Batı toplumlarının mutfak kültüründe bazı canlıları tüketme fikri, genellikle aşılması imkansız bir tiksinti duvarına çarpar. Birçok insan bu durumu tamamen psikolojik veya kültürel kodlara bağlama eğilimindedir. Oysa laboratuvarlarda yürütülen modern genetik çalışmalar, meselenin göründüğünden çok daha derin bir biyolojik kökeni olduğunu kanıtlıyor.
Kuzey enlemlerinde yaşayan insanların beslenme alışkanlıklarını inceleyen uzmanlar, binlerce yıl önce şekillenen evrimsel bir kaybın izine ulaştı. Science Advances dergisinde yer bulan veriler, belirli coğrafyalarda bazı protein kaynaklarına karşı sergilenen amansız direncin biyolojik haritasını çıkarıyor.
Tarih öncesi dönemlerin beslenme alışkanlıklarını çözmek adına araştırmacılar, geniş kapsamlı bir antik DNA taraması gerçekleştirdi. Arkeolojik kazılardan çıkarılan 18 Neandertal, 745 erken modern insan ve 96 büyük maymuna ait diş plakları laboratuvarda analiz edildi. Neolitik dönem öncesinde Avrupa coğrafyasında yaşamış olan modern insanların diş kalıntılarında eklembacaklılara ait dokular neredeyse hiç bulunamadı. Rastlanan mikroskobik izlerin ise tamamen kazara yutulan sineklerden kaynaklandığı anlaşıldı.
Buna karşın, aynı dönemde aynı bölgeyi paylaşan Neandertallerin menüsü çok daha farklı bir yapı sunuyordu. Dişlerinde yoğun miktarda sinek ve sivrisinek larvası tespit edilen bu eski insan türü, protein ihtiyacını tamamen farklı yollarla karşılıyordu. Bilim insanı Manuel Piñero, Neandertallerin avladıkları hayvan kadavralarını uzun süre sakladıklarını ve bu süreçte etin üzerinde biriken larvaları da düzenli olarak tükettiklerini belirtiyor.
Sindirim enzimlerinin coğrafyaya göre yok oluşu
Asıl çarpıcı biyolojik gerçek, 1.663 antik genom üzerinde yapılan incelemeyle gün yüzüne çıktı. Araştırma ekibi, eklembacaklıların sert dış kabuğunu oluşturan "kitin" maddesini parçalamaya yarayan iki özel enzimin genetik geçmişini takip etti. Ekvator ve tropikal kuşakta yaşayan antik insanların bu kabukları sindirebilecek genetik donanıma eksiksiz sahip olduğu belirlendi. Ancak sıcak bölgelerden uzaklaştıkça, bu enzimlerin üretim kapasitesinin kademeli olarak düştüğü gözlemlendi.
Avrupa ve Asya'nın soğuk kuzey bölgelerindeki erken insanlar, tarım devriminden çok daha önce bu sindirim yeteneğini kaybetti. Kış aylarında bu canlıları bulmanın imkansız olduğu kuzey enlemlerinde, insan vücudu zamanla gereksiz enerji harcamamak adına ilgili enzimi üretmeyi bıraktı. Neandertaller bu geni korumuş olsalar da onların tarih sahnesinden çekilmesiyle modern insan bu biyolojik yetenekten mahrum kaldı.
Gelecekte bu alternatif protein kaynaklarının küresel gıda krizine çözüm olabilmesi için endüstriyel çözümler gerekiyor. Uzmanlar, sert kabukların fabrikalarda tamamen temizlenerek toz veya püre haline getirilmesi durumunda evrimsel engellerin aşılabileceğini vurguluyor.