Mustafa Acungil

Gelecek, Tarih, Sosyoloji, Yapay Zeka, Bilim Kurgu, Fantastik Kurgu ve diğerleri...

Müslümanların bilimle barışma ihtiyacı

Darwin'in etrafında dönen fırtınada sakin bir değerlendirme denemesi

Müslümanların bilimle barışma vakitleri geldi de geçiyor bile. Aslında İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilik dinlerine göre bilime ve insan düşüncesine çok daha olumlu yaklaşan bir dindir. Dikkat ederseniz ılımlı demiyorum, ılımlı bir karşıtlık barındırır içinde… Olumlu bir yaklaşımdan bahsediyorum.

Birkaç temel veriden hareket ediyorum yukarıdaki değerlendirmeyi yaparken.

Birincisi, İslam dininde, insanların en yücesi kabul edilen Hz. Muhammed bile, bilimsel verilerin önemini belirtmiş ve veriler ışığında kararını değiştirmiştir. Din alimi değilim, konunun detaylarını hatırlamıyorum, ama hadis konusunda yetkin birilerinden soruşturulup detayları öğrenilebilir. Sanırım tarımla ilgili bir konuda Hz. Muhammed önce bir karar veriyor. Sahabeden birisi, bunun kendisine vahiy yoluyla gelen bir bilgi mi yoksa kendi düşüncesi mi olduğunu soruyor. Vahiy olmadığını öğrenince de kendi deneyimine dayalı bazı bilgiler aktarıyor. Ve Hz. Muhammed kararını değiştiriyor.

İslam dini, Peygamberin bile yanılmaz olmadığını kabul eder. Oysa Hıristiyanlıkta Papa’nın yanılmazlığı doktrini vardır. Aradaki farkı görebiliyor musunuz?

Bir başka önemli bilinen gerçek, eski Yunan’ın Sokrat, Eflatun, Aristo gibi bilim insanlarının eserlerinin Batı tarafından unutulmuş olduğudur. Bu eserleri 9. Yüzyılda İslam bilginleri Arapça’ya çevirmiştir. Avrupa’nın Arapça’dan çevirilerle bu bilgilere tekrar ulaşması için 5 yüzyıl kadar bir zaman geçmesi gerekmiştir.

Gazali gibi büyük bir İslam bilgini eski Yunan düşüncesiyle mücadele eden eserler vermiştir. Ama dikkat edin, bu fikirlerin konuşulmasını yasaklayan bir ortam oluşmamıştır. Karşılıklı olarak fikirler savunulmuş, tartışılmıştır.

İslam’da hüküm vermeyle ilgili olarak dört ana kaynak vardır. Ayet, hadis, icma, kıyas. Ayetler Kuran cümleleridir. İncil’den farklı olarak Kuran ilk indirildiği zamanki gibidir, insan eliyle değiştirilmemiştir. Hadis, Hz. Muhammed’in sözleridir. Hadis ilmi de çok gelişmiş bir ilimdir. Ve Hz. Muhammed’in olduğu tarihsel ve bilimsel olarak kesinleştirilmiş sahih hadisler Hz Muhammed’in yaşamını takip eden ilk yüzyıllarda kitaplaştırılmışlardır. Yani bu iki temel kaynak bilimsel güvenilirlikle orijinal hallerinde muhafaza edilmiş durumdadırlar. Kitab-ı Mukaddes ise yüzyıllar boyunca değişmiş, her tarafına insan eli değmiş bir toplamadır.

İslam hükümlerinde ayet ve hadis gibi iki temel kaynağın orijinal halleriyle korunmuş olduklarını söyledik. Öte yandan diğer iki kaynak ise icma ve kıyastır. İcma, din bilginlerinin üzerinde görüş birliğine vardığı hüküm demektir. Kıyas ise üzerinde karar verilmemiş bir konu üzerinde bir din bilgininin ayet, hadis ve icmaya dayalı olarak kendisinin bir karar üretmesi demektir.
İcma ve kıyas dini hükümlerin sürekli olarak gelişebilmesi, yanlışlarının düzeltilebilmesi, dünyanın o günkü şartlarına uygunluğun sağlanabilmesi için önemlidir.

Özetleyecek olursak:

1.    İslam, yanılmaz birtakım insan putları oluşturmaz. Bir dinin bilim karşısında bağnaz duruma gelmesini sağlayan en temel konu insan putlardır. İslam bunlardan uzak durmuştur.

2.    İslam, insan düşüncesine özgürlük tanır. Toplum düzenini rahatsız edecek eylemlere dönüşmedikçe fikirler özgürlük alanı bulmuştur. Aristo’nun Batı dünyası ortaçağında yaşayamaması ama İslam dünyasında yaşaması, yüzyıllar boyunca yaşaması bunun göstergesidir. Hıristiyanlık İskenderiye kütüphanesini yok ederken, İslam Bağdat kütüphanesini inşa etmiştir.

3.    İslam’da hükümler donmuş değildir. İki temel ilahi kaynağı olan ayet ve hadislerin orijinallerinin korunması bilimsel yollarla sağlanmıştır. Diğer iki temel kaynağı olan icma ve kıyas ise insan düşüncesine dayanır ve sürekli evrilmeye müsaittir.
Aristo’yu yaşatan bir ortama dini yönetim şeklinin hakim olduğu yüzyıllarda sahip olan insanları düşünün. Bugün ise, laik bir yönetim altında Darwin’in düşüncelerini konuşmakta, onlardan yararlanmakta zorlanıyoruz.

Alınacak derslerimiz var gibi gözüküyor.

Müslümanların bilimle tekrar barışması, geleceği etkileyecek en önemli eğilimlerden birisi olacaktır. Bu eğilimin başlayabileceği ülke ise Türkiye’dir.

Takip Edin