Read.Me

Mahmut Karslıoğlu - Yayın Yönetmeni

Sea of Thieves - Xbox One X

80/XONE/PC/Rare/Microsoft Benim Jack Sparrow’dan ne eksiğim var? Sürme ille de gerekli mi?


Popüler AAA oyunların arkasındaki dev yapımcıların o kadar geniş kadrolarla bu kadar konu sıkıntısı çekmesi bana hep garip geliyor. Nedense oyunlar bilim kurgu, dünya savaşı ve ortaçağ teması üzerinde dönüp duruyor. Arada bir çıkan Western oyunlar ise pastanın üstündeki kiraz gibiler, tek tük! Bu yüzden de farklı bir konu görünce daha trailer’ları dönerken heyecanlanmaya başlıyor insan. Sea of Thieves de onlardan biriydi. En sonunda oyuna kavuştuk.


Küçükken arkadaşlarımızla biri araya gelir korsancılık oynardık. Bir yer gemimiz olur, hepimizin orada bir görevi olurdu. Sea of Thieves için işte bunun günümüzde dijital dünyada hayat bulmuş şekli diyebilirim. Oyunda dört arkadaşınız (gerçekten arkadaşınız olması da gerekmiyor) ile birlikte bir gemiye atlayıp korsanlar ne yapıyorsa dev bir açık dünyada aynısını yapabiliyorsunuz. SoT, eğer arkadaşınız yoksa sizi otomatik olarak eşleştirdiği 3 oyuncu ile birlikte bir adaya atıyor. Tek başına oynamayı da seçebilirsiniz elbette ama şimdiden söyleyeyim denize açıldığınızda bir yandan yelkeni indirip bir yandan demir alıp aynı anda dümeni kontrol edip, üstüne bir de savaşmanız pek imkan dahilinde değil.


Birlikte hareket etmek önemli

Eğer dört kişi oynayacaksanız görev dağılımı yapmak önemli. Ancak yine de kimseye güven olmayabiliyor. Siz daha karada dur şuradan bir görev bakayım derken ekipten biri gemiyle alıp başını gidebiliyor. Bu durumda da panik yapmaya gerek yok. Çünkü oyunda buna karşı bir koruma da bulunuyor. Eğer bir şekilde denize düşerseniz gemiyi yakalamakla uğraşmak yerine üzerinden yeşil duman tüten adamın yanına gittiğinizde o sizi tekrar gemiye ışınlayabiliyor.


Bir korsanın en büyük amacı nedir?

Oyuna dönersek yanınızda bir akordeon, bir laterna, bir kürek, bir kılıç, bir tabanca, bir keskin nişancı tüfeği, bir pusula, bir fener, bir kupa ve bir kova bulunuyor ki bunlar hayatta kalmanız için gerekli ekipmanlar. Kürek, hazine aramak için olmazsa olmaz. Tabii ki adanızdan ayrılmadan önce bir dükkana uğrayıp hazine haritası almayı da unutmamanız gerekiyor. İlk göreviniz bu hazinenin bulunduğu adaya gidip tarife uyan bölgeyi kazarak hazineyi çıkartmak. Sonra dükkana dönüp bunu satarak daha iyi ekipmanlar alabiliyorsunuz. Unutmamanız gereken tek şey harita kimdeyse tarifi de o yapmak zorunda.

Sea of Thieves ilk bakışta göze çok sevimli görünen ve ileriki dönem için çok şey vadeden bir oyun. Oynadığım süre boyunca hazine ara, bul, getir, sat, sonra yenisini ara döngüsü içindeydim. Dahasını zamanla göreceğim. Xbox One sahibiyseniz bence bir şans verin!

Age of Empires: Definitive Edition - Xbox One X

75/PC/Microsoft 2000 sonrası doğanlar bilmez. Bizim için RTS buydu! Şimdi deneme sırası sizde, bakalım beğenecek misiniz


Gençlik yıllarımda imparatorluklar yönettiğim bir dönem de olmuştu. Age of Empires sağ olsun! Doksanlı yılların sonlarına doğru CHIP dergisinin daha ilk yıllarında dergi yorgunluğu atmak için oynadığımız oyunlardan olan Age of Empires da en sonunda tekrar elden geçirilerek “Remastered” olarak piyasaya çıktı. Peki, yenilenen sadece grafikler mi yoksa daha fazlası da var mı?


Age of Empires hem oyun tarzı, hem de sahip olduğu karakteristik başlıklarla oyun dünyasının unutulmazları arasında önemli bir yere sahip. Definitive Edition sürümü ile gelen 4K çözünürlük bunun cilası olmuş. Elbette çözünürlük artarken birimlerin renderları da baştan aşağıya yenilenmiş. Definitive Edition gerçekten de görsellik konusunda muazzam bir iş çıkarmış. Birimler yenilenen renderları kadarı, harita üzerindeki bitkilerden, suyun detayına kadar uzanan bir grafik gelişimden söz ediyoruz. Mısırlıların filleri ve Romalıların Hoplite birlikleri gibi eski dostlar bu oyunda da aramızda. Ayrıca kamera açısının genişlemesi, savaşları kontrol etmeyi de kolaylaştırmış. Ancak şunu söylemem gerekiyor ki yeni nesil oyunculara göre oyun bir miktar yavaş kalabilir. Binalarda ilk oyuna göre gözle görülen değişiklikler mevcut. Özellikle Farm yapıları bir hayli değişmiş.


Oyunu daha önce oynadıysanız belki oyunun belli başlı sıkıntılarını hatırlıyorsunuzdur. Sanırım yenilenme sadece grafik ağırlıklı olacak ki bu sorunlar hala devam ediyor. Örneğin bazı köşelerden dönemeyen ve kulağını tersten gösteren birimler hala var. Yani yapay zekâ kısmı pek Definitive olamamış :) Oyunda, döneminin modası olan çok fazla gereksiz makro yönetim ögesi de bulunuyor. Her neyse sonuca gelirsek benim gibi bu oyuna döneminde uzun zamanlar emek harcamışsanız, bence yeni grafiklere tekrar oynamayı zaten hak ediyorsunuz.


Günümüz oyuncuları ise RTS’nin atalarından sayılacak bu oyunu , hazır grafikleri de yenilenmişken mutlaka denemeliler. Sunduğu uzun oyun süresi ile 50 TL civarındaki fiyatı kıyaslandığında kesinlikle karşılığını veriyor. RTS’lerin nereden nereye geldiğini görmek için bile günümüz oyuncularına tavsiye edebilirim. Kesinlikle oyun kütüphanenizde bulunması gereken bir oyun.

Metal Gear Survive - Xbox One X

70/XONE/PS4/PC/Konami İçinde Snake olmayan ve Kojima’nın yapmadığı bir Metal Gear oyunu olur mu?

  
Metal Gear serisi yıllar boyu zevkle oynadığım oyunlardan oldu. “Oynamadan Duramadım” bloğumu takip edenler bilecektir, hikaye benim için oyunlarda en önemli değerlerden biri. O yüzden Kojima’nın oyunlarını hep sevdim. Konami’den ayrıldıktan sonra bir çok kişi gibi ben de artık yeni oyun gelmez diye düşünürken şimdi karşımda Survive var. Peki ya hikaye? İşte maalesef o yok! Konami risk almak istememiş olacak ki herhangi bir senaryoya odaklanmamış bir oyunla devam etme kararı almış. Yine de serinin hatırına oyuna bir şans vermeye karar verdim.
Oyun, Ground Zeroes ve The Phantom Pain arasındaki dönemde geçiyor. Ancak bu dönemdeki hiçbir ana hikayeyi ya da karakteri konu almıyor. Zaten ortada Snake de yok. Sadece Base’in düşüşünün ardından açılan portalı araştırmak amacıyla, alternatif dünyaya geçen basit bir askeri yönetiyoruz. Bu haliyle pekala oyunun adı bambaşka bir şey de olabilirmiş!

  
Adı Metal Gear olmasa daolurmuş!

Alternatif dünya bizim dünyamıza oldukça benzeyen fakat Wanderers adı verilen beyinsiz zombilerle dolu bir yer. Amacımız bu alternatif gerçekliği keşfedip geri dönebilmek. Bunu da yapabilmek için çevredeki tüm kaynakları düzgün bir biçimde kullanıp hayatta kalmaya çalışıyoruz. Son dönemlerde hayatta kalma oyunların popülerliği bir hayli arttı. Bir kısmı gayet keyifli olsa da MGS bu kategoriye pek giremiyor. Daha önceden The Phantom Pain oynadıysanız pek sıkıntı çekmeyeceksiniz çünkü oyun aynı mekanikleri kullanıyor. Sadece üzerine onlarca ekipman, eşya geliştirme, kaynak toplama özelliği eklenmiş.Bu mekanikleri çözdükten sonra karargâhınızı güçlendirmeniz şart. Etraftaki onlarca kaynağı toplayıp karargahınıza getirip bir sürü ekipman yapabiliyorsunuz.

  
Gizlilik artık çok önemli değil

Metal Gear serisi gizlilik konusunda devrim niteliğinde özelliklere sahipti. Birçok oyun Metal Gear’ın açtığı yoldan ilerlemişti. Survive ise gizlilik hususunu oyuna yedirmiş olsa da bu ögeden pek fazla faydalanmıyor. Sürekli üzerinize gelen zombilerden kurtulmak için topladığınız kaynaklar ve geliştirdiğiniz ekipmanları kullanabiliyorsunuz. Bu bir çit ya da devasa bir kule olabileceği gibi oyunun ilerleyen kısımlarında taretlere ve devasa robotlara dönüşebiliyor. En basit savunma örneği ise metal çitinizin arkasına geçip uzun mızrağınızla zombilere vurmak.

  
Hikaye açısından beni yakalayamasa da bu savaşma ve savunma mekanikleri oyuna renk katmış diyebilirim. Yine de ilk birkaç saatin ardından her hayatta kalma oyunu gibi kendini tekrar etmeye başlıyor. Bu durumda multiplayer oyuna geçmek kaçınılmaz oluyor. Hayatta kalma türüne yakışacak bir oyun olması gerekirken yetersiz yapay zeka ve sıkıcı hikaye yüzünden umduğumu bulamadığımı söyleyeyim. Her türünü oynadım bu sefer de Metal Gear dünyasında hayatta kalma oyunu oynayayım diyenler deneyebilir.

Not:İnceleme için oyunu bize sağlayanAralGame'e teşekkür ederiz!

Middle-Earth: Shadow of War - Xbox One X

85/XONE/PS4/PC/Warner Bros./Monolith Hobbit ile Yüzüklerin Efendisi arası bir dönemde Bright Lord adına savaşıyoruz!


Orta dünyanın fantastik yönünü, Yüzüklerin Efendisi serisi ve Hobbit’i sevenlerdenseniz bu incelemeyi okumanıza bile gerek yok hemen gidip oyunu alabilirsiniz. Hobbit ile Yüzüklerin Efendisi arasında kalan bir zaman diliminde Celebrimbor adındaki hayalet Elf’in gücünü de yanına alan Talion’u kontrol ettiğimiz oyun Shadow of Mordor’un kaldığı yerden devam ediyor. Talion, her ne kadar gerçekten çok güçlü bir karakter olsa da düşman sayısının yüksekliği yüzünden mücadelenin kolay olmadığını da söyleyeyim. Zaten Shadow of Mordor’u oynadıysanız bu bilmediğiniz bir şey değildir. Peki yeni oyunda neler değişiyor.


Düşmanları domine etmek önemli!

Düşmanlarınızın sizden kurtularak, daha güçlü bir halde büyük bir rakip haline geldiği Nemesis sistemi bu oyunda da mevcut. SoW’da Talion, Celebrimbor’un yarattığı yepyeni bir yüzüğe sahip ve bunun en büyük özelliği Talion’un kendi ordusunu kurabilmesi. Ancak çok fazla heveslenmeyin çünkü bu ordu ancak bir kaleyi ele geçirecek kadar büyük olabiliyor. Ayrıca Nemesis pozisyonuna geçmiş olan boss’lar da dahil olmak üzere tüm düşmanlarınızı “Domination” ile kendi tarafınıza da geçirebiliyorsunuz. Oyunda başarılı olabilmenin en büyük kuralı kuşatma sırasında kalenin kimler tarafından korunduğuna bakıp ordunuzu ona uygun kurabilmekte yatıyor.


Yani sahip olduğunuz yaratıkların zayıflıklarını iyi değerlendirmelisiniz. Saldırı birliğimize kocaman Olog-Hai’ler ekleyebiliyor, kalenin üzerinden aşağı ateş yağdırabilecek ejderhalar çağırabiliyor, kale duvarlarını asit yağmuruna tutabilecek yaratıkları ordumuzun içine yerleştirebiliyoruz. Ordumuzdaki altı komutandan her biri, üç farklı “güçlendirme” ile yeteneklerini savaş alanına taşıyabiliyor ama bu üç özellikten sadece bir tanesi aktif olabiliyor. Amacımız üç farklı noktayı ele geçirip bayrağımızı dikmek ve ardından da çok kolay olmasa da kale komutanını öldürmek Böylece o bölgeyi ele geçirmiş oluyorsunuz.


Buz mu, ateş mi, zehir mi?

Oyunda Talion’un birçok farklı yeteneği (Combat, Predator, Ranged, Wraith, Mounted ve Story ) bulunuyor ve seviye atlayarak kazandığımız yetenek puanlarıyla Talion’u güçlendirebiliyoruz. Her yeteneğin, her güçlendirmesini satın almanız da gerekmiyor gibi gözüküyor lakin farklı düşmanlara daha etkili olacak güçlendirmeler de oyunda gerekebiliyor. Oyunu durdurup hangi güçlendirmenin aktif olduğunu ayarlamak da oyun boyunca kullanacağımız bir strateji olacak.

SoW, Yüzüklerin Efendisi’nden daha çok öğe içeriyor. Orta dünyayı sevenler için Cirith Ungol, Nurn ve Gorgoroth gibi bölgelerde Orc peşinde koşmak gerçekten çok eğlenceli. Sauron’un hükümdarlığına baş kaldırmak istiyorsanız incelemenin başında da dediğim gibi oyun tam size göre.

Monster Hunter: World - Xbox One X

90/XONE/PS4/Capcom Canavar avlama işi sanat haline dönüşürse!


İlk oyunu dışında hiçbirini etraflıca oynamadığım, üzerine dönen muhabbetlere kulak kabartmakla yetindiğim Monster Hunter serisinin son oyunu da böyle işte, beklediğim kadar iyi, beklemediğim kadar mükemmel. Capcom'un Monster Hunter serisi gözlerini ilk defa PS2'de açtığında oyunda hayli vakit geçirmiş ve açık konuşayım, öyle ölüp bitecek bir şey bulamamıştım. Sonraki oyunlarıyla beraber kendi kitlesini yaratan, dört ana yapımın yanında çok sayıda yan oyuna da kavuşan serinin yeni oyunu duyurulduğunda da öyle pek etkilendim diyemem. Derken oyun piyasaya çıktı, incelemesi başıma kaldı ve ben tepetaklak oldum, elbette olumlu anlamda.


Çıtayı yükseltmek budur!

Oyunda bir avcıyı yönetiyoruz ve sizi hayli detaylı bir karakter yaratma ekranı karşılıyor. Buradan cinsiyetimizi, şekil şemailimizi ve taşımak istediğimiz zırhı seçtikten sonra bize yardımcı olacak petimiz Palico'nun görüntüsünü değiştirebiliyoruz. Monster Hunter: World, üçüncü şahıs kamerasından oynanan bir Aksiyon/RPG oyunu ve basitçe dinozor türevleriyle başlayıp kadim beyhudelere kadar uzanan çok sayıda canavarı avlayarak yolumuzu bulduğumuz bir temayı işliyor. Oyun açık dünya öğelerine sahip ancak bu sadece o sırada bulunduğunuz bölgede geçerli. Bulunduğunuz bölgede tamamen özgürsünüz. Elbette görevi tamamlamak için belli şartlar var, bunlar da "3 defadan fazla haklanma" ve "45 dakika içinde kampa dön" benzeri, kimi zaman sizi hayli dara sokan şeyler.


Leyleğin sırtında göreve gitmek

Tabii ona uçan bir sürüngenin sırtında bırakılıyoruz demek daha doğru. Oyunun başlarında muhteşem güzellikteki üssümüz Astera'da ilk görevimizi alıyoruz ve hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra Ancient Forest adındaki muazzam ormana götürülüyoruz. Oyunun en önemli mekaniklerinden birisi de serinin yeni tanıştığı Scoutfiles. Bu mekanikte büyük canavarlarla kapışmadan önce onların izlerini takip ediyor, bıraktığı kalıntıları topluyor ve hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Çok da iyi işliyor çünkü oyundaki her bir canavar tamamen farklı davranışlara, farklı önceliklere ve farklı beslenme tercihlerine sahip.


Beraberce canavara girişmek!

Oyun hemen anlayabileceğiniz gibi aslında co-op oynansın diye tasarlanmış. Özellikle daha dişli canavarlar ile karşılaştığınız anlarda yanınızda bir kişinin eksikliğini net olarak hissediyorsunuz çünkü hem o canavarın ölümcül saldırısından kaçınmak hem de o toparlanmadan önce saldırı yapabilmek hayli güç. Tek kişi oynamak da size oyun deneyimi anlamında bir şey kaybettirmiyor ancak kimi zaman bir canavarı alt etmeniz dakikalarca sürebiliyor ve burada bahsettiğim dakikalar tek basamaklı değil, haberiniz olsun. Son oyunlarıyla kendisine edindiği kemik kitleyi kızdırmadan genel kaliteyi bu kadar yukarı çıkartabilen bir ekibe ancak saygı duyulur. Monster Hunter: World bu yılın ilk hoş sürprizi.

Mahmut Karslıoğlu
Takip Edin