Read.Me

Mahmut Karslıoğlu - Yayın Yönetmeni

Trials Rising - Xbox One X

85 XONE/PS4/Switch/PC RedLynx/Ubisoft Oyun, çok iyi bir çıkış yapmayı başararak ilk dönem ki eğlenceli haline dönmüş!

Bilmeyenler için Trials, web tabanlı benzerlerinin de çok fazla olduğu, dublör motoru ile belirli engellerden oluşan parkurları aşmaya çalıştığınız denge odaklı oldukça fazla eğlenceli bir oyundu. Ancak serinin yeni nesil konsollar için çıkan oyunları ne yazık ki ilk oyunun eğlencesinden biraz uzak kalmıştı. Şimdi ise adı üzerinde yeni oyun Trials Rising özüne dönerek gerçekten çok iyi bir çıkış yapmayı başarmış. Klasik Trials ile  Evolution ve Trials HD'nin en iyi yönleri çok iyi harmanlanmış. Gereksiz tüm mekanikler oyundan çıkarılmış ve oyuna yeni oyuncular için bir tutorial bölümü de eklenmiş. Hepsine ek olarak inovatif bölüm tasarımları oyunu serinin içinde bir numaraya oturtuyor.


Neredeyse her oyunda olduğu gibi çeşitli kişiselleştirmelere ulaşabilmek için burada da bir Loot sistemi bulunuyor. Ancak bu sistemin Rising'de kendini tekrar eden yapısı ile biraz sıkıcı olduğunu söylemek gerekiyor ki sanırım oyun ile ilgili negatif olarak söylenebilecek nadir şeylerden biri de bu.

Profesör FatShady artık sizlerle!
Oyundaki en büyük yeniliklerden biri "The University of Trials". Youtube'un meşhur yüzlerinden FatShady, Trials parkurlarında  uzmanlaşmanız için gereken rehberleri size sunuyor. Elbette bu rehberlerden bir çoğunu açabilmek  için oyunu 20 saatten fazla oynamış olmanız gerekiyor. Aslına bakarsanız bu oyunun bir çok parkurunda istediğiniz başarıya ulaşabilmek için de zaten defalarca oynamayı da göze almalısınız. Trials serisi oldum olası sabır oyunu olmuştu ama bu oyunda özellikle sabit dev küreler gibi belli engelleri aşmak için sabır şart. Tek kişilik mod için bile rahatlıkla tavsiye edilebilecek oyun, çok oyunculu modu ile eğlencede zirveye ulaşıyor. Parkur tasarlayıcısı ile ne kadar çılgın olduğunuzu arkadaşlarınıza göstermeniz de mümkün.

Anthem - Xbox One X

65 XONE/PS4/PC BioWare/Electronic Arts Yükleme süreleri & oyun içi sorunlar Anthem'in görselliğini gölgede bırakıyor!

Anthem hakkında söylenebilecek en doğru şey, sanıyorum yaratılan dünyanın güzelliği ve içerisinde kaybolma hissiyatı olacaktır. BioWare ekibi öylesine devasa, öylesine detaylı bir dünya yaratmış ki anlatmakla bitmez. Muazzam ormanlardan bir anda karşımıza çıkan göllere, göletlere, oradan uzanan muhteşem şelalelere derken insan kendisini yaratılan dünya içerisinde kaybediyor. Gelelim oyunun konusuna.

    
Oturduğunuz yerden kale korunmaz

Anthem dünyası “Shapers” olarak adlandırılan Tanrılar tarafından, dokuz günde yaratılıyor; akabindeyse Tanrılar çekip gidiyor ama geride enstrümanlarını bırakıyorlar. Zaten işler de burada karışmaya başlıyor. Çünkü geride bırakılan enstrümanlar ile Anthem arasında bitmeyen bir çatışma ortaya çıkıyor ve bu sebepten dünya düzenli olarak değişiyor. Pek tabii dünya üzerindeki bu tutarsızlık, doğal hayatı da tetikliyor ve birbirinden farklı sürüsüyle ilkel yaratığı ortaya çıkartıyor. İnsanlık ise Fort Tarsis diye bilinen bir kalede, izole şekilde yaşıyor. Kendilerine Freelancers diyen bir grup arkadaş da bu kalenin duvarlarını hayatları pahasına koruyorlar. Ta ki birileri gelip, onları yuvalarından edinceye kadar.

    
Anthem’da kendisini Fort Tarsis’i korumaya adamış bir Freelancer'ı kontrol ediyoruz. Freelancer'ların tek işi elbette oturup, Tarsis’e birileri saldırdığı zaman ortaya çıkıp ateş etmek değil. Ekip, bolca dışarı çıkıp hem olası tehditleri ortadan kaldırıyor hem de Tarsis halkının ihtiyaçlarını karşılayacak market alış verişlerini yapıyorlar. Karakterimizin üzerindeki exosuitlerin adına da Javelin deniyor. Oyunda dört farklı Javelin bulunuyor, Colossus, Interceptor, Ranger ve Storm. Fakat oyuna başladığımız zaman sadece bir tanesini seçebiliyoruz. Diğer Javelin’leri de kullanabilmek için ilerlememiz gerekiyor.

    
Aranan yapay zeka bulunamadı...

Fort Tarsis ana üssümüz ama içerisinde birçok farklı yeri barındırıyor. Oyuna başladığımız ve her görev sonrasında tekrar döndüğümüz yer, Tarsis’in pazar meydanı. Ancak pazar yeri de ilk demolarda gördüğümüzün aksine bir o kadar sıkıcı. Bu pazar içerisinde etkileşime girilebilecek onlarca farklı NPC bulunuyor. Tek olayları dertlerini anlatıp görev vermek… Diyalog tarafıysa felaket! Zaten diyalog demeye bin şahit lazım; monolog demek daha doğru olur. Bu noktada görevleri toplayıp, mümkün mertebe keşif yapmamız gerekiyor. Pek tabii dileyen oyuncular tek başına da bazı görevleri yapabiliyor ama keşif (expedition) bu oyunun özünü oluşturuyor. Dört kişilik gruplar halinde içerisine daldığımız expeditionlar sayesinde, daha fazla loota ulaşma şansımız oluyor.
Savaş mekanikleri ise en az yaratılan dünya kadar güzel diyebilirim. Hani bir yandan RPG, bir yandan da Shooter elementlerinin harika şekilde harmanlandığını düşünüyorum. Özellikle combo mantığını kavramış oyuncular ile çok hızlı şekilde ilerlemek mümkün.

    
Savaşlar çok eğlenceli

Düşman birlikleri başlarda sürekli kendilerini tekrarlıyor olsalar da özellikle ileri seviye zorluk derecelerinde oyunu gerçekten keyifli hale getirebiliyorlar.  Genel hatlarıyla herkesin çok fazla yetenek ve farklı silah kullanmasından ötürü, savaşlar cümbüş yerine dönüyor. Savaşlardan bahsederken silahların tekdüzeliğinden bahsetmeden de geçmemek lazım. Çünkü farklı kategorileri olsa da maalesef görünüşleri neredeyse aynı. Bu oyuna kötü demeyeceğim ama iyi bir oyun da olmadığı aşikâr. Genel olarak mekanikler iddialı olsa da ortaya çıkan iş çok ama çok yetersiz. Pek tabii alınır, oynanır ve oynadığınıza da pişman olmazsınız. Yeter ki  oyunun içindeki bitmek bilmeyen yükleme ekranlarını bekleyecek kadar sabırlı olun.

Jump Force - Xbox One X

60 XONE/PS4/PC Bandai Namco Dragon Ball, Naruto, One Piece ve benzeri kahramanları tek bir dövüş oyununda buluşturuyor!

Dragon Ball, bir dönem ülkemizde de yayınlandığı için aşina olabileceğiniz popüler animelerden biri. Hem Dragon Ball'un ve hem de anime severlerin bilebileceği Naruto ve One Piece gibi klasiklerin yapımcısı olan Japon'ların ünlü gençlik dergisi Shonen Jump'ı ise bir çoğunuzun duymadığına eminim. İşte Jump Force bu derginin meşhur ettiği tüm bu anime ve mangaların karakterlerini bir araya getirerek dikkatleri çekiyor. Daha önce her bir animenin ayrı oyunları olmasına rağmen hepsini bir arada görmek ilk başta ilginç bir fikir gibi geliyor. Ancak seneryo olarak bize fazla bir şey sunmaması, başarısız animasyonlar, sıkıcı dövüş sistemi ve neredeyse karakterler arasında fark olmaması bende açıkçası hayal kırıklığı yarattı.


Potansiyelini kullanamayan bir oyun

Oyunda iyilerin ve kötülerin mücadelesi dışında fazla bir şey beklememek gerekiyor. Jump Force içerik olarak ele aldığımızda Dragon Ball oyunlarına benzer bir yapıda. Online oynuyorsanız diğer oyuncularla veya offline iseniz amaçsız dolanan NPC’lerle takılabileceğiniz bir ana merkezimiz var. Burada görevlere ve eğitimlere giriyor, offline/online dövüşlere girişiyor ve alışveriş yapabiliyorsunuz.

Oyunun başında seçeceğiniz Goku’nun Alfa takımı, Luffy’nin Beta takımı ya da Naruto önderliğindeki Gama takımına bağlı olarak senaryo biraz farklılaşsa da benzer bir çizgide ilerlemeye devam ediyor. İki oyunculu dövüşler tek ekranda ve her zaman üçe üç şeklinde gerçekleşiyor. Üç kahramana rağmen sadece tek bir sağlık çubuğu olması yüzünden kimi ne zaman seçeceğiniz konusunda iyi bir strateji yapmanızı gerektirebilir. Bence potansiyelini kullanamayan oyunlar listesine eklenmekten kurtulamıyor.

Lego Movie 2 - Xbox One X

75 XONE/PS4/Switch/PC TT Games/Warner Bros. Her zamanki Lego oyunlarından farklı bir yapıya sahip!

Emmet Brickowski'yi kahraman yapan ilk Lego Movie filmi ve oyunundan sonra serinin devamında müthiş ikili Emmet ve Lucy, bu sefer de General Mayhem'e karşı savaşmak için karşımıza çıkıyor. Oyun, Duplo istilasından 5 yıl sonrasında artık Apocalypseburg olarak adlandırılmaya başlayan felaket sonrası bir dünyada geçiyor. Fallout, Far Cry ve Metro'ya benzer bir açık dünyaya sahip olmasının yanı sıra Lego Movie 2'nin günümüz popüler oyunlarından bir çok yeni oyun mekaniğini de oyuna dahil ettiğini görüyoruz. Yani bu sefer oyun için her zaman ki garantili oyun mekanikleri üzerine kurulu demem çok doğru olmayacak. Ufak değişiklikler olsa da hikaye birebir takip ediliyor. Dolayısıyla önceki oyunlarda olduğu gibi çok fazla karakter ile oynama şansı bulamıyoruz. Çoğu zaman Emmet ve Lucy'ye mahkumuz. 5 saat gibi bir sürede tamamlanabilen hikaye kısmı da diğer oyunlara göre oldukça kısa tutulmuş.


Bu sefer, oyun yapısı tümden değişmiş

Oyun mekanikleri adı yapılan değişiklikler ve katılan yenilikler ise bence eksi sayılabilecek bu yönleri nispeten göz ardı etmemize yetecek kadar iyi. Artık hikaye modunu lineer olarak takip etmemiz gerekmiyor. Ana görevleri tamamlamanın yanı sıra galaksinin bir başka yerine geçiş yapıp hikayeye devam edebilmek için açık dünyada yeteri kadar mor ana blok toplamaya çalışıyoruz.

Oyunda artık özgürce bir şeyler inşa edebiliyor olmamız da en büyük yeniliklerin başında geliyor. Dolayısıyla aynı Minecraft ya da Fortnite'da olduğu gibi etraftaki nesneleri kırıp yeteri kadar farklı renklerde blok biriktirmeyi de unutmamak gerekiyor. Özellikle Syspocalypstar dünyasında bir şeyler inşa etmek için yeteri kadar yer bulacaksınız. Oyuna bir loot sistemi de eklenmiş. Bu şekilde yeni karakterleri açabileceğiniz gibi yeni yapı parçaları da edinebiliyorsunuz.  Lego Movie 2, alıştıklarımızın biraz dışında bir Lego oyunu olmuş. Aile içinde yaştan bağımsız herkesi bir araya getirmesi ise değişmeyen en büyük özelliği.

Mahmut Karslıoğlu
Takip Edin