Selçuk İslamoğlu

Teknoloji ve hayat üzerine...

Hani Youtube açılımı?

Trene bakanla, internete bakan aynı Bakan olunca...

İşte size bazı istatistikler:

- 70 milyon nüfuslu ülkede, 65 milyon cep telefonu abonesi var...
- Son kullanıcıların, Türkiye'de teknolojiye harcadığı miktar Avrupa'dakini 2.5 katı...
- 7 milyondan fazla internet abonesi var, 20 milyondan fazla kişi internetten faydalanıyor.

Çok güzel görünüyor değil mi?

Bir de diğer yönden bakalım:
- Bir banliyö hattıyla, internet aynı kefede. Yani "Ulaşım Bakanlığı" bünyesinde.
- 4200 web sitesi kapalı. Bunların bir kısmı mahkeme kararı olmadan, keyfi kapamalar.
- Kuzey yarım kürenin en pahalı internetini kullanıyoruz...

Körfez savaşlarını yaşı yetenler bilir: En büyük haber kaynağı Irak'ın "Bilişim (Enformasyon) Bakanı"ydı. O günlerde biz bile "Ne iş yapar ki bu bakanlık?" diyebiliyorduk.

Bu sıralar medyada da "şu açılımı, bu açılımı" diye moda olan ve bir çok "demokratiklik" kelimesinin dillerden düşürülmediği söylemler heryerde dolaşırken, bu konuda bahsi geçen durumdan bahseden hiç yok. Hergün şu site kapatıldı, bu site kapatıldı haberlerini duyar olduk tam tersine...

Peki hatırlatalım... Topu topu 2 sene önce,  4 Mayıs 2007 tarihli 5651 sayılı İnternet Yasası yürürlüğe girdi. Bir yazı nedeniyle, Geocities.com kapandı, Wordpress.com kapandı, Dailymotion.com kapandı, Myspace.com kapandı, Youtube.com kapandı. Bunlar en çok bilinenler...

Sadece görüşleri kimilerine aykırı olduğu için Bilim adamı Richard Dawkins'in sitesi richarddawkins.net bile kapalı.

Mahkemeler hiçbir savunma almaksızın siteleri tedbir mahiyetinde kapatabiliyor. Kurulan Internet Kurullarında, mahkeme kararı olmaksızın kuruldaki kişilerin kişisel değerlerine paralel olarak (bir nevi keyfi olarak) herhangi bir çocuk pornosu gibi suçları teşgil etmeyen erotik sitelerin kapanmasını saymıyorum bile.

Özellikle son 10 yıldır yükselen, böylesine bilişim konusunda bireysel ve toplumsal ihtiyaçları hala karayolları ve demiryollarına da bakan bakanlık kaldırabiliyor mu veya ilgileniyor mu?

2009 Şubat ayında çıkan yasayla 3 ay içerisinde hazırlıkları tamamlanıp yürürlüğe girmesi şart koşulan "Telefon hatsız ADSL hatları" veya bir diğer deyişle, "Sabit ücret ödeme zorunluluğunun kalkaması", Ekim ayına gireceğimiz şu günlerde hala devreye girememesine ne buyurulur?

Her yerde "demokratik haklar" , "özgürlükler" naraları atanların bu konudaki suskunluğu oldukça komik bir tezat, özellikle yasayı çıkaranların, sansür kurullarını kuranların da bu kişilerin arasında yer alması?

Trajikomik başka mesele de, bir ara yine Bakanımız tarafından sarfedilen "Madem Amerikadaki site vatandaşlarımıza reklam gösteriyor, Vergi ödenmeli" polemiği. Çözümü çok basit, her Türk sitesi ne zamanki dünyanın internet hizmeti veren 180 ülkesine ayrı ayrı vergi öder, o zaman yurtiçinde hiç bir bağı olmayan siteler de bize vergi öder. Mesela CHIP Online niye ABD devletine vergi ödesin sırf oradan da bizleri okuyan var diye? Veya uydu üzerinden ulaşan yabancı TV kanalından da vergi mi alıyoruz? Sunucularımız Türkiye'de, Türkiye'deki servis sağlayıcımız vergisini ödüyor, biz ödüyoruz... Youtube Amerikan firması, Türkiye'de hiç sunucusu yok. Eğer Türkiye'de internet hizmetleri fiyatları düşük olsaydı, o zaman Youtube Türkiye'de de sunucu kiralar, ödediği hizmet parası, ISS tarafından vergi olarak devlete dönerdi.

Eleştirmek basit, peki çözüm?

Tüm gelişmiş uluslar gibi sadece bilişim ve iletişimle ilgilenecek bir Bakanlık.
 
Uzmanlaşmış ekipler, uzmanlaşmış mahkemeler ve Uluslararası demokrasi standartları. Yasaların da uzmanlaşmış kişilere göre, bizim de kabul ettiğimiz Avrupa yasaları uyarınca, internete ucuz ve adil erişim özgürlüğünü zedelemeyecek derecede "müstehcen" kelimesi gibi herkese göre değişebilecek keyfiyete sahip olmaması ve tartışmaya mahal vermeyecek netliğe geçirilmesi. İnternetin bir "süreli yayın" muamelesinden çıkarılması. Uzmanlaşma ile de kasıt, Youtube'da bir kullanıcı tarafından yüklenen bir içeriğin, sanki site yönetimi tarafından bilerek ve isteyerek yayınladığı ve site yönetiminin cezalandırıldığı sistemin artık kalkması ve yasalarımızca suç teşkil eden içeriğin kaldırılması için site yönetimiyle uluslararası hukuk çerçevesinde uzlaşı aranması... Daha bir çok çözüm üretebilir ama site kapatma bir çözüm değildir.

Zaten aşılması teknik olarak güç ve yasadışı olmayan yasaklar, "umumi" olmayan kişisel interneti "sokak ortasındaymış" gibi "umumi" kabul ederek hak kısıtlanması sadece bizi komik duruma düşürür. Hem kendi insanımız için, hem de uluslararası düzeyde...