BYD’nin “9 dakikada tam şarj” teknolojisi, ABD’li rakiplerini korkutuyor
BYD'nin 9 dakikada tam şarj olan ve 1.000 kilometreden fazla menzil sunan araçları dünya genelinde yayılırken, ABD'li otomobil üreticilerinden sert bir tepki geldi. Ford CEO’su, teknolojik olarak geride kalma riskine karşı Çinli devlerin sınır kapılarından içeri alınmaması gerektiğini savunuyor.
Çinli otomotiv devi BYD, elektrikli araç teknolojisinde çıtayı o kadar yükseğe taşıdı ki, bu durum ABD merkezli üreticiler için adeta bir alarm zili niteliğinde. Şirketin geçtiğimiz ay tanıttığı "Blade Battery 2.0 Flash Charging" adlı yeni ultra hızlı şarj sistemi, en çok satan modellere entegre edilmeye başlandı. Yeni nesil batarya teknolojisi, aracın şarjını sadece beş dakika içinde yüzde 10'dan yüzde 70 seviyesine çıkarabiliyor.
Neredeyse tam dolum (yüzde 10'dan yüzde 97'ye) ise yalnızca dokuz dakika sürüyor. Üstelik bu teknoloji sadece ideal koşullarda değil, -30 derece gibi aşırı soğuklarda bile performansını koruyor; dondurucu şartlarda tam şarj süresi yaklaşık 12 dakikada tamamlanıyor.
Menzil rekoru kıran modeller yolda
Devrim niteliğindeki sistemin ilk durağı, markanın ultra lüks sedanı Yangwang U7 oldu. Hemen ardından gelen Denza Z9 GT ise bu teknolojiyi dünya sahnesine taşıyacak ilk model olarak seçildi. Tek bir şarjla 1.036 kilometre yol kat edebilen bu araç, "dünyanın en uzun menzilli saf elektrikli otomobili" ünvanını elinde bulunduruyor. Avrupa siparişleri bu ay açılan Z9 GT, "5 dakikada hazır, 9 dakikada tam dolu" ilkesini küresel pazara tanıtma görevini üstlendi.
ABD'li üreticiler endişeli: "Ülkemize girmemeliler"
BYD'nin bu hızlı yükselişi ve Atto 3 gibi dünya genelinde çok satan modellerine hızlı şarj desteği getirmesi, Ford ve General Motors gibi Amerikan devleri üzerindeki baskıyı artırdı. ABD hükümetinin elektrikli araç sübvansiyonlarını iptal etmesi yerel stratejileri zora sokarken, Çinli araçların Kuzey Amerika pazarına sızma ihtimali tartışmaları alevlendirdi.
Ford CEO'su Jim Farley, Çinli otomobillerin ABD pazarına girmesine izin verilmesinin üretim sektörü için felaket olacağı konusunda uyarılarda bulunuyor. Farley, üretimin ülkenin "kalbi ve ruhu" olduğunu vurgulayarak, Kanada üzerinden gerçekleşebilecek olası ithalatın ticaret müzakerelerinde kırmızı çizgi olması gerektiğini savundu.