Selçuk İslamoğlu

Teknoloji ve hayat üzerine...

MMO'lasak da mı saklasak anıları...


- Yaz bakayım ekrana, dedi kuzenim Özay.
- Ne yazacağım ki?
- İşte bu rakamla 10 sonra boşluk bırak büyük harfle PRINT sonra tırnak aç Selçuk yaz tırnağı kapa..
- Eee yaptım, sonra?
- Sonra ran yaz, U ile, RUN olacak yani sonra entera bas
- Enter bu mu, dedim garip tuşu göstererek
- Evet, dedi Özay, Bas ona şimdi…
- İsmimi yazdı ya, süper.
- Eh artık geri kalanını öğrenirsin sen, gel şimdi oyun oynayalım.

Öğrendim de hakikaten, yaşıtlarım oyun oynarken. 1988’de Edirne’deki mahallemizde  tek bilgisayarın sahibi şanslı insandım. O günden bugüne oturuyorum o derecede bağlamış beni. Neyse, 92’de aldığım Amiga’yla beraber girdiğim oyun dünyası ise farklı bir alemdi. Bir yandan o zamanlar tanımadığım Microsoft adlı bir firmanın Amiga için yazdığı Basic ekranı, diğer yandan şimdiki Visual Basic’in atası AMOS derleyicisi derken, oyunlar hep ikinci planda oldu bende.

Ama onlarsız da olmadı. Ortaokulda Amiga sahibi çocuklar arası düzenlenen mini turnuvalarda az da joystick kırmadık. Ne yapacaktık külüstür 16 renk pc'leri, 65 bin renkle oyun oynarken.

Tabi İstanbul’da okumaya başladığım lise yıllarımda gerek bilgisayardan gerekse oyunlardan uzak kalsam da, masaüstü FRP’ye dalmıştık teneffüslerde, elimizde zarlar, yanda kitaplar sene 1993’te...

"Oğlum, internet diye bir şey gelmiş" diye çağırmıştı üniversitedeyken arkadaşım. Gittik baktık neymiş internet. "Biliyorum ya bunu" dedim, "BBS’lerden bağlanıyorduk biz, oyun oynuyorduk yazışarak, onun gibi bir şey olsa gerek"

- Ya biz bundan oyun da oynarız ilerde di mi?
- He ya, oynarız ben evden, sen evden; ama telefon parası çok gelir ya

..devamı da var gerçeğin kısa özetinin...