Selçuk İslamoğlu

Teknoloji ve hayat üzerine...

Android derken, hangi Android?

En rezili de reklamında "Andoid'li" diyor, en veziri de...

Android şöyle iyi böyle iyi derken, dönüp bir de çuvaldızı ele almanız vakti geldi de geçiyor. Şöyle geriye dönüp yapılan karşılaştırmalara bakın:

nVidia'mı, ATI mi? Intel mi AMD mi?

Bunlar oldukça adil rekabete dayalı sorular. Çalıştıkları sektör aynı sektör, ürün segmenti aynı segment, çok profesyonel modeller var, ekonomik modeller var ve bunlara göre kıyaslanır.

Lakin en adaletsiz karşılaştırma olan Mac mi PC mi, bugünün iOS mu Android mi karşılaştırmasına döndüğünde işte orada elma ve armut olan iki farklı şeyi kıyaslıyoruz.

Bugün bir çok teknoloji yazarı işletim sistemi kıyaslarken donanımı hemen hemen hiç hesaba katmıyor, ben de katmıyorum çoğu zaman ama nedense bunu belirtme ihtiyacı da görmüyoruz. Çünkü işletim sistemi demek kullanıcı ile donanım arasındaki bölüm ve donanım aslında bunun büyük bir parçası.

Android'in iOS'a göre üstün olduğu bir çok taraf var, bu neredeyse su götürmez bir gerçek. Hatta Apple fanatikleri bile bunun farkındalar ki, Apple'ı yeni ürünlerde değişiklik yapmazsa kötü olabileceği konusunda zorluyorlar, hisseleri zaten tepetaklak.

Ama sorun burada başlıyor, hangi Android'in?

Herhangi bir iOS modeliyle bir Android sürümünü kıyaslarken genel olarak "eşdeğer fiyat aralığına" bakarız. Yani Android üstünlüğü de donanımla birlikte artıyor.

Samsung, HTC, Sony gibi üreticiler Android cihazlarına kendilerinden bir şeyler katıyorlar, ekliyorlar, değiştiriyorlar ve dolayısıyla üst segementte rekabet için fiyatları da ona göre yükseliyor. Tabii ki iOS'tan daha pahalısını yapmak biraz zor ama bu sadece "fiyat" olarak.

İşte o yüzden bir çok kişinin Android hakkındaki deneyimleri ve düşünceleri farklılaşıyor. Bunu neden yazdım? Elime bir tablet geçti. Sözde bir Türk markasının Android tableti. Ucuz tabii ki 100 - 200 TL arasında bir fiyat etiketi var. Türk markası diyorum ama aletin içinde hiç bir Türk emeği yok. İçine konulan bir kaç "Dizi izle", "TV izle" gibi dandik Türkçe uygulama ve Flash Player haricinde. Elime aldığım gün arka kapağındaki marka yazısı dahi silindi. Önceden yüklenmiş Google hesabını silmek için "Fabrika ayarlarına" dön dediğim gibi firma logosu hariç Çince'ye dönüverdi. Cihazın üstünde Android 4.0.3 bulunmasına rağmen, inanılmaz şekilde yavaş, uygulamalar açılırken cihazın anası ağlıyor, web sayfası açmak ömrün yarısını götürüyor.

Aynı bağlantıda eşimin 4 senelik Galaxy S (evet S-bir, 2 değil, 3 değil, 4 hiç değil) telefonu çok hızlı ve sorunsuz çalışıyor, üstelik resmi olmayan CyanogenMod firmware ile üzerinde Android 4.1.2 çalıştığı halde. Kağıttaki özelliklere bakarsanız, bu cihazın Galaxy S'ten 2 gömlek üstte olması gerekir ama değil. Eğer şu cihazla birlikte ilk kez Android'le tanışan bir insan olsaydım, yemin ederim bir daha Android'in yüzüne bile bakmazdım. Bırak iş görmeyi insanı kanser eder. Ha işin gücün Facebook'ta "Burchucum çoq güsel çıqmışshın yha", ya da Twitter'da "takipleşelim" ucuzluğu ise, senin işini çok rahat görür.

Tabii ki iş "ucuz etin yahnisi" veya "herkes zengin mi kardeşim" aşamasına geçmeden önce söyleyeyim. Bizim iOS'la, iPhone'larla, iPad'lerle kıyasladığımız Android bu değil. Eğer "Android'tir, nasılsa iyidir" diye bir görüşünüz varsa önerim bundan usulca uzaklaşmanız. Android ancak donanım da güzel olduğunda iOS'la yarışır, hatta üst seviyelerde toz yutturur ama bu segment kesinlikle Android görünümlü Dijital Fotoğraf çerçeveleri.

"Herkes zengin mi" konusuna gelince, benim sorum "Ne kadar ihtiyacın var böyle kötü bir cihaza?" olacaktır. Neredeyse kahve altlığından daha fazla faydası olmayan bir cihazla hangi işini göreceksin? Özetle senin akıl sağlığından değerli mi? Hiç alma daha iyi... Analar ağlamasın...

Google Now Türkiye'de nasıl kullanılır?

Google Now özelliğini Türkiye'de ve Türkçe kullanın...

Nedir bu Google Now dedikleri adlı makalemizi okuduktan sonra, Google Now nasıl Türkçe kullanılır diye ufak bir bilgi..

Google Now aslında basitçe telefonunuzda zaten bulunan bir Google uygulaması ama malum hizmetlerin bir bölümü Türkiye için henüz tam anlamıyla desteklenmediği için henüz Android telefonlarımızda aktif değil.

Bunun için yapmanız gerekenler kısaca şöyle:


  • Öncelikle telefonunuzun Ayarlar bölümüne gidin.
  • Dil ve Giriş ayarına girip, Dil seçeneğine tıklayın ve karşınıza gelen listeden English (United States) 'ı seçin.
  • Uygularımıza geri dönün ve Google uygulamasını çalıştırın. Karşınızda Google Now'a geçmek isteyip istemediğinizi soracak ekranlar gelecektir. "Next" seçeneği ile sonuna kadar ilerleyin.
  • Daha sonra tekrar telefon ayarlarınıza (Settings) gelin ve Dil ve Giriş (Language and Input) ayarından, Dil (Language) seçeneğine tıklayarak Türkçe'yi etkinleştirin.

Artık Google Now özelliğini elverdiği ölçüde kullanabilirsiniz, aynı zamanda Widget olarak dilediğiniz ana sayfanıza ekleyebilirsiniz.

Eğlence, oyunlara geri mi geldi?

Mobil aygıtlar oyunlara "eğlence" faktörünü geri mi getiriyor?

Atari, Commodore 64, Amiga... Geçmişin efsanevi 3 bilgisayarı. Benim yaşlarımda olanlar için ilk oyun tecrübelerini yaşadıkları cihazlar. En kuvvetlisi Amiga, 7 Mhz (yazıyla yedi megahertz) hızındaydı. Bugünkü akıllı cep telefonlarımız ondan ortalama 150-200 kat daha hızlılar, en az 200 kat daha fazla RAM'e sahipler. Ama o ilk oyunlardaki tadı, zekayı eminim hala bir çok kişi yeni oyunlardan alamıyor(du). 3D'nin ve daha güçlü ekran kartlarının, daha güçlü işlemci ve RAM'lerin hayatımızdan asıl götürdüğü sürükleyici ve zeka ürünü oyunlar oldu. Artan oyun yapım maliyetleri ile iyi bir oyuncu, yapımı 2 sene süren bir çok oyunu bir günde bitirebiliyor. MMORPG'ler ve tipik favori futbol oyunları dışında bir oyun hızlıca bittikten sonra köşeye konuluyor. Bunca gelişen PC ve Playstation / Xbox tipi konsolların yanında sonra hayatlarımıza onlara göre çok daha düşük kapasiteli akıllı telefonlar girdi ve işin rengi değişti.

Oyunlar artık mobil aygıtlarda kasmasın diye tekrar grafiksel olarak basitleşti. Eh grafiklere emeği daha fazla harcamayınca uzun süre oynanabilirlik ve eğlence faktörüne oyun yapımcıları tarafından zaman ayrıldı.

Bugün Angry Birds'ü bilmeyen yok, Cut the Rope, Fruit Ninja veya Plants vs Zombies. Hatta artık gözlerim eski oyunları da arar oldu. Geçtiğimiz gün Google Play Store'da başında saatlerce kalkamadığım Ports of Call'u, hem de orjinal pikselli pikselli Amiga grafikleriyle görünce hemen satın aldım mesela. Nokia'nın orjinal görüntüsüyle Snake ve klasik el oyunu Tetris bile var. Peki ya Facebook oyunları çılgınlığı? Farmville'den tutun, benzeri bir çok ville eklentililere? Eski 2D oyunların grafikleri daha modern hale getirilmiş yeniden yapımları? Monkey Island 1 ve 2'nin tekrar yapılması mesela?


3D'nin ve FPS çılgınlığının mobil cihazlarla daha bir dizginlendiği açık, bu saatten sonra 3D tabii ki vazgeçilemez ama oyun yapımcıları eskisi gibi illa 3D olsun diye kasmıyorlar. HTML5'in getirdiği bir 2D furyası da buna yardımcı oldu. Yukarıda başarılı örneklerini saydım. Artık oyunlar olgunlaşma sürecinde ve "süper grafikli ve süper gerçekçi" olması ile "eğlenceli" arasında güzel bir denge kurmaya başlıyorlar. Bugün hemen hepimizin elinde bir SEGA Gamegear veya Nintendo Gameboy varmış gibi hissediyoruz.

Nostaljik diyebilirsiniz. Ama gönlümün asıl istediği Amiga'nın müthiş oyunlarını "aynen" değil ama modernleştirilmiş 2D grafiklerle tekrar görebilmek.

BattleChess bile gözümde tütüyor...

twitter.com/sislamoglu

iPhone sahipleri gizli ajan mı?

Apple ve FBI skandalı: iPhone ve iPad sahipleri aslında farkedilmeden kullanılıyorlar mı?

Geçtiğimiz gün Anonymous tarafından bir FBI ajanının bilgisayarından alınan dosyalarda, 12 milyondan fazla iOS (iPhone ve iPad kullanıcısına ait) cihaza özel no, APN kayıtları, kişisel bilgiler (cihaz isimleri, IMEI, telefon no vb) bilgiler olduğu ortaya çıktı. Anonymous'a bağlı AntiSec grubu özel bilgileri gizleyerek her cihaza özgü eşsiz olan UDID özel numaralarından 1 milyon tanesini yayınladı. (Haber için buraya tıklayabilirsiniz)

Bu bilgiler eğer Apple'dan çalınmış olsaydı belki olay bu kadar büyümeyecekti ve bir hack olayından öteye gitmeyecekti ama FBI'dan çıkan bilgilerin doğruluğunu FBI basit bir açıklamayla "Bizim çalınmayla ilgimiz yok" diyerek geçiştirdi.

Bu akıllara yine bugün gelen bir haberi getirdi: A.B.D. Patent No. 8,254,902, ile geçen sene Ağustos ayında başvurusu yapılmış Apple'ın patenti özetle şu işe yarıyor "Kablosuz bir cihazda çevresel kural ve kanunları uygulatmak için kullanılan metod veya araçlar" ve devamında "bir veya birden fazla telefon fonksiyonunu veya işlem özelliklerini belirli bir olay karşısında değiştirebilmek", patent burada durmayıp devam ediyor. Yapılacak şeyler içinde "Elektronik cihazların birbiriyle iletişimini kesmek veya hassas bir bölgede cihazları uyku haline sokabilmek"

Ayrıca bu kuralları bütünü Wi-Fi, GPS, Mobil baz istasyonları ile aktive edilebilir deniliyor.

Apple'ın bu konudaki görüşü ise oldukça incelikliymiş gibi görünüyor: "Bazı alanda bazen cep telefonu gibi araçlar rahatsızlık yaratabiliyor. Örneğin bir telefonun önemli bir kongre, tiyatro, sinema, hastane, cenaze gibi yerlerde yüksek sesle çalması."

Ama patent kullanım alanları tanımlamaları ilerleyen satırlarda o masum havasından çıkmaya başlıyor "Bazı gizli polis veya hükümet operasyonlarının "sessizlik" / karartma" hali gerektirebildiği hallerde, uçaklarda veya havaalanı güvenliğini tehdit edecek terörist bir eylemde "uçuş moduna" uzaktan alınabilir"

Gerçi benzeri bir önlem İstanbul'da yeni yapılan metrolarda kullanılıyor, metro içindeki bir cihaza dışarıdan arama yapılamıyor ama cihaz dışarıyı arayabiliyor ama bu patent diğer bir çok Apple patenti gibi o kadar geniş anlamda kullanılabilir ki, Apple'ın iPhone veya iPad'in tüm veya bazı özelliklerini kapatmak bir kenara, nasıl çalıştığını değiştirme hakkı tanımlıyor. Örneğin kameranızın fotoğraf çekmesini engelleyebilir veya kameranızı siz farkında olmadan açabilir; mikrofonunuzdan ortamı dinleyebilir, telefonunuzu tamamen devre dışı bırakabilir. Üstelik bunu size hissetirmeden dahi yapabilir. Yani eğer bulunduğunuz bölgede bir olay gerçekleşiyorsa, sizin izniniz olmadan bir ajana dönüşebilirsiniz.

ABD basınında bu patent örneğin polisin birini dövdüğünü görüntüleyememeniz veya politik olaylar, yürüyüş ve gösterilerden hükümet isterse görüntü alıp, sosyal medyaya veya diğer herhangi bir yere veremeyeceğiniz, gönderemeyeceğiniz şeklinde yorumlanıyor.

Geçtiğimiz aylarda güvenlik araştırmacılarından Charlie Miller'ın iPhone'ları tek bir mesajla nasıl yönetebildiğini göstermesinin ardından, bu patentin FBI'daki iPhone ve iPad'lerin cihaz numaraları ve sahiplerinin özel bilgilerinin ne aradığı sorusunu biraz olsun yanıtlamıyor mu sizce?

twitter.com/sislamoglu

Surface bana "İşte bu" dedirtecek mi?

Eğer bilgisayarla ilişkiniz Facebook, Twitter ve Office'ten fazlaysa Surface çok cazip geliyor kulağa

Hiç bir tablet beni şu ana kadar tatmin edemedi nedense. Bir tasarımcı ve sistem yöneticisi olarak, ağırlığıyla belimi bükmeyecek ama yanımda taşıyabileceğim ve basit işlemleri yapabileceğim ama gerektiğinde daha ağır işleri de halledebileceğim bir tablet bulamadım.

iPad? Ne yapayım dosya yükleme seçeneği kapalı olan tarayıcıyı?

İşimde test amaçlı olarak uzun bir süre iPad kullandım. Aslında Samsung Galaxy S2 gibi bir Android telefon sahibi olarak, oldukça basit işler için (örneğin sadece bir ekran geriye gitmek için) en az 3 adımda yapabildiğin bir cihaz bana gelmedi. Üstelik iPad'in hiç bir tarayıcısı HTML'nin 1996'dan beri her cihazda olan (Symbian dahil) "dosya yükleme" seçeneğini bile desteklemiyor. İşlerini web üzerinden yürüten biri olarak bu başlı başına iPad almamam için bir neden. iCihaz sahibi olmayanlar için o yüzden belirtmek gerekiyor: "Bu yüzden iCihaz sahipleri, her şeyin uygulamasını istiyor". Jailbreakle bir nebze hafifletseniz de acısını, teknolojiyi profesyonel olarak kullananlar bir çok şeyin eksikliğini hissedebilirler. Android telefonlarda dahi kat kat iyileri bulunan, rahat kullanılabilen bir RDP uygulaması yok (olanlar çok kötü) veya özel VLAN bağlantıları sağlayabilecek uygulamalar. (Olsa olur tabi ama Apple istemiyor bunları App Store'da), üstüne üstlük sadece AppStore'dan yazılım yükleme seçeneği, illa iTunes'a bağlı olması, USB desteksizliği, ek kart desteksizliği de cabası.

Android Tabletler?

Android işlevsel olarak telefonlar için mükemmel, artık bir çok yüksek seviye Android telefon üreticisi bu işi kaptı ve götürüyor. Lakin tabletlerde henüz bana "işte bu" dedirtecek bir tablet çıkmadı. Tegra gibi grafik işlemcilerle yüklü olsalar da, gerek yazılım güncellemeleri sorunu, gerekse mevcut haliyle takılmalar devam ediyor. Telefonlardaki uygulama çeşitliliği, tabletlerde yok. Ekranlar desen, telefonlarda uygulanabilen AMOLED gibi teknolojiler henüz tabletlerdeki yerini yeterince alamadı. Her ne kadar Galaxy Note 10.1 gibi yeni nesil tabletler bir geleceğe sahiplerse de, onun da Android'ten dolayı sıkıntıları olmaya devam edebilir. Ayrıca Android tabletlerin gerçekten iyileri fiyat olarak iPad'i bile aşabiliyor.

Peki Surface?

Windows 8'in burada iki yüzü var. Birincisi diğerlerinin bir çoğunda harici olarak alacağınız klavye, koruma kılıfı gibi şeyler dahili gelecek bu bir avantaj ama büyük bir AMASI var.

Surface iki çeşit

1. Windows RT olarak adlandırılan ve iPad'ten hallice, Metro *pardon* Windows 8 arabirimiyle gelecek olanlar. ARM işlemci üzerinde geleceği için sadece yeni Metro uygulamaları çalışacak. Yani mevcut Windows uygulamaları ile çalışamayacaksınız. Her ne kadar "dokunmatik" ekranda zaten eski uygulamalar kullanım olarak pek rahat olmayacak olsalar da, iPad'e paralellik gösteren "özgürlüğün kısıtlanması" duygusu bir teknik çalışanı rahatsız edecek. Uygulamalar bir tek Microsoft dükkanından alınabilecek.

2. Windows Pro ile çalışacak tabletler: Aslında bunlara Ultrabookların dokunmatik ekranlıları diyebiliriz de. x86 işlemciler kullanacak ve eski uygulamalarınızı dahi bunlarda çalıştırabileceksiniz. Dezavantajı "pil süresi". Her ne kadar Intel 9 saate kadar çalışabilecekler dese de, "görmeden inanmam" diyeyim. Yanınıza alabileceğiniz ufak bir fare ile pek çok işi "bildiğiniz ve alıştığınız" şekilde yapabileceksiniz.

Ama tabletinizin laptopunuzun yerini alacağını sanıyorsanız yanılabilirsiniz.

Tıpkı masaüstü bilgisayarlar dizüstü bilgisayarlardan kat kat iyi performans ve ergonomi sunuyorsa, dizüstü bilgisayarlar tabletlerden çok daha iyi performans sunmaya devam edecekler. Önemli olan kullanım yerlerinizi iyi seçmeniz. Evimde ve işimde bir masaüstü ve geniş ekranımın konfor ve ergonomisinden asla vazgeçmem, o yüzden PC-Sonrası (veya PC bitti gibi) tırt söylemler en azından benim gibi düşünenler veya çalışanlar için hep uzak kalacak ama dışarıdayken, seyehatteyken veya herhangi bir şekilde mekanlarımdan uzaktayken de bir yardımcıya ihtiyacım olduğu için ağır laptop gibi seçenekler yerine daha hafif ve ince bir seçenek makul. 

Windows ile çalışacak dahi olsa, Surface Pro tabletlerin henüz nasıl bir performansa sahip olacağı kesin değil. Üstelik Lenovo'nun Yoga ve Thinkpad Tablet gibi veya Dell gibi diğer OEM üreticilerin modellerini de görmekte fayda var.

Surface Pro Tabletler şimdiden bana hem iPad hem de Android tabletlerden daha avantajlı görünüyor. Sebebi ise bir Windows olması yani masaüstümden alıştığım tüm yazılımları (belki zorlanabilecek olsa da), dışarıdayken yapabilmemi sağlayabilecek olması ve bunları yaparken  dahili klavyemin veya faremin çalışabilecek olması, gerektiğinde kıvırıp diğer tabletler gibi okuma amaçlı kullanabilecek olmam.

Acaba bana cebimdeki "iyi bir tablet" için ayırdığım bütçe içinde "İşte bu" dedirtebilecek mi Surface?

twitter.com/sislamoglu