Selçuk İslamoğlu

Teknoloji ve hayat üzerine...

Devir paylaşma devri ama..

Bu içeriği görmek için kayıtlı olmalısınız sözü kadar da paylaşım ruhuna ters bir şey yok

IRC ve Haber gruplarının ellerini eteklerini yavaş yavaş internetten çekmesinden sonra, mantar gibi biten, eski adıyla BBS, yeni adıyla Forumlar gözde sohbet mekanlarından biri oldu. Web'e bağlanan heryerden girilebilen forumlar özellikle işyerlerindekilerin en sevdiği haberleşme araçlarından...

Ama, zaten içeriklerinin yüzden 90'ı diğer sitelerden olan bu forumların çoğu "hani benim rep'im" ve "emeğe saygı" mesajlarıyla inlerken, utanmadan bir de "bu mesajı görmek için kayıtlı olmanız gerekir", yok "bu linki yanlızca kayıtlı üyeler görebilir" gibi modüller yükleyerek (gerçi Türkçe forumlar dışında böyle bir şeye rastlamanız imkansız gibi) zaten başkasından olan içerikleri bir de böyle e-mailinizi vermek zoruyla göstermeye çalışmaları, bilgiye ulaşmak isteyen çoğu kişi için can sıkıcı. Ama bir yandan kendi blog yazılarımdan dolayı teşekkür edilen bir çok forum yazarını da izlemek hoşuma gidiyor.

Tabi bunlar sadece forumlar da değil. Kayıt ücretsiz olduğu halde, kaydolduğunuz anda spam'e boğulacağınız bir çok özgün site de mevcut.

Bunlardan canı sıkılan benim gibiler için oldukça basit 1-2 yöntem var. Birincisi Google tabii ki.

Google'dan izleme yöntemi

Çoğu site kendi tarayıcınızla görmenize izin vermediğiniz içeriği, sırf Google'a açık tutar. Google'ın sayfaları indekslemesine izin veren ve oldukça uyanık bir yöntem gibi görünen bu yöntem (Google'a özel içerik her ne kadar Google kurallarına aykırıysa da) bir çok forumda kullanılıyor. Yapmanız gereken çok basit...

Google'dan bir şey aradınız ve tıkladınız. Baktınız ki forum sitesi ve içeriği görmeniz için kayıtlı olmanız gerekiyor, veya linkleri vs. hemen geri tuşuna basın ve Google arama sonucunun hemen altındaki Cache veya Önbellek düğmesine basın. İşte içerik karşınızda, ne kayıt olmanız gerekiyor, ne de emailiniz vermeniz.

Tabi bu yöntem her zaman işe yarayacak diye bir kural yok. Örneğin içeriği Google'a sağladığı halde linkleri sağlamayan...

İşte ikinci Çözüm

Ücretsiz Email sağlayıcıları çok yaşa!

Tabii ki sırf bu tür sitelere kayıt için kullanacağınız ve hiç bir zaman dönüp bakmayacağınız bir email adresi edinmeniz. Hotmail, Gmail, Yahoo ne güne duruyor? Atın şifresini ve kullanıcı adını rastgele hatırlayacağınız şekilde seçin ve zaten 1 kere kullanacağınız sitelere kayıt için bu adresi kullanın.


Sinir etme beni veya Bug me not


adresi benim gibi sürekli kayıttan nefret edenler için doğmuş bir site. Özellikle içeriği görmek için zoraki kayıt isteyen sitelerden nefret edenler, böyle bir site oluşturmuşlar. Böyle sitelere kayıt olanlar, zaten geçici olan kullanıcı isimlerini ve şifrelerini site adıyla birlikte bu siteye ekliyorlar. Böylelikle gelecekteki gereksiz kayıt işlemlerinden kurtuluyorlar. Yapmanız gereken basit, bu adrese gidip, gireceğiniz sitenin asıl adresini yazmak ve açık olan kullanıcı adı ve şifrelerini kullanmak. Aslında Maxthon tarayıcısı için formları buradaki bilgilerle otomatik dolduracak eklenti bile mevcut.


Uzun lafın kısası...

Sayın "adminler", bu tür formaliteler gereksiz yere kullanıcıların canını sıkmakta. Forumlara mesaj atmak için tabii ki kayıtlı ve güvenilir kullanıcılar isteyeceksiniz, bu en doğal hakkınız ama zaten içeriğini kullanıcıların sağladığı forumlar gibi bir ortamda, özgür içeriği sırf görüntülemek için böyle şeylerle boğmak yapmaya çalıştığınız paylaşma ortamının doğasına ters.

CHIP Online'da bunu zaten bilerek yola çıktık. Bizim canımızı sıkan şeylerin kullanıcılarımızın canını da sıkacağına hiç şüphe yok. Örneğin CHIP Online'nın hiç bir içeriğini "izlemek" için kayıtlı kullanıcı olmanıza da gerek yok, hatta yorumlarınızı da kayıtlı olmadan yazabilirsiniz. Üstüne üstlük sadece bilgisayarla olan sorununuzu yazarak forumlarımızdan yardım dahi isteyebilirsiniz. Ama CHIP Online üyeleri, kendilerine sağlanan diğer avantajların da farkındalar kayıtlı olmalarıyla. İşte paylaşım ruhu da burada zaten...

Tarayıcı savaşları çok klişe bir başlık

Ama daha iyi bir başlık bulabilecek olana helal olsun bu durum için..

Oldukça hareketli bir döneme girdik. Bu ay önce Opera çıktı, sonra Firefox.  Her iki tarayıcı da, tarayıcı piyasasında ikinciliğe oynamaya çalışıyor. Her iki tarayıcı da download edilme sayısını bir gösterge olarak alıyor. Peki download edilme sayısı ne kazandırabilir?

Kullanmayanların üzerinde "Bu kadar insanın bir bildiği vardır" psikolojisi tabii ki.  

Internet üzerinde bu savaş başladı başlayalı tabii ki ölümüne Fenerbahçe – Galatasaray mantığındaki ahali bu işlerde de fanatizm yolunu tutmuş bile.

Şimdi düşünelim, internet sayfaları hazırlayanlar zaten her browser'dan bir kere indirecek. Onları saymayalım.  Bu rakamı da az çok açıklayacağım az sonra...

Firefox 500 milyon download'a ulaştığını söylüyor. Zaten eğer Firefox 2 ile başladıysanız kullanmaya Firefox'u, şu zamana kadar kişi başına 15 kere Firefox 2.0.0.x indirdiniz sadece kendiniz.  Sistem kurumlarında da 1-2 kere kurduğunuzu varsayın... Yani bir kıstas değil.  Bir haftanın ortalaması daha çok kendini belli edecek.

Opera da 5 milyon kere indirildiğini söylüyor 5 günde. Ama nerde bu kullanıcılar peki o halde? Çok düşük bir oranda kullanılıyor Opera da. Opera'nın belki de en büyük hatası bu işe "paralı" başlaması ama o günler bile çok geride kaldı. Asıl hedefleri yine de mobil cihazlar olduğunu göz önüne alırsak, Opera'nın ilerde Safari ile çatışması gerekecek...

Internet Explorer desen zaten her Windows ile birlikte geliyor. Ama kullanılma oranı hala çok yüksek. Yüzde 75'ler civarında ve bunun da değişeceğini sanmıyorum uzun bir süre.

Şimdi internet tasarımcıları demiştim. Bunun sayısının tahmini 2.5 milyon olduğunu varsayıyorum.  Bu rakamı nerden tahmin ediyorsun dersen, "Sadece Geliştiriciler için ön izleme sürümü" IE8 Beta, 2.5 milyon kez kuruldu 3 ayda. Yani ev kullanıcıları veya bu işle ilgilenmeyenlerin kullanmaması gereken bir sürüm.
Gerek Opera'da olsun, gerek Firefox'da olsun, bu 2.5 milyon rakamını çıkarmamız lazım. Keza ilk gün indirenlerin büyük bir bölümü tasarımcılar veya bu işle az çok ilgilenenler veya fanatikler.

Apple'a gelince eski kafa hala. Bu zamana kadar "ille de ben" dedi. PC için en sonunda Safari'yi sundu lakin yine "kendi modelince". Her ne kadar PC için üretilmiş browserlar arasında oldukça sağlam olduğunu düşündüğüm bir motoru bulunsa da "O mac'imsi görüntüsü" ile oldukça itici olduğu bir gerçek. Yani PC'de Mac gibi görüneceğim derken ev kullanıcılarına ulaşma hayali bir hayli düşük.  

Sırada Microsoft'un hamlesi var. IE6'yı saymassak, sadece IE7 yüzde 40'ın üzerinde bir pazara sahip ama bekleneni kesinlikle veremedi. IE Blog'dan takip edebildiğim kadarıyla onun da Apple gibi eski kafa sistemi biraz olsun değişmekte. En azından kullanıcı istekleri oldukça dikkate alınmış gibi görünüyor. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi standartlara en sadık (dikkat edin sadık kelimesine) tarayıcı olması Firefox 3 ve Opera 9.5'un çıkışıyla garantilendi gibi. Keza oldukça katı DOCTYPE sistemi bunun habercisi. Ama bunun da Microsoft için zararları da çok olabilir.

Sonuçta hangi tarayıcı olursa olsun sonucu download sayıları göstermeyeceği kesin.  

Şahsi görüşüme gelince...

Şu tarayıcı en iyisi diyebileceğim bir tarayıcı yok, olmamalı da. Artık IE7 olsun, Firefox 3 olsun, Opera 9.5 olsun, Safari 3 olsun, hangisini seviyorsanız onu kullanın. Çünkü hepsi "belirli bir kalite"yi artık aşmış tarayıcılar... Hepsinin kendilerine özgü artıları ve eksileri var.  Artık kullanıcıların "zevk" tercihleri bundan sonraki ibreyi gösterecek ve oldukça heyecanlı ve çekişmeli dönemler bizi bekliyor.

CHIP Online kullanıcılarını, herhangi bir diğer siteyi gezenlere göre bilgisayar konusuna çok daha hakim ve ne kullandıklarından haberdar kişiler olduğundan dolayı,  tarayıcı "tercihleri" bundan böyle "zevkleri" temsil edecek ve CHIP Online aylık raporları da deneyimli bilgisayar kullanıcıların zevklerini gösterecek bir tablo olacak.

Noktayı koyarken: Bir de IE geliştiricilerinin Firefox 3'ün piyasaya çıkışı için Mozilla'ya gönderdiği pastayı da buraya koyayım dedim...

"Dağıtıma başlamanızdan dolayı tebrikler - Sevgilerle, IE geliştiricileri"

iPhone 3G ucuz mu? Kim demiş?

Sizce Apple hiç ucuza satar mı?

Ülkemizde zaten şu zamana kadar "kırmadan" çalışmayan iPhone'nun yeni nesli Amerika'da $199'a diye bizim haberlerimizde dahil tüm haberlerde yerini buldu. Boşuna sevinmeyelim tabi. Olay sadece "ülkemize zaten pahalı" geleceğinden değil. Biraz daha detaylandıralım:

iPhone, Amerika'da AT&T gibi telefon şirketleriyle birlikte bu fiyata. Anlaşması nasıl peki? Kısacası AT&T'den alacağınız iPhone 3G'nin "ilk taksidi" 199 dolar. iPhone'u aldıktan sonra "iPhone" 24 ay sözleşme imzalıyorsunuz ve her ay iPhone kullandığınız için ekstra ücret ödüyorsunuz. Bizim bazı GSM hattı sağlayıcılarının basit, MSN gibi bir yazılımı GPRS + aylık ücretle pazarlaması gibi...

Dahası akıllı AT&T/Apple ortaklığı, iPhone 3G'nin çıkacağı gün iPhone telefonu olanların hatlarına aylık 10$ daha zam yaptı. Yani eğer iPhone'nunuz varsa bir gün öncekine nazaran $240 dolar daha ödeyeceksiniz. Bunun üstüne $199 dolar "ilk taksit" ve aylık taksitleri ekleyin. Bu taksitler tabii ki "iPhone cihazı fiyatı" olarak geçmiyor. Sadece "iPhone kullanan hattı aylık ücreti" olarak geçiyor. Bahanesiyse basit, "iPhone'a uygun hizmetleri aylık sağlıyoruz". iPhone 3G abonesinin AT&T'ye ödeyeceği sabit ücret nedir biliyor musunuz? Aylık 85 dolar...

Zaten bire-bir dengi  (sonuçta artık tüm Mac'ler PC bileşenleri ile üretiliyor 'kabı dışında', tüm donanım bileşenleri, ağırlık büyüklük vs.) bir notebook'a göre 2.5 kat (yazıyla tam iki buçuk kat, Apple severlerin yediği kazığı anlatmak için söylüyorum) daha pahalı MacBook Pro'yu göz önüne alırsanız; hadi onu bırakın, sırf adıyla denginin 5 katına satılan mp3 player'ı düşünürseniz; iPhone'u piyasadaki diğer telefonlardan çok daha pahalıya alabileceğinize emin olabilirsiniz.

Ülkemize gelince, Nokia hakimiyetinin verdiği fiyat avantajını da kullanmıyor değil, ama işler biraz daha sarpa saracak gibi görünüyor. iPhone 3G her ne kadar ucuz olmayacak olsa da, dengi bir Nokia'yla aynı fiyat olması, marka ve "hava atma" bazında ülkemiz gençliğinin gözdesi olma ihtimali, Nokia'yı Türkiye pazarında sarsabilir. Tabi eğer Nokia bir an önce fiyatlarını düşürüp, telefonlarını iPhone'a nazaran daha cazip kılmazsa...

Tabi gönül ister rekabet olsun, fiyatlar tüketiciye göre şekillensin, Vodafone bizi utandırsın ama şimdilik iPhone 3G'nin Türkiye'deki geleceği pek parlak görünmüyor.