Selçuk İslamoğlu

Teknoloji ve hayat üzerine...

Sosyal Medyanın en büyük eksiği

Neden yok ki dediğim şey çok basit aslında...

İnternetin başından beri insanların iletişim için farklı kanallar kullanımında son durak sosyal medya gibi duruyor. BBS, IRC, ICQ, MSN, Forumlar ve derken Sosyal Medya.

Son durak diyorum, bundan sonra artık sadece sosyal medyanın türlerini göreceğiz. Eskiden özellikle insanlar takma isim veya nickname seçip IP gizlemeyi tercih ederken, artık herkesin her türlü özelini biliyor duruma geldik. Yani konu artık kişisel mahremiyeti bitirmiş durumda. İnternette yaptığınız aramaların sosyal medyada ve reklamlarda karşınıza çıkması da big data denen illetin geldiği noktanın kişilere gösterilen sadece küçük bir parçası.

Bunca bilgi bombardımanı altındayken, insanlar ister istemez psikolojik bir rekabet içine giriyor. Hatta Beğeni sayıları yüzünden depresyona girenler dahi var. Sosyal medyanın bunca yükü yeni ihtiyaçlar da doğuruyor. O da istediğiniz içerik yerine bir çok çöp içeriğin destursuz ekranlarınızda belirmesi.

Arama cümlelerini doğru kuranlar için Google gibi arama motorları doğru içeriğe ulaşmanızı sağlayabilir ama Facebook, Twitter veya Instagram gibi çöp içerikle dolu yerlerde malesef bu mümkün değil. Önünüze konacak içerikle ilgili neredeyse tek kontrolünüz rahatsızlık verici şeyleri paylaşanları engellemek.

Ama tüm zevklerinizi, gezdiğiniz yerleri, ilgi alanlarınıza dair rahat rahat size özel reklamlar göstermekte olan bu yerler basitçe yapabilecekleri bir konforu sunmamak için ellerinden geleni yapıyorlar: Görmek istemediğiniz kategoriler...

Mesela çöp içerik olarak nitelendirebileceğimiz:

- Hiç bir #heşteg etiketli gönderiyi görmek istemiyorum...
- Hiç bir spor müsabakası hakkındaki tartışmayı görmek istemiyorum...
- Hiç kimsenin nereye gittiğini nerede kaldığını görmek istemiyorum...
- Hiç kimsenin kaç kilometre koştuğunu öğrenmek istemiyorum...
- Hiç kimsenin hangi restoranda ne *** yediğiyle ilgilenmiyorum...
- Sabah akşam kimsenin büzüşmüş ördek dudaklarını görmek istemiyorum...
- Hiç kimsenin "gül" fotoğraflı sallama "ibretlik hikayelerini" görmek istemiyorum...
- Kimsenin en benzediği ünlü, burçları, eski hayatında ne olduğu, IQ'sunun kaç olduğu da zerre ilgilendirmiyor. (Gerçi bunları paylaşıyorsa IQ'su hakkında az çok bilgi edinebiliyorsunuz)
- X'yi Y gibi hede hödö yapan Z şey gibi liste siteleri...

Öte yandan çok güzel paylaşımlar, yeni bilgiler, yeni makaleler, ilginç haberler, size bir şey katacak paylaşımlar da var. Ama sosyal medyanın artık 7'den 70'e kitlesinin gönderdiği çerçöp arasından bunlar kendilerine yer bulmak için çok zorlanıyor.

Bunlar insanların düşüncesizce veya bilerek ve isteyerek zorla boğazımıza soktuğu şeyler, bazı insanları engellemek çözüm olabilir ama bunun akraba eş dost kavgası çıkarmadan da bir yolu olmalı.

Yapılamayacak şeyler değil, yüklediğiniz fotoğraftaki insanları ve ruh hallerini tanıyan, ilgi alanınıza göre önerilen sunan bir yapay zekanın "Kardeşim, bana futbolla ilgili şey gösterme, bana yemek resmi gösterme, bana selfi gösterme" gibi bir kategorileme yapamayacağını savunmak çok komik olurdu.

Sosyal medya belli ki hayatımızda uzun süre olacak. Geleneksel medyanın da mal bulmuş magribi gibi bu tip çöpleri daha da pompalaması da devam edecek. Sosyal medya devlerinin yerlerini yenilerine devretmeden önce düşünecek şeyleri var. Twitter gibi tamamen robotlaşmış yerleri saymıyorum, ölmesi çok uzak değil. Sorun bu tip şeyler paylaşan insanları engellemek veya eğitmek değil, belli ki aptallık evrenin genişleme hızından daha hızlı artabiliyor, bu tip çöpleri senin ekranına daha gelmeden filtreleyen bir yapay zeka ihtiyacı.

Hakkını veremeyecekseniz e-ticarete girmeyin

"Kervan yolda düzülür" kafasını bırakmadığınız sürece bitmeye mahkumsunuz.

İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla mantar gibi türeyen ve bunu fırsat olarak gören sözde yatırımcıların tek tek piyasadan çekilmeleri süreci de çok uzun sürmüyor. Hala bakkal hesabı, müşterinin zekasına hakaret eden onlarca sözde e-ticaret sitesi mevcut.

Hazır giyim sektörü en çok çekenlerden bir tanesi. Seçtiğiniz ürünün farklı gelmesinden tutun da, bambaşka ürünün gelmesi gibi sebeplerden bir çok e-ticaret sitesi işlemez hale geldi, bir çoğu kapandı. Evet, insanlar internetten alışveriş yapmak istiyorlar, bu işte pasta büyüyor ama herkese değil, hakedene...

Gelelim bilişim ve teknoloji ürünleri alışverişine...

Bu sıralar ellerinde olmayan şeyleri de satma modası çıktı. Bol bol TV reklamıyla isim bulmaya çalışan, arkasında büyük bir isim barındıran, daha önemlisi çok ünlü ve her geçen gün rakiplerini de satın alarak neredeyse her mahallede açılacak bir teknoloji mağazalar zincirinin arka kapısı olan bir site...

Elbet ki, bu tür özellikler her müşteride güven de yaratır. Ama güvenin en tehlikelisi kendilerine olan güvendir.

Bakın işte bu güvenin göstergesi:

Ürün ellerinde var mı, yok mu, yoğunluk ne durumda kontrol edilmeden ürünlerin altlarına bastıkları şu yazı...

"Kervan yolda düzülür" kafasının zararı da işte bu noktada başlıyor. Nasılsa hallederiz, bir yolunu buluruz, müşteri nasılsa bekler, hatamız varsa görürüz sonra hallederiz... Taleplerin artmasının kendilerini nasıl etkileyeceğini dahi hesap edemeyen, müşteriyle neredeyse sıfır iletişim. Destek hattı olmayan, telefonları dahi bulunmayan siteler, canlı destek adı altında kendileri değil, outsource şirketleri kullanıyorlar ve bu outsource şirketlerin "Merkez ofis"(!) dedikleri ana firmanın durumundan haberleri bile yok.

Sözde aynı gün kargoya verilmesi beklenen sipariş için 1 haftadır sipariş hakkında sitede görüntülenen yazı şu:

Ne arayan ne soran... Bildirim hani?

Outsource şirket de şunu diyor "Yoğunluk var sanıyoruz bu sıralar"

Peki neden sitede "Hızlı kargo", "Hızlı gönderi", "Aynı gün kargoya verilir" yazıyor hala? Diğer müşterileri de haftalarca bekletebilmek için mi?

Biz milletçe anlayışlı insanlarız, iş yükü ve yoğunluğunu anlayışla karşılayabiliriz ama yalana girecek şeyler bize uymaz. Bakın artık yerini koruyan köklü firmalar gönderinin hemen her safhasını size bildiriyor. "Firmadan bekleniyor" diyor ve eğer yanlışsa sitedeki bilgileri de düzeltiyorlar (Stokta yok, hızlı gönderilebilir yazısı kaldırılıyor vs.), paketleme aşamasında, kargo firması bekleniyor vs. çok detaylı bilgileri de görebiliyoruz.

Ticaret belki e-ticaret oldu ama yönetiminiz müşteri odaklı yeni ticarete geçmedikçe sırtınızı istediğinize dayayın kapanmaya mahkumsunuz.

Windows 8.1 ile Microsoft ince görmüş

Windows 8.1 ile oldukça ince rötuşların yanında Windows 8'e sağlam tırpanlar da var.

Öncelikle neler yeni bunlara bir bakalım....

Başlamadan önce tüm bu aşağıda saydığım yenilikleri yorumlarım ve tek tek ekran görüntüleriyle görüntülemek için buraya tıklayarak galeriyi ziyaret edebilirsiniz. 

1. Başlat Düğmesi geri döndü
Başlat menüsü değil, başlat düğmesi geri geldi. Böylelikle Başlangıç ekranına gitmek için sol alt kenara fare ile kasmak zorunda kalmıyorsunuz. Ayrıca Başlangıç ekranı yerine direkt uygulama ekranına da gidebilirsiniz.

2. Charms menüsü fareye yakın
Charms menüsü (sağdaki menü) de artık farenizin gittiği yere daha yakın bir yerde çıkıyor (sabit ortada değil yani), örneğin sağ alt köşeye gittiğinizde aşağıya daha yakın, sağ üst köşede yukarıya daha yakın görünüyor. Fareli bilgisayarlar için bir ufak düzeltme.

3. İsterseniz sabit arkaplan
Artık Samsung'un Android'inde olduğu gibi, masaüstü arka planınız neyse, hem başlangıç menüsü, hem de uygulama menüsü arka planınızı olarak onu ayarlayabiliyorsunuz. Üstelik temanız da, bu arkaplanın rengine göre değişebilir (veya isterseniz sabit kalabilir)

4. Windows Phone ile sıcak temas
Windows Phone ve Android sahipleri ana ekranları ile uygulamalar arasındaki farkı çok iyi bilirler. İşte Windows 8.1 tam da bunu getiriyor. Sol alttaki düğmeye dikkat...

5. Uygulamalar ekranı
Windows Phone 8'de olduğu gibi bir sistem gelmiş, uygulamaların tamamını görmek için Başlangıç ekranının sağ altındaki oka basarak, Windows Phone veya Android'teki gibi tüm uygulamaları göreceğiniz ekrana geçiyorsunuz. Herhangi bir tuşa bastığın anda arama yapmayı çözememişler için bir de Arama kutusu eklenmiş. Ayrıca daha kolay bulabilmek için yüklenen uygulamaları da özelliklerine göre dizebiliyorsunuz

6. Sade Başlangıç ekranı
Yüklediğiniz her uygulama Başlangıç menüsüne otomatik yerleşmiyor. Uygulamalar menüsüne gidip sağ tıkla Başlangıç menüsüne eklemek istediğiniz uygulamaları seçebiliyorsunuz. Böylelikle Başlangıç ekranını yamalı bohçaya dönmüyor.

7. Masaüstüne açılış ve sağ sol menüler...
Nostalji sevenler sistemlerini direkt olarak masaüstüne açılış yapmasını sağlayabilirler. Bunun için öncelikle Görev Çubuğunda boş bir yere sağ tıklayıp özellikler demeli ve daha sonra Gezinti sekmesine gidip, oradan isterlerse sağ ve sol üst köşelerden çıkan menüleri kaldırabilir veya açılışta masaüstünden başlatabilirler.

8. Daha renkli bir Başlangıç ekranı
Artık Metro-stili olmayan uygulamalar bile simgelerinin genel rengine göre arkaplan rengine sahip Başlangıç ekranında...

9. 4 uygulama tek ekranda
Artık sadece bir dar, diğeri geniş olmak üzere sadece 2 uygulama alan ekran, isterseniz 4 uygulamaya kadar izin veriyor. İsterseniz tam ortadan da bölebilirsiniz. 3. uygulama geldiğinde işte böyle dilediğiniz yere uygulamayı yerleştirebiliyorsunuz.

10. Yepyeni bir Mağaza
Windows Mağaza da artık daha modern bir görünüşe sahip, sadece charms menüsünden değil, artık kutucuktan da uygulamalar arasında arama yapabilirsiniz. Tabii ki her zamanki Microsoft geleneği, nedense diğer dillerdeki (örneğin sadece İngilizce) olan uygulamaları bize sunmuyor, onun yerine uygulama yapımcısının uygulamanın içine illa ki Türkçe eklediği uygulamalar sadece görünüyor. İngilizce uygulamarı bulabilmek için tek şansınız ya üreticinin sitesinden mağaza linki, veya Windows'u "yerel" dahil İngilizce dilinde kullanmanız.

11. Denetim Masası artık yeni arabirimde
Windows 8'de bir çok işlemi yine masaüstü Denetim masasından gerçekleştirmek gerekiyordu. Telaşa mahal yok, masaüstü için Denetim masası yerinde duruyor ama Windows 8 arabirimi içine de tam bir denetim masası yerleştirilmiş artık. Çözünürlük dahi Windows 8 arabiriminden değiştirilebiliyor

12. Bu bilgisayar ve kitaplıklar...
Bilgisayarım ve Bilgisayar gidip "Bu Bilgisayar" gelmiş. Ne değişiklik var diye soracak olursanız, eski ve yeni uygulamaların da kayıt için de kullanabileceği şekilde Kütüphaneler ve özel klasörler, artık Bilgisayarım içinden rahatlıkla erişilebilir halde. Ayrıca kitaplık ve Sık Kullanılanları kapatıp açabilirsiniz.

13. Boy boy kutular...
En büyüğünden en küçüğüne iki adet yeni kutucuk boyutu eklenmiş. Eskiye göre dörtlü diyebileceğim büyük bir kutu, ve çok daha küçük, Windows ikonlarını andıran küçük kutu.

14. IE Geliştirici Araçları
Web geliştiricilerin görebileceği en gelişmiş araçlara dönüşmüş olan bu araçlar IE ile F12 tuşuna basarak açılıyor. Tüm JS hız hesaplamalarından, yükleme zamanı grafiklerine, IE'yi istediğiniz mobil ekran boyutunda ve yatay/diken konumdaki hallerini özel olarak görebileceğiniz bu araçlar, her geliştirici için oldukça faydalı olacak.


Peki neler Windows 8'e göre daha kötü?

1. Nerede benim disk görüntüsü alma aracım?
Windows 8'de, "Windows 7 Dosya Kurtarma" adı ile Sistem görüntüsünü alabiliyor ve tüm uygulamalarınızı kurup diskinizin tam bir görüntüsünü alabiliyorduk. Özellikle sık sık yeni yazılım deneyip, sistemini tekrar kurmadan olduğu gibi hazır kurulu sisteme geri dönüştürmek isteyenler için... Şimdi bu uçmuş. Zorlama bir "Sistemi Tazele", "Sistemi Yenile" gibi seçeneklerin yanında, sadece "Dosya Geçmişi" ile geçiştirilmiş. Artık sistemimi tüm uygulamalarını temiz ilk gün kurulmuş gibi haline çeviremiyoruz. En azından 3. parti bir yazılıma ihtiyaç duymadan. Çok ayıp MS... Umarız bu seçenek Windows 8.1'in nihai sürümünde gelir (gerçi pek umutlu değilim, genel olarak Beta'da -- yeni adıyla Önizleme-- nihai sürümde ekleme yapılmıyor)

2. Windows 8'den geçiş
Özellikle Windows 8'in yeni haline alışamamışlar için Windows 8'den 8.1'e güncelleme bir hayli sorunlu. Kurduğunuz eski programlar, eski donanım sürücüleri, sanal bilgisayar yazılımların (VMWare, VirtualBox vb.) ağ kartları güncellediğinizde tamamen sorunlu hale geldikleri gibi, Windows 8 uygulamalarını dahi açamaz duruma gelebiliyorsunuz. Tek çözüm sıfırdan kurmak olacak. Zaten adı Önizleme olduğu için bu tür riskleri aldığımızı kabul ediyoruz ve sadece nihai sürümde bunlarla karşılaşmayacağımızı umut ediyoruz.

3. Zoraki Microsoft Hesabı...
Yerel hesaplar bir çok sistem yöneticisi için hayati. Özellikle kullandığı hesaplarla diğer bilgisayarlara da bağlanıyorsa, özellikle eski Windows sürümlerine. Şimdi Windows 8.1 kurulurken dahi "Yerel hesap" seçeneği yok edilmiş (Windows 8'de bu işlem tercihliydi, yani Yerel Hesapla istersek devam ediyorduk) , bunu aşabilmenin tek yolu Microsoft hesabınızın girilmesi istendiğinde ağ kablonuzu çıkarmanız veya kablosuz bağlantı aygıtını kapatmanız. Başka türlü yerel hesapla devam edemiyorsunuz. Ayrıca yerel hesapla SkyDrive gibi hizmetleri de kullanamıyorsunuz.

Özetle Microsoft'un Başlat düğmesinde yaptığı gibi tercihlere karşı daha saygılı olması gerektiğini düşünüyorum. Yine de Windows 8.1 , Windows 8'in üzerine ilaç gibi gelebilecek bir güncelleme olacağı şimdiden kesin... 

Tekrar hatırlatayım, yorumlarımla birlikte bu özelliklerin ekran görüntüleri için bu galeriyi ziyaret edebilirsiniz.

#direnhashtag

Twitter'da başkalarının oyuncağı olmayın, güvenliğiniz sizin elinizde #direnhashtag

Twitter bile hashtag'leri çıkarırken, Türkiye'de böyle bir zulümle karşılacağının farkında değildi. Üç kağıtçıların "Takipleşelim" "X'ler takipleşiyor" ortak parantezinden başlatılan hashtaglerin ardı arkası kesilmiyor, üstelik bu düzenbazların diğer tüm hashtag'lere attığı (son modası karikatürlü) takipçi kazanın başlıklı tweetleri de gözden kaçmıyor. Tabii ki takipleşme bunla sınırlı değil. Sizi anında takip eden kişilerden linkler gelmeye başlıyor. Buna da bak, gibi. Genelde kendi yazdıklarını "Fav" eden kullanıcılar olmalarına dikkat. 

Bir takım "profesyonel" ekipler tarafından kullanılan gerek sahte, gerekse kontrol altına alınmış hesaplar aynı mesajı topluca gönderilmesini sağlıyorlar, retweet yaptırıyorlar, böylelikle gündem oluşturuluyor.

Bu ekipler, sizin hesaplarınızı yönetebilme hakkını sonra dilediği yere, kişiye kuruma satıyorlar.

Peki bu nasıl yapılıyor? Örneğin bir web sitesine / gazete / haber sitesine girdiğinizde, sosyal medya hesabınızla giriş yapıp yorum atmanız isteniyor. Daha önceleri Facebook'la çok yapılan bu olay, artık Twitter'da sizin hesabınız üzerinden işleniyor. Üstelik oldukça akıcı olan Twitter'da kendinizin eski mesajlarını görmüyorsanız bu durum daha vahim bir halde olabilir.

Nasıl Kurtulursunuz?

Hesabınıza giriş yaptıktan sonra https://twitter.com/settings/applications adresine girin. Burada sizin hesabınıza erişebilecek uygulamalar yer alıyor...

Burada dikkat ederseniz her uygulamanın altında izinler yer alıyor. Genel olarak bir çok kişide girdikleri mobil cihazların uygulamaları yer alır, (Twitter for Android, Twitter for iPhone vb.) bunlara dokunmadan "yazma" ve/veya "direkt mesaj" izinleri olan tüm web sitelerini, kurumları, tanıdığınız tanımadığınız herşeyi "Erişimi kaldır" butonuyla kaldırın.

Her ne kadar kendilerinin de yüzlerce sahte hesaba sahip olduğu aşikarsa da kendinizi kullandırtmayın

Asla sizden "yazma" ve "direkt mesaj" hakkı isteyen hiç bir siteye Twitter'ınızla giriş yapmayın, aynı şey Facebook için de geçerli. İsterse en güvendiğiniz kurum olsun, o kurumların da hacklenebileceğini unutmayın.

Bir tür manipülasyon yapılıp, Twitter düzenbazlığına alet olmayın.

Sosyal medya sanal mı?

Sanki herşey dezenformasyonmuş gibi davranmanın alemi yok

Son iki haftada bir hayli sosyal medya tartışması yapıldı. Özellikle sosyal medyayı toplu SMS'ten öteye kullanamayan kelli felli eski çağın insanları tarafından. TV programları sosyoloji tartıştı, psikoloji tartıştı, gençliği TV'lerinin başında oturan diğer eski çağın insanlarına anlatmaya çalıştılar. Ne yapsınlar, dışarıdan gelen gaz bombası sesleri karşısında artık belgesel gösteremezlerdi.

Bundan 10 sene önce olsa, ölen öldüğüyle, yaralanan yaralandığıyla, gözü çıkanlar "merdivenden düştüğüyle" kalır, birkaç semt dışında kimsenin ruhu duymazdı. Yıllar sonra yapılan belgeseller ve itiraflar komik kalırdı.

Hala TV'lerden sosyal medyada dolaşan herşeyin dezenformasyon ve yalan olduğunu yedirmeye çalışan; sosyal medyanın ne kadar tehlikeli olduğunu ve durdurulması gereken bir şey olduğunu "gazlamaya" çalışanları gördükçe görüyoruz ki, bu sosyologların ve psikologların çözümleyeceği bir şey değil. Hatta kendine etik bilmemne diyenlerin anlayabileceği bir şey hiç değil... 

Sosyal medya içindeki doğrular ve yanlışlar, hayattakilerle eşittir.  Dezenformasyon dediğin şeyin adı eskiden "Fısıltı gazetesi"ydi, değişen bir şey yok...   

Tıpkı eski çağın insanlarının sana miting alanlarından, gazetelerden, TV programlarından söylediği ne kadar yalan varsa o kadar yalan vardır elbet. Hayatın her alanında olduğu gibi iftira da vardır... Ama farkı şudur, teyit edilmesi artık çok daha kolaydır. Çok seslidir, sorulur, sorgulanır... Anında eski türden yalanlar dökülüverir, ama videoyla ama fotoğrafla. Artık gizlenmesi, üstünün örtülmesi çok daha zordur. Çünkü dünkü ve bugünkü gazeteler ve TV'ler gibi "çüş" deyince durmaz sosyal medya, "deh" deyince gitmez. 

Bilgisayarlardan veya cep telefonlarından girilmesi, yazılması, düşünülmesi onu sanal yapmaz, o kelimeler beyinlerden dökülür, sadece ağız kası yerine parmak kasları çalışır.