Read.Me

Mahmut Karslıoğlu - Yayın Yönetmeni

Cevahir alışveriş merkezinde nasıl mahsur kaldım?

Aslında bu olayı yazsam mı yazmasam mı diye çok düşündüm. Ne de olsa işin sonunda rezil olmak da var. Ancak olayı anlattığımda siz de göreceksiniz ki bu konuda en ufak bir hatam bile yok. En iyisi hemen anlatayım da siz kendiniz karar verin.

Bundan bir hafta önce şu Şişli'de açılan Avrupa'nın bilmem kaçıncı en büyük alışveriş merkezine alışverişe gitmiştim. Söylemesi ayıp aldığım bir kaç parça giyeceği birgün sonra almak için tadilata bıraktım. Bir gün sonra da acelem vardı ve sadece giysileri almak üzere apar topar tekrar oraya gittim. Başka hiç bir şey yapmayacağım için yanıma sadece kendim için olmazsa olmazlardan olan cep telefonu ve kredi kartlarımı almıştım. Nedense son dönemlerde bunlar yanımda olduğu zaman kendimi sanki herşeyi yapabilmek için elimde çok büyük bir güç varmış gibi çok rahat ve güvende hissediyordum.

Dolayısıyla da uzun zamandır nakit para taşımıyorum. Ama bu sorun değildi çünkü Cevahir'in otoparkının ilk 1 saati ücretsizdi (bilmeyen varsa söyleyeyim artık öyle değilmiş). İçeri girerken bunun aksi bir tabela da hiç gözüme çarpmadı doğrusu. Neyse 15 dakikada işimi bitirdim ama otoparkın otomatik kapısı beni dışarı bırakmamakta ısrarcı davranmıştı. Sonradan öğrendim ki 1 saat ücretsiz uygulaması pek bir açıklama yapılmadan kaldırılmış.

Para çekmek için tekrar yukarı döndüm. Ne de olsa güç hala bendeydi, kartlarım yanımdaydı. Ama sonradan fark ettimki 10'dan fazla farklı bankadan para çekmeme olanak tanıyan ortak nokta grubuna üye kartımı kullanabileceğim hiç bir banka ya da ATM yoktu o koskoca alışveriş merkezi içinde. Yani bir tane vardı ama onun da elektriği daha bağlanmamıştı. Çok acelem vardı ve hemen eşimi aramak için cep telefonuna sarıldım. Ama o da ne şarjım da yoktu. Birden tüm güçlerimin elimden alındığı hissettim. Güvendiğim dağlara karlar yağmıştı. Koskoca alışveriş merkezinin içinde resmen mahsur kalmıştım.

Ama beni yarı yolda bırakan teknolojiye yenik düşmeyecektim. Hemen kafamı topladım ve bir cep telefonu dükkanı bulup şarj rica ettim ve eşimi aradım. Diyalog aynı şu cep-para reklamlardaki gibi oldu. Sağ olsun bana cepten para yolladı ve beni kurtardı. Parayı çekip hemen hızla oradan uzaklaştım. Gerçi bir başka teknoloji beni içinde bulunduğum kötü durumdan kurtarmıştı ama bu diğerlerinin beni yarı yolda bırakmış olmasını affettirmedi tabi ki. O günden beridir en azından yanımda iki otopark parası para taşıyorum.

Bu hikayeden çıkarılacak ders: Aman siz siz olun yine teknolojiyi takip edin ama garantili geleneksel metodları da tamamen terk etmeyin. Ülkecek daha her şeyiyle
otomatlaşacak bir kıvama gelmemişiz anlaşılan.

Mahmut Karslıoğlu
Takip Edin