Mahmut Karslıoğlu

Read.Me (Director’s Cut Extended Edition)

Teknolojinin geleceği: Mucize madde Grafen!

Çelikten 200 kat güçlü, dünyanın en ince ve hafif maddesi. Isıyı ve elektriği çok iyi iletiyor, hem esnek hem de saydam!

Mobil Dünya Kongresi, teknoloji dünyasındaki gelişmeleri takip edebildiğimiz en büyük etkinliklerden biri olmayı sürdürüyor. Dolayısıyla CHIP olarak web sitemiz üzerinden her sene olduğu gibi bu sene de en yeni gelişmeleri Barselona’da takip edip sizlere aktarmaya çalıştık. Şahsen deneyimleme şansı bulduğum yenilikler arasında Sony, Nokia, LG, Huawei, Alcatel, General Mobile ve Vestel gibi akıllı telefon üreticilerinin yeni modelleri elbette herkesin merak ettiği en popüler konuların başında geliyordu. Ürettiği çiplerle tüm bu telefonlara güç veren gizli kahraman Qualcomm ise bu sene de özellikle 5G, kablosuz teknolojiler, IOT, otonom araçlar, giyilebilir teknolojiler, akıllı evler ve VR için sunduğu çözümler ile geleceğe yön vermekte ne kadar ısrarcı olduğunu yine kanıtladı ve bir kere daha takdirimi kazandı.

Ancak ne yalan söyleyeyim en çok etkilendiğim yenilikler popüler teknoloji haberciliği yapan birçok meslektaşımın ne yazık ki es geçtiği Next Tech alanındaydı. Özellikle buradaki Grafen deneyimi bölgesinde, gelecekte silikonun yerini alacağına garanti gözüyle bakılan grafenin neler yapabildiğini görüp deneyimleme şansım oldu. Daha önce hakkında defalarca yazdığımız grafen; sadece tek bir atom kalınlığında, dünyanın en ince ve en hafif malzemesi. Buna rağmen çelikten tam 200 kat daha sağlam ama aynı zamanda çok esnek ve tamamen saydam. Ayrıca ısıyı çok iyi iletebildiği gibi oda sıcaklığında en iyi iletken madde olması ile de biliniyor. Üstelik zor elde edilen bir malzeme de değil, öyle ki evde kurşun kalem ile kağıt üzerine bir çizgi çektiğinizde, üst üste grafen yaprakları elde etmiş oluyorsunuz ve bir silgi yardımı ile bu katmanları tek bir katman haline gelecek şekilde temizleyebilirseniz, kendiniz bile grafen elde edebilirsiniz.

Keşfi, Rus bilim insanları Andre Geim ve Konstantin Novoselov’a 2010 yılında Nobel Fizik Ödülünü kazandıran Grafen, karbon temelli bir ametal. Yani elektrik akımını metal olmadan iletmek durumunda kalacağımız koşullar için ideal. Çok küçük bir alanda elektrik iletimi sağlayabildiği için, minyatürize edilmiş süper hızlı bilgisayar ve transistör araştırmalarında da oldukça önemli. Özellikle enerji tüketiminin düşük olması gereken IOT ve sensörler için çığır açabileceği gibi daha fonksiyonel ve verimli giyilebilir teknolojilerin de önünü açabilir.

Grafen ile ilgili araştırmalarda henüz yolun çok başında olunsa da yapılabilecekler gerecekten dikkat çekici. Örneğin Grafen; hızlı flash hafızalar, daha az ısınan ve elektrik tüketen daha küçük daha hafif ve ince elektronik cihazlar, esnek, saydam ve yüksek çözünürlüklü ekranlar, güçlü ve daha dengeli aletler ve spor ekipmanları (yapısında dahili sensörler bulunan tenis raketi ve spor ayakkabılar gibi), gelişmiş e-kağıtlar, küçük ve verimli biyosensör cihazlar, bataryaların yerini alabilecek süper kapasitörler, su geçirmeyen kıyafetler, daha sağlam ve hafif uçaklar ve koruma ekipmanları, doku yenilenmesine yardımcı olacak materyaller ve doğrudan vücuttaki nöronlara bağlanabilen biyonik cihazlar üretmek ve bataryaların ultra hızlı şarj edilmesi ve daha uzun dayanması, radyoaktif atıkların daha kolay temizlenmesi ve tuzlu suyu içilebilir suya dönüştürmek için kullanılacak. Peki ama ne zaman?

MWC 2017’de bunların birçoğunun çalışır prototipini deneyimleme şansı bulmuş olmam çok da uzun süre beklemeyeceğimizi gösteriyor. Grafen ile ilgili çok fazla etkilendiğimi söyleyebilirim ve çok umutluyum. Umarım konuyla ilgili sizlerin de dikkatini çekebilmişimdir. Vaktiniz olursa daha fazla bilgi için https://graphene-flagship.eu adresini ziyaret edebilirsiniz.

Endüstri 4’ü ıskalarsak bizim için 5.si olmayacak!

Önceki endüstri devrimlerini geriden takip eden bir ülke olarak Endüstri 4.0 bizim için son vagon olabilir...

Günümüzde Endüstri 4.0 kavramı gitgide daha çok telaffuz edilir hale gelmeye başladı. Bilmeyenler için Endüstri 4.0; yapay zekanın gelişimi ile devasa miktardaki veri yığınlarını analiz edebilen, birbirleriyle haberleşen ve sensörlerle ortamı algılayarak ihtiyaçları fark edebilen robotların üretimi devraldığı bir sanayi dünyasını tanımlıyor. İlk kez 2011 yılında Hannover Fuarı’nda bir isme kavuşmuş olsa da yıllardır geleceğin bu yönde ilerleyeceğini ve ülke olarak da söz sahibi olamadığımız diğer endüstri devrimlerinin aksine bu sefer geç kalmadan aksiyon almamız gerektiğini bıkmadan usanmadan yazıp çiziyoruz.

Şu anda devletin en üst yönetim kademelerinin de bu konunun konuşulur hale gelmesi oldukça umut verici. Ama 2. ve 3. endüstri devrimi arasında bir yere sahip olan ülkemizin 15 yıl içinde bu devrimi yakalaması için gerçekten bizi çok zorlu bir yol bekliyor. Şunu da söylemem gerekiyor ki bu endüstri devrimini de kaçıracak olursak beşincisini yakalamak gibi bir şansımız hiç olmayacak. Peki bunun için ne yapmamız gerekiyor?

Türkiye, uygun fiyatlı iş gücü ve konumu itibariyle şu an dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri olduğu için robotların üretimi devralmasıyla insan gücüne olan ihtiyacın azalmasından en çok etkilenecek ülkelerin başında yer alacak. Dolayısıyla ülkemizin bunun yerine, inovasyon merkezi olarak gelişen küresel pazarda kendine yer bulması gerekiyor. Analitik düşünebilen nesiller yetiştirmek bunun temelini oluşturuyor.

Kesin olan bir şey varsa o da şu ki; gelecek, devasa bilgi yığınlarını analiz edip en iyi şekilde yorumlayabilenlerden sorulacak.

CHIP Ocak sayısı çıktı, yoksa hala almadınız mı?

Kağıttan vazgeçemeyenler size sesleniyorum :)

Kağıttan vazgeçemeyenler size sesleniyorum :) Gelişen teknoloji ile her geçen gün yeni biri mecranın ortaya çıkması var olan geleneksel yayın platformlarının da kendini değiştirmesini zorunlu kılıyor. Çok iyi biliyorum ki bir çoğunuz için hiçbir yeni mecra kağıttan okumanın yerini tutmayacak . Ancak basılı medyanın haberler ve güncel içerikler için yeteri kadar hızlı olamayacağının da hepimiz farkındayız. Aylık da olsa haftalık da olsa hatta günlük de olsa bu değişmeyecek. Dolayısıyla hangi içeriği hangi kanaldan verdiğiniz artık çok büyük önem taşıyor.

Değişen dünyada bir basılı yayından beklentiler de değişiyor elbette. Dolayısıyla biz de beklentilere uygun olarak içeriğini özelleştirdiğimiz yepyeni bir CHIP dergisi ile karşınızdayız. Hızlı tüketilecek konular yerine, internette benzerini bulamayacağınız, ağır ağır sindirilecek zamansız teknoloji makalelerine yer verdiğimiz, bilgisayar ve mobil cihaz kullanan herkesin tüm sorularına cevap verecek bir başucu kitabı gibi 3 ay boyunca elinizden düşüremeyeceğiniz bir dergi hazırlamaya çalıştık. Dergimizi ayrıca hemen her dijital yayıncılık platformu üzerinden de erişip okuyabilirsiniz.

Bilgisayar kültürü mottosu ile başladığımız bilişim yayıncılığı serüvenine bundan sonra 3 ayda bir teknoloji kültürü mottosu ile devam edeceğiz. Bir sonraki sanayi devrimi olacak Endüstri 4.0’ı yakalayabilecek bilinç düzeyine sahip bir toplum oluşturmak için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Teknoloji genel kültürünüzü her zaman güncel tutacak yeni CHIP dergisini beğeneceğinizi umuyoruz. Tükenmeden siz de alın :)

NBA 2K17 - İnceleme - Xbox One

90/100, Xbox ONE/360/PC/PS4/PS3, Visual Concepts - Yine basketbol tutkunlarının nefesini kesecek kadar detaylı olmuş


Hiç yalan söylemeyeceğim. Nedense basketbol oyunlarında pek bir başarı gösterdiğim söylenemez. Oldum olası hep yenilen taraf olmuşumdur. Üstelik bu tür oyunların şu anki kapsamlı olduğu dönemden de bahsetmiyorum. Atari zamanındaki One-on-One basketball oyunu için de aynı durum geçerliydi. Ancak yine de bu türün gelişimini takip etmeyi seviyorum. Bence spor oyunları arasında görsellik adına futbola göre daha fazla gerçekçilik sundukları kesin. Hele ki NBA 2K serisi bu türün en iyi örneği desem herhalde yanlış olmaz.

Hele ki 2K17, basketbol tutkunlarının bile nefesini kesecek kadar detaylı hazırlanmış tam anlamı ile eksiksiz bir basketbol simülasyonu olmuş. 2K16 sahiplerinin, daha üzerine ne koymuş olabilirler ki dediklerini duyar gibi olabiliyorum. Ama yeni oyundaki MyGM ve MyLeague modlarındaki muhteşem detaylar size bu oyunu aldırmak için yeterli olacaktır. Oyunun sinematikleri ve hikâyeye odaklı yapısı boyutunu yine 50GB'ın üzerine çıkartıyor ama 2K17'de artık odak yeniden saha içine çevrilmiş. MyCareer modu aynen yerinde duruyor. Asıl yapılan yenilikler ve değişiklikler ise ağırlıklı olarak diğer alanlarda yer alıyor.

MyGM ve MyLeague modları bu oyunu almak için en iyi neden!
Oyunun MyGM ve MyLeague modları her zamankinden de muhteşem bir şekilde geri dönmüş durumda ve bu muhteşemlik de "League Expansion" olayı ile başlıyor. Kısaca "ligin genişlemesi" olarak adlandırılabilecek olan bu durum, takım sayısını şu anki 30 rakamından 36'ya kadar çıkartarak bir lige başlayabileceğiniz veya siz sezonları geçerken ligin otomatikman genişlemesi anlamına geliyor.

Eğer ligi genişleterek başlayacaksanız çeşitli seçenekler söz konusu. Bir takımı logosu, ismi, forması, hatta salonunun tasarımı ve saha çizgilerine kadar en baştan yaratabiliyor, Visual Concepts'in oldukça özenli hazır takımlarından birini seçebiliyor ya da 2K17 oyuncularının yarattığı takımları indirip MyGM veya MyLeague'e ekleyebiliyorsunuz.

Fenerbahçe'siz bir basketbol oyunu düşünülebilir mi?
Oyunda bu sene 16 Euroleague takımı (Ve evet Fenerbahçe, Galatasaray Odeabank, Anadolu Efes ve Darüşşafaka Doğuş da bu takımlara dahil.) ve 5 adet de Eurocup takımı bulunuyor. Bu takımların kadroları geçen seneki halleriyle oyunda bulunuyor. Oyunun saha içi tarafı da yine elden geçirilmiş ve oyuncuların yön hareketlerine verdiği tepkiler, potaya devrilmeleri ve özellikle de ikili oyunları oynamak tam bir keyif haline gelmiş durumda. Visual Concepts ortaya bir başyapıt çıkartmış ve ortaya koydukları şey "mükemmel" sıfatını fazlasıyla hak ediyor.

Forza Horizon 3 - İnceleme - Xbox One

95/100, Xbox ONE/PC, Playground Games - Bir Xbox One sahibi olduğum için ne kadar şanslıyım diyebileceğiniz yarış oyunu!


Kim ne derse desin bazı oyunlar konsolda daha iyi oynanıyor. Futbol ve yarış oyunları da bence bunların başını çekiyor. Özellikle yarış oyunlarında  elde edilen grafik kalitesi ve ihtiyaç duyulan akıcılığı bir PC'de elde etmek için harcayacağınız miktarı düşündüğünüzde konsol hem pratik hem de ekonomik kalıyor. Diğer taraftan zaten PC sahipleri, çok güçlü donanımlara sahip olsalar da konsollara exclusive olan PS4 tarafında Gran Tourismo ile Xbox tarafındaki Forza'ya ulaşamıyorlardı.

Ama bu durum dünyanın en iyi yarış oyunlarından biri için değişmek üzere. Köşemi takip edenler hatırlayacaklardır. Forza 6'yı da daha önce Xbox One üzerinde oynama ve inceleme şansı bulmuştum. Kullanabileceğiniz araç sayısı, araç fizikleri, hava koşullarının sürüşe etkisi ile oynadığım en iyi ve en gerçekçi yarış simülasyonu idi. Hala da oynamaya devam ediyorum.

Microsoft'un yeni oyunu Forza Horizon 3 ise sizi pistlerden dışarı çağırıyor. Forza 6'daki 400'e yakın aracı ve bunlara ek olarak pistlerin dışında olduğunuz göz önüne alınırsa arazi araçları ve buggy'leri  Avustralya’nın uçsuz bucaksız topraklarında Surfers Paradise’dan Byron Bay’e, Yarra vadisinden Outback’e kadar uzanan, devasa boyutta bir haritada kullanma şansı bulabiliyorsunuz. Bu harita Forza Horizon 2'nin neredeyse iki katı.

Motorsport 6 ne kadar simülasyon ise Horizon 3 de o kadar arcade bir oyun
Horizon serisi, Motorsport serisinden farklı olarak Arcade bir oyun. Eğer siz de benim gibi uzun süre Forza 6 oynadıysanız temkinli sürüş tarzından kurtulmanız gerektiği söyleyeyim. Kısacası freni unutun :) Zaten spor arabanız ile kumsalda ve suyun içinde gitmeye başlayıp, kestirme için uçurumdan açağı uçup devam ettikten sonra bu huyunuzdan vazgeçip kendinizi oyunun eğlencesine bırakıyorsunuz. Aynı Forza 6’da olduğu gibi aracınızın ön, arka kanat tasarımını değiştirip lastik tipinden aracın rengine kadar tüm detaylar ile dilediğiniz kadar oynayabiliyorsunuz. Oyun bir senaryo üzerinden ilerlediği için ilk başlarda size araç konusunda çok fazla seçenek sunmasa da bir süre sonra garajınıza istediğiniz aracı ekleyip alıştığınız tarzda yarışlar yapmanıza da imkan tanıyor.

En iyi yarış oyunu olmaya aday ve PC sahipleri de artık oynayabilecek
Daha çok arcade tarzda bir oyun olduğu için sürüşte dış araç görünüşünü tercih ediyorsunuz. Playground da bundan yola çıkarak kokpit görüntülerindeki detaylarını biraz azaltmış. Ancak onun dışında güneş batımından yağmur efektlerine kadar oyuncuta inanılmaz bir görsel şölen sunuluyor. Avustralya'nın müthiş manzarasını seyrederken yarışamayabilirsiniz. Mükemmel bir yarış oyunu. Daha da iyisi artık PC sahipleri de bu oyunu oynayabilecek.

Mahmut Karslıoğlu
Takip Edin