Selçuk İslamoğlu

Teknoloji ve hayat üzerine...

Deprem ve yine...

19 Mayıs 2011 gecesi, bu yazıdan yaklaşık 2 saat önce Kütahya / Simav'da Türkiye bir deprem daha yaşadı

Öncelikle en azından şimdilik iyi haberlerini aldığımız Kütahya ve Uşak halkına geçmiş olsun. Depremin getirebileceği zararlar son zamanlarda yine Kütahya'daki siyanürlü atık barajıyla birleşmesin tek dileğimiz...
 
Malum deprem İstanbul dahil olmak üzere bir çok yerde hissedildi. Ama çok uzun zamandır ısrarla söylediğimiz bir gelenek bozulmadı. Depremin ilk saatinde bölgedeki cep telefonları, hatta depremi hisseden tüm bölgelerdeki telefonlar kilitlendi. "Herkes konuşmasın" demek çözüm değil, tabii ki insanlar eşini dostunu merak ediyor...
 
Allah korusun, daha şiddetli deprem senaryolarında hayati bir öneme sahip iletişimin hala bu derecede zayıf olması ürkütücü... İki sene önce 17 Ağustos depreminin 10. yılı için yazmış olduğum blog yazımı tekrar paylaşmak istiyorum:
 
https://www.chip.com.tr/blog/selcuk/10-yil-once_3499.html
 
Türkiye'nin sadece "Allah'a emanet"lik durumundan bugün bu konuda neler yapıldı... 

Seçimlere yakın SMS Çöplüğü

Çöp (spam) SMS'lerden kurtulmanın yolu...

Sağolsun MERNİS projesiyle her türlü özel ve kişisel bilgimizin, adreslerimizin ve telefon numaralarımızın her tür insanın elinde olduğunu biliyorsunuz artık.

Eh seçim de yakın, nüfus kağıdımdaki bilgilere göre zaten seçim bölgem olmayan hem nüfusa kayıtlı olduğum yer, hem de doğum yerindeki bazı milletvekili adayları telefon numaramı tuvaletleri gibi kullanmaya başladılar. "Sevgili x'li kardeşim", "Sevgili xxx'neliler" vs... Sorun şurada ki bunlar herhangi bir numaradan gönderilmeyen SMS'ler... Numara olsa işimiz kolaylaşacaktı...

Öncellikle pek muhterem müstakbel milletvekili adaylarına seslenelim, seçim meydanıdır, buyrun konuşun; televizyonlar vs. hay hay... Ama telefonlarım gerek ev, gerek cep benim özelimdir. Haneme giriyorsunuz izinsiz destursuz... Üstelik saatli saatsiz...

Çözümü basit: Telefon operatörünüzü arıyorsunuz, "ulaşabilirseniz" bir müşteri temsilcisine ulaşıp, telefonunuz için "SERVİS" mesajlarını kapattırıyorsunuz. En azından benim kullandığım operatör böyle bir çözüm önerdi. Başka yolları yokmuş(!) Böylelikle SMS kutunuz yalnızca numaralılara açık oluyor... Garanti çözüm mü? Tabii ki değil...

Eğer başka çözüm yolları da varsa (--bunca rahatsızlık verici spam'i yapanlara oy vermemek dışında-- akıllı telefonlar için mevcut ama tüm telefonlar için bahsedelim) burada paylaşabilirsiniz...

GÜNCELLEME: Malesef ki Telefon operatörleri hiç bir şey yapamıyorlarmış bu konuda. Fişlenme kaygısıyla da olsa mesaj gönderen partinin İl başkanlığını arayıp O ilin seçmeni olmadığını belirtip, iptal istemimi ilettim. En azından olgunlukla karşıladılar ama sonuç olacak mı göreceğiz.

İnternetin korkuttukları...

1999'da Douglas Adams'ın yazdıkları 2011'de Türkiye'deki yaşlıların kafasına ışık tutmalı...

Ünlü İngiliz yazar merhum Douglas Adams'ın 29 Ağustos 1999'da internet hakkındaki bu başlıktaki yazısı, 2011'deki Türkiye için bir kalıp fazla da olsa özetle şunları diyor...

Bir kaç hafta önce Start The Week programında konuktum ve bir çok ünlü gazeteci internetin ne kadar gereksiz, 1950'lerin basit radyoları gibi olduğunundan bahsediyor ve eğer ben farklı düşünüyorsam ne kadar saf olduğumu ima ediyorlardı. İmparatorluktan bugünlere gelmiş bir ülke için değişim fazlasıyla şüpheciydi.

Ama değişim gerçek. Şu anda (1999) internetin hayatlarımızda ne kadar önemli bir konuma geldiğini kimsenin tartışacağını sanmıyorum. Ama bize oldukça yeni. Haberleri izleyenler ise internetin hala "suçların planlandığı" yer olduğunu düşünüp, interneti düşman görüyorlar. Onlara göre suçluların kullandığı silahlar veya telefon kullanma yetenekleri ise internette bir bardak çay hakkındaki konuşmalara göre çok masum kalıyor...

Önceki nesiller bu öflenip pöflenmeyi bir çok yeni icatta yaşadılar. Televizyon, telefon, sinema, radyo, araba, bisiklet, matbaanın icadı, tekerleğin icadı vs.  Ama bunun gelişme evresi her zaman aşağıdaki sıra ile oldu:

1. Doğduğumuzda dünyada varolan herşey normaldir.

2. Doğumumuzla 30 yaşımıza arası dönem içerisinde icat olan herşey çok heyecan verici, yaratıcıdır ve biraz şansınız varsa size kariyer kazandırabilir.

3. 30 yaşınızdan sonra icat edilen herşey ise, dünyanın sonunun başlangıcı ve kıyamet alametidir. Bir on yıl sonra ise "Eh, kullanalım bari" durumuna döner.

Bu sıralamayı filmlere, rock müziğine, kelime işlemcilere ve cep telefonlarına uygulayıp ne kadar yaşlı olduğunuzu bulabilirsiniz.

İnternet oldukça yeni olduğundan hala ne olduğunun farkına varmadık. Kimileri bunu yeni bir "basın" veya "yayıncılık" olduğunu zannediyor çünkü yayıncılığa alıştırılmışız. İnsanlar online olarak bir çok rezillik olduğunu iddia ediyor veya pis Amerikalıların bizim örf ve adetlerimizi değiştirmeye çalıştığını... Tabii ki okuduğunuz herşeye inanmayın; Megafonlardan, politikacılardan, posta kartlarından diğer duyduğunuz herşey kesin doğruymuş gibi...  Herhangi bir medyada duyduğumuz herşeyin arka planında çok iş ve emek gerektiren bir iş olduğunu zanneden bir doğamız var. Ama en tehlikeli zaafımız --ki gerçek bir gazeteciyle karşılaşmayan herkes böyle düşünecektir-- gazete ve TV'lerde yazılan, konuşulan şeylere inanmamız. İnternetten öğrendiğimiz en önemli şey is "Internette "onlardan, ötekilerden" çok var" değil, sadece "Bizden, içimizden çok var" . İnternet sizi değil, siz kendi içinizle internetin doğasını bozarsınız.

Biz doğamız gereği köylüleriz. İnsanlığın tarihinde hep küçük birliktelikler halinde yaşadık. Herkes bizi tanıyordu, biz herkesi tanıyorduk. Ama adım adım, bu birliktelikler genişledi ve teknolojilerimiz yetersiz kaldı. İnternet ile bu durum değişiyor.

Radyoları düşünün. Çift yönlüydü radyolar. Karşınızdaki hiç tanımadığınız kişilerle tanışabilir, konuşabilir ve fikirlerinizi özgürce söyleyebilirdiniz. Sonra dünyadaki hükümetler bunu ele aldı, sözde frekans tahsisi adı altında "TEK YÖNLÜ" hale çevirdiler. Yani onlar ne isterse, neye izin verirse onları dinleyebiliyordunuz.

İnternetin 5651 no'lu yasayla 2007'de hazırlanan tabutuna son çivi 22 Ağustos 2011 de Türkiye için çakılacak. Şeffaf olmayan bir filtreleme sistemi ile sizin hangi sitelere girmemeniz gerektiğini, hangi sitelerdeki fikirleri okumanız gerektiğini , hangi siteler sizin için zararlı --tıpkı küçük bir çocuk gibi standart pakette dahi olsanız da-- tek taraflı olarak belirlenecek. Üstelik herhangi bir site kapatıldığında (ki bunun mahkeme kararıyla olması gerekmiyor, tek yönlü olarak) kimse o sitenin kapatıldığının farkına varmayacak bile... Böylelikle şimdilik "erotik siteleri kapatıyoruz, yoksa sen pornocu musun?" argümanlarıyla susturulmaya çalışan insanlar, sırf fikirleri için gizli kapaklı susturulduğu zaman, haklarını arayamayacak. Çoğu insan o fikirleri okumadan, fikirler yok edilmeye çalışacak.

Hiç katılmadığınız, ne dinleyeceğiniz, ne okuyacağınız tamamen başkalarına bağlı radyo gibi bir internet... İstediğiniz buysa buyrun destekleyin.