Comuta-Car: Tesla’dan önce Amerika'nın en çok satan elektrikli aracı oydu
Petrol krizinin tam ortasında üretilen ve tasarımıyla görenleri şaşkına çeviren bu elektrikli araba, yıllar boyunca Amerika'nın en çok satan modeli unvanını korudu. Golf arabasından ilham alan bu fütüristik tasarımın arkasındaki başarı hikayesi günümüz teknolojisine de ışık tutuyor.
Elektrikli araçların kökeni aslında 1800'lerin başına kadar uzanıyor. Ancak otomotiv tarihinin en tuhaf ve fütüristik görünümlü modellerinden birini görmek için 1980'lere doğru kısa bir yolculuk yapmak yeterli. Peynir dilimini andıran sıra dışı tasarımıyla dikkat çeken tamamen elektrikli Comuta-Car, yollara çıktığı dönemde büyük bir ilgiyle karşılaştı. Temelleri 1973 yılındaki petrol ambargosu dönemine dayanan bu küçük araç, 1979 ile 1982 yılları arasında üretildi.
Modelin orijinal çıkış noktası ise 1974'te banttan inen CitiCar isimli selefiydi. Otomotiv tarihi açısından oldukça ilginç bir detay daha var. Bu iki modelin toplam satışı 4 bin 444 adede ulaştı. Elde edilen bu başarı, 2013 yılında Tesla Model S sahneye çıkana kadar iki küçük aracı İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika'nın en çok satan elektrikli otomobilleri yaptı.
Comuta-Car, tıpkı günümüzdeki modern elektrikli araçlar gibi yüksek yakıt tüketen benzinli otomobillere bir alternatif olarak üretildi. Tabii ki o dönemin şartlarında günlük uzun yolculuklar için pek uygun bir yapıda değildi. Saatte maksimum 40 mil (yaklaşık 64 km) hıza ulaşabilen aracın menzili de yine 40 mil seviyesindeydi. Hafif alüminyum uzay kafes iskeleti ve darbelere dayanıklı ABS plastikten üretilen gövdesi sayesinde araba sadece 635 kg ağırlığa sahipti. Gücünü ise bugünün elektrikli golf arabalarıyla benzerlik gösteren 6 beygirlik bir GE motorundan alıyordu. Adından da anlaşılacağı üzere, bu araçla kıtalararası bir yolculuğa çıkamazdınız. Fakat 1980 yılında galonu 1.25 dolar (günümüz parasıyla yaklaşık 5.05 dolar) olan benzin için istasyona uğramadan işe gitmek ya da şehir içi işleri halletmek bu araçla mümkündü.
Golf arabasından modern elektrikli araç pazarına uzanan yolculuk
İlk olarak Florida merkezli Sebring-Vanguard şirketi tarafından üretilen CitiCar modelinin ilham kaynağı aslında bir golf arabasıydı. Bu durum o dönemde elektrikli araçların güvenilirlik imajına çok büyük bir katkı sağlamasa da modern elektrikli araç hareketinin fitilini ateşledi. Geliştirme ekibi, insanların günlük sürüşlerinin büyük bölümünü çok kısa mesafelerde gerçekleştirdiğini fark etti. Bu yüzden belirlenen 40 millik menzil o dönem için son derece mantıklı bir tercihti. Nitekim güncel araç kullanım verileri de bu tespiti doğruluyor. Bugün bile bir elektrikli aracın günlük ortalama kullanım mesafesi 20 ila 45 mil arasında değişiyor. Geçmişin bu mütevazı menzil değerini, günümüzün lüks elektrikli sedans modellerinden Lucid Air'in 512 millik resmi menziliyle kıyasladığımızda teknolojinin geldiği noktayı görmek daha kolay hale geliyor.
İlerleyen süreçte üretici firmanın el değiştirmesiyle birlikte aracın ismi Comuta-Car olarak güncellendi. İki model arasındaki en belirgin fark ise genişletilen tamponlar oldu. Bu değişim hem dönemin çarpışma standartlarına uyum sağlamak hem de bataryaları dışarı kaydırarak iç mekanda daha fazla alan yaratmak için yapıldı. Comuta-Car şüphesiz niş bir kitleye hitap ediyordu ancak bütçesini düşünen tüketiciler için tam bir kurtarıcı oldu. Yüksek yakıt fiyatlarından kaçma imkanı sunmasının yanı sıra, 1980 yılındaki 3 bin 995 dolarlık satış fiyatıyla da dikkat çekti. Bu rakam, o dönemdeki normal bir sıfır kilometrenin otomobilin ortalama fiyatının neredeyse yarısına denk geliyordu.