Sabah Uykum Özeti

tarkanyinesensiz
06-09-2016, 23:02   |  #1  
tarkanyinesensiz avatarı
OP Taze Üye
Teşekkür Sayısı: 0
7 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Ağu 2016

 

Sabah Uykum Özeti
Sabah Uykum Ahmet Batman

Ahmet Batman, Soğuk Kahve kitabı ile bir anda dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Kendine tarz üslubu ve Kahraman Tazeoğlu’na benzeyen mükemmel cümleleri ile özellikle gençler arasında büyük beğeni toplamıştı.

Yazar okurlarını ikinci kitap için hiç bekletmedi ve Soğuk Kahve’nin ardından hemen Sabah Uykum kitabı ile yeniden okurlarının karşısına çıktı.

Sabah Uykum romanında yine herşeyi bulmak mümkün. Aşk, sevgi, hayal kırıklığı, ayrılık, güzel sözler, kafiyeli cümleler, insanın için eriten söylemler, aşk acısı, sitem. Yani aşka ve hayata dair yine güzel bir el kitabı diyebiliriz.

**********

Ahmet Batman ilk kitabı olan Soğuk Kahve ile aslında ikinci kitabının sinyallerini ve dahası adını veriyordu. Soğuk Kahve kitabında geçen “seni sabah uykum kadar seviyorum” sözünden yola çıkarak okurlarına Sabah Uykum kitabı ile sürpriz yapıyor.
Sabah Uykum kitabının Soğuk Kahve kitabından pek farkı yok. İçindekiler kısmı sadece 8 sayfa tutuyor. Her sayfada farklı bir yazı var. Kitabın sonlarına doğru 2 bazen de 3 sayfayı bulan yazılar görmek mümkün. Her yazı güzel ama hepsini özetlemek pek mümkün olmadığı için bazıları anlatmakta fayda var.

Örneğin “İlla Yarım Kalacaksa, Yarım Sende Kalsın” yazısı çok güzel. Haftada altı gün sev beni, bir gün dinlen, o gün ben seni dinlerim gibi iddialı bir söz var içinde. Biraz komedi ama çokça aşk var içinde. Adeta şiir gibi bir yazı.

Dünyadaki en büyük acı belki de sarılacak birinin olması. Tabi öyle yazmıyor ama okurken ben onu çıkartıyorum yazılardan.
Yazıların birinde ise ilginç sorular var. Belki de kendimize hiç sormadığımız sorular. Örneğin ölmeden önce en son hangi şarkıyı dinleyeceğiz yada hangi filmi izleyeceğiz. Ama bunların bir önemi yok aslında ölmeden önce en son seni sevdikten sonra.

Yazar arada kişisel gelişim kitapları yazarlarını iğneliyor ama sonra kadın erkek ilişkilerine dair ilişki gelişim bilgisi sunuyor. Bunu kıskançlık üzerine yapıyor. Kıskançlığın ilişkileri nasıl yıprattığını ve nasıl olması gerektiğini anlatıyor.
Hayatı nasıl yaşanması gereken yazı ise sonu ile büyülüyor. Hep sevdiğini en sona bırakan insanlara sesleniyor. İnsanın sevdiği şeyleri sona saklamak yerine daha fazla yapması gerektiğini belirtiyor. Örneğin elmanın en güzelini sona saklamak yerine hemen en güzelini yemesi gerektiğini hatta yememesi gerektiğini ve sevdiği insana vermesi gerektiğini söylüyor. Çünkü hiçbir şey ondan daha değerli değildir.

Kitapta en dikkat çeken yazıların başında ise anneler ile ilgili olanlar var. Sürekli bir ölüm korkusu ile anne sevgisi çok derin işlenmiş. İnsan her an annesini kaybedecekmiş gibi hissediyor ve kitabı bırakıp annesine sarılası geliyor.

Bir taraftan gece sorular üzerinde ne var sorusuna eğlenceli bir şekilde yaklaşıyor diğer taraftan her zaman dünyanın en güzel kızı elini tuttuğun kızdır diye de nasihat veriyor. Diğer taraftan da ara vermelere dair çok güzel iğnelemeler gönderiyor. Bunu yaparken de güldürüyor.

Ve kitap böyle devam ediyor. Bazen tek bir cümle sizi etkiliyor bazen koca bir yazı dilinize dolanıyor. Aşk olmayan bir hayat büyük kayıptır ama böyle kitapların olmadığı bir dünyada düşünülemez.