Selçuk İslamoğlu

Teknoloji ve hayat üzerine...

Gözlerinize yazık etmeyin...

Bir başka bilgisayar kullanımı ve sağlığı yazısı...

Ben ilk bilgisayarım olan Commodore 64 ile tanıştığımda 11 yaşındaydım. Televizyonlara bağlanarak çalışabilen bu PC'ler (evet, PC = Kişisel Bilgisayar) yine Amiga 500 ve 1200 ile devam etti. Ama gözlerimin bozukluğu ilk bilgisayarımdan çok önce ilkokul çağlarında ortaya çıktı. Sobalı bir evde, herkes tek odada otururken televizyon gürültüsü odada olmasın diye TV'nin dibinden izlerdim izleyeceklerimi... Düşük frekansta ve yenilemede çalışan bu televizyonlar çok şükür ki artık çok gerilerde kaldılar... Doktorumun Göz titremesi dediği hastalık doğuştan da olsa, bunun getirdiği hassas gözler monitör, tv vb seçimlerinde bana oldukça sağlıklı bir yön sunuyor.

Öncelikle bir yanlış anlaşılmayı düzeltelim:

TV'ler ve monitörler RADYASYON diye tabir edilen "ışıma" yapmaz. Ama ELEKTRİKLE ÇALIŞAN HER AYGIT (elektrikli süpürge, ampül, otomobil vb) veya içinde DÖNEN bir mekanizma olan her cihaz içinden geçen akım ve koruma kapasitesine göre az veya çok bir MANYETİK ALAN oluşturur. Halk veya elektronikten anlamayan doktorlar bunu radyasyon olarak özetlemiş ve uranyum/plutonyum ışımasıyla veya nükleer radyasyonla karşılaştırılıp bu cihazların günahını almışlardır. Manyetik Alan da çok fazla maruz kalınması durumunda sağlık için tehlike arzettiği iddia ediliyor. Eh tabi televizyonunu bacaklarının arasında tutacak kadar sapıklığa sahip olanların da kısır kalma tehlikesi de iddia edilenler arasında...
 
Geleneksel tüplü televizyon ve CRT monitörlerin teknolojisi bugün eskiye göre çok daha gelişmiş olsa da artık yavaş yavaş unutulmaya yüz tutmuş bir teknoloji.
 
Daha basitçe görüntü teknolojileri:
Tüplü TV ve CRT monitörlerde gelen sinyaller sinemaya benzer bir teknoloji ile öndeki cama yansıtılır.
 
LCD'lerde durum biraz daha değişik. İçinde sıvı olan bir panel elektronlarla yer değiştirerek göze görülebilir hale gelir. Ama bunu görebilmemiz için üstten veya yandan, (ya da her iki yönden de) bir ışık yansıtılır (Backlight dedikleri). LED'ler ise LCD'lerle benzer sıvı panel kullanır, farkları sadece yanması istenen piksellere ışık gönderilir.
 
Teknik detayları çok uzun ve değişik fakat herkesin basitçe anlayabilmesi için böyle basitçe geçiştirdim.
 
O yüzden elektrik harcamaları da, aynı boyuttaki CRT en fazla, LCD'ler daha az ve LED'ler en az olmak üzere sıralanır. Elektrik harcamaları doğal olarak oluşturdukları manyetik alanının küçüklüğünü de belirler.
 
GELELİM GÖZ SAĞLIĞI KISMINA
 
Her LCD ve LED ekranın kendine özgü TEK bir çözünürlüğü vardır. Bunu değiştiremezsiniz. Bu da %99 olarak çözünürlük seçim ekranınızın EN ÜST seviyesidir. Daha düşük çözünürlükler ise yazılar yumuşar, keskinlik kaybolur ve monitörünüz dengesizleşir. 
 
Genel halk kullanımı ise insanlarımızın gözlerine yazık ettiği şeklinde... 22" ve doğal çözünürlüğü 1680x1050 olan bir monitörü, sırf "alışkanlık"tan dolayı 1024x768 kullanan ve "bu ekran niye böyle basık ve bulanık görünüyor" diye bir soru aklının ucundan dahi geçmeyen ve suçu monitörün "kalitesizliği" olarak niteleyen onlarca kişiye bizzat karşılaşmamım etkisi olacak ki, olayı basitçe özetleyelim...
 
"Monitör kalitesiz değil, o senin içinde..."
 
"Ama çok küçüüüüük yazılarrrr" gibi tepki de alınıyor bu şekilde o ayrı... Eğer sağlığını sabah programlarından öğrenen biriyse bu kişi, anlatması biraz zor...
 
Bulanık bir yazıyı okumaya çalışmak, daha küçük fakat net bir yazıyı okumaktan çok daha fazla gözü yorar.
 
Monitörlerin sağlığınıza ve gözlerinize göre seçimi ve ClearType teknolojisi bir sonraki yazımda....
 
 

Dizimin üstü mü, Masamın üstü mü ? (Bölüm 1)

Uzun süreli bilgisayar kullanımında tercihler nasıl olmalı? Sağlık önemi birinci sırada yer alıyor...

Belden altı sandalye biri olarak günde 10 saatten fazla bilgisayar başındayım.  Bu kadar saat bilgisayar karşısında bulunan birinin önceliğinin sağlık olduğunu belirtmeme gerek yok. TV’deki çakma doktorlarımız ve alternatif tıpçılarımız kablosuz ağların peşine takılsın dursun, onlardan çok daha önemli ve uzun süreli bilgisayar kullananların çok daha dikkat etmeleri gereken ergenomi nedense netbook ve notebook satışlarının artmasıyla pek bir unutulmuş görünüyor…

Bu yazıyla biraz olsun diğer açılardan bakmamız gerektiğini de vurgulayacağım…
 
BİLGİSAYAR SEÇİMİ

Tabii ki eğer sürekli hareket halindeyseniz bir notebook size gereklidir ama sadece evinizdeyseniz ve yeriniz de varsa masaüstü bilgisayarı tercih etmenizi öneririm.  Bunun değişik sebepleri var.

1. Dizüstü bilgisayarlar oldukça sıkışık aletlerdir. Sıkışıkla kastım bir çok parçayı küçük bir alana doldurma zorunluluğu. Bu da ısınma getirir. Aşırı ısınma, uzun süreli kullanımlarda sürekli sizi rahatsız edecektir.

2. Görme rahatsızlıklarının başlangıcıdır. Hele ki, küçük ekranlarda yüksek çözünürlükleri kullanıyorsanız. “Full HD” 15” laptop gözlerinizin bir numaralı düşmanı olacaktır. Göz hassasiyeti, göz titremesi vb. hastalıklar sizi bekliyor.

3. Evlerde dizüstü kullanan bir çok kişinin bunun için özel bir masa, rahat bir sandalye kullanmadıklarını gözledim. Genelde servis sehpaları üzerinde veya oturma odasında, sırtını eğerek  bükere omurga rahatsızlıklarının başlangıcı için davet beklemektir bu.

4. Performans konusu da var. Dizüstü adı üstünde “mobilite” için gereklidir. Bu yüzde işlevsellik, performansın önündedir. Yani hemen internete erişeyim, iki dakika işimi görsün, çıkayım diye düşünüyorsanız, size oldukça yeterlidir ama uzun kullanımlar için çok daha ucuz bir masaüstünün performansına ve rahatlığına ulaşamayacaktır. Bunun için eğer ekstra docking station, soğutma vb. aparatlarınız yoksa ve sırf ev içinde kullanacaksanız masaüstü her zaman öncelikli tercih olmalı.

5. LCD veya LED monitörler tercihiniz olmalı. Eğer masaüstü kullanacaksanız, mümkün olduğunca 20 inç veya üzeri bir tercih gözlerinizi rahatlatacaktır.
 
 
MOBİLYA SEÇİMİ
Hazır mağazalardan “Bilgisayar Masası” diye size kakalanmaya çalışan mobilyaları unutun. Çünkü bu mobilyaları bilgisayarı sadece kutu sanan marangozlar hazırlıyor. Sadece klavye koymaya bir çekme bölümü, fareyi oynatmak için bileğinizi masanın üst bölgesine götürme zorunluluğu, bilgisayara hava akımı sağlamayacak dar bir kasa bölümü, bileklerinizi kesecek düz kesim bir ön bölüm… Direk unutun…

1. Bilgisayarınızın yanmaması için hava almaya ihtiyacı vardır. Bilgisayarın mobilya içinde durmasındansa, yerde durması yeğdir.

2.  Bilgisayar için Bilgisayar Masası diye tabir edilen ucubelerden almayın. Bizzati düz bir masa sizin işinizi fazlasıyla görecektir. Boyunuza göre fazla alçak olmayan veya fazla da yüksek olmayan,  oturduğunuzda bileklerinizi kesmeyecek ve çok da yukarda tutmayacak bir düz masa sizin için ideal olabilir. Mümkünse MDF kaplama bir üstü ve size yakın bölümü 5-6 santimlik yaklaşık 15-30 derece eğimi olan ve yuvarlatılmış kenarlı bir masa bilek sağlığınızı koruyacaktır.

3. Masanızı alırken dikkat edeceğiniz bir diğer nokta da, mümkünse “sözde printer için” olan ve bacaklarınızın hareketini engelleyebilecek orta bölüm olmaması. O yüzden düz masa yine makul bir tercih olacak. Hafifçe geriye yaslandığınızda ayaklarınızı uzatamamanız bir rahatsızlık unsuru olacaktır.

4. Sandalye seçimi bir diğer husus: Bileklerinizi, dirseklerinizden destekleyecek sandalye tercih edin. Yani kenarları olsun, bar sandalyesi size uymaz.

5. Deri her ne kadar şık görünse de, özellikle yaz aylarında sizi pişirecektir. Deri sandalye tercih etmeyin.

6. Seçme şansınız varsa, özellikle sırt bölgenize oturan fakat omzunuzu aşmayacak sandalyeler ufak gerinmelerinizde omuzlarınızı rahatlatabilirler. Bir diğer tercih ise, sırt bölümünün şeffafa yakın, hava alabilecek sandalyelerdir ki, yaz için bunlardan daha rahatı şamda kayısıdır.

Bilgisayar sağlığı üzerine yazımın ilk bölümü şimdilik bu kadar. Devam edeceğiz…