Stephen King’in 43 yıllık filmi bugün bile cevaplaması zor bir soru soruyor
Stephen King uyarlaması The Dead Zone, geleceği görebilen Johnny Smith üzerinden rahatsız edici bir soruyu gündeme getiriyor: Gelecekte yaşanacak bir felaketi önceden bilmek, onu durdurma hakkı verir mi?
Stephen King denildiğinde akla çoğunlukla lanetli oteller, ölümcül palyaçolar, doğaüstü güçler ve karanlık kasabalar geliyor. Carrie ile başlayan ve 50 yılı aşan kariyeri de King’in adını korku türüyle özdeşleştirdi. Ancak yazarın öne çıkan hikâyelerinin merkezinde yalnızca korku unsurları yer almıyor.
King, birçok eserinde sıradan insanları cevaplaması zor sorularla karşı karşıya bırakıyor. Firestarter, doğaüstü güçlere sahip bir çocuğun yarattığı sonuçlara odaklanıyor. The Green Mile, masum olduğunu bildiğiniz bir insanın ölümüne izin verip vermeyeceğinizi sorguluyor. 11.22.63 ise geçmişi değiştirme fırsatının bedelini masaya yatırıyor.
1983 yapımı The Dead Zone da aynı yolu izliyor. David Cronenberg'in yönettiği ve Christopher Walken'ın başrolünü üstlendiği film, ilk bakışta doğaüstü bir korku hikâyesi anlatıyor. Ancak ilerleyen bölümlerde asıl mesele değişiyor: Geleceği bilen bir insan, onu değiştirme hakkına sahip mi?
Johnny geleceği görmeden önce kendi geleceğini kaybediyor
Stephen King, karakterlerini çoğu zaman ağır kayıplarla karşı karşıya bırakıyor. Misery'de Paul Sheldon kendisini kaçıran bir hayranının elinde tutsak kalıyor. Pet Sematary'de Louis Creed çocuğunu kaybediyor. The Shawshank Redemption'da Andy Dufresne işlemediği bir suç yüzünden yıllarca hapiste kalıyor.
The Dead Zone ise Johnny Smith'e farklı bir trajedi yaşatıyor. Öğretmenlik yapan Johnny, geçirdiği trafik kazasının ardından beş yıl komada kalıyor. Uyandığında hayat bıraktığı yerde durmuyor.
Evlenmeyi planladığı kadın başka biriyle evlenip aile kuruyor. Johnny işini ve kurmayı düşündüğü hayatı kaybediyor. Ardından başka bir sorun ortaya çıkıyor. İnsanlara dokunduğunda onların geleceğinden parçalar görmeye başlıyor.
Film bu yeteneği Johnny için bir ödül olarak sunmuyor. Tam tersine geleceği görmek, hayatında zaten büyük kayıplar yaşayan Johnny'nin omuzlarına yeni bir yük bindiriyor.
Hikâye ayrıca Stephen King evreninde önemli bir yere sahip Castle Rock kasabasında geçiyor. The Dead Zone, King'in daha sonra Cujo, The Dark Half ve Needful Things gibi eserlerde de kullanacağı bu kurgusal Maine kasabasını ilk kez okurlarla buluşturdu.
İki korku ismi farklı bir yol seçti
David Cronenberg, The Dead Zone vizyona girdiğinde özellikle beden korkusu türündeki filmleriyle tanınıyordu. Yönetmen, Scanners ve Videodrome gibi yapımlarda insan bedeninin değişimini ve kontrolünü kaybetmesini merkeze aldı. Birkaç yıl sonra The Fly ile aynı çizgiyi sürdürdü.
Ancak Cronenberg, The Dead Zone'da Johnny'nin doğaüstü yeteneğinden çok onun yaşadığı kayıplara odaklanıyor.
Christopher Walken da Johnny'yi bir kahraman ya da dünyayı kurtarmak isteyen bir seçilmiş kişi olarak oynamıyor. Karakter, geleceği görebilen ancak kendi hayatını geri alamayan sıradan bir adam olarak kalıyor.