Eleştirmenlerin yerden yere vurduğu ama klasikleşen filmler
İlk gösterimlerinde sert eleştiriler alan ancak yıllar içinde kült ve klasik statüsüne ulaşan filmler. The Shining’den 2001: Bir Uzay Macerası’na, zamanın haklı çıkardığı yapımlar.
Yeni bir film izlemeden önce eleştirmen yorumlarına göz atmak çoğu zaman yol gösterici olabilir. Ancak eleştirmenlerin beğendikleriyle genel izleyicinin sevdikleri her zaman örtüşmez. Hatta bazen bir film, vizyona girdiği dönemde ağır eleştiriler almasına rağmen yıllar içinde kült ya da klasik statüsüne ulaşabilir.
Bu içerikte, ilk gösterimlerinde sert biçimde eleştirilen ancak zamanla sinema tarihine geçen yapımlara yakından bakıyoruz.
The Shining: Zamanında anlaşılmayan bir korku klasiği
Bugün The Shining denildiğinde akla gelen sahneler neredeyse sinema tarihine kazınmış durumda: asansörden taşan kanlar, ikiz kızlar ve Jack Nicholson’ın baltayla kapıyı parçaladığı anlar… Ancak film 1980’de vizyona girdiğinde eleştirmenlerin tepkisi oldukça soğuktu.
Dönemin yorumlarında film; yavaş, sıkıcı ve yeterince korkutucu olmamakla eleştirildi. Hatta yapım, “En Kötü Yönetmen” ve “En Kötü Film” gibi kategorilerde Razzie Ödülleri’ne aday gösterildi. Stephen King’in romanından uyarlanan film için birçok eleştirmen, kitabın çok daha başarılı olduğunu savundu. İlginçtir ki King de filmi sevmediğini açıkça dile getirmişti.
Buna rağmen The Shining, bugün Stephen King uyarlamaları arasında en kalıcı ve en çok konuşulan yapımlardan biri olarak kabul ediliyor.
The Big Lebowski: Kült olacağını kimse tahmin etmemişti
The Big Lebowski, aradan geçen yıllar içinde gerçek bir kült filme dönüştü. Film için düzenlenen festivaller, “Dudeism” adlı bir inanış ve hâlâ dilden dile dolaşan replikler bunun en net göstergesi.
Ancak film 1998’de vizyona girdiğinde tablo bambaşkaydı. Gişede beklentileri karşılayamayan yapım, eleştirmenler tarafından da dağınık, odaksız ve sürükleyici olmamakla suçlandı. Pek çok yorumcu filmi, Coen Kardeşler’in birkaç yıl önce büyük başarı yakalayan Fargo filmiyle kıyaslayarak zayıf buldu.
Bugünden bakıldığında filmin başıboş yapısı ve olaydan olaya savrulan anlatımı, hayranlarının en çok sevdiği özellikler arasında yer alıyor. Eleştirmenlerin mesafeli durduğu bu yapı, zamanla filmin alametifarikası hâline geldi.
Metropolis: Geleceği fazlasıyla erken anlatan film
1927 yapımı Metropolis, listedeki en eski film olma özelliğini taşıyor. Film; sınıflar arasında derin uçurumların olduğu, teknolojinin insan benzeri robotlar yaratabilecek kadar geliştiği distopik bir geleceği konu alıyor.
Bugün bilim kurgunun temel taşları arasında sayılan bu temalar, Metropolis’in sinema üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor. Ancak dönemin eleştirmenleri filmden pek etkilenmemişti. Görsel dünyası övülse de hikâyesi zayıf bulunmuş, hatta bilim kurgu yazarı H.G. Wells tarafından “saçma” olarak nitelendirilmişti.
Aradan neredeyse bir asır geçmiş olmasına rağmen Metropolis hâlâ konuşuluyorsa, zamanın kimin tarafında olduğu da netleşmiş oluyor.