Bugatti’nin tozlu raflarda kalan çılgın tasarımları
1.600 beygirlik oyun canavarlarından, sırra kadem basan magnezyum gövdeli araçlara… Dünyanın en pahalı otomobillerine imza atan Bugatti’nin tarihinde, sadece kağıt üzerinde kalan ya da prototip aşamasında durdurulan sıra dışı projeler yatıyor.
Ettore Bugatti, 1881 yılında İtalya’da doğduğunda sanatçı bir ailenin ferdiydi. Bu estetik bakış açısını makinelere yansıtarak 1901’de ilk aracını tasarladı. 1909’da kendi fabrikasını kuran Ettore, markasını hızla bir efsaneye dönüştürdü. Ancak 1929’daki Büyük Buhran ve ardından gelen İkinci Dünya Savaşı, markayı derinden sarstı. 1947’de Ettore öldüğünde, şirket havacılık parçaları üreten sönük bir kuruma dönüşmüştü.
Bugatti’nin kaderi, 1998’de Volkswagen Grubu’nun markayı "adeta bir Pokémon toplar gibi" bünyesine katmasıyla değişti. Bentley ve Lamborghini ile aynı çatı altına giren marka, 2021 yılında Rimac ve Porsche ortaklığına devredilene kadar modern hiper otomobil çağını başlattı. Ancak bu süreçte üretilen bazı konseptler, seri üretim modellerinin gölgesinde kalarak unutulup gitti.
Sanal dünyadan gerçeğe: Vision Gran Turismo
Bugatti, 2015 yılında son Veyron'u sattıktan sonra herkes bir sonraki adımı merak ediyordu. 2016'daki Chiron’dan hemen önce, aslında çok daha radikal bir araç tanıttılar: Vision Gran Turismo. Dünyaca ünlü yarış simülasyonu için tasarlanan bu araç, sadece bir "oyun oyuncağı" değil, gerçek pistlerde gidebilecek kadar sağlam bir mühendislik harikasıydı.
Le Mans zaferlerine selam duran bu canavar, Chiron’un motoruna sahipti ancak tam 1.650 beygir güç üretiyordu. Sadece lastikleri için 93 bin dolar harcanan bu aracın, saatte 447 kilometre hıza ulaşabileceği hesaplanıyor.
Gizemli bir şekilde kaybolan şaheser: Type 57 Aérolithe
1935 yılında tanıtılan bu prototip, döneminin çok ötesindeydi. Gövdesi, alüminyumdan çok daha hafif ama işlenmesi bir o kadar tehlikeli olan magnezyum alaşımından yapıldı. Magnezyumun düşük erime noktası nedeniyle parçalar kaynak yapılamıyordu; bu yüzden Jean Bugatti, aracın parçalarını perçinleyerek birleştirdi. Bu zorunluluk, aracın ortasından geçen meşhur "omurga" tasarımını doğurdu. Ancak bu eşsiz prototip, tanıtıldıktan 10 ay sonra arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan kayboldu. Kimine göre savaşta yok edildi, kimine göre ise parçaları için hurdaya ayrıldı.
En hızlı sedan olabilirdi: Galibier 16C
2009 yılında Bugatti, Veyron’un yerine geçecek dört kapılı, ultra lüks bir sedan hayal etti: Galibier 16C. 8 litrelik W-16 motoruyla 1.000 beygir güç üreten ve 400 kilometre hıza çıkabilen bu araç, hem karbon fiber hem de cilalı alüminyumdan oluşan gövdesiyle parlıyordu. Ancak Volkswagen yöneticileri aracın boyunu ve yüksekliğini artırmak isteyince, orijinal sportif ruh bozuldu ve proje rafa kalkarak yerini Chiron’a bıraktı.