Şirket kuralını zekice delen yalan, IBM efsanesini nasıl kurtardı?
Teknolojide çığır açan ürünlerin arkasında bazen çok ilginç bürokratik mücadeleler yatıyor. IBM’in katı kurallarını aşmak isteyen tasarımcıların belgelerde yaptıkları küçük bir kelime oyunuyla bir efsaneyi ölü doğmaktan nasıl kurtardıklarına göz attık.
Bir zamanlar şirket bürokrasisini aşmak adına söylenen küçük bir yalan, bugün bilgisayar dünyasının en bilinen tasarım detaylarından birine hayat verdi. Teknoloji devi IBM'in sıkı güvenlik kurallarını esnetmek isteyen tasarımcılar, alışılmadık bir yöntem izleyerek klavye tarihine damga vuracak bir hamlede bulundu.
Olaylar 1992 yılında, ThinkPad dizüstü bilgisayarların klavye ortasına yerleştirilecek olan yönlendirme çubuğu TrackPoint'in geliştirilme sürecinde başladı. Klavyedeki TrackPoint parçasının rengine karar vermeye çalışan tasarım ekibi, siyah zemin üzerinde en belirgin duran tonun kırmızı olduğunda hemfikirdi. Ancak IBM yönetimi, kontrol sistemlerinde sadece mavi tonların kullanılmasına izin veren katı kurallara sahipti. Mavi rengin yarattığı sönük görsel etkiyi beğenmeyen ekip, gözünü tekrar kırmızıya çevirmek zorunda kaldı.
Yasaklı tonun adı belgelerde nasıl değişti?
Karşılarındaki en büyük engel, şirketin güvenlik prosedürleriydi. IBM standartlarına göre kırmızı renk yalnızca acil durum güç kapatma düğmelerinde kullanılabiliyordu. Güvenlik biriminin bu tercihe asla izin vermeyeceğini anlayan Tasarım Programı Direktörü Tom Hardy ve arkadaşları, kriz çıkmaması için akıllıca bir plan hazırladı.
Tasarımcılar, üretim belgelerindeki "kırmızı" kelimelerini tek tek silerek yerlerine "macenta" yazdı. Güvenlik ekibinin macentanın tam tanımını bilmeyeceğini düşünen Hardy, bu sayede prosedür takılmalarını aşmayı hedefledi. Plan ilk etapta sorunsuz işledi. Ancak fabrikaya ulaşan "macenta" etiketli kutuları açan bir güvenlik görevlisi, parmaklarının arasındaki küçük plastik parçayı görünce durumu hemen yetkililere bildirdi.