şiir sever misiniz?

Meister
17-08-2009, 11:39   |  #26  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
159 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Mar 2009

 

 
 
Ağla Yüreğim

Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil....

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..

Meister
17-08-2009, 11:40   |  #27  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
159 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Mar 2009

Büyük SevdalarSon zamanların
En büyük sevdalarını,
Yaşıyorum ben.

Sokaklara indim
Kapı kapı.. dolaştım
Acıların sevdaların
Girmediği ev aradım
Bulamadım.!
Kendimi Dağlara vurdum
Ferhatı gördüm.
Koştum çöllere
Dolaşırken Mecnundan
Keremi sordum..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben.

Ay'a..Yıldızlara gittim
Şirin'i,Aslı'yı,Leyla'yı sordum
Kor Ateşler içinde
Yanan yürekleri
Güneşte gördüm..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

En çok bahar kokulu
Kadınları sevdim.!
Buğulu gözlü kadınları
Bir başka sevdim..
Beni yakan her güzeli
Aslı,Şirin,Leyla sandım.!

Son zamanların
En büyük Sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Ozanlara,şairlere
Eli kalem tutan kimi.
Gördüysem..
Acının ilacını sordum.!
Ateş yağmurundan
Kavrulmuş gözlerinde
Kendi yansımamı gördüm..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Dağa,taşa,karıncaya
Yaşayan her varlığa
Aşık oldum..!
Çılgınlar gibi sevdim
Büyük aşklar,ihanetler yaşadım.!

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Andrei
03-09-2009, 17:50   |  #28  
Üye
Teşekkür Sayısı: 0
58 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Eyl 2009

nazım hikmet'in şiirlerini severim ama okumaktan çok dinlemeyi severim.

qudin
07-09-2009, 05:07   |  #29  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 1
351 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Ağu 2009

Şiirlerin hepsi çok güzel ama şunu unutmamak lazım gittikçe görsel bir toplum oluyoruz okumaktan ziyade dinlemek izlemek hoşumuza gidiyor örneğin kaç kişi şiir kitaı alıyor ki neticede bunlar bizim kültür zenginliğimiz bu başlığı görünce heyecanladım başlığı açan arkadaşa teşekkür ederim.

qudin
07-09-2009, 05:08   |  #30  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 1
351 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Ağu 2009

Canım İstanbul
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canim;
Vatanim da vatanim...
İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta saha kalkmış Fatih'ten kalma kir at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...

O manayı bul da bul!
İlle İstanbul’da bul!
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir katibi mi...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!
Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler...
Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan
Türkçe’si bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...
 

Necip Fazıl Kısakürek
Şiir Şehir İstanbul albümünde İbrahim Sadri üstad harika yorumlamış tavsiye ederim.

Son Düzenleme: qudin ~ 07 Eylül 2009 05:09
qudin
07-09-2009, 05:11   |  #31  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 1
351 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Ağu 2009

Ankara
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî

soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara...
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.

Yılmaz Erdoğan
Gündelik kelimeleri sihirle kullanıyor sanki. Şimdi Sen Gidiyorsun Ya Herkes Sana Benzeyecek albümünü tavsiye ederim.

Son Düzenleme: qudin ~ 07 Eylül 2009 05:13
Banned
11-09-2009, 14:27   |  #32  
Banlandı
Teşekkür Sayısı: 2
5,024 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2008

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR...

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.


Ataol Behramoğlu.

Nicoll
11-09-2009, 17:59   |  #33  
Nicoll avatarı
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 3
1,352 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Oca 2009

UNUTMA Kİ

Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
Gözlerini tavana dikip
Düşündüğün oldu mu bütün gece
Ve bütün bir gün
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
Gelmeyince
Seni aramayınca
Ölesiye ağladın mı
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
Ona ait ne varsa
Bir bir hatırladın mı

Sen günden güne erimeyi bilir misin
Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
Bir teselli aramayı
Issız parklarda, tenha sokaklarda
Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
Deli divane yollara düşüp
Yaşlanmış bir köpek gibi
Eskimiş bir gömlek gibi
Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
Sevmekten
Günler geceler boyunca yürümekten
Elin, ayağın, kalbin yoruldu mu

Sen yalnızlığın acısını bilir misin
Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
Bütün gururunu çiğneyip
Sevdiğinin geçtiği yollarda
Bastığı toprakları eğilip öptün mü
Sen çaresizlik nedir bilir misin
Sen yokluk nedir gördün mü
Yanan başını
Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
Sen her gün bin defa öldün mü

Böyleyim diye ayıplama beni
Bir gün kendimi
Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
Yaralı ve yenik bir asker gibi
Darılma
Unutma ki
Her seven isimsiz bir kahramandır
Unutma ki
İnsan; sevdiği ve sevildiği kadar insandır

Ümit Yaşar Oğuzcan

Birzamanlar bende böyle çok sevmiştim, karşılıksız.

Sonrasında ölmenin ne güzel olduğunu anlarsın...

Ve daha sonra...

International Affairs
12-09-2009, 01:18   |  #34  
International Affairs avatarı
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 4
4,659 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2009

Atilla İlahan'ın bir şiiri vardı hatırlayamadım dur dur hatırladım onu çok seviyorum.


BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam  ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran  da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız   fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.



       

                Attila İLHAN

marosarap
13-09-2009, 00:23   |  #35  
marosarap avatarı
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
658 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Eyl 2008

 UY HAVAR (40861 Hit)

Yangınlar,
Kahpe fakları,
Korku çığları
Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız, duldasız, üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim -leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın.
Oy sevmişim ben seni...

Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
He canım...
Çiçekdağı kıtlık, kıran,
Gül açmaz, çağla dökmez.
Vurur alnım şakına
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
Şahmurat Suyu kan akar
Ve ben şairim.

Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi.
Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Mısra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni...

Ve sen daha demincek,
Yıllar da geçse demincek,
Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
Yaran derine gitmiş,
Fitil tutmaz, bilirim.
Ama hesap dağlarladır,
Umut, dağlarla.

Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
Düşün, olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda,
Atıp bir kıyıya iki zamın
Yarının çocukları, gülleri için
Herbirinin ayvatüyü, çilleri için,
Koymuş postasını,
Görmüş restini.
He canım,
Sen getir üstünü.

Uy havar!
Muhammed, İsa aşkına,
Yattığın ranza aşkına,
Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan-ter içinde, asi,
He desem, koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni...

 AHMED ARİF

marosarap
13-09-2009, 00:26   |  #36  
marosarap avatarı
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
658 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Eyl 2008

 ÇOCUKSUN SEN (60373 Hit)

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil


 AHMET TELLİ

EbRaR ErDeM
17-09-2009, 23:04   |  #37  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
1,217 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Tem 2009

Nedense şiirlerle aram pek iyi değildir.

battalaction
16-11-2009, 20:11   |  #38  
Taze Üye
Teşekkür Sayısı: 0
10 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Kas 2009

sessiz gemi favorim ama arkadaşlar ömer hayyamın şiirleride çok güzeldir

world_pc
19-11-2009, 19:47   |  #39  
world_pc avatarı
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 1
3,361 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Tem 2009

Aşkınla ölürüm, derdin hep bana
    Sevdanı anlatan sözler yalanmış
    Hani, mutluluklar verirdim sana
    Benimle verdiğin pozlar yalanmış

    Gözlerin, gözüme hani dost idi
    O can, yollarıma hani post idi
    Bensizlik ölüme bedel kast idi
    Bakınca kızaran yüzler yalanmış

    Benimle yaşardın bahar, yaz gibi
    Sarılır öperdin gelin, kız gibi
    Ayrılık çalarsın şimdi saz gibi
    Öpünce aldığın hazlar yalanmış

    Saçlarına gonca güller takardın
    Dualar ederde, mumlar yakardın
    Sen bu ayrılığı nerden çıkardın
    Gözlerime bakan gözler yalanmış

    Direnir zamana karşı koyardın
    Ayları tutarda günleri sayardın
    Şeytanla birleşir gözümü boyardın
    Yaşadığın bahar, yazlar yalanmış

    Ayrılık deyince düşerdin derde
    Set çeker aşkıma olurdun perde
    Meğerki beklermiş gönlün siperde
    Cilveli cilveli nazlar yalanmış

    Plaklar susmazdı, çalardı şarkın
    Suyumu kesildi aşk denen çarkın
    Anladım ki yokmuş zalimden farkın
    Kalbindeki ateş, közler yalanmış

Halil Şahin
19-12-2009, 19:56   |  #40  
Halil Şahin avatarı
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
715 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Nis 2009

Ya şiir güzelde bide öğrentmenler ödev vermese en az 4 kıta vs. :))

By_Kert
24-12-2009, 12:46   |  #41  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
725 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Ara 2009

İçerisinde anlam yüklü olan eski şiirler çok ilgimi çekiyor okudukça daa bir güzel oluyor yeni şairlerimiz pek o kadar güzel gelmiyor bana

marosarap
04-03-2010, 23:41   |  #42  
marosarap avatarı
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
658 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Eyl 2008

Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak,kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herş...eyini.Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin
can yücel

berrak_89
13-05-2010, 15:09   |  #43  
Taze Üye
Teşekkür Sayısı: 0
10 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2010

      
EĞER

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

 CAN YÜCEL

berrak_89
29-09-2010, 23:16   |  #44  
Taze Üye
Teşekkür Sayısı: 0
10 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2010

HOŞÇAKAL
Siyah beyaz tuşlarında piyanomun,

seni çalıyorum şimdi,
çaldıkça çoğalıyorsun odada,
sen arttıkça ben kayboluyorum.
 
Seni doğuruyorum geceye,
adını koyuyorum aya bakarak,
her şey sen oluyor, her yer sen,
ben ölüyorum..
 
Sesini duyuyorum rüyalarımda,
gözlerimi kamaştırıyor ışığın,
rüzgar sen gibi dokunuyor bana,
ben doğuyorum..
 
Duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç,
dokunmuyorsun bana,
sen gibi bir şimşek çakıyor,
tam kalbime düşüyor yıldırımı,
ben gidiyorum...
   Özdemir Asaf

berrak_89
29-09-2010, 23:18   |  #45  
Taze Üye
Teşekkür Sayısı: 0
10 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2010

İlkelerin Olacak – Müjdat Gezen
 
İlkelerin olacak
Seni satın alamayacaklar
Aptalların uydurduğu
atasözlerine inanmayacaksın:
“Paranın satın alamayacağı şey yoktur.”
“Herkesin fiyatı vardır.”
gibi sözlere kanmayacaksın.
Onurunla, kimliğinle ve
beyninle yaşayacaksın.
Üreteceksin, seveceksin,
sevileceksin, inançlarının
arkasında duracaksın,
Sevgilerin karşılıksız,
yardımların gizli olacak.
Seni attan, ottan ayıran
özelliğin farkına varacaksın.
Çünkü sen insansın.
Ve bunu yakaladığın gün,
bembeyaz yaşayacaksın.

Müjdat Gezen
 

_Neotwo
02-03-2011, 15:12   |  #46  
Yeni Üye
Teşekkür Sayısı: 0
49 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: Şub 2011

hepsi birbirinden güzel...teşekkürler..

Gel A Nazlım Bizim Bağdan Derelim

Gel a nazlım bizim bağdan derelim
Lâlesinden sümbülünden gülünden
Senin ile anda meclis kuralım
Sakisinden makisinden mülünden

Bu derdime çare bilmem neyleyim
Kande gider isem methin eyleyim
Başım alup bilmem kande gideyim
Rakiplerin siteminden, dilinden

Acep ol yâr el sözüne uyar mı
Helâk edip bendesine kıyar mı
Meğer insan bakmak ile doyar mı
Cemâlinden, cenâbından, elinden

Gedayî ol maşuk yüksek uçmasın
Rakiplerin dolusundan içmesin
Lutfeylesin kerem kânı geçmesin
Bendesinden, gedasından, kulundan

dasti
02-06-2011, 11:06   |  #47  
dasti avatarı
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 2
1,963 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2011

Seneler önce Ankara Kızılay'da Turhan Kitapevi'nin köşesinde bir adam dururdu. Yanından geçip giden herkese kitap uzatım "Merhaba, şiir sever misiniz? Kendi kitabım." diye kitabını uzatırdı. Sırf özgüvenine olan hayranlığımdan almıştım bir kitabını hatta.

Seneler boyu her gün aynı köşede durdu o adam. Sene 2009 oldu, ben İstanbul'a yerleştim. Bir gün İstiklal Caddesi'nde tanıdık bir ses duydum. "Merhaba, şiir sever misiniz? Kendi kitabım." diye kitabını uzattı. Kafamı çevirince "Aaaa siz" dedi. :)

Artık şiir denince o adam geliyor aklıma, hele şiir sever misiniz? denince o adamdan başka bir şey düşünemiyorum ben.

kuzeyisiklari
07-06-2011, 09:35   |  #48  
Yeni Üye
Teşekkür Sayısı: 0
49 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2011

Şiir okumayı çok severim. Nazım Hikmet ve Can yücel favori şairlerimdendir. Güzel de şiir okuduğum söylenir;)

kirbas
09-06-2011, 15:06   |  #49  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
159 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2011

şiir sevilmez mi hiç

aysedundarr
28-06-2011, 16:43   |  #50  
Yıllanmış Üye
Teşekkür Sayısı: 0
2,076 mesaj
Kayıt Tarihi:Kayıt: May 2011

Tüm şairlerimiz çok başarılı ve çok güzel eserleri var ama Can Yücel'in bendeki yeri başka. Aşkı, hayatı,kadınları bu kadar güzel anlayan ve anlatan biri daha yok bence.