Mustafa Acungil

Gelecek, Tarih, Sosyoloji, Yapay Zeka, Bilim Kurgu, Fantastik Kurgu ve diğerleri...

24 Öğrenme Tuzağı'nı neden okumalısınız?

24 Öğrenme Tuzağı isimli kitabım satışta. Bu yazıda sizlerle bu kitabı okumanın size ne kazandıracağını paylaşacağım.

BU KITABI NEDEN OKUMALISINIZ?

Çünkü öğrenmek bitecek bir şey değil. Yaşamınızın ilk günlerinde öğrenmeye başlarsınız ve ölene kadar da öğrenmeye devam edersiniz. Farkında olsanız da olmasanız da, kabul etseniz de etmeseniz de, öğrenme bitmez. Nasıl bir hayat yaşadığımızı belirleyen en önemli faktörlerden biri, öğrenmeyi ne kadar iyi yaptığımızdır.

Üstelik öğrenme gereksinimi sadece akademik alanla da sınırlı değil. Bebekliğimizde, çocukluğumuzda, öğrenciliğimizde, aile kurduğumuzda, işe girdiğimizde, terfi aldığımızda, işimizi kaybettiğimizde, çocuğumuz olduğunda, boşandığımızda, emekli olduğumuzda, ağır bir hastalığa yakalandığımızda, sevdiğimizde, üzüldüğümüzde, taşındığımızda ve her türlü değişimde öğrenmemiz gerekir.

Varlığımızla iç içe geçmiş en önemli faaliyetlerden biri olan öğrenmeyi her dönemde aynı beceriyle yapabildiğimiz söylenemez. Hayatımızın ilk yıllarında zihinsel sorun gibi bir engele sahip olmayan herhangi birimizin mükemmel yaptığı öğrenme işini zamanla giderek unutur, elimize yüzümüze bulaştırırız.

Bu kitabı neden okumanız gerektiğini kitapta ele alınan her bir öğrenme tuzağıyla birlikte biraz daha iyi anlayacaksınız. Bu kitabı okumalısınız, çünkü her birimiz çok daha iyi bir öğrenici olabiliriz. Öğrenci demiyorum; okul seneleriyle kısıtlı değiliz. Başarılı birer “hayat boyu öğrenici” olabilmek için, gelin sık yaptığımız hatalarımızı inceleyelim. Bu hatalar, başarımızı kısıtlayan, bizi hapseden, engelleyen birer tuzak. Tuzakların farkına varmamız, onları aşmamızı sağlayan ilk ve en büyük adım olacaktır.

Patern patern dedikleri...

Örüntü diye de bilinir kendileri...

Endüstri mühendisliği okudum. Çok eskilerde kaldı şimdi. Mühendislik yönetimi yüksen lisansını bitirme tarihim bile geçen yüzyılda. Ve şu işe de bakın... Yeni yüzyıl ve yeni binyıldan 17 yılı bitirmek üzereyiz şimdiden!

Endüstri mühendisliğinin bana bıraktığı en önemli kavramlardan biri: Durumsallık.

Özetle şu: Evrensel reçeteler geçmişte kaldı. Her durumda kullanılacak standart uygulamalar yok. Ama her şey postmodern bir kabus da değil: Her vaka ancak ve ancak kendi başına ele alınabilir düşüncesine mahkum değiliz. Benzer durumlar benzer çözümler gerektirir. Ya da benzer çözümler benzer durumlar için işe yararlar.

Örüntü analizi işte bununla ilgili bir şey. Elinizdeki yığınla veri içinde anlamlı birtakım örüntüler, desenler var. Onları bulmak standart raporlama sistemleriyle ya da insan gözüyle pek mümkün değil. Ama bu tür gizli örüntüleri ortaya çıkarmak amaçlı çok çeşitli istatistik modeller onlarca yıldır oluşturulmuş durumda. Hatta bu modellerin bazılarının geçmişi yüzlerce yıla dayanıyor. Ve makinelerin işlem gücü de muhteşem!

Makine öğrenmesi dediğiniz, yapay zeka dediğiniz, ileri analitik dediğiniz, her ne diyorsanız adına, işte bu verideki örüntüleri yakalamaya ilişkin mekanizmalar.

İşin ilginci ne biliyor musunuz? Beynimiz de örüntülerle çalışıyor! Ve en iyi makine ya da yapay zekanın yanına bile yaklaşamayacağı kadar iyi çalışıyor.

Bazılarınızın aklına satranç şampiyonunu yenen yapay zekalar, go şampiyonunu yenen yapay zekalar, yüz tanıyan yapay zekalar, yüzden duygu anlayan yapay zekalar gelebilir. Pek öyle endişe etmenize gerek yok. O uygulamalar devasa çalışmaların ve kocaman bütçelerin tamamen spesifik tek bir probleme odaklanmasıyla gerçekleşen şeyler. Oysa, en iyi satranç şampiyonunu yenen bir başka insan zaten gayet doğal bir şekilde ortaya çıkabiliyor. Bir yaşındaki çocuk da yüzleri ve duyguları tanıyor. Ve bu çocuk ve insanlar binlerce şey yanında bunu da yapıyorlar.

Öte yandan şu kesin bir gerçek: Yapay zeka ve başka dijital dönüşüm gelişimleri işinizi her an elinizden alabilirler. Bunun için insanla başa baş yarışacak bir etkinlikte olmalarına gerek yok, sadece sizin yaptığınız işin önemli bir kısmını otomasyonla ve yeterince iyi yapar duruma gelmeleri yeterli. Bu ise yakın geleceğin, hatta bırakın geleceği, şu anın konusu!

Çok şey var konuşacak, yorumlarınız, sorularınız olursa çekinmeyin... Konuşalım, tartışalım... Yapay zeka, dijital dönüşüm, bunlar geleceğimizi şekillendirecek konular!

Kürkçü Dükkanı

Yine yeni yeniden... Başlıyorum yazmaya... Sizlerle yeniden buluşmaya geldim.

Ne kadar zaman geçmiş!

Kurgunun Sonu adlı öyküm Türkiye Bilişim Derneği Bilim Kurgu Öykü Yarışmasında (2008'di sanırım) üçüncülük ödülü aldığı sıralar Cenk Tarhan ve ben beraber MVP'ydik. Oradaki bir muhabbetten Gelecek Postası yazıları başlamıştı.

Kamil Asma'nın gelecekten bildirimlerini yazmak çok keyifliydi. Eski yazılarımdan hala ulaşabilirsiniz bize neler bildirdiğine... Sonra Kamil Asma sustu ama ben bir miktar daha devam ettim burada yazmaya...

Sonra sonra sonra... Araya neler girdi neler... Bir yığın yoğunluk.

Ama inanın, boş durmadım.

Öncelikle yayınlanmış üç, hatta dört kitap var. Dördüncüsü önümüzdeki günlerde çıkacak.

Yayınlanmış kitaplarım...

Üst satırdaki linkten yayınlanmış üç kitabıma ulaşabilirsiniz, dördüncüsü de yolda.

Kitaplardan, sonraki yazılarda daha detaylı bahsederim. Sadece kitaplar değildi araya giren. Bir yandan da okumaya devam ettim. Ortalama ayda 12 kitap hızıyla okuyorum. Ama sadece kitap değil üniversiteler de okudum.

İnsanı anlamaya çalışıyorum, yurdum insanını anlamaya çalışıyorum, kendimi anlamaya çalışıyorum, dünyayı anlamaya çalışıyorum. Endüstri mühendisliğinin üzerine yaptığım mühendislik yönetimi yüksek lisansından sonra doktora mı yapsam diye düşündüm ve bunun yerine merak ettiğim konularda lisansla ufkumu genişleteyim diye karar verdim. Bir yandan çalışırken ikinci üniversite imkanıyla Açık Öğretim'de bunu gerçekleştirmek daha kolay olacaktı. Sosyoloji okudum bitirdim. Tarih okudum bitirdim. İlahiyat ön lisans büyük olasılıkla bu sene bitecek. Ve ardından da Felsefe okumayı düşünüyorum.

Bir yandan da çalışıyorum tabii ve orası da gayet hızlı ilerliyor. Bilge Adam Kurumsal'da İş ve Veri Yönetimi Çözümleri Direktörüyüm. Zamanında iş zekası alanında gerçekleştirdiğim öncülük rolünü, şimdi de makine öğrenmesi / yapay zeka alanına taşıyorum. Teorik hayaller ve ulvi matematikler değil... gerçek hayatta gerçek şirketlerde çalışan gerçek insanlarla modeller kurup hayata geçiriyoruz. Alana temkinli yaklaşan pek çok insana, işi üzerinde makine öğrenmesiyle üretim yapma yetkinliği edinmede yardımcı oluyorum.

Falan filan işte... Daha çoookkk konuşuruz. Şimdilik daha fazla tutmayayım sizi. Sonraki yazılarda buluşmak üzere.

Takip Edin