Read.Me

Mahmut Karslıoğlu - Yayın Yönetmeni

YouTube’da neler oluyor?

Bir zamanlar YouTube; ücretsiz video hizmeti veren ve tatmin edici bir geliri olan, hepimizin sevdiği kendi halinde bir web hizmetiydi. Sonra ne olduysa oldu, Google onu kendi saflarına katmaya karar verdi ve bir anda her şey değişti. Birdenbire medya firmaları günde 100 milyondan daha fazla video gösterimi yapan YouTube’un başını ağrıtmaya başladı. İlk olarak  bir Japon medya grubunun başvurusu ile 30.000’e yakın videoyu veritabanından silmek zorunda kaldı.

Ardından da şimdi South Park gibi popüler çizgi dizilerin yapımcısı Comedy Central Network firması kendilerine ait videoların yayınının durdurulmasını istedi. YouTube videolarını kaybetmeye başlamıştı. Halbuki eskiden ne güzeldi. NBC bile meşhur dizilerinden “Saturday Night Live” ve Jay Leno şovdan bazı klipleri yayınlaması için YouTube’a yeşil ışık yakmıştı. Ama sonra oyunun içine Google (yani para) katıldı.

Daha önce “ellemeyelim bir yerde bizim de reklamımızı yapıyor yazık” denen amatör girişim YouTube birden bire dev Google’ın bir parçacı olmuştu ve dikkatleri üzerine çekti. Artık yapılacak antlaşmalar profesyonel olmalıydı ilk olarak Universal Music, Sony BMG Music Entertainment ve CBS ile olan birliktelikler bozuldu.

Ardından da biraz önce belirttiğim gibi farklı firmalar nedense daha önce akıllarına gelmeyen telif hakları kozları ile YouTube’u sıkıştırmaya başladılar. YouTube her ne kadar kullanıcıların paylaştıkları bizi bağlamaz demeye çalışsa da her şikayette videolarını eksitemeye devam ediyor. Korkarım yakın zamanda bir başka Napster olayı ile karşı karşıya kalacağız. Kullanıcıları çeken bu içerik de giderse YouTube’a ödenen paralar havaya gidecek demektir. Siz ne dersiniz?

Elimi öpene internet

Bir bayramı daha geride bıraktık. Ülkemizde sıkça yapıldığı gibi eğer aradaki iki günü de ekleme şansınız olduysa bayram vesilesi ile iyice bir dinlenmişsinizdir. Dergiyi bayramdan önce bitirmiş olmanın verdiği rahatlıkla ben de uzun zamandır dinlenemediğim kadar dinlendim. Gerçi evlendikten sonraki ilk bayramım olduğu için ziyaret edilecek kapı sayısı da bir hayli arttı tabi ki. O yüzden pek fazla evde duramadım ama yinede işten biraz uzaklaşmak da iyi gelmedi değil. Diğer taraftan işten uzaklaştım diyorum ama yanlış anlamayın, buna bilgisayardan uzak kalmak dahil değil.

Aileye eklenen yeni büyüklerin yanı sıra artık iyice yaşlandığımı hissettiren yeni küçüklerimiz de vardı tabi ki. Eşimin dolayısıyla da benim yeni yeğenler bayramda elimizi öpmeye bizdeydi. Ama, zamane çocukları el öpünce şeker ya da paraya değil internet bağlantısı ya da PlayStation 2’ye daha çok ilgi gösterdiler. İşte o yüzden diyorum ya, bilgisayar başından uzaklaşamadım diye. İlk olarak bir insafsız ilkokul öğretmeninin (3. sınıf) bayram ödevi diye verdiği, yiyeceklerdeki vücuda zararlı “E” maddeleri ve bunların tiplerine göre zararları konusunu araştırmamız gerekiyordu. Allah’tan “ITU’de” bir öğrencinin hazırladığı bitirme tezini bulduk da rezil olmaktan kurtulduk.

Bu arada her zaman söyleyip duruyoruz ama şu koca internette bilimsel, işe yarar bir şey bulmak ne kadar zormuş meğer. Bir de hemen yanı başınızda küçücük bir çocuk otururken o araştırma için sörf yapmayı denediniz mi hiç? Aman şu pop-up’ı kapatayım aman bu reklam gözükmesin derken soğuk terler döküyor insan. Hele ki bir de büyük teyzemizin küçük kızına eğlenmesi için interneti teslim etmek! İnsanın çocuğu olmadan internetin ne kadar da tehlikeli bir yer olduğunu görmesi gerçekten mümkün değilmiş. Bu bayramda onu da anlamış oldum.

Belki bizim ilgi alanımız değil, ondan çok iyi bilmiyoruz ama merak etmeyin çocuklar google falan derken ne istediklerine çok iyi ulaşıyorlar ve internette onların dünyasına hitap eden o kadar güzel siteler var ki, insanın için biraz da olsa rahatlıyor doğrusu. Bu arada yeri gelmişken eğer küçük yaşta kız çocuklarınız varsa ve internette onlara oyalanacak güvenli bir şeyler arıyorsanız www.popoyunlar.com (site için Şevval’e teşekkürler) adresini bir deneyin. Çağla Şikel’i giydirip, Ebru Gündeş’e :) makyaj yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaklardır bile.

Bu çocuklar gerçekten alem doğrusu. Teknoloji ile bir araya geldiklerinde insanı baya eğlendiriyorlar. Dolayısıyla daha anlatacağım çok şey var. Ama tabi ki onlar başka bir yazı konusu.

Reklam nasıl yapılır?

Reklamlar başlayınca zap yapanlardan mısınız? Ben değilim. Aksine reklamları seyretmeyi seviyorum da. Çoğu neredeyse yarım dakikadan daha kısa bir süre içinde ürünü en çarpıcı ve en çekici şekilde izleyiciye aktarabilen yaratıcı beyinleri de takdir ediyorum. Teknolojik ürünler ve hizmetler söz konusu olunca herkese hitap edebilecek reklam hazırlayabilmenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebildiğim için özellikle de bu tür reklamlar her zaman daha fazla ilgimi çekiyor.

Ama ne yazıkki teknolojik şeyler ülkemize geç geldiği ya da gelse bile uzun zaman tekel olarak (bakınız adsl örneği) kaldığı için şimdiye kadar bu türde reklam örneklerine rastlamak pek kolay olmuyordu. Ancak geçen günlerde izlediğim bir reklam bunun değişeceği sinyallerini verdi. Gerçekten çok sevindim ve sizlerle paylaşmak istedim.

Bildiğiniz gibi bir süredir ADSL için TT tek çözüm değil ve alternatifleri mevcut. Buna rağmen ne yazıkki rekabet şartları çok iç açıcı değil ve dolayısıyla bir fark yaratmak da pek o kolay değil. O yüzden de aynı tas aynı hamam, aynı monotonluk devam ediyordu. Yurdum insanının ekonomik durumu da çok iyi olmadığından verilen reklamlarda ön plana çıkarılan hep aynı şeydi. Şu kadar hız sadece bu kadar lira. İyi güzel de insanlar o kadar hızı niye istesin? Durduk yere hiç yoktan bu kadar lirayı niye versin? Buna hiç değinen yoktu.

Sonra, şu partide tanıştığa kıza ulaşmak için adsl bağlantısı alan çocuğun konu edildiği reklamı seyrettim. Evet belki ekonomik olarak hiç de iyi durumda değiliz ama vazgeçemediğimiz bir başka şey daha var. Chat! Yeri gelince ekmek almaya para bulamayan Türk insanı Türkiye'yi MSN kullanımında "dünyada" 3. sıraya taşımız. Bundan daha iyi reklam malzemesi mi olur.

Aslında diğerlerinden hiç bir farkı olmayan bir bağlantı paketi daha. Ama öyle can alıcı noktadan vurmuşki insanlara resmen beni al diyor. Doğru reklam nasıl yapılır, bas bas bağırıyor. Belki bu diğerlerine örnek olur da nasıl reklam yapılır tekrar hatırlarlar.

Mahmut Karslıoğlu
Takip Edin