Rik Ferguson

Karanlıktan Korkmak!

Dışarıda bir yerlerde başka bir internet var. Öyle bir internet ki, bizlerin her gün dahil olduğu internete hiç benzemiyor!

Birçok sebepten kullanılabilen bir internet; bazıları yasal, bazılarıysa yasadışı. 

Bir vatandaşın özgürce kendini ifade edebilme olanağı bulduğu ya da bir ulusal güvenlik ajanının takip edilmeden konuşabildiği bir ortam ancak ‘anonim’ olabilme koşulları altında gerçekleşebiliyor. Aslında uyuşturucu, fotoğraf ya da silah satan biri de –elbette daha az kabul edilebilir- sebepler neticesinde kimliğini gizleme endişesi taşıyor. Görünmezliğe olan talep doğrudan “gizli internet” için gelişim ve kısa sürede yayılma şansını etkiliyor. Bizlerin pek içinde olmadığı bu diğer internetin ne denli büyük olduğuyla ilgili bir tahmin bulunmuyor ancak geniş ölçekte olduğu çağrıştıran isimlerle anılıyor; Deep web (Derin web), Darknet (Kara net) ya da Dark web (Kara web). Bu tarz servisler daha çok dosya paylaşımı, özel izinle satılan şeylerin satış ya da dağıtımı, kişisel ya da doğal gözetimden kaçmak için kullanılıyor ve şimdiden önemli bir geçmişleri bulunuyor.

Dartnet’in doğuşu
Telif hakları koruma altındaki içeriğin internette yasadışı olarak paylaşılması, herkes tarafından bilinen geniş ölçekli sunucularda ortaya çıktı. Hızla daha görünür ve popüler olan bu sunucuların mahkemeler ya da düzenleyiciler tarafından algılaması ve kapaması oldukça kolaydı. Bu sebeple beklenen şekilde popülerlikleri de kısa sürdü.

Devrim niteliği taşıyan bir sonraki adım 1999’da yaşandı. O günlerde internete giren kullanıcılar Napster günlerini mutlaka hatırlayacaktır. Napster modeli verilerin bir merkezde toplanmasına gerek bırakmadan, aracılar ve kullanıcıların bilgisayarındaki içeriğin herkes tarafından paylaşılmasına olanak sağladı. Yine de servisin kuralları ve içeriğin listesi merkezileştirildiği için sanatçılar ve yapımcılar tarafından telif haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Napster üzerindeki baskı arttı. Napster’ın artan baskı nedeniyle paralı bir servise dönüşmeye başlamasının ardından Gnutella’nın yükselişi kaçınılmaz oldu. Açık kodlu bir proje olan Gnutella, tamamen veri tabanını dağıtmış ve hiçbir merkezi servis barındırmayan tamamen kullanıcıdan kullanıcıya (peer to peer) iletişim sağlanan bir ağ haline geldi. Gnutella günümüzde hala çok büyük bir kitle tarafından kullanılıyor ve çoktan Napster’ı gölgede bıraktı. P2P’nin ortaya çıkmasıyla, anonim olmanın bir sonucu olarak kimin niyetinin yasadışı ya da sahiden suç işlem
e olduğu birbirine girdi.

Freenet ve görünmez Onion
Doksanların sonlarında web’in arka sokaklarının iletişiminde iki önemli gelişme yaşandı; Freenet ve Tor.

Freenet ağına bağlanmak küçük bir aracının yüklenmesi ile mümkün oluyordu. Öyle basit bir yükleme ki, ihtiyaç duyulan güvenlik seviyesine bağlı olarak düşük güvenlik seviyesi –“kaynakları yönetebilen bir saldırgan, Freenet’te yapmış olduklarınızı takip edebilir”- ya da yüksek güvenlik seviyesi – “bu ayarlar, geliştirilmiş güvenlik ayarlarıyla kendi Freenet internetinizi yaratmanıza olanak tanır” – seçilebiliyordu. Her şeye rağmen, ağdaki en önemli özellik hem kullanıcıların hem de bilgi sağlayıcıların ‘anonim’ olması. Bu ağda, klasik web’de tanık olduğumuzun dışında içerik sadece bir sunucuda barındırılmıyor. İçerik birçok sunucuya dağıtılıyor ve bilgisayarlar arasında dolaşıyor. Her kullanıcının içerik isteği birçok vekil sunucudan (Proxy) geçiyor ve kimin veriyi istediği ya da kimin depoladığı bilinmiyor. Her Freenet üyesi, diğer üyelerden gelecek talepleri karşılamak için belli bir alan ve bant genişliğini depolama ve işleme için ayırıyor.

Tor, normal web içeriğine ulaşmada vekil sunucuların ya da konum bilgilerinin gizlenmesinde çokça bilinen bir yöntem olarak bilinir ancak aynı zamanda “gizli servisler” için de sıkça kullanılır. Freenet’e benzer şekilde, internet çoğu tarafından ulaşılamaya konumlar sadece Tor ağı üzerinden erişilebilir. Tor ağındaki gizli servislerin pek de alışılmadık http://dppmftaacucpuzpc.onion/ gibi adresleme formatları vardır. Bu .onion uzantısıyla biten alan adı sadece Tor ağında bulunur ve görülebilen web’te yaygın olarak kullanılan DNS’in bir parçası değildir. Sadece Tor ağı tarafından algılanabilen adres, IP adresi ya da kimlik bilgisi verilmesine gerek kalmadan rotası belirlenmiş kaynak ve konum arasındaki trafiğe izin veriyor.

Bu gizli servisler ve darknetler suçlular tarafından çocuk pornosundan ağır uyuşturuculara kadar yasadışı dağıtım ve satışlarında kullanılmasının yanında Wikileaks benzeri içeriğin isim vermeden yayınlanmasını da kolaylaştırıyor. Bitcoin ve WebMoney gibi online para birimleri de yasaların aşılmasını sağlarken, suçluların kimliklerinin ortaya çıkmasının önüne geçiyor.

Bu gizli dünyada yer alan veri miktarını ölçmek oldukça zor ancak 2001 yılının Eylül’üne dönecek olursak Michael K. Bergman’ın yayımladığı “The Deep Web: Surfacing Hidden Value” makalesinde şu ifadelere yer veriyor: “Derin web’de yer alan bilgiler şu anda bizim bildiğimiz web’den 400 ila 550 kat daha fazla.” Günümüze gelindiğinde bu seviyenin değişmesi için hiçbir sebep bulunmuyor.

Dartnet’te bulabileceğiniz birçok içerik büyük ihtimalle yasadışı olacağında siz de potansiyel suçlu konumunda bulunursunuz. Ne yazık ki, geleneksel web filtreleme teknikleri sizleri zararlı içerikten korumayacaktır. Geleneksel kötücül dosya tespiti, suçlulardan kaçınmak için daha kolay hale gelmeye başladı. Bu nedenle Dartnet’e erişimde olduğu gibi gizli iletişim araçları kullanılarak geleneksel araçlar devre dışı bırakıldığında suçlular güvenliğinize zarar verebilecek duruma geliyor.

Görebildiğimiz internet inanılmaz boyutlara ulaşmış ve gitgide hızlanarak büyürken size tavsiyem aydınlık tarafta kalmanızdır. İnternet büyük. Ne kadar aklımızı kaçıracak kadar büyük, devasa olduğuna inanamazsınız. Demek istediğim, karanlık taraftan aydınlığa çıkmanız için çok yol kat etmeniz gerektiğini düşünebilirsiniz ancak henüz internetin en başlarındayız. Hiçbir şey için geç kalmadınız.

Takip Edin

 

Turhost