Zeynel Öztürk

Telefon kazığı yemeyin!

Başlıkta "teknolojiyi kurtarın" diyecektim ama nedense böyle daha etkili göründü...

Öncelikle 30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun.

Teknoloji dünyasında, özellikle telefonlarda ortaya çıkan yeni bir trend, sadece bizde değil, tüm dünyada bence yeniliği tehdit ediyor. Yeni telefonlar, bir öncekine göre çok fazla şey sunmasalar da, çok daha pahalıya piyasaya çıkıyorlar ve kendilerine rahatça alıcı buluyorlar.

Bu noktada "param var, alırım, kime ne" demek bence geçerli bir cevap değil, eğer bir telefon sadece bir iki yenilikle geliyor ve önceki sürümünden 2.000 TL daha pahalıya piyasaya çıkıyorsa, ortada birkaç ciddi sorun birden var demektir. Sadece bir miktar yenilenen telefonlar için harcadığımız para her geçen sene artıyor ve buna dur demezseniz, bir dahakine daha az şey için daha da çok para ödeyeceksiniz.

Orta seviye ve alt seviye telefonların sorunun etkilerini bir miktar azalttığı doğru. Ancak örneğin 4.000 TL lik eski sürümünün üzerine çok az şey getiren 7.000 TL'lik bir telefona hiç düşünmeden para veren büyük kitleler, aslında yeniliği engelleyecek bir davranışta bulunuyor. Firmalar küçük yenilikleri daha yüksek kar paylarıyla sattıklarını gördükçe, basit bir yenilik için birkaç 1.000 TL'lik fark ödememiz gerekebiliyor.

Bu sorunun sadece bir yanı. Telefon üreticilerinin bizi her sene veya iki senede bir telefon değiştirmeye zorlaması bir başka sorun. Bence pili değiştirilmeyen telefonları bu kadar kolay kabul etmememiz gerekiyordu, bu yüzden pili tükenen bir telefonun piliyle uğraşmak yerine yenisini almayı tercih ediyoruz.

Bu trendlerin son bulmasını umuyorum ancak şimdilik ne olacağı belirsiz görünüyor.

Yazımda tamamen katıldığımThe Next Web'deki bu yazıdan yola çıktım, bu konuda detaylı bilgi için yazıya göz atabilirsiniz.

https://defkey.com/tr/2018/08/30 ... apali-almayin-cunku

Trafikte telefonla uğraşmak

Yolda yürürken telefon kullanıp ölenler var. Ama biz o kadar akıllıyız ki, telefonla araba sürüyoruz.

Bir zamanlar dışarıda cep telefonuyla konuşmak bile önemli görünmemizi sağlıyordu. Kısa bir süre önceyse gıcır gıcır akıllı telefonunuzu masanın üzerine bırakarak "statü sahibi" olduğunuzu göstermek modaydı. Bu ikisini artık neredeyse herkes yapabiliyor, o yüzden bunların eski çekiciliği pek yok. Bu sıralar daha yeni bir moda var: Direksiyon başında gözünü yoldan ayırıp, akıllı telefon kullanmak.

Lütfen Tekrar Düşünün

Yazdıklarımın tesir edeceğinden şüpheliyim, çünkü direksiyon başında telefon kullananlar, gayet "saygın" görünümlü, hoş otomobilleri olan insanlar. Yani bunun tehlikeli bir iş olduğunun farkında olmasını beklediğimiz insanlar. Belki çalıştıkları yerlerde bir veya daha fazla kişiyi yönlendiriyor ve şirketleri için önemli işler yapıyorlar. Ama hem kendi, hem de başkalarının hayatını tehlikeye attıklarının farkında değiller. Ya da farkındalar ama "bir şey olmaz" diye düşünüyorlar. Ya da daha vahim bir durum sözkonusu: Telefon ve otomobil birleşimi, bizi aptallaştırıyor. Elbette tek sorun bu değil. Mesela trafikte makyaj yapanlar da var.

Trafikte telefonla konuşmak bile yasaklanmış iken, tek elini ve hatta iki elini bırakarak, haliyle gözünü yoldan ayırarak telefonu kurcalayan, bir şeyler yazan onlarca insan görüyorum. Bu sadece trafik sıkışıkken de olmuyor. İşe servisle gidip geliyorum ve servislerdeki, otobüslerdeki insanlar bile telefonlarını bu kadar kurcalamıyorlar. Tek eliyle videolu görüşme halinde otomobil sürenler var.

Arabanın Kıymeti Küçüktür Canın Kıymeti

Lütfen, şu seyir halinde telefon kurcalamayı biraz erteleyin, başka bir zamana bırakın. Trafikte sesinizle telefon kullanmanızı sağlayacak, size mesajlarınızı okuyacak teknolojiler var. Eminim ki bunu yapmadığınızda hayatınızdan bir şey eksilmeyecek. Eğer yanlışlıkla arabanıza sürtünsem ve onu çizsem, bazılarınız hakkınızı en şiddetli biçimde arayacaktınız ("yanılıyorsun" derseniz hiç sesimi çıkarmayacağım). Peki ya siz birinin canına zarar verirseniz ne olacak?

Bu telefon niye yavaşladı?

Apple, eski iPhone'ları yavaşlattığını kendisi itiraf etti. Bu konuyu biraz inceleyelim.

Bugüne dek Apple fanboy'u olmadım, tesadüfen Apple cihazı da hiç kullanmadım ancak eski iPhone'ları yavaşlattığının ortaya çıkmasının ardından kendimi tutmam pek mümkün olmadı. Bu gelişme, bence ürün satın alırken biraz daha uyanık olmamız gerektiğini gösteriyor.

Önce kısaca ne olup bittiğini hatırlayalım. Apple'ın eski iPhone'ları yazılım güncellemesiyle yavaşlattığına dair şüpheler zaten vardı. Geekbench, birkaç gün önce yaptığı testlerle böyle bir yavaşlatmanın gerçekten sözkonusu olduğunu "doğruladı". Testler, eski iPhone'ların belirli bir iOS güncellemesinden sonra daha yavaş çalıştığını gösteriyordu.

Bu test sonuçlarının yayınlanmasının kısa süre sonrasında Apple, "eski iPhone'ları yavaşlatıyoruz" diyerek durumu itiraf etti ancak bunun için "haklı" bir açıklaması vardı. Firma, pilleri eskiyen iPhone'ların donanımının zarar görmemesi ve kısalan pil ömrünü biraz daha uzatmak için yavaşlatma yoluna gidiyordu. Yeni bir piliniz varsa firmaya göre böyle bir yavaşlatmaya maruz kalmıyordunuz.

İşin ilginç yanı, Apple'ın bu itirafından önce "Apple telefonları yavaşlatmıyor" tespitiyle ortaya çıkan bazı siteler oldu (Futuremark). Bu sonuçlara Apple fanboyluğunun kamaştırdığı gözler mi, yoksa testte yapılan hatalar mı neden oldu, merak edenler araştırabilir.

Apple yanlış mı yaptı?

Evet. Bana sorarsanız bu tür şeyleri sadece Apple yapmıyor, ancak bu karanlık denebilecek uygulamasını haklı çıkarmıyor.

Eski cihazlarımızda donanım ve yazılım alanında bizi yeni bir cihaz almaya yönlendirecek ne tür değişikliklerin yaşandığından genellikle haberimiz olmuyor. Örneğin birçok kez eski cihazların ihmal edildiğini ve yazılımların bu cihazlar için gereğince optimize edilmediğini düşünebiliriz. Hiç güncellenmeyen cihazlar da çoğu zaman "harcanan çabaya değmeyeceğinden" kaderine terk ediliyor.

Kısacası biz kullanıcılar, şirketlerin çoğu zaman karlarını en önde tuttuklarını unutuyoruz. Şirketin kasasına milyar dolarları sokacak bir yönetici, bunun yarısını getirecek "aşırı dürüst" bir yönetici karşısında çoğu zaman "daha zeki, daha akıllı ve daha yetenekli" olarak değerlendirilecektir.

Apple'a geri dönecek olursak, firmanın bu olayda birkaç şeyi atladığını görüyoruz. Dünyanın en parlak zekalarının bir kısmını çalıştıran, en azından görüntüsü böyle olan bir firmanın bunları yanlışlıkla atladığını düşünmek, herhalde bizim saflığımız olur.

- Apple, yavaşlatma konusunda tercihi bize bırakabilirdi.

- Apple'ın genellikle bizim yerimize karar verdiğini biliyoruz, bu yüzden ilk seçeneği gerçekçi bulmamış olabilirsiniz. Bu durumda küçük bir uyarı gösterebilirdi ve "piliniz eski, bu yüzden telefonunuzu yavaşlatıyoruz" diyebilirdi.

- Uyarı gösterilseydi, eski iPhone sahipleri, yeni iPhone almayı düşünmek yerine pil değişimini düşüneceklerdi. Böylece bazılarının binlerce lira verdikleri cihaz bir anda çöpe gitmeyecek, binlerce lira daha harcamak zorunda kalmayacaklardı.

Bu tür bir şeyle karşı karşıya kalmamız, markaya olan güvenimizin sarsılması demek. Bunun "aldatıldığımız" tek konu olup olmadığını da bilmiyoruz.

Peki ne yapmalı?

Her zaman olduğu gibi biraz daha uyanık olmamız gerekiyor - herhangi bir ürünü sadece gözümüzü kamaştırıyor, arkadaşlarımıza hava atmamızı sağlıyor diye bir servet karşılığında satın alıyorsak, bir gün gözlerimizin bu markaya karşı kararabileceğini, havamızın sönebileceğini aklımızda bulundurmalıyız. Hangi marka olduğu önemli değil - fanboy'luk (elbette farklı bir neden de olabilir) güzel olsa da her şeyi gözü kapalı kabul etmek, bir sonraki 10 bin liralık telefonunuzun 2 sene sonra pili bittiğinde "teknoloji gereği, haklı nedenlerle kendini yok etmesi" anlamına gelebilir.

Amiral battı

En üst seviye telefonlar harikalar ama istediğinizden emin misiniz?

Amiral gemisi sınıfındaki telefonlar, giderek herkesin erişiminden uzaklaşıyorlar. Galaxy S8'le birlikte üst seviye telefonların ülkemizde iyice lüks sınıfına girdiğine şahit oluyoruz. Samsung'un telefonu gerçekten büyüleyici görünüyor ancak telefonun büyüsüne kapılmadan önce 5.000 TL'ye yaklaşan yüksek fiyatını da hatırlamanız gerek.

Bu kadar parayı her sene yenilenen, yanlışlıkla yere düşürüp parçalayabileceğiniz bir cihaz için harcamak pek iyi bir fikir gibi görünmeyebilir ve ben de bu düşüncedeyim. Dahası Galaxy S8 veya diğer pahalı telefonlar, uygulamaları çalıştırma açısından orta seviye veya alt seviye cihazlardan çok farklı bir şey sunmuyorlar.

Bir teknoloji meraklısı olarak bu kadar parayla kendime iyi bir laptop veya masaüstü bilgisayar satın alabilir, paramın bir kısmını da PC'mi yükseltmeye ayırabilirim. Burada ödediğim ek ücretlerin karşılığını grafik, ses kalitesi, görüntü kalitesi, ekran boyutu vs. olarak vereceğini de biliyorum. Veya ortalamadan iyi bir telefon ve iyi bir kamera satın alma yoluna da gidebilirim.

Bir amiral gemisi satın alıp 4 sene kullanmak da açıkçası çok iyi bir fikir gibi görünmüyor. Bunun yerine iki senede bir telefon yenileyerek, Android'in son sürümünü kullanmayı garantileyebilirim.

Elbette bütçeniz genişse, tüm bunların bir anlamı kalmıyor. Bu durumda hem Galaxy S8'i, hem de Galaxy S8+'ı satın alıp, canınız sıkıldıkça farklı bir telefonla dışarı çıkabilirsiniz.

Farklı düşünenler, yorumlarını aşağıda paylaşabilirler.

Google, Türkçeni geliştir!

Google, lütfen Türkçeni biraz geliştir; ya da işi bize bırak!

Google'dan Android mağazasında Translate ile yapılmış çevirileri bize göstermemesini rica ediyorum. En azından varsayılan olarak göstermemesini. Çünkü çeviriler, Türkçeye pek benzemiyor.

Google'ın Translate hizmetinde kullandığı çeviri motoru, diğer diller arasında daha başarılı olabilir ancak söz konusu Türkçe olduğunda başarılı olduğunu söylemek zor. Bugün her yaştan sayısız vatandaşımız Android'li telefon kullanıyor ve mağazaya girdiklerinde, Türkçe açıklaması bulunmayan bazı uygulamalarda garip bir Türkçe ile karşılaşıyorlar. Burada herhangi bir firmanın değil, Google'ın telefonunda kullandığı yazılımlardan ve hizmetlerden bahsediyoruz; ancak yukarıda da görebileceğiniz üzere bu manzara, Google'ın kalite anlayışına ters düşüyor olsa gerek.

Google belki de durumun farkında değil, ancak firmanın bu "çeviri" açıklamaları varsayılan olarak kapatması gerekiyor. Çeviriyi yapanlar geliştiriciler ise, o halde Google'ın geliştiricileri uyarması gerekli. Biraz teşvik ile açıklamaları düzgün bir şekilde çevirecek olan kullanıcıların çıkacağından şüphe yok.

Küçük bir başka rica, Google'ın Türkçe yazım düzeltme sözlüklerini gözden geçirmesi. Microsoft'un Word'ündeki yazım denetleme özelliklerine kıyasla Google, bazı Türkçe kelimeleri ve ekleri bilmiyor. Bu da Android'li telefonunuzda mesaj yazarken veya Google Chrome'da eposta yazarken, yazdığınız doğru kelimelerin "yanlış" olarak algılanması ve "doğru" sanılan, başka kelimelerde değiştirilmesi (veya değiştirilmesinin önerilmesi) demek.