Mustafa Acungil

Gelecek, Tarih, Sosyoloji, Yapay Zeka, Bilim Kurgu, Fantastik Kurgu ve diğerleri...

Teknoloji ve istihdam

Teknoloji sizi işsiz bırakabilir

Teknolojinin ürettiği işleri tabii ki biliyorum. Makro düzeyde, teknoloji önemli yararlar sağlıyor insanlığa. Ama ya mikro düzeyde?

İşini teknolojideki değişimlere insanların ayak uydurabilmesini sağlama desteği vermek üzerine kurmuş bir danışmanım. Kişisel olarak teknolojinin ve teknolojinin gelişiminin bana yararı var. Kendi mikro düzeyimde de teknolojiden olumlu etkileniyorum yani.

Ama her insan için bu böyle değil.

Türkiye'nin şu son içinde bulunduğumuz krize kadar yıllardır sağladığı büyümeyi düşünün. Bu uzun süreli büyüme döneminde bile istihdamda önemli bir artış olmadı. Neden?

Sadece Türkiye ile ilgili olarak değil, tüm dünyada, artık pekçok iş daha az insan girdisiyle yapılabilir konuma geldi.

Bu değişimler bazı işleri yok edip başka işleri doğuruyor. Bazı ülkelerde para kazanmakta olan insanlardan o paraları alıp başka ülkelerdeki kişilerin para kazanmasına sebep olabiliyor. Küresel hareketliliğin çok arttığı bu dönemde teknolojinin insanların işleri üzerindeki etkilerini iyi değerlendirmek gerekli.

Birkaç örnek vereyim:

- Berberler! Gillette'in geliştirmiş olduğu teknolojiyi düşünün. Kişisel olarak yıllardır kullandığım bir marka. Son birkaç ürünüyle birlikte berberde sakal traşı olma olayı benim için tarihe karıştı. Yabancı bir ülkedeki yeni geliştirilen bir teknoloji, bu alanda geçmişte olmayan iş imkanları doğurdu ve bu işleri yapan insanlara refah sağladı. Ama aynı teknoloji Türkiye dahil dünyanın pek çok ülkesindeki berberlerin toplam cirosunda önemli düşüşlere yol açtı. Teknolojinin bir refah unsurunu ülkeden ülkeye transfer etmesine dikkat edin.

- İnternetten satılabilen herhangi bir malın satış organizasyonunda çalışan insanlar. Çok iyi mağaza indirimlerine denk gelmedikçe kitap alışverişlerimi internetten yapıyorum mesela. İnternetten satın alınabilecek herhangi bir malın dağıtım kanalındaysanız, emin olabilirsiniz ki önümüzdeki yıllar sizin için çok parlak olmayacak. Tabii ki farklılık oluşturabilen kişiler ve firmalar ayakta kalacaktır. Ama şu an bu işten ekmek yiyen pek çok insan önümüzdeki yıllarda bu ekmeklerinden olacaklar.

- Tercümanlar! Çeşitli progaramlar ve web siteleri tercüme yapmakta giderek yetkinleşiyor. Bu meslek daha yüzyıllarca ayakta olacaktır muhtemelen. Doğrudan insanlara insanlar tarafından sunulan hizmetlerle ilgili çünkü. Ama burada da katma değeri düşük, sıradan işler yapmakla yetinenler, kendini geliştirmeyenler ekmeklerinden olacaktır.

- Programcılar! Her yeni ürünle birlikte çok daha az kod yazarak çok daha fazla iş yapılabilir hale geliyor. Yazılım alanında çalışıyorsanız, kendinize dikkat edin! Bu iş de uzun süre ayakta kalacak gibi gözüküyor. Ama bunun sebebi yazılım ihtiyaçlarındaki artışların, yazılım üretmedeki üretkenlik artışlarını geride bırakması. Yazılımdan iyi para kazanabilen insan sayısı zamanla azalmaya bile başlayabilir. Artış hızının çok büyük olmayacağı ise neredeyse kesin.

- Şirketlerin genel müdürlüklerinde rutin işler yapan insanlar! Genel müdürlük destek faaliyetlerinin maliyetlere etkisi her geçen gün daha fazla ele alınıyor ve göze batıyor! Raporlama sistemleri, proje yönetimi sistemleri, çeşitli merkezi yazılımlar (ERP, CRM gibi) genel müdürlük çalışan sayılarının toplam ciroya göre oran olarak her geçen yıl azalmasına sebep oluyor.

- Gemi kaptanları! Birkaç sene önce emekli bir kaptanla, bir denizcilik şirketinden havaalanına kadar aynı taksiyi paylaşmıştık İzmir'de. Eskiden 8 ay denizde geçirdiklerini ama bir limanda bazen iki ay kaldıklarını anlattı. Şimdi ise limana girip yükü indirip yeni yükle kalkmaları bir iki günde bitiyormuş!

Teknoloji her yerde hayatımızı etkiliyor. Teknoloji işlerimizi de etkiliyor. İyi eğitilmiş, girişimcilik ruhu diri bir toplumda teknolojideki bu değişimler ve iyileşmeler istihdamı kötü etkilemez. Çünkü böyle bir toplumda yenilikler gelişim fırsatları olarak algılanır, yeniliklerle birlikte yeni iş alanları da yaratılır. Bunu sadece devletler yapmaz, kişiler de tek başlarına büyük yankılar uyandıracak gelişimlere sebep olabilirler. Ama ya iyi eğitilmemiş, herşeyi devletten bekleyen insanların yaşadığı, geleceğe bakıp ona göre kendini değiştirmekte yeterince istekli olmayan insanların yaşadığı bir toplumdaysanız?

Acaba biz Türkiye olarak neredeyiz? Teknolojik gelişimden net fayda sağlayan bir ülke olmak için neler yapmamız gerekli?

Gelecek Postası'ndan kişiye özel, "ortalıkta olan gizli gerçek" mührüyle mühürlenmiş, acil bir mektup aldınız. Okudunuz. Şimdi düşünün!

30 yılda hayat ne kadar değişebilir?

Çok!

30 yıl bir insan ömrüne rahatlıkla sığan bir süre. Çoğu insanın sadece çalışma hayatı bile 30 yıldan uzun.

Bakın 30 yıllık bir dilimde neler olabilmiş. Üstelik günümüzde değişim çok hızlı diye, gerilere giderek bir örneğe bakalım: 1492 ile 1522 arasına kadar gidelim...

1492-93'te Kolomb Hindistan sandığı Orta Amerika'ya yakın adalar keşfeder.

1497'de Cabot Kuzey Amerika'ya gider.

Bu iki keşifle yeni bir kıta ortaya çıkmaya başlamıştır.

1497-98'de da Gama Afrikanın güney ucunda Ümit Burnu'nu dolaşıp Hindistan'daki Kalküta'ya kadar gider. Hindistan uzun süredir bilinen bir topraktır, ama bu deniz yoluyla Hindistan'a ulaşılabilir hale gelmesi Avrupa için çok önemlidir.

1500'de Cabral Güney Amerika kıyılarında şimdi Rio de Janerio'nun bulunduğu yere çıkar.

1519-22'de Macellan ve del Cano Avrupa'dan yola çıkar. Güney Amerika kıtasının güneyindeki Macellan Boğazı'ndan geçerler. Filipinler'den sonra Hint Okyanus'unu da aşarak Ümit Burnunda Afrika'nın güneyinden dolaşarak tekrar Avrupa'ya dönülür.

Bu 30 yıl (aslında Macellandan öncekileri sadece düşünecek olursak, 8 yıl) dünya tarihinde büyük bir yön değiştirmeye sebep olmuştur.

Ben kendi hayatım içinde Doğu Bloku'nun yıkılışını gördüm. Şimdi Amerika merkezli kapitalizmin önemli bir dönüşümden geçtiği bir dönemdeyiz. Belki çok basit bir dönem olacak. Belki de komünizmin yıkılmasından kazık yiyen sosyalizmin veya benzer başka söylemlerin tekrar yükselmesine sebep olacak önemli bir dönüşümün başlangıcı olacak. Belli değil.

1500'lerin başlarında egzotik yeni toprakların ve yeni tehlikeli deniz yollarının bulunmuş olmasının ne kadar önemli olduğunu algılayabilmiş miydi acaba insanlar?

1500'lü yıllarda bile 10 yıl ya da 30 yıl gibi bir sürede olanlar dengeleri kökten değiştirebilecek etkiye sahip oluyorsa, günümüzde bir ömürde daha başka neler göreceğiz dersiniz?

Sözkonusu olan sadece işlerin kaybedilmesi, finansal krizler, gelecek sene nerede olacağımız değil. Dünyanın genel akışında önemli dirsek noktaları da yaşıyoruz sanki. Ben gelecek seneyi değil de, daha çok beş sene sonrayı merak ediyorum.

Obama'nın başkanlığı döneminde Amerika ve dünya daha başka neler yaşayacak bakalım...

Şaman doktorlar

Geçmişin, bugünün ve geleceğin doktorları

Bir önceki yazımda yaptığım alıntıyı bir konuşmada da yaptım bugün. Tabii öyle cümle cümle değil... Hastalıktan bahis açıldı ve İpek Yolu'nun ilk kullanıldığı dönemlerde nasıl da nüfusun büyük ölçüde kırılmasına (hastalıkların küreselleşmesinden) sebep olduğunu anlattım.

Arkadaşlardan birisi, o dönem şaman doktorlarını canlandırdı kafasında. "Bildik birtakım şeyleri vardı, bazı tedaviler uyguluyorlardı. Çoğunlukla da psikolojik telkinden ibaretti yaptıkları. Ama bilmedikleri hastalıklarla karşılaşınca ne yapacaklarını da şaşırmışlardır." gibisinden...

Aklıma Kennedy'nin hayatından okuduklarım geldi. Kennedy ailesi, Amerika'nın kendi dönemlerindeki en parlak hanedanlarından biriydi. JFK siyasete girmeden önce de ailesi büyük zenginliğe sahipti.

John Kennedy'nin hayli erken dönemlere dayanan önemli sağlık sorunları varmış. O zamanlar Amerika'nın en önde gelen hastanelerinde, ailesinin imkanlarıyla tedaviler olmuş. Ama yapılan çeşitli tedaviler, zamanla başka sorunlara da yol açmış.

Aklıma bunlar geldi arkadaşımın yorumlarının ardından...

Acaba günümüzde çok farklı mı durum.

Her doktor biraz çaresiz aslında. Sonraki dönemlerde, eski dönemlerin tıp uygulamalarına baktığımızda hep cehaletler, gariplikler, eksiklikler görüyoruz. Ama gelecekte günümüze bakanlar da benzer şeyler görmeyecek mi?

Rastgele antibiyotik kullanımları, şamanın her derde deva kimi merhemlerinden, ya da Vahşi Batı'nın Red Kit çizgi filmlerinde arabayla dolaşan şifacıların sattığı her derde deva şuruplardan ne kadar farklı?

Günümüz tıbbıyla ilgili gelecekte garip karşılanacak bazı uygulamaları düşünmek gerekirse... Tabii benim tahminlerim, kurgularım bunlar. Kimisi gerçekleşebilir, kimisi çok saçma kalabilir. Geleceği hayal ediyorum sadece, yorumlarınıza açık.

Mesela:

- Apandisit, bademcik gibi çoğunlukla gereksiz, ilk fırsatta alınmalı gibi algılanabilen organların gerçek önemleri anlaşılacaktır muhtemelen. Henüz bilemediğimiz varlık sebepleri... Ve bunların öyle nasıl da kolay ve çoğu zaman gereksiz yere çıkarılıp alındığı dehşetle hatırlanıyor olacaktır.

- Hastalıklara yönelik ilaçlar dehşetle hatırlanacak şeylerden biri olacaktır. Hastalığı yaşayan ve ilacın kendisine verildiği hastalar da var değil mi? Aynı hastalıktan rahatsız iki insanın farklı tedavilere cevap verebildiği, hatta aynı tedavinin bir hastada olumlu etki yaparken başka bir hastayı daha kötüye götürebildiği keşfedilecektir. Tedavilerin çok daha kişiselleşeceğini düşünüyorum.

- Sinir sistemi kaynaklı psikolojik rahatsızlıklarla ilgili kullanılan ilaçlarda zaman içinde şimdi yaşananlardan çok daha beter skandallar çıkması çok muhtemel. Daha anlaşılır sistemlerle ilgili kullanılan ilaçların bile böbrek, karaciğer gibi organlara büyük zararlar verdiği örnekler var. Acaba psikolojik hastalıklarla ilgili ilaçlar sinir sistemlerine neler yapıyor hastaların?

- Doktor unvarının bu kadar kolay elde ediliyor olması da muhtemelen büyük şaşkınlık doğuracaktır gelecekte. Bilgisayar ve veritabanı destekli bir ara sağlık görevlileri grubunun oluşacağını tahmin ediyorum. Bir çeşit ön doktor gibi. Doktorların sayısı muhtemelen azalacak ama kaliteleri ve kendilerinden beklenilen hizmet seviyesi yükselecektir.

- Finansal kaygılarla doktorların yaptıkları tercihler ya da girdikleri düzeneklerin de büyük dehşetle hatırlanacak olduğunu düşünüyorum. Ama gelecekteki düzende de bunlar aynen devam ediyor olabilir. Sağlık ve finans, her ikisi de insanlar için çok önemli ana konulardan... Bu ikisi arasındaki ilişkiler tahminen hiçbir zaman olması gerektiği kadar saf olmayacaktır.

Söz meclisten dışarı arkadaşlar. Pek çok doktor akrabam ve tanıdığım var. Sakın yazdıklarım doktorlara karşı olarak algılanmasın. Ama her meslek gibi onların meslekleri de gelişiyor, değişiyor. Belki de demek istediğim şeyleri en iyi anlayanlar yine doktorlar olacaktır.

Tarihten bir küreselleşme etkisi örneği

Hastalıklar da küreselleşir

Bir önceki yazıda, küreselleşmeye ilişkin bileşik kaplar benzetmesini yapmıştım.

National Geographic'in Resimli Dünya Tarihi'ni okuyorum. Bakın Milattan Sonra 3 ila 5. yüzyıllar arasıyla ilgili ne yazmışlar:

"Salgının Yayılması / İpek Yolu olarak bilinen, birbirine uzak imparatorlukları Avrasya toprakları üzerinden ticaret ağıyla birbirine bağlayan büyük kara ve deniz yolu ağı, egzotik yiyeceklerin ve yeni fikirlerin yanı sıra bağışıklığı olmayan kitlelere bulaşıcı hastalıklar da taşıdı. Hem Roma, hem de Han (Çin) İmparatorlukları ve muhtemelen bu iki imparatorluk arasında kalan bölgelerde yaşayan insanlar MS 3., 4., ve 5. yüzyıllarda salgın hastalıklarla kasıp kavruldu, bu imparatorlukların sınarlardan gelecek saldırılara karşı dayanma gücü azaldı. Sonuçta ticaretin, dolayısıyla da imparatorluk ekonomilerinin zayıflamasıyla yerel pazarlar mahsur kaldılar ve yüzyıllarca bir daha küresel düzeyde ticaret yapamadılar."

Küresel bağlantı yolları işleklik kazanınca, öyle büyük ve kontrol edilemez bir yapı ortaya çıkıyor ki, merkezi kontrolden uzak bir şekilde akla hayale gelmeyecek şeyler de küreselleşebiliyor.

Herhalde o dönemlerde kimse hastalıkların bu kanallar üzerinden yayılıp yerel pazarlarından çok daha ölümcül etkilere küresel ölçekte sahip olabileceklerini hayal etmemişti.

Acaba günümüz küreselleşmesinin ne gibi beklenmedik sonuçları oluşacak?

Takip Edin