Beyin yakan bilim kurgu filmleri: Hepsi klasiğe dayanıyor
Kısa hikâyelerden uyarlanan, beyin yakan bilim kurgu filmleri listesi: Total Recall, They Live, Arrival, The Fly ve Predestination. Her film için konu ve oyuncular...
Cuma akşamını evde geçirirken beynini adeta hız trenine bindirecek bir bilim kurgu filmi izlemek gibisi yoktur. Ancak, akış platformlarının önerileri ne kadar doğru olursa olsun, çoğu zaman ilgi çekmeyen seçenekler arasında uzun uzun kaybolmak kaçınılmaz olabiliyor. Bilim kurgu edebiyatının klasikleriyle bağ kuran, zekice kurgulanmış ve zihni döndüren filmleri bir araya getirdik. Bu listede Mars’a yolculuktan zaman yolculuğuna, uzaylılarla ilk temastan korkutucu bilimsel deneylere kadar pek çok farklı dünyaya açılan kapılar bulacaksınız.
Üstelik bu filmlerin hepsi, ünlü yazarlara ait kısa hikâyelerden uyarlanmış durumda. Yani filmi izledikten sonra kaynağına dönüp hangisinin beyninizi daha çok zorladığını karşılaştırabilirsiniz. Mısırınızı hazırlayın, battaniyenize sarılın ve zihninizin sınırlarını zorlayacak bu bilim kurgu seçkisine göz atın.
Total Recall (1990) — Hafızanın sınırlarında bir macera
Philip K. Dick'in eserleri bilim kurgunun temel taşları arasında yer alıyor. Bu liste tamamen onun hikâyeleriyle dolabilirdi ama biz en sevilenlerden biri olan Total Recall ile yetindik. 1966 tarihli "We Can Remember It for You Wholesale" adlı kısa hikâyeden esinlenen 1990 yapımı film, 2084 yılında geçen çarpıcı bir gelecek tasviri sunuyor.
Arnold Schwarzenegger'in canlandırdığı Douglas Quaid, koloni hâline gelmiş Mars’ı ziyaret etmeyi düşleyen sıradan bir adamdır. Gerçek bir yolculuk yerine, anı implantı yapan Rekall şirketine gider. Ancak işlem sırasında işler karışır ve Quaid, gerçek ile sahte anılar arasındaki ince çizgide kaybolmaya başlar.
Paul Verhoeven imzalı film, Rotten Tomatoes’ta %81 gibi güçlü bir puana sahip. Total Recall şu anda Paramount+ ve Philo üzerinden izlenebilir.
They Live (1988) — Sisteme tokat gibi bir eleştiri
Toplumsal düzeni tiye alan, karanlık bir bilim kurgu filmi arıyorsan They Live tam sana göre. Ray Nelson’ın 1963’te yazdığı "Eight O’Clock in the Morning" adlı kısa hikâyeden uyarlanan film, güçlü bir politik alt metne sahip.
Baş karakter Nada (Roddy Piper), bulduğu bir güneş gözlüğü sayesinde toplumun gerçek yüzünü görmeye başlar. Gözlüğü taktığında, elit kesimin insanlığı manipüle eden gizli bir uzaylı topluluk olduğu ortaya çıkar. John Carpenter’ın yönettiği film, sinema tarihinin en unutulmaz repliklerinden birini de barındırıyor.
Rotten Tomatoes’ta %87 puana sahip.
Arrival (2016) — Bilinmeyenle iletişimin gücü
Ted Chiang’ın "Story of Your Life" adlı öyküsünden uyarlanan Arrival, iletişim hatalarının ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini çarpıcı bir şekilde işliyor. Hikâye, devasa uzay gemilerinin Dünya’ya inişiyle başlıyor.
Dilbilimci Louise Banks (Amy Adams), bu gizemli varlıklarla iletişim kurmak üzere oluşturulan araştırma ekibine katılıyor. Dünya savaşın eşiğine gelirken Banks, zaman ve dil algısını altüst edecek bir gerçekliğin içine çekiliyor. Denis Villeneuve’ün yönettiği film, Oscar’da En İyi Film de dahil birçok dalda aday olmuş ve Rotten Tomatoes’ta %94 puan almış bir başyapıt.