Hak ettiği değeri görmeyen 5 Mercedes modeli
Otomotiv devinin geçmişine bakıldığında herkesin aklına astronomik fiyatlı spor araçlar gelir. Oysa Alman markasının kataloğunda zamanında hak ettiği ilgiyi göremeyen ancak sunduğu mühendislikle beklentileri aşan çok özel modeller bulunuyor. İşte o dikkat çekici araçlar.
Karl Benz'in 1890 yılında içten yanmalı motorların atlardan daha verimli bir seçenek olduğuna karar vermesi, otomotiv tarihinin en köklü markalarından birinin doğuşuna yol açmıştı. Mercedes-Benz, onlarca yılı geride bırakan geniş geçmişinde genellikle "kötü" olarak nitelendirilebilecek araçlar üretmedi. Aksine markanın devasa kataloğu, piyasaya ilk çıktıklarında hak ettikleri değeri göremeyen fakat zamanla ne kadar başarılı olduğu anlaşılan modellerle dolu.
İşte, Alman markasının model yelpazesinde önemli yere sahip olan, hak ettiği değeri sonradan kazanan modeller.
Mercedes-Benz M-Class (1. jenerasyon)
İlk jenerasyon M-Class gibi araçları çok özel tasarımlar arasında görmeyebilirsiniz. Ama bu araçlar, değerini zamanla kanıtlamayı başardı. Amerikan kamuoyunun 1997 yapımı Jurassic Park filmiyle tanıdığı bu model, aslında döneminin devasa SUV araçlarına kıyasla son derece konforlu ve mütevazı bir arazi deneyimi vadediyor.
Mercedes-Benz SL (R 129)
1950'lerin martı kanatlı 300 SL modeliyle başlayan SL serisi, markanın her zaman vitrin yüzü durumundaydı. 1989-2001 yılları arasında üretilen R 129 kodlu nesil ise önceki modellerin kıvrımlı hatlarından ayrılarak daha keskin bir tasarımla yollara çıktı. Bir fiberglass küreği andıran bu araç, ilk yıl sunulan 190 beygirlik altı silindirli motoru ve manuel şanzımanıyla oldukça keyifli bir sürüş sundu. 1992 yılında seriye dahil olan V12 seçeneği ise ürettiği 394 beygir güç sayesinde otomobili 0'dan 100 kilometre hıza 6,1 saniyede çıkabiliyordu. Bu jenerasyon ayrıca aracın takla atması durumunda otomatik olarak fırlayan güvenlik barlarıyla da dikkat çekiciydi.
Mercedes-Benz Sprinter
Mercedes denince akla ilk olarak ticari vanlar gelmeyeceği bir gerçek. Amerika pazarına 2001'de giriş yapan Sprinter, 2010 yılına kadar Dodge ve Freightliner amblemleriyle satıldıktan sonra özgün logosuna kavuştu. Geniş gövde seçenekleri sunan model, hem ağır yük taşımacılığında hem de yolcu transferlerinde esnekliğiyle öne çıkmayı başardı.