Barış Bulut

Televizyon'un Yeni Nesil Uzantısı: WEB TV

Giderek yaygınlaşan premium içerikli WEB TV ürünlerine teknoloji ve rekabet açılarından bakan bir yazı

Hızların artmasıyla birlikte İnternet'in sadece kullanıcı tarafından üretilmiş kısa metrajlı ve düşük görüntü kalitesindeki içerikler için değil, telif hakkıyla gelen uzun video içerikler için de tercih edilen bir dağıtım yolu olarak kullanılması yöntemi - yani WEB TV - oldukça yaygınlaştı.  Ülkemizde bu hizmeti sunan ana sağlayıcılara baktığımızda ilginç bilgiler ortaya çıkmakta.

Türkiye'de uzun bir süre boyunca çevirmeli ağ (dial-up network) teknolojisi kullanıldı.  Ardından DSL teknolojisine geçildi.  Zamanla fiyatların da makul seviyeye çekilip orada tutulması, paralelinde hızın katlanarak artması sayesinde, video görüntülerini giderek artan kalitelerde izleyebilir olduk. 

Online olarak video içeriğini seyredilebileceğimiz, kullanıcı tarafından üretilen (user-generated) nispeten kısa metrajlı içeriklerin yer aldığı siteler sayesinde trafikler çokça arttı, içeriğin barındırıldığı noktalar yurtdışında merkezlendiği için de uluslararası veri transmisyon kapasitesinin büyük oranda kullanımınına bu trafik sebebiyet verdi.


Kullanıcı tarafından üretilmiş içerik dışında, daha büyük üretim maliyetleri ve telif hakları olan, daha yüksek içerik ve görüntü kalitesine sahip içerik de İnternet'te yerini almaya başladı.  Bir açıdan standart televizyonun uzantısı olan, ama İnternet'in olduğu yerde istenildiği zaman ve yerden takip edilebilen, seçip beğenilip alınıp tüketilebilen içerikler türedi.  Bu yazıda, WEB TV olarak nitelenen bu içerik sunumunu yapan online sitelerden, Türkiye'de içerik ve pazar yönünden ön plana çıkan 4 tanesini analiz edeceğiz. 

WEB TV konseptindeki temel bileşenleri içerik, içerik yönetimi, içerik dağıtımı ve içerik gösterimi başlıkları altında Tablo 1'deki gibi ayrıştırmak mümkündür.

Ülkemizde pazara baktığımızda görebileceğimiz 4 ana WEB TV sitesini alfabetik sıraya göre DigiturkWebTV (www.digiturkwebtv.com.tr), İsteİzle (www.isteizle.com), SuperPlay (www.superonline.com/superplay) ve Tivibu (www.tivibu.com.tr) olarak listelemek mümkündür.  Şu ana dek toplamda çeyrek milyon civarı abone yakalamış olan bu ürünlere ait bazı değerlendirmeler Tablo 2'de listelenmiştir.

Bazı arkaplan ayrıntıların dışında, kullanıcıyı doğrudan etkileyen özelliklerin incelemesini Tablo 3'tedir.  

 



Yorumlar ve Sonuç:


  • İnternet'te çoğu zaman telif hakkı ihlalleri yapan farklı alternatifler üzerinden video içerik izlemek mümkünken, bu yazıda analiz edilen siteler üzerinden oldukça makul ücretler karşılığında canlı dizi, futbol maçı gibi "premium" içeriklerin kaliteli ve yasal olarak seyredilebiliyor olmasını iyi bir gelişme olarak değerlendirmek mümkün.
  • Değişken İnternet hızına uyum sağlayabilecek şekilde veri aktarım hızını ayarlayabilen altyapıların, görüntü akışını kesmeden o anda sağlanabilen bant genişliğine adapte olmaları açısından diğerlerine göre avantajı vardır. Video izlerken geçen veri miktarı, görüntünün veri hızı ve izleme süresi ile doğru orantılıdır.  Sınırlı kotalı İnternet kullanan abonelerin video izlerken buna dikkat etmesi gerekmekte, zira 4GB kotalı paketlerde 9,25 TL/GB, 6 GB kotalı paketlerde ise 8,32 TL/GB kota aşım bedeli alınmakta.  Tablo 4'te sözkonusu veri miktarları özetlenmiştir.



  • Oynatıcı Windows tabanlıysa, Windows Media Player'ın mutlaka yasal (lisanslı) olması gerekiyor.  Flash veya Silverlight gereken durumlarda ise bu yazılımların bilgisayarda yüklü olması şart.
  • Dağıtım ağındaki sunucuların yurtdışında merkezlenmiş olması durumunda ülkenin uluslararası İnternet çıkışındaki kapasite durumu veri akışının kalitesini tayin eder durumda oluyor.  Diğer yandan, son kilometre (last mile) fiber hat değilse, ADSL altyapısını oluşturan Türk Telekom'un  bakır kablo kalitesi ve DSLAM'ine (dijital abone hat çoklayıcısı) kritik bir noktada bağlı kalınmaktadır (veri hızının adaptif olması bilhassa bu gibi durumlarda faydalı).

Özetle, görünen o ki, artan İnternet erişim hızı ile birlikte, içeriğin de giderek daha iyi yönetilmesi ve sunulmasıyla, WEB TV her geçen gün daha da ilginçleşerek büyüyecek gibi duruyor .

Not: Katkılarından ötürü Mecit Erten'e teşekkür ederim.

Dr. Barış Bulut, 
www.barisbulut.com
www.enforma-tr.com
[email]bilgi@enforma-tr.com[/email]

KKTC & Telefon Maliyetleri (Kısa bir Analiz)

Yavru Vatan'a has bazı telefon maliyetlerine göz atıyoruz.

Telekomünikasyon sektöründe ürün yönetimi geçmişimden dolayı, sürekli ürün maliyet ve kar analizi yapmaktan olacak ki, kullandığım hizmetin üretim maliyetini, satış maliyetini anlamaya çalışır, satış fiyatıyla ilişkilendirmeye çalışırım.  Geçtiğimiz aylarda birkaç kere Kıbrıs'a gidip oradaki çeşitli telekomünikasyon hizmetlerini kullanmış olmamın sonrasında da, artık refleks halinde zihnimde canlanıveren bir çalışmayı kağıda dökünce aşağıdaki kısa karşılaştırma yazısı ortaya çıktı. 
  
 
Tablo 1: Bu tabloyu şu şekilde okuyalım, örnek olarak "(2) KKTCell'den (5) İngiltere Sabit'i aramanın maliyeti 0,420 TL/dakikadır." 
  
  
 
Tablo 2: Bu tabloyu şöyle okumak gerekir: KKTC sabit'ten diğer yönleri arama pahalılık katsayısı 3,505 iken, Türk Telekom'dan diğer yönleri arama pahalılık katsayısı 6,089'dur, yani daha pahalı.  Diğer yandan, başka yerlerden aranma anlamında en ucuz kalan destinasyon 1,651 katsayı ile İngiltere sabit olarak gözükmekte.  Onnet çağrı, aynı operatör üzerinde başlayan ve sonlanan çağrılar anlamındadır - örnek olarak, CytaMobile-CytaMobile arası görüşme 0,193 TL'dir.  Carrier rakamı, o destinasyonda 1 dakikalık çağrı sonlandırma maliyetini ifade eder.  Son iki sütunda ise, farklı değerlerin birbirine oranı göserilmiştir.  Mesela, onnet/carrier oranının yüksek olması, normal arabağlantı maliyetlerinden çok yukarıda perakende fiyattan satılan bir destinasyonu ifade edebilir. 

Varsayımlar: Arama ve aranma, uniform bir dağılım varsayımı ile hesaplanmıştır. Onnet, şebeke içi çağrı anlamındadır. Carrier olarak ise Deutsche Telekom'un Nisan 2010 tarihli toptan satış fiyatı baz alınmıştır. 
 


Hızlı saptamalarım: 
 
1. Bir operatörün kendi müşterileri arasındaki konuşma fiyatının o destinasyonun toptan satış maliyetine oranı anlamındaki ilk 3 destinasyon Turkcell, TT ve Cytamobile.  Bu oranın yüksek olması, operatörün perakende kar marjının yüksekliğinin göstergesi olarak yorumlamak mümkün. 
 
2. Bulunduğu yerden diğer noktalara doğru arama yapması, o yerin diğer yerlerden aranmasına oranlandığında en pahalı kalan destinasyonlar mobilde Turkcell ve KKTCell, sabitte ise Türkiye-TT ve KKTC-Telekom.  Bu destinasyonlardan karşı tarafa arama yapmak yerine, karşı tarafın sizi aramasını sağlamak daha mantıklı olabilir. 
 
3. Diğer bir ilginç nokta da, KKTC sabitin Güney Kıbrıs'tan aranmasının lokal tarifeden ücretlendiriliyor olması. 
 
4. Toptan satış anlamında (Carrier ücretleri) en pahalı mobil destinasyonlar KKTCell, ve İngiltere-O2 iken, sabitte en pahalı destinasyonlar KKTC Telekom ve Türkiye-TT.  Toptan satış ücretlerinin düşüklüğü ile o ülkenin gelişmişliğinin genel anlamda bir doğru orantısının olduğu söylenebilir. 
  
Not: Çalışmada KKTC, GKRY, Türkiye ve İngiltere'den birer sabit ve birer mobil operatör seçimi yapılarak karşılaştırma yapılmıştır. 
 
Dr. Barış Bulut, 
www.barisbulut.com
www.enforma-tr.com
[email]bilgi@enforma-tr.com[/email]

Telekomünikasyon'da Kereviz Vergisi

Bu kısa yazıda, sektörün kereviz vergisini irdeliyoruz.

Kereviz yerken çene kaslarımız üzerinden harcadığımız enerji ile kerevizin kendisinden elde ettiğimiz eneji (kalori) miktarı aynıymış.  "Buna benzer başka ne gibi örnek denklikler bulabilirim" diye düşündüm.  Telekomünikasyon sektörü içinde vergilendirme ilgili bir "kereviz" aradım.  Hesap yapıp ben de bir kereviz hesabı buldum:
 
"Arabayla ~30 km/s hızla giderken cep telefonuyla da birisiyle konuşuyorsam, harcadığım benzin üzerinden toplanan vergiyle, konuştuğum dakikalar üzerinden oluşan fatura üzerinden verdiğim vergi aynı: dakikada 10 Kuruş."  

Dahası, hızımı alamayıp hesabı önce dakikaya, ardından saate, sonrasında da aya vurduğumda başka bir ilginçlik ortaya çıkıyor.  Telefonla konuşurken verdiğim verginin aya oranlanmış haliyle, aylık 1350 TL brüt maaşa personel alabiliyorum.  Ne güzel.  Onu da ben arka koltukta cep telefonu ile konuşurken özel şoför olarak istihdam ederim herhalde.  Ama onun cep telefonuyla konuşması yasak, hem kereviz hesabı bozulur hem de ceza yeriz, ilave 'ver'gi çıkar ortaya.
 
Kereviz hesabı bu şekilde uzayıp gidiyor...
 
Şaka bir kenara, ülkemiz cep telefonu hizmeti için verilen vergi oranı açısından bakıldığında dünyada birinci.  Diğer bir yandan, yine araştırmalara göre cep telefonu penetrasyonunda %10'luk bir artış ülkenin yıllık büyüme hızını %6 oranında arttırmaktaymış.  Yani, vergi yükü azaltılınca toplanan vergide azalma olmakla birlikte, dolaylı yoldan (diğer iş aktivitelerini körüklemesi sayesinde) ülkenin büyümesi sağlanabilmekte. 
 

 
Şekil 1: Cep Telefonuna Sahip Olma – Toplam Maliyet: Ülkemizde şu anki penetrasyon %90 civarı olup (bir miktar düşüş yaşandı), vergi oranı dünyada en üst sıradadır.
(Dikey eksen: Vergi yükü (0: %0; 0,5: 50%).  Yatay eksen: Cep telefon penetrasyonu.  Daire büyüklüğü: Cep telefonu abone sayısı). 
 

 
Şekil 2: Cep telefonu – konuşma hizmeti içerisindeki vergi oranı: Dünyada benzerleri arasında en üst mertebeden vergilendirilen Türkiye'deki GSM hizmeti, Avrupa'daki belli başlı ülkelere göre kıyaslandığında da açık farkla en önde yer almaktadır.
 
Not: Analiz yapılırken sadece KDV ve ÖİV vergi hesaplaması yapılmıştır.  Hesaba diğer harç ve kesintiler (mesela telsiz ruhsat vergisi, %15'lik hazine kesintisi, vb eklenince, Türkiye'nin lider pozisyonu daha da güçleniyor).

Kaynak: Sektör verileri; "Deloitte – Global Mobile Tax Review"; GSM Association; Giray F. et al, "The effects of taxation on mobile phones: a panel data approach", International Journal of Mobile Communications.
 
Dr. Barış Bulut, 
www.barisbulut.com
www.enforma-tr.com
[email]bilgi@enforma-tr.com[/email]

ADSL Nerede Daha İyi "Çekiyor" ?

İnternet kullanımının pek çoğumuz için temel bileşeni olan ADSL'in kullanım yoğunluğu ülke ve şehre göre farklılık gösteriyor.

"İnternet hayatın ayrılmaz parçasıdır" deniyor.  Bu söylem kimilerimize göre (belki bu yazının okurlarının tamamı için) doğru olsa dahi, herkes için eşit derecede bir "İnternet'e erişim yoğunluğu (İnternet Penetrasyonu)" olmadığı da bir gerçektir.  Genel bir Avrupa ortalaması perspektifiyle duruma bakıldığında ortaya çıkan "Türkiye'nin sıralamadaki konumu" ile, daha ziyade Türkiye odaklı bir perspektifle bakılınca ortaya çıkan "Türkiye içi bölgelerin sıralamadaki konumu" ilginç sonuçlar sunmakta.

Gelişmiş Ülkelere Göre Türkiye Olarak Bulunduğumuz Nokta
Ülkemizde sabit hattan İnternet'e bağlanmanın en yaygın yöntemi %97,3 ile tamama yakın bir oranla Türk Telekom'a ait bakır hat üzerinden sunulan ADSL türüdür (bu oranın %100'e yakın duruşundan dolayı yazının geri kalanında sabit İnternet ile ADSL aynı anlamda kullanılacaktır).  Varolan 6,3 milyon adet ADSL kullanıcısını, ülkenin nüfusu olan 72,5 milyona oranladığımızda çıkan sonuç %9'dur (nüfusa göre ADSL yaygınlığı – penetrasyon).  Bu yüzdeyi birtakım Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki oranlarla karşılaştırdığımızda son sıralarda kaldığımızı görüyoruz.  ADSL yaygınlığında AB seviyesine ulaşabilmemiz için mevcut yaygınlığın 2,5 misline çıkmamız gerekmektedir (Şekil 1).
 

Şekil 1: Türkiye ve Bazı AB Ülkelerinin Nüfusa Göre Sabit Genişbant Yaygınlık (Penetrasyon) Oranları (Kaynak: BTK)

 
AB ortalamasıyla karşılaştırıldığında, ülkemizde ortalama hanehalkı büyüklüğü daha fazla olduğu için, hanehalkına göre sabit İnternet yaygınlık oranı çok kötümser değildir (Şekil 2).
 

Şekil 2: Türkiye ve Bazı AB Ülkelerinin Hanehalkına Göre Sabit Genişbant Yaygınlık (Penetrasyon) Oranları (Kaynak: BTK)

 
Özet olarak, toplama baktığımızda ülke olarak İnternet (ve ADSL) yaygınlığını arttırmada, kendimizi AB'nin geldiği noktaya eşitleyebilmemiz için halen daha katetmemiz gereken mesafe olduğu anlaşılmaktadır.
 
Peki, geldiğimiz noktaya AB perspektifinden ziyade, Türkiye içinde baktığımızda görünen nedir?  Diğer bir deyişle, 6,3 milyon ADSL abonesinin ülke içindeki dağılımına baktığımızda ne tür bir sonuç çıkmaktadır?  Bunu da bir sonraki bölümde inceleyelim.
 
Ülke İçinde Farklı Bölgeler Ele Alındığında Gelinen Nokta
Türkiye'de her 100 kişiden 9'unda ADSL hattı mevcuttur.  Her ülkede olduğu gibi Türkiye'deki nüfus ve gelir dağılımı, daha genel anlamda demografiye bağlı olarak bu oran farklı bölgelerde farklı olarak ortaya çıkmaktadır (Şekil 3).
 

Şekil 3: 100 kişi başına düşen ADSL aboneliği sayısı temel alındığında ortaya çıkan durum.

 
İller arasındaki farkı daha çarpıcı ve net görebilmek için illeri 3 renk grubuna bölersek Şekil 4'teki gösterim ortaya çıkmakta.  Burada, İstanbul başta (~%18 yaygınlık) olmak üzere 14 adet koyu renkle gösterimlenen il, Türkiye ortalamasının üzerinde bir ortalamaya sahiptir.  Bunu takip eden orta koyulukta renkte gösterimlenen 25 ilde ise 100 kişi başına düşen ADSL aboneliği sayısı ortalama/2-ortalama arasıdır.  Kalan 43 ilimiz beyaz renkle gösterimlenmiş olup, bunlarda 100 birim nüfusa düşen ADSL abonelik oranı, Türkiye ortalamasının yarısının da altındadır – en düşük illere doğru gittikçe oran %1'e düşmektedir (yani, 100 kişiden birisinin evinde ADSL mevcut).  Bu veriler Şekil-4'te takip edilebilir.  
 

Şekil 4: 100 kişi başına düşen ADSL aboneliği sayısı temel alındığında ortaya çıkan durum (Koyu renk: Türkiye ortalaması üstü; orta koyuluk: Türkiye ortalamasının yarısı ile ortalama arası;Beyaz renk: Türkiye ortalamasının yarısının altı).

 
ADSL aboneliklerinin üçte biri İstanbul'da bulunmakta.  Bu, İstanbul'un yüksek olan ADSL yaygınlığının ve nüfusunun çarpımının sonucu olarak karşımıza çıkmakta.
 
Üç büyük ilin abone toplamı, tüm abonelerin yarısından fazlasına karşılık gelmekte.
 
Ülkemizde ADSL ücretleri AB ortalamasına göre oldukça uygun fiyattadır.  Buna karşın, her tüketim kaleminde olduğu gibi ADSL aboneliğine de etki eden faktörlerden birisi gelir durumudur.  Diğer bir deyişle, kişi başına düşen gayri safi milli hasıla, GSMH rakamı.  Dolayısıyla, bir ilde ortalama nüfus başına düşen ADSL aboneliği sayısını, o ilin kişi başına düşen GSMH'sine oranlayarak ortaya çıkan rakamları grafiğe atıp renklendirdiğimizde ortaya Şekil 5 çıkmaktadır.  Bilhassa doğu ve güney doğuda kalan bazı illerimiz, Şekil 3'te olduğu gibi bu Şekil'de de düşün performans göstermekte.  İstanbul yine ön planlarda.  Bunun yanında, ilginç olabilecek bir başka unsur da Kocaeli gibi bazı illerde nüfusa göre ADSL aboneliği yüksek olmakla birlikte, kişi başına düşen GSMH rakamı da yüksek olduğu için, Şekil 5'e temel olan kritere göre geriye düşmüş olmasıdır.
 

Şekil 5: 100 kişi başına düşen ADSL aboneliği, ilin kişi başına düşen gayri safi milli hasılasına oranlandığında ortaya çıkan durum.


Sonuçlar:
ADSL'in yaygınlaşmasında ülkemizde son yıllarda ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, genel anlamda AB ortalamasının gerisinde bir konumda bulunmaktayız.  Buna etki eden faktörler içinde ADSL altyapı yatırımlarının geç başlatılmış olması, düzenlemelerin serbestleşmenin önünü yeterince açar seviyede olmaması ve (her ne kadar İnternet paketleri AB ortalamasından oldukça ucuz da olsa) gelir seviyesi düşüklüğü sayılabilir.  Diğer yandansa, ülke içinde gelişmiş / gelişmemiş il ayrımı oldukça net olarak ADSL alanında da kendini göstermekte.  
 
Dr. Barış Bulut, 
www.barisbulut.com
www.enforma-tr.com
[email]bilgi@enforma-tr.com[/email]

Referanslar: BTK, TUİK, Piyasa Verileri

Taşınıyoruz-3 (ADSL)

ADSL Hizmet Taşınabilirliği

İNTERNET'İMİZİ TAŞIYORUZ: Mobil Numara Taşınabilirliği'ne benzer olarak artık ADSL hizmetinde de, tüketici olarak daha iyi bir kalite/fiyat oranı yakaladığımız işletmeciye kolayca ve kesintisiz geçişimiz mümkün olabilecek. 
 
TAŞINIYORUZ: (3) ADSL HİZMET TAŞINABİLİRLİĞİ
Şubat ve Mart aylarında ilk iki bölümünü paylaştığım Hizmet Taşınabilirliği yazı serisinin bu ayki üçüncü ve son bölümünde ADSL'de hizmet taşıması konusundaki temel bilgileri, uygulama şeklini, tüketiciye faydasını ve gelinen aşamayı aktarıyor olacağım.

MEVCUT DURUM:


  • Öncelikle mevcut durumu resmetmekle başlayalım:
    Yerleşik işletmeci olan Türk Telekom'un temel altyapı hizmetlerini kullanarak son kullanıcıya bakır telefon hattı üzerinden ADSL hizmeti sunan yaklaşık 6 işletmeci mevcuttur (TTNet, Smile, BiRi, Superonline, TurkNet, Doping).  Bu şirketlerin kendi içinde en belirgini, piyasadaki her 20 ADSL abonesinden yaklaşık 19'una sahip olan TTNet'tir (Burada, TTNet'in Türk Telekom ile karıştırılmamasını isterim.  Verilen hizmetin teknik anlamda üretim şekli ve mevzuatsal ilişkiler itibariyle TTNet ve üstte bahsi geçen diğer 5 kadar şirket birbirine paralel konumlandırma içindedir).


Tablo 1: Toplam 6,3 milyonu aşkın ADSL pazarının oyuncular arasında bölüşümü.


  • Halihazırda işleyen kurguda, ADSL hizmetini daha iyi bir kalite/fiyat oranı yakaladığı İnternet servis sağlayıcısına aktarmak isteyen bir abone, öncelikle hizmetin satın alınmakta olduğu telefon hattına tanımlanmış olan abonelik sözleşmesini, ayrılacağı sağlayıcısına başvuru yaparak iptal ettirmek, sonrasında ise geçeceği ADSL hizmet sağlayıcısıyla yeni bir sözleşme imza edip yeni sağlayıcının ADSL portunun boşa düştüğünü görüp bağlantıyı yapmasını beklemek zorundadır.  Bu kurguda, tüketici 48-72 saat arası hizmet kesintisi yaşayabilmektedir. 
  • Bu kesinti süresi çoğu kullanıcı için tahammül etmesi zor olup, pazarda daha iyi teklif ve kampanyalar olduğu halde, kesinti ve iptal/başvuru zahmetinden çekindiği için operatör değiştiremeyen çok sayıda abone anlamına da gelmektedir.  Ayrıca iptal için abonenin kendi operatörüne başvurması operatörün aboneyi elde tutmak için süreci bilerek uzatmasına neden olabiliyor. Özellikle ana operatör ikna süreci adı altında aboneyi aramak ve kalması için ikna edebilmek için standart prosedürü ile hattı kestikten sonra 7 güne kadar bekletebilmektedir.
  • Halbuki daha iyi düzenlenen GSM pazarında iptal isteyen aboneye ikna çabasında bulunmak, yeni teklifler sunmak düzenleme ile yasaklanmıştır. Henüz GSM tarafındaki gibi süreci net ve otomatik bir süreç olmaması, geçiş sürecindeki kesintinin, verici operatörün inisiyatifinde uzamasına neden olabilmektedir. İkna süreci içinde hizmetin kesintiye uğratılması, ADSL hizmetinin taşınmasının önünde en önemli engellerden bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • Bu sorunun çözümü, düzenleyici Kurum tarafından tüketici ve sektörün yararına olacak bir abone hareketi (İngilizce'si "churn") sürecinin tanımlanması ve uygulanmasının sağlanması ile mümkün olabilecektir.

GEÇERLİ OLMASI BEKLENEN DURUM:
Normal işleyiş altında 14 Aralık 2009'da çıkması beklenen ama çeşitli nedenlerle 2010'a sarkan ADSL port taşıma kurgusu sayesinde aşağıdaki gibi bir işleyiş beklenmektedir:


  • ADSL hizmet sağlayıcısını değiştirmek isteyen bir tüketici, gitmek istediği (alıcı) işletmeciye başvuru yapacaktır.
  • Başvuruda bir adet kimliği doğrulayıcı evrak (örnek olarak nüfus cüzdanı) ile birlikte ayrılınan (verici) işletmeciye ait son 3 aydan 2 adet fatura ibraz etmesi gerekmektedir.  Bu 2 fatura ibrazı konusunda TTNet dışındaki işletmeciler – ki abone geçişlerine en çok onlar umut bağlamış durumdalar – süreci hantallaştıracağını ve tüketicinin aleyhine olacağını öne sürerek karşı çıkmaktalar).
  • Süreçte tüketiciyi koruyan 6 günlük bir süre tavan sınırı işleyecektir.  Aktarımda, daha önceden planlanan bir saatte ve sadece 15 dakikalık bir kesinti yaşanacaktır.
  • Henüz ayrılmadığı operatöre ödenmeyi bekleyen veya erken fesih sebebiyle tüketiciye ilaveten yansıtılacak borçların tahsilatı ile ADSL hizmetinin aktarımı konuları ayrı ayrı götürülecektir; bu kural, verici konumundaki işletmeciler için bir kötü borç risk kaynağı olsa da, alıcı işletmeci ve de en önemlisi tüketici açısından olumlu bir kuraldır. 
  • Geçiş sonrasında da kullanabilmek için var olan modemin operatör kilitli olup olmadığını kontrol etmek gerekecektir.

ADSL HİZMETİNİN SUNUM ŞEKİLLERİ:
Yeri gelmişken, ADSL hizmetinin tüketiciye nasıl sunulduğundan da kısaca bahsetmek mümkün.  ADSL kullanan abonenin, bu hizmeti hangi işletmeciden alırsa alsın kendisine gelen sabit telefon hattı üzerinden sunulan bu hizmetin fiziksel ve idari bakımdan sunulduğu 3 değişik şekil aşağıdaki gibidir:

1. Al-Sat Modeli: Bu modelde telefon hattı, telefon hattının Türk Telekom santralinde bağlandığı ADSL sunucusu (DSLAM) ve bu sunucunun bağlandığı İnternet şebekesi Türk Telekom'a aittir.  Hizmeti sunan işletmeci Türk Telekom'dan toptan aldığı bu hizmeti perakende satmaktadır ve bu hizmete çağrı merkezi, faturalama ile bir katma değer sağlamaktadır.  2008 ortalarına kadar epeyce yaygın olarak kullanılan bu yöntem, yerini artık neredeyse tamamen veri akışı erişimi modeline bırakmış ve sadece belli başlı yerlerde kullanılıyor durumdadır.

2. Veri Akış Erişimi (VAE) Modeli:  Bu modelde telefon hattı ve telefon hattının Türk Telekom santralinde bağlandığı ADSL sunucusu (DSLAM) Türk Telekom'a ait, bu sunucunun bağlandığı İnternet şebekesi ise hizmeti sunan işletmeciye aittir.  İşletmeci, kendi şebekesini kontrol ederek ve çağrı merkezi ile hizmet vererek servis kalitesini kendi kontrolü altında tutmakta ve katma değer yaratarak kullanıcı memnuniyetini arttırabilmektedir.  Şu anda ülkedeki ADSL hizmetlerinin tamamına yakını bu yöntemle sunulmaktadır (TTNet, Smile, BiRi, Superonline, TurkNet, Doping gibi alternatiflerin abonelerinin tamamına yakınında).

 
Tablo 2: ADSL hizmetinin farklı sunuluş modellerinde farklı elementlerin kontrolü ve sahipliği.

3. Tam/Paylaşımlı Yerel Ağın Paylaşıma Açılması (YAPA) Modeli: Bu modelde kullanıcının üzerinden ADSL hizmeti aldığı telefon hattı bağlı olduğu Türk Telefon santralinde ya sadece ADSL ile ilgili olan kısmı için (paylaşımlı YAPA, yerel ağın paylaşıma açılması), ya da tüm olarak (tam YAPA) ADSL hizmeti sunan işletmeciye teslim edilmektedir.  İşletmeci bu hatta kendi sunucusunu koyarak ve bu sunucuyu kendi şebekesine bağlayarak kendi kontrolü altında istediği hız, kota ve ücret karşılığında, istediği kalite güvencesi ile hizmet sunabilmektedir.  Ancak toplamda hizmet kalitesi, halihazırda Türk Telekom'un döşemiş olduğu telefon kablosunun kalitesinin sağlayabileceğinden daha üstün bir hizmet verilmesine el vermediğinden, AB ülkelerinde tipik olarak 28 Mbps gibi hızlara ulaşmak mümkünken, ülkemizde Türk Telekom'un telefon hatlarında tipik olarak bu hız en fazla 8 Mbps'e çıkabilmektedir.  Şu anda ülkemizde oldukça sınırlı sayıda telefon hattında YAPA üzerinden hizmet sunulmaktadır.  Uygulamadaki tarife ve maliyetler, YAPA'nın mevcut durumda yaygınlaşmasının önündeki temel engellerdir.

Yukarıda tarif edilen ilk iki modelde ve 3. modelin paylaşımlı olan şeklinde kullanıcıya Türk Telekom tarafından sabit ücret ve telefon kullanım ücreti ile ilgili çift fatura yollanmaktadır. Diğer yandan, üçüncü modeldeki tam YAPA'da kullanıcıya Türk Telekom'dan fatura yollanmaz; fatura ADSL işletmecisi tarafından hem ADSL kullanımı için hem de eğer telefon hizmeti de Türk Telekom yerine aynı işletmeciden alınıyorsa, bu hizmeti içerecek şekilde tek fatura hazırlanıp yollanır. Ayrıca, kullanıcı Türk Telekom'dan önceden almakta olduğu telefon hizmeti ile ilgili sabit numarasını da bu tam YAPA hattına taşıyabilmektedir ve Türk Telekom ile ticari ilişkisine tamamen son verebilmektedir.

ÖZET:
Özet olarak, ADSL hizmet sağlayıcıları arasında abone geçişi sayesinde, 6,3 milyon sabit ADSL abonesine kendi seçimi olan, kalite/fiyat oranını olumlu olarak değerlendirdiği bir işletmecinin hizmetlerini kullanma olanağı sunuluyor olunacaktır.  İlk planlara göre 14 Aralık 2009'da başlaması hedeflenen, çalışmalarına Aralık içinde başlanılan ADSL hizmet taşınabilirliği konusundaki gelişmelerin tüketiciye sunulabilir hale gelmesi 2010 yılının 2. çeyreğinde gerçekleşecektir diye ümitle beklemekteyim.

Dr. Barış Bulut, 
www.barisbulut.com
www.enforma-tr.com
bilgienforma-tr.com

Takip Edin
Kategoriler