İnsanlık, var olduğu günden bu yana başını gökyüzüne her kaldırdığında aynı soruyu sordu: Bu uçsuz bucaksız karanlıkta gerçekten yalnız mıyız? Modern bilim, milyarlarca galaksi ve sayısız yıldız sisteminin varlığını kanıtladıkça, yaşamın sadece Dünya'ya özgü bir tesadüf olduğu fikri her geçen gün biraz daha zayıflıyor. İstatistiksel olarak bakıldığında, devasa bir evrende hayatın sadece tek bir noktada filizlenmesi ihtimali oldukça düşük kalsa da somut bir kanıt bulma çabası hala sonuçsuz.
Geçtiğimiz günlerde eski ABD Başkanı Barack Obama’nın katıldığı bir röportaj, bu tartışmayı dijital dünyanın gündemine tekrar taşıdı. Gazeteci Brian Tyler Cohen’in yönelttiği "Uzaylılar gerçek mi?" sorusuna Obama’nın verdiği yanıt, hem merak uyandırdı hem de fısıltı gazetesini harekete geçirdi. Obama, uzaylıların var olma ihtimalinin yüksek olduğunu ancak kendisinin herhangi bir gizli tesiste tutulan bir varlık görmediğini belirtti. Özellikle popüler kültürde sıkça yer bulan 51. Bölge iddialarına da değinen eski başkan, orada saklanan devasa sırlar olmadığını esprili bir dille anlattı.
Obama, konuya daha ciddi bir çerçeveden yaklaşarak evrenin büyüklüğüne dikkat çekti. Başka dünyalarda hayat olma ihtimalini matematiksel olarak desteklese de yıldız sistemleri arasındaki akılalmaz uzaklıkların büyük bir engel teşkil ettiğini vurguladı. Kendi görev süresi boyunca başka bir medeniyetin bizimle temas kurduğuna dair hiçbir resmi belge veya kanıtla karşılaşmadığını açık yüreklilikle dile getirdi. Bu açıklama, "hükümetler bir şeyler saklıyor" diyen komplo teorisyenleri için bir yanıt niteliği taşıyor.
Pentagon ne diyor?
Son yıllarda ABD Kongresi’nde düzenlenen halka açık oturumlar ve Pentagon bünyesinde kurulan özel birimler, konuyu bilimsel bir zemine oturtmaya çalışıyor. "Tanımlanamayan Hava Olguları" (UAP) olarak adlandırılan cisimlere dair paylaşılan raporlar ve videolar heyecan yaratsa da bilim dünyası hala temkinli. Astrobiyoloji disiplini altında yürütülen çalışmalarda, sadece kendi galaksimizde bile 100 milyar civarında gezegen olduğu tahmin ediliyor. Bu devasa veri havuzunda tek yaşam formunun insanlık olması, bilim insanları için şaşırtıcı bir durum.
Gözler şu an özellikle Mars üzerinde araştırma yapan Perseverance ve Curiosity araçlarından gelecek yeni verilerde. Bunun yanı sıra, Satürn’ün uydusu Enceladus’taki sıcak su bacaları ve Jüpiter’in buz altı okyanusları barındıran uyduları, yaşam için gerekli kimyasal ortamı sunuyor olabilir. Bugüne kadar 6 binden fazla ötegezegen doğrulandı ve binlercesi de incelenmeyi bekliyor. Henüz tam bir "Dünya ikizi" bulunamamış olsak da araştırmalar derinleşiyor.