Mustafa Acungil

Gelecek, Tarih, Sosyoloji, Yapay Zeka, Bilim Kurgu, Fantastik Kurgu ve diğerleri...

"Bir davanın ettikleri" üzerine..

Kurgunun temelleri..

Bir önceki yazım, "Bir davanın ettikleri" başlığını ve "Yazılım standartları ile ilgili kurgusal bir eleştiri" alt başlığını taşıyordu.

Bu yazıda, o yazının temellerinde yer alan düşüncelerimi ve gelecek olasılıklarını biraz açmayı düşünüyorum.

Bir öngörüm, yazılım konusunda ani bir yaklaşım değişimiyle birlikte hızlı bir kullanım yaygınlaşması yaşanacağı yönünde.

Aslında şu an bu eğilimin içindeyiz: Yazılım sürekli daha kolay yapılabilen ve daha çok kişinin yapabileceği bir şey haline geliyor. Ama yine de şu anki yazılım teknolojileri hayli karmaşık. Nesne tabanlı programlamanın en temel ilkelerinden biri olan 'sarmalamayı' (wrapping, encapsulating) henüz yeterince iyi yapamadığımızı düşünüyorum.

Yazılım ortamlarının kullanımının yaygınlaşması, ilgili şirketlerin ekonomik kazanımları açısından bir zorunluluk. Ne kadar çok kişi yazılım üretebilir hale gelirse, o kadar çok lisans satılır. Bu daha çoklama, halen olduğu gibi küçük adımlarla iyileştirmeler sayesinde de yapılabilir. Ya da benim kurguda öngördüğüm gibi ani bir patlama şeklinde de olabilir. Ama daha çoklamanın neredeyse kesin olduğunu düşünüyorum.

Kendi hayatımda bu öngörümle ilgili yıllar önce düzenleme yaptım: Yazılımın teknik konularında bilgi birikimimle kendimi farklılaştırdığım yanılsamasından kurtuldum. O zamandan beri daha ağırlıklı olarak metodoloji, iş analizi gibi işin teknik olmayan yanlarına odaklanıyorum. Çünkü bu alanlardaki beceri her zaman değerli olacak. Oysa bugünkü en yaygın yazılım teknolojisiyle ilgili en derin bilginiz bile, beş yıl sonra gerekli değişimleri göstermemiş olursa anlamsız kalacak.

Şöyle düşünün: Bir zamanlar ekran görüntülerini yazılımcılar kendileri çizdiriyordu. Form programlama gibi yöntemlerle bu gereksinim tamamen ortadan kalktı. Eskiden yazılımcılar fare hareketlerini yakalamak için hayli alt seviyede dinlemeler yapıyorlardı. Şimdi basitçe bazı olayları dinleyen kodlar yazılarak bu iş yapılabiliyor. Bunun gibi binlerce örnek sıralanabilir. Otomasyonlu yapılabilecek bir iş yapıyorsanız, işinizin geleceği üzerine kaygı duymanız yerinde olur: Bu tür işlere yazılım üretiminin pek çok aşaması da dahildir.

Geçen yazıdaki bir başka öngörüm, yazılım standartlarının pek çok sektöre göre çok düşük olduğu ve bunun böyle devam edemeyeceği. Bug kavramı bir yazılımcı için kaçınılamayacağı kesin olarak düşünülen bir şey. Her yazılımda hata olur. Test aşamasında her hata yakalanmayabilir. Bazı hatalar kullanım halinde ortaya çıkar ve giderilmesi de aylar alabilir. Şu an bu dediklerim kabullenilmiş durumda. Nereye kadar? Yazılım standartları ile ilgili bu garipliğin bence devam etmemesi gerekiyor. Ama böyle bir değişimi görür müyüm görmez miyim, ya da böyle bir değişim hiç olur mu, pek emin değilim.

Yine bir başka öngörüm ise, asıl değiştiricinin kanun yapma ve o kanunlarla hüküm verme alanlarında olduğu. Hukukun hayata etkisi benim için hep biraz büyüleyici, biraz korkutucu olmuştur. Yazılım alanındaki standartlarda bir değişim olacaksa, bunun olmasını sağlayacak olan hakimler olacaktır. Ya da yasa koyucular.

Özetle:

1. Yazılım dönüşerek yaygınlaşacak bir alan. Bunu ya şimdiye kadar yaptığı gibi küçük adımlarla yavaş yavaş genişleyerek yapacak. Ya da yazılım üretimini sıradan insan becerileri arasına sokacak hızlı bir dalga yaşanacak.

2. Yazılım üretim standartları gereğinden fazla düşük. Bunun böyle devam etmesi muhtemelen sorunlara sebep olacak, belki de böyle devam edemez noktaya gelinecektir.

3. Yazılım ortamını ne yazılım ortamı üreticileri, ne kullanıcılar, hepsinden çok hukuk alanı etkileyecektir. Yazılım konusu, hukukun keskin bakışlarının altına girecek kadar genel gündeme girmiş durumdadır. Giderek bu üzerine bakışları çekme durumu daha belirginleşecektir. Ve hukuk alanının yazılım alanına etkileri ilginç noktalara ulaşabilir.

Bir davanın ettikleri

Yazılım standartları ile ilgili kurgusal bir eleştiri

Not: Bu tamamen kurgusal bir çalışmadır. Yine gelecekten günümüze doğru bakarak hayali bir yazı yazıyorum. Yazılım üretim standartlarının diğer pekçok sektörün standartları ile çok ilgisiz bir konumda olması önceden beri üzerinde düşündüğüm bir konu. Ama teknik,sıkıcı, karmaşık bir yazı yazmak istemedim. Olası bir gelecek hayalinde söyledim söyleyeceklerimi. Buyrunuz:

Bunun böyle büyük bir etki yapacağını kim bilebilirdi ki?

2010'lu yılların sonlarına doğru yeni bir yazılım geliştirme ortamı oluşturuldu. Yaygın kullanılmakta olan .net ve java dil ve ortamlarından çok daha farklı bir yaklaşımı vardı. Yazılımcıyı neredeyse ortadan kaldırıyordu. Çünkü konuşma diliyle programlar oluşturulmasına imkan tanıyordu.

Geliştiren firma, eski devleri gafil avlamıştı. Çok niş bir alanmış gibi duran bir girişim hızla yaygınlaşmaya başladı. Bir sene geçmeden yeni dili kullanan insan sayısı bir milyonu geçmişti. Risk sermayesi şirketleri girişimin sahibi üç genci paparazzilerden beter bir takibe almıştı. Herkes onlara para vermek istiyordu.

Eski devler köşeye sıkıştırılmışlığın verdiği çaresizlikle kendi ürünlerini hızla dönüştürme çabasına giriştiler.

Artık herkes bir programcı olabilirdi. 100 milyon nüfusu olan bir ülkede eskiden onbinler seviyesinde satış potansiyeli olan yazılım geliştirme ortamlarına karşılık yeni sistemin milyonlarca kişiye satılma potansiyeli vardı.

Tüm hız rekorları alt üst olmaya başladı. Yazılımın önceden beri hatalara daha tahammüllü ortamı, yeni hız rekorlarıyla eski Batı günlerini aratmayacak bir karmaşaya ulaştı. Kaostan yenilik doğar, kaos gelişimin tetikçisidir gibi sloganlar havada uçuşuyordu.

Ve bir gün, kaçınılmaz olan inanılmayacak bir ölçekte ortaya çıktı: Yazılım hataları sanal olmaktan çıkıp gerçek dünyada devasa bir etki yapabileceklerini gösterdiler.

Bir risk sermayesi şirketinin genel müdürünün doğrudan kendisinin balıklama yeni fırsatlara dalması sürecin başlangıcı oldu.

Kendi kurduğu şirkette, baş yaratıcı yönetmen oldu. Şirketine olmayacak insanları topluyordu. Çalışanların büyük bir kısmı 16 yaş altıydı. Yarının dünyasının programlarını yarının profesyonelleri geliştiriyor diyordu röportajlarda. Yeni platformun sağladığı imkanlar, gencecik beyinlerin çılgın ve sınırlanmamış hayalgücü ve deneyimli risk sermayecisinin bir o kadar çılgın ama gelişmiş ve kompleks senaryoları birleşince, yazılım dünyası bambaşka bir görünüm kazandı.

İnsanların sanal dünyayla etkileşimini çok daha zenginleştiren eğitimden eğlenceye kadar onlarca uygulamayı bir yıl içinde leblebi gibi saçmaya başladılar dünyaya. Bir yandan gen teknolojileri üzerine çalışan programlar, diğer yandan daha önce görülmemiş boyutlarda iletişim ağlarında çok boyutlu sanal yaşam uygulamaları…

Kullanıcılar üç ayda bir yeni sürüme geçmemiş olurlarsa, kendilerini yaşlanmış hissetmeye başlamışlardı.

İlk ölümlerin gerçekleşmesi iki üç yıl sonra oldu.

Beyin kapasitesinin belirli yönlerini sürekli ve çok yoğun kullanan kişilerde oluşan daha önce rastlanmamış ölümcül hastalıklar ortaya çıktı. Trafik yönetimi gibi kritik konularda yeterince test edilmeden kullanıma alınan uygulamalar başlangıçta büyük verimlilik sağladı ama bir iki yıl sonra geriye dönüp veriler incelendiğinde yeni sistemlerin ölümlü kaza oranlarını ikiye bazı yerlerde üçe katladığı ortaya çıktı. Uçak düşmesine kadar varan çeşitli olaylar sanal alemin köşelerinde fısıltılarla başlayarak hızlı yükselen yeni şirketin uygulamalarına bağlanmaya başladı.

Ve dünyanın önde gelen ülkelerden birinin bir mahkemesi, yazılım ürünlerinde onlarca yıldır kanıksanmış kısıtlı sorumluluk sözleşmelerini geçersiz kıldı. Giderek artan toplumsal infialin tetiklemesiyle üst mahkemeye kadar olan süreç çok hızlandı. İnsanlar bir yandan yeni yazılım ortamıyla kendi yazılımlarını teknik birikim olmadan üretebilmek ve parlayan yeni şirketin sunduğu yazılım ürünlerini kullanmaktan vazgeçemezken, bir yandan da hayatlarından endişe eder hale gelmişlerdi.

Yüksek mahkeme, yazılım üretim standartlarına ilişkin kararlar aldı.

Kısıtlı sorumluluk sözleşmeleri geçersiz kılındı. Hata ayıklama süreçleri ve hatalılık oranları ile ilgili hukuksal sonuçları çok ağır sorumluluklar getirildi.

Bazı büyük yazılım devleri, onlarca yıllık kazançlarını ve birikimlerini açılan mahkemelerde hızla kaybetmeye başladılar.

Sorumluluklar o kadar ağırlaştı ki, artık ana bir yazılım ürününün yeni bir sürümü en erken beş yılda çıkıyor.

Hayat artık sanki daha yavaş akıyor. Hiç kimse böyle daha mı iyi yoksa daha mı kötü olduğundan emin değil henüz.

Kişisel Finansal Zeka

Herkes için

Eski iş arkadaşım, Chip Online'da ve başka yerlerde blogdaşım, değerli dostum Kadir Çamoğlu ile yeni bir çalışmaya başladık:

Herkes için kişisel finansal zeka.

Kişisel Finansal Zeka başlığıyla açtığımız bloga şu adresten ulaşabilirsiniz:


Facebook grubumuz da var:


Gruba katılmak isteyen herkese kapımız açık.

edge.org

beyin fırtınası

Fırtınalı bir yer: http://www.edge.org

Pek çok entelektüelin katkıda bulunduğu bir ortam.

Çalışmalardan birisi şu: Yılda bir bir soru atıyor ortaya editör. Katılımcılar bu konudaki cevaplarını yazıyorlar. Katılımcılar bilim adamları, araştırmacılar, sahalarında önemli isimler olunca, bu basit çalışma dikkate değer sonuçlar doğuruyor.

Bu yıllık sorulardan en az birinden derlenen bir kitabın Türkçe'ye çevrildiğini de biliyorum.

Merak ediyorsanız, John Brockman'ın editörü olduğu kitapları inceleyin.

2009 için sorularının adresi şu:


Soru: "Herşeyi ne değiştirecek? Kendi yaşam sürenizde oyunun kuralını değiştirecek hangi bilimsel fikir ve gelişmelerin ortaya çıkmasını bekliyorsunuz?"

Cevaplardan ilgimi çekenler hakkında da yazarım belki ileride. İngilizceniz yeterliyse bir bakmak isteyebilirsiniz Edge'e.

Takip Edin