Mustafa Acungil

Gelecek, Tarih, Sosyoloji, Yapay Zeka, Bilim Kurgu, Fantastik Kurgu ve diğerleri...

Sanal Mevcudiyet 2

Olmayan mülkün temeli nedir? (Kamil Asma, 20 Şubat 2054)

Hukuk gündelik hayatı belirlemede insanların birçoğu için halen çok önemli. Ama yirminci yüzyılın sonlarında internetin hızla gelişmeye başlamasından itibaren sürekli hukuk dışı alanlar oluşuyor ve hukuk o alanları yeniden denetimi altına almaya çalışıyor. Bu sarmalın galibi hiçbir zaman tam belli değil.

Sanal mevcudiyet de kimi zaman hukukun sınırları içinde kalırken, kimi zaman hukukun henüz varlığından bile haberdar olmadığı mekanlarda dolaşıyor.

Bu durumda kişiler arası sözleşmeler ya da çeşitli yetenek gruplarının kendi içlerinde geçerli kabul ettiği kurallar hüküm sürmeye başlıyor. Eski zamanlardan bir sokak çetesinin kendi kanununu uygulaması gibi!

Mesela her ikisi de sanal mevcudiyet yeteneğine sahip iki insanın evliliğini düşünün. Bu evliliklerin bir kısmı sadece fiziksel dünya düzleminde sınırlı kalıyor, ama pek çoğunda taraflar sanal mevcudiyetlerini de bağlayacak şekilde aralarında anlaşıyorlar. Bu durumda taraflar birbirlerine sanal mevcudiyetleriyle ilgili anlık verilere abone olma yetkisi veriyorlar. Böylelikle eşinizin fiziksel katman yanı sıra yeteneği kapsamında kontrol altında tutabildiği diğer tüm sanal mevcudiyetlerinin de nerede ne yapıyor olduğuyla ilgili bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Sanal katmanlardan birinde olan bir sorunu geleneksel hukukun yorumlaması ve sonucu bağlayacak bir hüküm vermesi mümkün olmadığından taraflar arasında ya da güvendikleri bir hakemin desteğiyle kararların verilmesi gerekiyor.

İş dünyası sanal mevcudiyetin etkilerinin en derin ve hararetle tartışıldığı bir alan. Geçmiş dönem borsalarındaki “insider trading” hikayelerini çocuk oyuncağına dönüştürecek nitelikte işler dönüyor. Çeşitli seviyelerdeki mevcudiyetlerini yaptıkları sözleşmelerin ve kurdukları işlerin geleceğini etkileyecek mekanlara ve olaylara bağlayabilen üstün yetenekli insanlar büyük kazançlar sağlıyorlar. Sanal mevcudiyet yeteneğine sahip olmayan insanlar, sayısal olarak çok daha fazla olmalarından güç alarak, zorlanarak da olsa finansal başarılar sağlayabiliyorlar. Ancak bir sektöre sanal mevcudiyet avantajlarını çok iyi kullanan bir girişimci girdiği anda dünyalar yıkılıp yeniden kurulmaya başlıyor.

Vadeli kahve işlemleri yapan bir girişimci düşünün: Sanal mevcudiyetlerinden birini dünyanın önemli kahve plantasyonlarının durum ve gelişimini takibe bağlamış. Bir başka sanal mevcudiyeti istediği zaman dilimlerinde fiyatın istediği gibi hareket etmesi için spekülatif olaylar oluşturmakla meşgul. Başka birkaç sanal mevcudiyeti ise, piyasayı etkileme potansiyeline sahip diğer oyuncuları takip ediyor. Hiçbir karmaşık işe girişmeden sadece yasal sınırlar içinde alım satımlar yapıyor gözüken bu girişimci, sanal mevcudiyetleri sayesinde –kendisi kadar ya da daha dişli bir başka oyuncu piyasaya girmezse- piyasaya görece kısa bir sürede hakim hale gelecektir.

Suç dünyası ve suçlular hukukçulardan çok daha ısrarlı olarak sanal mevcudiyetin peşindeler. Bir kere sanal mevcudiyet yetenekleri kazanmaya başlayan bir suçluyu parmaklıklar ardına koymak katlarca kez zorlaşıyor. Üstelik parmaklıklar ardına koymak böyle bir suçlunun suç faaliyetlerini ortadan kaldırmak için yeterli olmayabiliyor. Tüm sanal mevcudiyet bağlantılarını da ortadan kaldırmak gerekiyor. Sanal mevcudiyet yeteneklerine sahip suçluların tutulduğu özel hapishanelerde sadece fiziksel bir karantina yok, aynı zamanda küresel ağa bağlanmayı sağlayacak tüm araçlar da engelleniyor. Havadaki her türlü dalgadan ve her türlü bağlantı aracından steril bir ortam. Böyle ortamları sürekli ayakta tutmanın maliyeti ise bir hayli yüksek.

Neyse ki, zamanla suç dünyasının sanal mevcudiyetle flörtüne karşı koymanın daha etkin yöntemleri bulunur oldu. En ucuz, kolay uygulanabilir ve yönetilebilir yöntem, sanal mevcudiyet yeteneği edinme sürecinde olan insanları denetim altında tutmak ve bu yetenek edinme sürecini bir sertifikasyona bağlamak. Beyin gibi hassas bir yapı üzerinde uzun süren bir dönüşüm programı uygulanması gerektiği ve bu süreç içinde destek alınması zorunlu olduğu için, suç kaydı olan ya da suça meyli çok yüksek olan kişilerin engellenmesi mümkün olabiliyor.

(2054'te yaşayan Kamil Asma'nın dilinden, Yazar: Mustafa Acungil)

Sanal Mevcudiyet 1

İlişkiler ilişkiler ilişkiler (14 Şubat 2054, Kamil Asma)

“Sanal mevcudiyet aslında tek başına birkaç yazıya konu olmayı hak edecek kadar önemli bir kavram. Basitçe söyleyecek olursam: İnsanın bilinç ve bilinçaltı seviyelerde zihinsel mevcudiyetinin farklı yerlerde aynı anda olabilmesine imkan tanıyor.” Böyle yazmıştım daha önce ve şimdi sanal mevcudiyeti ve etkilerini detaylarıyla anlatmaya başlıyorum.

En önemli ve öncelikli etki tabii ki kadınlar ve erkekler ve onların arasındaki ilişkilerde oldu.

Zihninin bilinçli seviyesinin yanı sıra bilinç altı seviyelerini de farklı sanal mevcudiyetleri yönetmek için kullanabilen kişilerin çok yaratıcı şeyler yapacağı öngörülebilir. Oysa sanal mevcudiyete ilk adım atanlar çok büyük bir çoğunlukla ya bir eş bulmak, ya bir eşi atlatmak ya da bir eşi takip etmek için kullanıyorlar yeteneklerini.

Basitleştireyim. Bir Pazar sabahı kahvaltı yapan bir çift düşünün. Suskun bir anlarını. Adam düşünceli görünüyor. Kadın ise adamın ne düşündüğünü düşünmekle meşgul. Kafasının içine girebilmeyi hayal ediyor.

Şimdi düşünün ki, adam düşünceli görünmenin ötesinde, bir yandan eşiyle kahvaltı yapıyorken -yeteneğine göre- birkaç farklı zihinsel seviyede sanal mevcudiyet halinde bulunuyor olabilir. Birinde işiyle ilgili tam çözümleyememiş olduğu bir sorunla ilgili sanal iletişime geçebileceği uzman bir kişi arıyor olabilir. Birinde o gün oynanacak futbol maçını sanal izlemek için gerekli bileti ayarlamak için karaborsa koridorlarında dolaşıyor olabilir. Bir başka varlığı daha taşıyacak ve bunu gizli de tutabilecek kadar yetenekliyse, ya da yetenekli olduğuna inanıyorsa, belki de gönül eğlendirmeye de bir kanal ayırmıştır.
Kadın ise sahip olduğu tüm sanal mevcudiyetleriyle adamın bildiği ve bilmediği sanal mevcudiyetlerini ağın girebilmeye cesaret edebildiği ve girmeyi başarabildiği heryerinde arıyor olacaktır.

Sanal mevcudiyet yeteneğinde ustalaşan kişi sayısı artmaya başladığında sadakatsizlik çok artmıştı. Erkekler ve kadınlar, gerçek hayattan farklı gördükleri bu ortamda çok daha serbest hareket etmeye başladılar ve bunun saklı kalacağını düşündüler.
Oysa zamanla dengeler çok değişti.

Sanal mevcudiyeti hiç kullanamayan büyük çoğunlukla sanal mevcudiyet yeteneklerini geliştirmiş kişilerin birlikte bir yaşam sürmelerinin çok zor olduğu anlaşıldı. Farklı bir zihinsel düzlemde olan bu insanlar zamanla toplumsal ilişkiler yönünde de kendileri gibi kişilerle kaynaşmanın daha az acı verici olduğunu anladılar. Birlikte olunabilecek ve bir yaşam sürülebilecek kişi sayısı dramatik bir şekilde kısıtlanınca sanal mevcudiyet sahibi kişiler de davranışlarına daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini kavradılar. Kendilerinden biraz aşağıda ya da biraz yukarıda başka bir sanal mevcudiyet yetenekli kişi, sanal ağın derinliklerinde araştırmalar da yapabilirdi.

Yine de tabii ilişkiler her zaman karmaşıktır, çözümlenmesi zordur ve bu durum onyıllarda değil yüzyıllar bile geçse değişmeyecektir. Sanal dünyada mevcudiyetler yöneten insanların birbirleriyle olan ilişkilerini öyle herkes kavrayamıyor. Onların ilişkilerinin oluşumu, gelişimi, resmiyet kazanması, yaşanan problemleri ve bazen de ayrılmayla noktalanmaları hep ilgili kişilerin kendi arasında yürütülüyor ve çözümleniyor. Toplum genelinin algısının üstünde, çok katmanlı bir ilişkiyi yorumlamak pek kimsenin de harcı olamıyor zaten.

Ama şu kesin ki, sanal mevcudiyetlere sahip insanların büyük bir kısmı zamanlarının büyük kısmını eş ya da eş adaylarıyla çeşitli zihinsel katmanlarda sürtüşerek geçiriyor ve enerji kaybediyorlar. Birileri bir zamanlar, dünyanın tümünde kadınlar ve erkekler arasındaki ilişkilerin sürtüşmelerinde yitirilen çatışma enerjilerini elektriğe çevirebilsek, dünyanın tümünün aydınlatma ihtiyacı için başka bir enerjiye gereksinimimiz kalmazdı demişti. Doğru söze ne denir!

(2054'te yaşayan Kamil Asma'nın dilinden, Yazar: Mustafa Acungil)

Zenginleştirilmiş doğal zeka ve çağdaş robotlar 3

Sanal mevcudiyet (5 Şubat 2054, Kamil Asma)

Çağdaş robotların çalışma prensiplerinin temelinde insan zekasının sanal mevcudiyet yetenekleri yatıyor.

Sanal mevcudiyet aslında tek başına birkaç yazıya konu olmayı hak edecek kadar önemli bir kavram. Basitçe söyleyecek olursam: İnsanın bilinç ve bilinçaltı seviyelerde zihinsel mevcudiyetinin farklı yerlerde aynı anda olabilmesine imkan tanıyor.

İnsanların bu alandaki yeteneklerindeki farklılıklar bir ölçüde eğitime dayalı. Ama henüz keşfedilemeyen bazı yapısal farklılıklar da var: Her insan aynı seviye eğitimle sanal mevcudiyette aynı seviyede başarı sağlayamayabiliyor. Hatta eğitimin sağladığı gelişim etkisi insandan insana çok büyük farklılıklar gösterebiliyor.

Örneklerle konuşalım… Sanal mevcudiyette çok ileri noktalara ulaşmış bir insan, bir yandan fiziksel olarak uyuyor durumdayken, bilinçaltının çeşitli seviyelerinde şu işleri yapıyor olabilir:

1.        Uzaktan küresel kablosuz ağ üzerinden bağlantı kurduğu bir mikro kamera ile dünyanın egzotik mekanlarından birinde gezip buradan gelen görüntüleri uykusunda rüya gibi algılayabilir.

2.        Birbirinden farklı 3-4 konu için, bu konular ayrı ayrı yerlerde bile olsa, takip mekanizmalarının kontrol sinyallerini işleyebilir. Mesela aynı anda hem uyumakta olan çocuğunu takip eden bir sinyali, hem uzun bir seyahatten dönmekte olan eşinin otobotunun mesafe sinyallerini, hem de evinin güvenlik mekanizmasının sinyallerini takip edebilir. Hatta bunlardan birinde ani ve müdahale gerektiren bir durum olduğunda bile, bu alana bilinçaltının daha üst bir katmanında müdahale ederken, diğerlerinin sinyallerini takip etmeye devam edebilir.

3.        Vücudunun çeşitli kaslarına özel idman ritimleri gönderen bir alt işlemi tavsiye edilmiş rutinlere göre çalıştırabilir.

4.        Otobotuyla gelmekte olan eşiyle sanal mevcudiyet üzerinden o akşamı nasıl ve nerede geçireceklerine ilişkin bir etkileşme kurabilir.

Öte yandan yaşanan bunca gelişmeye rağmen insanların büyük bir kısmı beynini istemli bir şekilde sadece bilinç kısmında kullanabilmektedir.

Sanal mevcudiyet, insanların farklı mekanlarda aynı anda bulunuyormuşçasına bir etkiye sahip olmasını mümkün kılar. Zenginleştirilmiş doğal zeka sayesinde, tek bir insanın zihniyle, onlarca otomatikleştirilmiş rutin kontrol altında tutulabilir. Bunların birkaç tanesi sürekli kontrol altında olurken, kalanları süreksiz bir şekilde yani belirli aralıklarla kontrol edilerek yürütülebilir. Bu gelişme sayesinde yapay zeka çalışmaları yerini zenginleştirilmiş doğal zeka ile minimal kontrol ilkesiyle çalışan çok etkin yazılım rutinlerine bırakmıştır.

Bugün binlerce makinenin çalıştığı bir ortamı birkaç insan beyni yönetebiliyor. Minimal insan iletişimi ilkesine göre tasarlanmış programların her biri onlarca makineyi eş zamanlı olarak yönetebiliyor. Her bir zenginleştirilmiş doğal zeka sahibi insan beyni de onlarca bu tür programı yönetebildiği için etkinlik ve etkililik seviyesi çok yüksek bir ortam oluşturulabiliyor.

Sanal mevcudiyetin sırları hala çözülebilmiş değil. Aslında gelinen bu noktaya, çok da ilgisi olmayan bir başlangıcın devamında ulaşıldı.

Fiziksel engelleri bulunan insanların beyinleriyle yapay organları kontrol edebilmesi, sınırları hayli belirgin olan bir çalışma gibiydi. Pratik ve gündelik bir ihtiyaca karşılık verecekti. Ekonomik değerinin dünyada fiziksel engelli insan sayısının fazlalığı sebebiyle yüksek olabileceği düşünülüyordu.

İlk çalışmalarda bazı insanlar yapay kollar kullandılar. Mekanik bu kollar kaybedilmiş kolun yerine takılıyor ve beyinden gelen sinir uçlarıyla mekanik kontrol sistemleri birbirine bağlanıyordu. Böylece kişiler sadece ‘düşünerek’ yani beyin güçlerini kullanarak yapmak istedikleri hareketi mekanik parçaya aktarabilmeye başladılar.

Çok da büyük gibi görülmeyen bu minik ilk hareketler, ayda atılan Armstrong için küçük ama insanlık için büyük o adım kadar meşhur olmadılar ama etkileri çok daha yüksek oldu.

(2054'te yaşayan Kamil Asma'nın dilinden, Yazar: Mustafa Acungil)

Zenginleştirilmiş doğal zeka ve çağdaş robotlar 2

Yapay zekanın sonu (2 Şubat 2054, Kamil Asma)

Daha önce benim çağımda robotun yaygın kabul gören tanımlarından biri olarak şunu vermiştim: “Uygulanacak güç, sağlanacak mekanik etki, ya da katlanılması gereken ortam şartları bakımından insan sınırlarının yeterli gelmediği alanlarda, insan zekasına sürekli ya da süreksiz bağlı olarak kullanılan ve nanodan galaktik boyutlara kadar ulaşabilen araçlar.”

Bu tanımdaki en önemli unsurlardan birisi, robotların insan zekasına ‘sürekli’ ya da ‘süreksiz’ olarak bağlı çalışması. Önceleri robotların insan zekasından tamamen bağımsız olarak kendi kendilerine yetebileceklerine ilişkin çalışmalarda epey ısrarlı olundu. Ancak zamanla bir yandan yaşanan yeni gelişmeler bir yandan da bu yöndeki çabaların sürekli aksamalarla karşılaşması sayesinde bu ısrardan vazgeçildi.

Bağımsız yapay zekanın sonunu getiren, insan beyninin kapasitesinin doğrudan kullanılmasında sağlanan büyük atılımlar oldu. Klavye ve fare şimdi ancak müzelerde ve antika meraklılarında bulunuyor. O kadar unutulmuş durumdalar ki, geçmişte böyle her zaman el altında bir alet kullanıldığını ve bunun adına fare dendiğini duyan herkes kahkahalara boğuluyor. Bu eski moda sistemler yerine –biraz uzun süren ve sancılı bir geçiş sürecinin ardından da olsa- dijital ortamlarla insan beyni arasında sinir sistemi üzerinden kurulan geniş kapasiteli bağlantılar yerleşti. Böylece zenginleştirilmiş doğal zeka elde edilmiş oldu. İnsan beyninin doğrudan kullanım alanlarının ve kapasiteden yararlanma miktarının artmasıyla yapay zeka çalışmaları anlamını yitirdi.

Yapay zeka kavramının temel yaklaşımını alt üst eden bu gelişme, zaten hayli yaygınlaşmış olan robotların kullanımını iyiden iyiye artırdı. Çoktan beridir zaten uygulanagelen bir çalışma biçimi yeni bir seviyeye yükselmiş oldu: İnsan kontrolünde çalışan robotlar.

Yapılan işin niteliğine ve ne kadar karar verme gereksinimi içermesine bağlı olarak günümüz robotları sürekli insan kontrolünde ya da süreksiz (kesintili) insan kontrolünde çalışabiliyorlar. Bu kontrol zaman zaman (içinde yolculuk edilen bir otobotta olduğu gibi) yerel olsa da çoğu zaman uzaktan gerçekleştiriliyor. Üstelik kontrol eden insanların bilinç seviyesi ile değil, çoğu zaman bilinçaltı seviyesiyle bağlantı kuruluyor.

Uçakları düşünün. 2050’lerde de hala kullanılıyorlar. Gerçi artık atmosferin çok daha üst katmanlarında yolculuk yapabiliyorlar ama insanları karaya indirmek ve karadan almak zorundalar hala. Kontrol kuleleri de hala var. Ancak kontrol kuleleri artık çok daha sade. Radar görüntüleri doğrudan kontrolörlerin beyninde oluşturuluyor. Uçakların her biri belirlenen mesafe ve yüksekliğe gelince, kontrolörlerden birinin beynine bağlanıyor. Seyir esnasında gerekli oldukça kaptan pilotun beyniyle bağlantıya geçerek uçuş kontrolünü sağlayan uçakbotu bu noktadan itibaren kuledeki ilgili kişinin beynine bağlanıyor. Üstelik bağlanılan bu katman dikkat sorunlarının yaşanabildiği bilinç katmanı değil, bilinçaltı katmanı.

Sertifikalı kontrolörler, uçakbotlarını kontrol etmek üzere beyinleri eğitilmiş olarak bu göreve başlıyorlar. Her kontrolör kendi beynine bağlanan uçakbotlarını yönetiyor. Kontrolörler de birbirleri arasında bağlantı sağlayarak tüm sistemin güvenli bir ağ olarak çalışmasını garanti altına alıyorlar.

Yapay zeka ilkesel olarak mümkün görülse bile zenginleştirilmiş doğal zeka ile finansal olarak yarışamayacağından devre dışı kaldı. Robotlarımız sizin döneminizdeki robotlardan çok daha karmaşık ve çok daha önemli işler yapıyorlar. Ama bu başarıları yapay zeka sayesinde değil. Başarılarının ardında, insan beyinlerine sürekli ya da kesikli bağlantılar kurarak zenginleştirilmiş doğal zeka ile yönetilmeleri yatıyor.

(2054'te yaşayan Kamil Asma'nın dilinden, Yazar: Mustafa Acungil)

Takip Edin