Ercan Uğurlu

Cyberpunk 2077 İnceleme

Cyberpunk 2077'de ne gibi hatalar var ve oyunun hikayesi ne? İşte tüm detaylarıyla Cyberpunk 2077 incelemesi!

Bazı oyunlar vardır, daha oyunu açtığın anda notu kendini belli eder. Nihayetinde de zaten aşağı yukarı 1-2 puan anca oynar ve son şeklini alır. Bazı oyunlar vardır, seni şaşırtır; kötü başlar, notu yukarı seyreder ya da tam tersi... Ancak açıkçası Cyberpunk 2077gibi oyunlarla karşılaşması pek güç; düşününceCD Projekt, bu bakımdan bile gerçekten başarılı bir işe imza atmış. Oyunu oynadığım45 saat boyuncasürekli olarak şu kötü, burasında bug var, beklenildiği gibi değil diye düşünmem bir yana, oyunu oynayanlarla girdiğim her telefon diyaloğunda eksik yönlerini birbirimize anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Ancak hala oynuyoruz işte! İlk 10 saat bittiğinde de aynı sorunları, teknik problemleri, yapay zekanın saçmalamasını, araçların asfalta gömülmesini, oyunun çökmesini, sürekli, ama sürekli konuşuyorduk, fakat hala oynuyorduk. Hatta bu yazıyı yazmayı bile geciktirmeyi başardı oyun, biraz daha oynayayım, öyle yazayım derken derken, hafta sonunu da devirdim.

Peki, elimizde ne var? Evet, gerçekten de başlığa yazılacak kadar büyük birhayal kırıklığıvar. Bu durum gerçekten çok üzücü. Yani anlatmaya neresinden başlayacağımdan emin değilim, çok ama çok fazla not aldım; hatta15 saat sonundakenarda dursun diye sosyal medyadan şunu dapaylaşmıştım:

"15 saatin ardından.. Sanallaşmanın ve sibernetiğin anlatıldığı, bilincin yanıltılabildiğinin resmedildiği bir oyunda, sohbet ettiğiniz karakterlerin donuk tavırlarıyla tamamen "yapay zeka" olduğunu göze sokması, #Cyberpunk2077'yi "braindance"ten öteye geçirememiş gibi.. 

Hikaye çok güzel, çok çekici ama sırf bahsettiğim sorundan dolayı heyecanla katılması güç. Açıkçası hevesimi köreltti. Grafik bug'ları ise, var ama görmezden gelebiliyorsunuz. Hype tükendi, bundan sonrası gayet sıradan bir oyun. (umarım şaşırtır) "

Hayır, pek şaşırtmadı aslında. Oyun ilerledikçe artmaya başlayan bug'lar dışında... Bir de, tabii ki ilerleyen oyun süresi ile beraber müthiş karmaşık olan arayüze alıştım ve tabii ki hikayeye daha fazla gömülüp, karakterlere gönül vermeye başladım. (Ah Panam Palmer..) Ha, bu arada CD Projekt'in borsada hisse senetleri çakıldı, 2 tane güncelleme paketi yayınlamasına rağmen sorunlar ortadan kalkmadı,Sony, oyunu PlayStation Store'dan kaldırma kararı aldı; oyun dünyasında deprem üstüne deprem yaşandı bu 10 günlük süreçte. Bu arada CD Projekt'in de hakkını yemeyelim, oyunu iade etmek isteyenlere de kapıyı açtı. Ancak ne var ki,CD Projekt, Cyberpunk 2077'yi daha bitmeden piyasaya çıkartmış. Bu arada konsol tarafını kast ediyorum. Ha, oyunun, PC tarafında da hataları var, eksik yanları var, onlara da geleceğiz; ancakPlayStation 4veXbox Onetarafında çok büyük problemler var. Elimizde ise PlayStation 4 build versiyonu mevcuttu vePlayStation 5üzerinde deneyimledik. Elbette PlayStation 4 sürümü kadar kötü bir sonuçla karşılaşmadık ama bu, oyunun 1 günlük oyun seansı içinde 7 kez çökmesine mani olamadı.

Peki, başa dönecek olursak, sahi neden hala oynuyorduk bu oyunu? Anlatayım...

Ana sayfada incelemeyi kaçırdıysanız doğrudan bu linke tıklayarak hemen ulaşabilirsiniz.

Watch Dogs: Legion İnceleme

Covid-19 aşısından Cyberpunk 2077’ye, Londra sokaklarından en çarpıcı yönü NPC kullanımına kadar her şeyi anlattım.

Hazır Çin’den gelen Covid-19 aşısı ile herkesin çipleneceği konusu / korkusu bir kez daha gündeme gelmişken, şunu söylemek lazım ki, öyle ya da böyle, o çipi bir gün takacağız. Asıl iş, onu hack’letmemekte!

Şaka bir yana, her ne kadar bugüne dek bilim kurgu eseri olarak karşımıza çıksa da “çip” hadisesi, CIA / FBI bizi izliyor konusu pek çok kişinin korkulu rüyası. Ancak elimizde tuttuğumuz, sabah uyandığımızda ilk baktığımız, gece yatmadan önce son gördüğümüz, tüm kişisel bilgilerimizi, parmak izimizi, göz çizgilerimizi helali hoş şekilde verdiğimiz akıllı telefonumuz elimizde mi, elimizde. O halde geçmiş olsun! CIA ve FBI’yı bilemem ama DedSec sizi hack’lemeye geliyor!

...Diyerek tam Watch Dogs: Legion’a gireceğim ancak konuyla ilişkili olarak şunu da söylemem gerek: Bundan yaklaşık 6 yıl kadar önce katıldığım Mobil Dünya Kongresi’nde bir teknoloji markası, enjektör yoluyla kişiyi tıbbi takipte bulunacak, tüm sağlık haritasını çıkartabilecek teknolojilerinin hazır olduğu bilgisini benimle özel olarak paylaşmıştı. Öte yandan sibernetik tıbba da artık o kadar uzak değiliz. Bunlar olacak, ancak zaman meselesi. Bakınız Cyberpunk 2077’ye, çip takılmayan, sibernetik  uzvumuzun olmadığı yerimiz kalmamış!

Bu arada Cyberpunk 2077’ye de geleceğiz, ancak onu biraz daha oynamak gerekli. Zira doyurucu bir incelemede bulunmak için geniş ölçekte değerlendirmek gerekiyor, kaldı ki şu an oyunda neredeyse adım başı bug’larla karşılaşıyorsunuz; belki o arada güncelleme gelir. Hazır yeri gelmişken ve yerimiz de bolken, şu an için Cyberpunk 2077’yi almanın pek mantıklı olmadığını, güncellemelerle adam edilmesi gerektiğini de söylemek lazım. Aldıysanız da, kenarda tutun ki tadınız kaçmasın. Zira oyun fazla güzel, ancak neredeyse her sahnede bir şeyler eksik, teknik sorunlar var ve hatta bazı platformlarda sık sık oyundan atılma problemiyle de karşılaşıyorsunuz. Bunların tümünden Cyberpunk 2077 incelemesinde sizlere bahsedeceğim.

Evet, artık şimdi gelelim Watch Dogs: Legion’a!

Fight Club’ı izlediniz mi? Muhtemelen aranızda izlemeyenler de vardır, ancak muhakkak izleyin; güzel bir yapım olduğu kadar filmin final sahnesini, Watch Dogs: Legion’ın başında da hatırlamak, oyuna  giriş yaparken içinizi şöyle bir ısıtıyor. Zira oyunun daha başında Londra’da tarihin en büyük terör saldırısı gerçekleşiyor ve tüm bu terör saldırısı DedSec’in üzerine kalıyor. 007 – James Bond tadındaki kahramanımız Dalton Wolfe ise, bu saldırı esnasında bildiklerini anlatamadan, saldırıyı asıl düzenleyen Zero Day tarafından öldürülüyor ve oyunumuz böylece başlıyor.

Serinin takipçileri zaten DedSec’i bilirler. İlk Watch Dogs’ta kahramanımız Aiden’ın San Francisco’da başlattığı hareketi ilerleyen boyutlara getiren ve 3 karakteri oynadığımız Watch Dogs 2’den sonra bu defa işler biraz daha karışık. DedSec’i aklamamız ve Londra’yı, Albion adındaki askeri şirketinin elinden alıp özgürleştirmemiz gerekli. Bunun için ise elimizde pek çok kahramanımız var.

Watch Dogs: Legion’da şahane bir bakış açısı mevcut: Sokakta görüp görebileceğiniz herkesi ekibinize dahil edebiliyorsunuz. Böylece NPC’ler sadece konuşup görev / yardım alacağınız tipler değil; ekibinize kattığınız, farklı yetenekleri olan ve özelleştirebileceğiniz tipler. Hal böyle olunca oynanış şeklinizin de çeşitlenebileceğini düşünebilirsiniz. Ancak durum pek böyle değil.

Şu doğru: ekibinize kattığınız her bir üyenin farklı yetenekleri var. Kimisi alet edevat kullanımında başarı gösteriyor, kimisinin gizlilik yeteneği daha yüksek, kimisi öldürme işinde profesyonel, kimisi ise hack yeteneklerine yatkın. Ancak karakterler ne kadar çeşitli olsa da oyunun özünde görevleri tamamlarken başvurduğunuz yöntemler belli: Gizlen, hack’le veya sıka sıka dolaş.

Eh, ne olacaktı ya diye düşünebilirsiniz. Ancak sadece bu da değil. Karakterler de birbirlerine fazlasıyla banziyor. Karakter modellemeleri birbirine benzer, hatta zaman zaman neredeyse bire bir aynı, aradaki tek fark kıyafetleri oluyor. Bu arada sizi oyunun başında bir karakter yaratma ekranının karşıladığını ve buradan ilk karakterinizi yarattığınızı da söyleyelim. Ha, unutmadan bir de oyunda “permadeath” seçeneği var. Bunu açarsanız ekibinize kattığınız bir karakter, tamamen ölebiliyor. Oynanışı daha keyifli ve stresli hale getirmek için ideal.

Evet, Watch Dogs: Legion, karakter bakımından zengin bir oyun, ancak herkes de sizin ekibinize katılmak için yanıp tutuşmuyor. Onları ikna etmeniz, akıllarını çelmeniz lazım. Watch Dogs’ta çevrenizdeki herkesi telefonunuzla taratabildiğiniz gerçeği malum. Bu şekilde onlar hakkında bilgi toplayabiliyor, özelliklerini görebiliyor, ideolojilerini anlayabiliyor ve DedSec’e olan düşüncelerini de öğrenebiliyorsunuz. Konuyu açtığınızda ise kimi havada kabul ediyor, kimi belli bir konuda kendisine yardımcı olmanızı isteyerek şart koşuyor, kimi ise güzel dille yola geliyor. Hatta zaman zaman aralarında polis olanları bile ekibe katmak için ikna yoluna giriyor ve bu sayede tüm karakolun kamera sistemine ve teknoloji ağına dahil olabiliyorsunuz.

Tabii ki Watch Dogs: Legion, tamamen hack üzerine kurulu bir oyun. O nedenle oyunda bunu yoğun olarak kullanıyorsunuz, ancak bir üsse sızıp bir yerleri kapatma işi o kadar çok ki, bir yerden sonra sürekli aynı görevi tekrarladığınızı düşünmeniz mümkün. Çeşitlendirmek için farklı yollar deniyorsunuz, zaman zaman kapatmanız gereken konsola kamera ağında dolaşarak ulaşmak yerine bir drone veya bir örümcek robot ile ulaşıyorsunuz, fakat bir yerden sonra bu da pek fark yaratmıyor doğrusu. Gizlilik unsurunu da yoğun olarak taktiksel amaçla kullanıyorsunuz, ancak silah yeteneğinize ve ekipmanlarınıza güveniyorsanız bir üsse sıka sıka da dalabiliyorsunuz pek tabii ki.

Bu arada oyunda kullanılan ekipman sayısının da gayet tatmin edici olduğunu söyleyeyim. Oyunda yetenek ağacı yerine ekipmanlara dayalı bir sistem işliyor. Elde ettiğiniz “Tech Point”lerle bu ekipmanlara ulaşabiliyorsunuz.

Yapay zeka ise açıkçası beni tatmin etmedi. Düşünün üst düzey güvenlik önlemleriyle korunan bir binaya giriş yapıyorsunuz, fakat çok kolay şekilde peşinizi bırakabiliyor, aramayı durdurabiliyorlar. Bu anlamda çerezlik bir oyun olmuş diyebiliriz Watch Dogs: Legion için.

Benzer bahsi sürüş mekaniği için de açabiliriz. Sürüş dinamiği tatmin edici değil; aslında bu konuda bir önceki oyunun üzerine konmuş değil demek daha doğru olacak. Üzerine bir de İngiltere'de trafiğin soldan akmasına alışamadıysanız vay halinize.

Madem oyunun olumsuz yanlarını arka arkaya topladık, buraya bug’lar için de bir parantez açalım. Evet, bug’larla sık sık karşılaşmanız mümkün. Ancak neyse ki bunlar bu kez teknik açıdan sıkıntı yaratacak türden değil. Araçların birbirine girdiğine sık sık rastlamanız mümkün. Ancak bir görevi bitirdikten sonra tekneyle kaçmam gerekirken tekneye her atladığımda kendimi deniz bulmam, o kanaldan yüzerek çıkmak zorunda kalmamla sonuçlanmasının hiç de hoş olmadığını söylemem lazım. Artık güncellemelerle giderirler...

Gelelim şimdi biraz da oyunun grafiklerine ve şehrin görsel tarafına. Londra muazzam görünüyor. Ben Watch Dogs: Legion’ı PlayStation 5 platformunda oynadım ve sonuç fazlasıyla tatmin edici. Oyunu ister kalite, ister performans modunda oynayabiliyorsunuz. Kalite modunda özellikle ışın yansımaları çok dikkat çekici olurken, geniş bir 4K televizyonda oynuyorsanız sonuçtan çok daha memnun kalıyorsunuz. Haritanın büyük olması ve çevre detaylarının gerçekçi tasarlanmış olması beğendiğimiz detaylar olurken, oyunda ister sokakları arşınlayın, ister otomobilinizle turlayın keyif alabiliyorsunuz. Elbette bol bol yağmur yağması da, oluşan su birikintilerinde Ray Tracing özelliğini deneyimlemeniz açısından bir katkı sağlıyor.

Watch Dogs: Legion’ı PlayStation 5’te oynamanın bir diğer artısı da kuşkusuz Adaptive Triggers özelliğinden faydalanabilmeniz. Ancak konsol çok yeni olduğundan Ubisoft bu oyunda bunu tam olarak aktaramamış. Silah atışlarında o kademeli basış hissiyatını alıyorsunuz, ancak hemen her şey bundan ibaret.

Sonuç

Sonuç olarak Watch Dogs: Legion, seriyi takip edenlerin severek oynayacağı bir oyun olurken, sırf hack ve aksiyon temalı bir oyunu tercihi edeceklerin önünde ise Cyberpunk 2077 seçeneği duruyor. Watch Dogs: Legion; hikayesi sürükleyici, görsel olarak etkileyici, karakter çeşitliliği bakımından çekici ve eğlenceli oynanış deneyimi ile iyi bir oyun. Ancak tekrar eden görev anlayışı ve bahsettiğim eksik yanları ile büyük fark da yaratmıyor. Ha bir de, biraz sus da motorun soğusun be Bagley! Evet, Bagley, bizimle sürekli ama sürekli konuşan sevgili yapay zekamız. Pek geveze olsa da, yine de kendisini seviyoruz. :)

Puan: 75

KÜNYE

Yayıncı: Ubisoft
Geliştirici: Ubisoft Toronto
Tür: Aksiyon / Macera
Platform: PlayStation 5, PlayStation 4, PC, Xbox
Web: www.ubisoft.com

Demon's Souls İnceleme

"HAYIR! HAYIRRRR! HAAAAYIRRRR!" diye bağırmaya hazır olun! Demon's Souls geri döndü!

Tarihler 5 Şubat 2009'u gösterdiğinde PlayStation 3 Exclusive oyunu olarak piyasaya çıkan Demon's Souls, PlayStation 5 ile beraber tabii ki yine Exclusive olarak bir kez daha karşımıza çıktı. Bu defa bir "remake" ancak aradan geçen 11 yılın ardından, adeta "mekanın sahibi geldi" duruşu ile tüm heybetiyle, yarattığı Souls türüne bir kez daha ayar çekmeye gelmiş gibi görünüyor.

Ana sayfada incelemeyi kaçırdıysanız doğrudan bu linke tıklayarak hemen ulaşabilirsiniz.

Sackboy: A Big Adventure İnceleme

LitteBigPlanet'in kahramanı Sackboy, bu kez adını yeni oyuna veriyor ve oyun severleri büyük bir maceraya davet ediyor.

PlayStation'da her yeni nesil konsol ile birlikte yeni nesil çıkış oyunları görmeye tabii ki alıştık ancak belki de en eğlencelisi bu defa geldi. Evet, Sackboy, PlayStation 5 ile beraber tekrar karşımızda. İlk kez 2008 yılında tanıştığımız muhteşem bir dünya sunan LittleBigPlanet'ten aşina olduğumuz bu yamalı kukla, bu defa Sackboy: A Big Adventure adıyla PlayStation 5'in çıkış oyunlarından biri olarak kütüphanedeki yerini aldı. Hemen baştan söyleyelim, bu oyun PlayStation 4 için de var.

Evet, LitteBigPlanet'in kahramanı, bu defa oyuna kendi adını veren Sackboy, yine eğlenceli mi eğlenceli bir dünyaya bizleri davet ediyor. PlayStation 5'in tüm yeteneklerini de görebilmemiz adına özel olarak hazırlanmış olan Sackboy, dokunsal geri bildirimden DualSense ses efektlerine, hızlı yükleme sürelerinden uyumlu kulaklıklarla Tepmest 3D ses teknolojisine kadar tam bir PlayStation 5 deneyim oyunu olmuş diyebiliriz.

Peki, bunlara geleceğiz, ancak önce Sackboy'un olayı ne, bundan bahsedelim.

Ana sayfada incelemeyi kaçırdıysanız doğrudan bu linke tıklayarak hemen ulaşabilirsiniz.