir mağarada konuçlandırılmış bir nevi üs sunuyor. Burada ana ve ek yan görevler ile ilgili bilgiler alabileceğiniz NPC'ler, silah ve ekipman satın alabileceğiniz bir dükkan ve Ghost War ismindeki multiplayer bölümlere katılmak için bir de lobi bulunuyor. Ubisoft sanki tüm oyunlarındaki güzel detayları biraraya getirmeye çalışmış ancak bazıları fazla kaçmış ve Ghost Recon'u bir nevi Division'a dönüştürmüş. Daha önceki Wildlands'in kendine özgü kimliği bir kenara atılmış. Sanki oyun bir Ghost Recon oyunu değil de tropik bir adada geçen Division gibi duruyor. Açıkcası biz Ubisoft'un neden Wildlands üzerine kurulu bir oyun yapmaktansa tüm güzel mekanikleri bir kenara bıraktığına bir anlam veremedik. Division oynamak istesek Ghost Recon almazdık.

Ubisoft'un kullanıcı arabirimine el atması lazım

Breakpoint'te görevlerin yer aldığı ekranın da biraz sıradışı olduğunu söylememiz gerekiyor. Harita gibi her yöne kaydırılabilir ana ve yan görevlerin olduğu ekran ilk başlarda biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Ancak tek seferde 3 farklı görevi birden seçebiliyor olmak ise iyi bir geliştirme olmuş. Bu detaylar ekrandan açıkken mini haritayı da sayarsak birlikte çok fazla yer kaplamasa daha iyi olabilirdi. Oynarken bunları kapatmanız gerekiyor ki bu durumda haritayı da kaybediyorsunuz. Ekranda yer alan detayların çokluğu ana haritayı açtığınızda da sorun olabiliyor. Harita o kadar dolu ve detaya boğulmuş durumda ki görevinizin hangisi olduğu ve ne tarafa doğru gitmeniz konusunda ilk etapta bocalayabiliyorsunuz. Çoğu ana ve yan görevin rengi birbirine çok yakın seçildiği için ne nerede biraz karışabiliyor. Hatta çoğu zaman oyun sırasında harita kapalıyken sıklıkla yanlış renge doğru da yönelebiliyorsunuz.

Keşke Wildlands mekanikleri olduğu gibi korunsaymış

Oyun içi mekaniklere gelirsek; siper sisteminin de çok iyi çalışmadığını söymemiz gerekiyor. Yamalarla biraz düzeltilmiş olsa da yine de siperdeyken birini vurmak çok zor oluyor. Siper her seferinde hedefin bir kısmını görmenizi engelliyor ve biraz daha kenara kayayım dediğinizde bir anda kendinizi siperden çıkmış olarak bulabiliyorsunuz. Bu noktada insan Gears of War'daki sizi sipere kitleyen sistemi özlemiyor değil :) Oyundaki bug'lardan çok bahsetmek istemiyoruz çünkü bunların çoğu düzeldi kalanlar da kısa bir süre içinde düzelecektir. Ancak bilerek değiştirilmiş bazı oyun mekanikleri var ki bunlardaki sorunlar çok kabul edilebilir değil. Örneğin Ubisoft'un yıllar öncesinde oluşturduğu detaylı silah kişiselleştirme sisteminin bugün bu kadar basitleştirilmiş olması da pek kabul edilebilir değil.

Ghost Recon Breakpoint'in karakter kişiselleştirme sisteminde de değişikliğe gidilmiş. Yeni başlayanlar için teçhizat skoru olarak çevirebileceğimiz değer de yine Ubisoft'un başka oyunlarından sisteme dahil edilmiş. Bu değer silahlardan kıyafetlere kadar üzerinizdeki teçhizatın bir özetini oluşturuyor. Bu teçhizat kendi içinde de beyaz,yeşil, mavi, mor ve yeşil olarak da seviyelere ayrılmış durumda. Envanterinizde 300 puanlık eşya taşıyabiliyorsunuz. Bir silahın 1 puan olduğunu düşündüğünüzde aslında epey rahatız. Yine de kullanmadıklarınızı kredi için satabiliyor ya da başka teçhizatlar craft etmek için parçalayabiliyorsunuz.

Sentinel'lere karşı sınıfınızı doğru seçin

Yetenek ağacına gelirsek; oyun içinde Assault, Panther, Sharpshooter ve Medic olmak üzere 4 tane sınıf var ve elbette hepsinin kendine has özellikleri bulunuyor. Örneğin Assault, yanında gaz bombası taşıyabiliyor ve öldürdüğünüz her düşman ile karakteriniz iyileşebiliyor. Medic, ismi üzerinde çatışma alanına ilk yardım taşıyabiliyor ve bir iyileştirme drone'una sahip. Panther sınıfının sahip olduğu görünmezlik spreyi drone'lardan 1 dakika boyunca kaçabilmenizi sağlıyor. Son olarak Sharpshooter ise uzun menzilli zırh deliciler ile özellikle korkutucu mekanize robotlara karşı size büyük bir avantaj sağlıyor.  Yetenek ağacında elde edeceğiniz özellikler arasından bazılarını kullanmak için seçmeniz gerekiyor ve aynı anda sadece 3 tanesini seçebileceğiniz için bu konuda dikkatli olmanızda da fayda var.

Kamp kurun helicopter ayağınıza gelsin!

Eksik ekipman ve silahları tamamlamak ya da yardımcı araçları almak için elbette her seferinde ana üsse dönmeniz gerekmiyor. Haritanın çeşitli yerlerine dağıltılmış kamplarda hem bu ihtiyaçlarınızı hem de crafting gibi işleri karşılayabiliyorsunuz. Bu kamp noktalarını oyun içinde konuştuğunuz çeşitli NPC'lerden öğrenmeniz mümkün. Kampları hızlı transfer noktası olarak da kullanabildiğiniz için bu noktalardan ne kadar çoğunu açarsanız sizin için o kadar iyi olacaktır. Açıkcası biz bu kampları ağırlıklı olarak garajdan araç almak için kullandık. Hatta yeteri kadar kredi topladıysanız bizim tavsiyemiz ilk etapta bir saldırı helikopteri almanız olacaktır. Daha sonrasında neredeyse sadece bunu kullandığınızı fark edeceksiniz.

Grafiklere laf eden çarpılır!

İncelemenin başından beri çok fazla negatif şeyden bahsetmiş olabiliriz. Ancak oyun içinde pozitif yönde bundan çok daha fazlası yer alıyor. İlk olarak Breakpoint'in adası Aurora tek kelime ile mükemmel görünüyor. Doğası ile çok zengin bir şekilde tasarlanmış. Ormanın üstüne inen sisin arkasından parlayan güneş ve şelaleler ile Ubisoft, muhteşem bir doğa yaratmayı başarmış. Konuşmalardaki ufak tefek eşleme sorunlarını saymazsak ara sahnelerde de muhteşem bir iş çıkarıldığını söylememiz gerekiyor.

Sonuç

Bu yazdıklarımızdan dolayı oyunu sevmediğimizi düşünebilirsiniz. Ancak bu doğru değil. Evet belki Breakpoint, Ubisoft'un da kabul ettiği üzere yanlış planlanmış bir oyun olabilir ve Ghost Recon fanatikleri tepkilerinde tamamen haklılar. Ancak herhangi bir oyun olarak bakıldığında özellikle de yamalardan sonra oynadığımız her dakikadan büyük zevk aldığımızı söyleyebiliriz. Ghost Recon Breakpoint temelinde gayet doyurucu bir deneyim sunuyor. Mükemmel olmaktan tamamen uzak olabilir ama eğlence konusunda aynı şeyi söyleyemeyiz. Bizce bir Ghost Recon oyunu olarak değil de hibrit bir Ubisoft oyunu olarak düşünüp gayet de zevkle bitirilebilir bir oyun olmuş. Hemen almayacak olsanız bile zaman içinde ilk indirimde mutlaka edinin. O zamana kadar kalan buglar da düzeltilmiş olur zaten.

65

Yapım: Ubisoft
Dağıtım: Ubisoft
Tür: Açık dünya, FPS
Platform: XONE, PS4, PC
Web: https://ghost-recon.ubisoft.com/game/en-us/

Sonraki Haber

Forum