Mustafa Acungil

Gelecek, Tarih, Sosyoloji, Yapay Zeka, Bilim Kurgu, Fantastik Kurgu ve diğerleri...

Sanal Mevcudiyet 6

Yine yeni yeniden beden (Kamil Asma, 29 Nisan 2054)

İnsanların sanal mevcudiyet sahibi olmaya başlaması ve sayıları her geçen yıl artan çeşitli organların laboratuar şartlarında üretilmeye başlaması önceleri fiziksel bedenlerin önemini giderek kaybetmesine sebep olacak sanıldı.

Oysa gelişmeler pek de öyle bir sonuç ortaya çıkarmadı.

Sanal mevcudiyetlerin ortaya çıkabilmesinde en temel faktörlerden birisi veri depolama alanlarının kapasite ve hızlarının geometrik olarak artması oldu. Ama bu yeterli bir etken değildi. Sanal mevcudiyetlerinin asıl gelişmesini sağlayan, insan beyniyle bu depolama alanları arasında daha doğrudan bir iletişim şeklinin kurulabilmesi oldu. Bu hızlı veri yolunun oluşumundan itibaren de sanal varlık geliştirebilenler beyinlerini en etkin kullanabilenler ve gerek duyulan olağanüstü disiplini kendinde geliştirebilenler oldu. Size belki garip gelebilir belki de gelmez ama yüksek beyin etkinliği ve yüksek seviyede disiplin, ancak fiziksel bedenleri de çok sağlıklı insanlar tarafından sağlanabildi. En azından çoğunlukla…

Üstelik keyif ve zevk sanal bir mevcudiyetle yaşandığında kendi gerçek fiziksel varlığınızın yaşayacağı seviyelere asla ulaşamadı.

Sanal bir bifteği ısırmanın sanal zevki var elbette, ama gerçekten dişlerinizin arasında yumuşakça ezilen etin tadını verebilmesi pek olası değil. Duyubilimsel açıdan iki deneyim arasında neredeyse hiç fark kalmamış olsa da, toplumun değer yargılarında sanal zevkler her zaman ikinci planda kaldı. Bunun sonucu olarak da insanların zevk algısı her zaman gerçek varlığın yaşadığından yana bir yanlılık oluşturdu.

Çıkma organ, takma organ ve yedek organ gibi konularda da benzer bir durum yaşandı. Bir insandan başka bir insana bazı organların nakledilebilmesi zaten hayli eski bir olgu. Kornea, deri, göz, böbrek, kalp, karaciğer derken bazı beyin parçaları bile nakledilebilmeye başladı. Mekanik alternatifler de hayli gelişti. Günümüzde mekanik bir kol, gerçek bir kolun yapabildiği her şeyi yapabilecek yetkinlikte. İnsanların önemli organlarının kendilerinden alınan hücrelerle laboratuar ortamında geliştirilerek yedeklerinin oluşturulabilmesi bu alandaki en yakın zamana ait ve en önemli gelişmelerden biri. Ama böyle organlar bile ‘orijinal’ kabul edilmiyor.

Durumu algılamak için sizin dönemlerinizde arıza görüp yenilenmiş arabaların nasıl değer kaybettiğini düşünün.

İnsan yaşamını devam ettirmek için bu imkanlardan her geçen yıl çok daha fazla yararlanılmaya devam edildi. Ama yetenek geliştirmek, güzelleşmek ya da sadece keyif için yapılan müdahaleler yaygınlaştıkça insanların bunların en ustalıkla bile yapılanlarını anlama becerileri gelişti. Orijinal olmayan her parça, o parçayı taşıyan kişinin toplumsal değerinin bir kademe düşmesine sebep olmaya başladı.

Tüm tartışılan yönleri bir kenara, insan yaşamının devamı için yapılabilen şeyler gerçekten olağanüstü.

En önemli gelişmelerden birinin insanın kendi hücrelerinden laboratuar ortamında yedek organlar üretilebilmesi olduğunu söylemiştim. Bu hayli uzun süren ve çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanan bir girişim olduğu için acil durumlarda yedek organ üretmek mümkün olmuyor, bunun yerine önemli organların yedekleri önceden üretilip saklanabiliyor. Daha başarılı, ama çok daha pahalı bir yöntem!

Bir başka önemli gelişme ise, yeni çıkan bir hastalığa –artık neredeyse her yıl daha önce görülmemiş ve çoğunlukla öldürücü, üstelik bazen çok hızlı yayılan hastalıklar ortaya çıkıyor- bağışıklık kazanan herhangi bir hayvan keşfedildiğinde, sadece aylar süren bir çalışmayla ilgili direnci sağlayan genin bulunup bu gen üzerinden hastalığa karşı bir tedavinin geliştirilebilmesi.

Tüm bunlara rağmen, evlilik yapacak bir genç insan için seçimde en önemli kriterlerden birisi, karşı tarafın orijinal yapısına mümkün olduğunca yakın olması! Bunun böyle olmadığı ülkelerde zaten evlilik kurumu da çok yaygın ve uzun ömürlü değil.

(2054'te yaşayan Kamil Asma'nın dilinden, Yazar: Mustafa Acungil)

Sanal Mevcudiyet 5

Yeni bir lojistik (Kamil Asma, 7 Nisan 2054)

Sanal mevcudiyetin bu kadar gelişmesinden en çok etkilenen alanlardan birisi lojistik oldu. Aslında lojistik yerine her türlü mal ve hizmetin müşterisine ulaştırılması desek daha yerinde olacak.

Sizin dönemlerinizde şarkı ve filmlerle başlayan sayısallaşma işi başka gelişmelerle devam etti. Lojistik sonraki her onyılda bir öncekine göre çok farklılaşmış olacaktı artık.

Özellikle enerji fiyatlarının giderek artması ve iklim etkileri nedeniyle tüm dünyanın daha az enerji tüketerek işlerini yapmaya yönelik inanılmaz çarkı çok etkili oldu.

Büyük süpermarket zincirlerinden biriyle büyük konut şirketlerinden birinin yaptığı bir çalışma önce hukuki pek çok sorun doğurdu. Ama hem marketler zincirinin hem de konut grubunun odak noktaları yerleşim bölgelerinin merkezlerindeki dükkanlara ve alışveriş merkezlerine uzak olduğu için hukuki bir müdahale yapılması sağlanamadı. Fikir şuydu: Binlerce insanın marketlere taşınıp enerji tüketimini sürekli artırması yerine, malları etkin bir şekilde müşterilere ulaştırmanın bir yolu bulunamaz mı?

Bir deneme olarak, sürtünmesi hemen hemen sıfıra indirilmiş nakliye borularından oluşan bir mekanizma kuruldu. Görece birbirine yakın bir süpermarket ve bir yerleşim birimi seçildi. Marketten yerleşim birimine arada birkaç dağıtma noktası içeren boru hatları kuruldu. Sürtünmesi çok azaltılmış bu ortamda belirli bir hacmi aşmayan mallar özel iletim paketleri içinde basınçlı hava esasına dayanan bir sistemle iletilmeye başlandı. Her iletim hattının son noktası bir evin mutfağına bağlıydı.

İnsanlar canlarının istediği anda canlarının istediği bir malı internetten sipariş edip dakikalar içinde mutfaklarında bulmaya bayıldılar.

Sistem hızla yayılmaya ve gelişmeye başladı. Artık bazı şehirlerde her eve ulaşan bu tür hatlar var. Bu tür şehirlerin altında, metro ağından bile daha fazla hacim ve aktarma noktası bu mal iletim sistemlerine ayrılmış durumda. Tabii ki yerel pek çok dükkan bu sistemde ortadan kalkmak zorunda kaldı. Ancak karmaşık sistemin işlemesi, aktarımların yapılması gibi gereksinimler yok olan işlerin daha fazlasının doğmasını sağladı. Temel fark, artık mal iletimiyle ilgili harcanan enerjinin eskisinin sadece küçük bir yüzdesi kadar olması!

Lojistik konusundaki asıl devrim ise turizmde yaşandı.
İnsanlar hala denize girmeye bayılıyorlar ve kayak merkezleri çekiciliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Ama kültür turizmi artık evlerin en rahat köşelerinde yürütülüyor. Zaten dokunamadan gezmek zorunda olduğunuz bir müzeyi sanal mevcudiyetinizle gezmek çok daha keyifli. Üstelik Mısır piramitlerini gezmek için artık cehennem gibi bir sıcağı yaşamanıza gerek yok. Üstelik sanal olarak gezebileceğiniz piramitler, içlerinden çıkarılmış tüm o eserleri de barındırıyorlar. Sanal olarak da olsa, çok daha zengin gerçek ortamlarıyla inceleme şansınız oluyor bu devasa yapıları.

Sanal mevcudiyetlerini bu sanal ortamlarda gerçekten geziyormuşçasına yaşayacak şekilde geliştirememiş insanlar bile, daha eski birtakım teknolojilerle –biraz daha fazla masraf yaparak- genel kullanıma açık sanal ortamlardan yararlanabiliyorlar.

Lojistikle ilgili tüm bu değişmeler, dünyanın insanların etkisini biraz daha az yıkıcı hissedebilmesine de imkan tanıdı. Enerji, pek çok alanda, sizin döneminize göre yüzlerce kat daha verimli kullanılıyor. İnsanların doğal vahşi ortamları sanal olarak deneyimleyebilmesi sağlandığından vahşi hayat eskisine göre çok daha özgür bir yaşam ve yayılma alanı bulabiliyor.

Tüm bu gelişmelerin ardında yatan en önemli sebep: İnsanların dünyaya neler yaptıklarını fark etmiş olmaları. Ne yazık ki bu farkındalık çok kolay elde edilmedi. 2050’lerin dünyasında Büyük Sahra’dan daha büyük insan eliyle yaşamsızlaştırılmış toprak parçaları uzaydan görülebilen büyüklükte anıt mezarlar olarak dünyanın üzerinde yatıyor.

Son onyılın en sevindirici gelişmelerinden biri, tekrar kazanıma yönelik çalışmalar sayesinde ölü alanların kıyılarında umut verici dirilme hatlarının yavaş da olsa ilerlemeye başlamış olması.

(2054'te yaşayan Kamil Asma'nın dilinden, Yazar: Mustafa Acungil)

Takip Edin