Teksas Başsavcısı Ken Paxton, Netflix’e kullanıcıların ve çocukların verilerini izinsiz topladığı iddiasıyla dava açtı. Davaya göre şirket, kullanıcıları uzun süre ekranda tutmak için büyük çaplı bir davranış izleme sistemi kurdu.
Başvuruda, Netflix’in özellikle çocukları ve yetişkin kullanıcıları platformda daha fazla zaman geçirmeye yönlendirdiği, ardından mümkün olan en fazla veriyi topladığı öne sürüldü.
“Amaç veri üzerinden kazanç sağlamak” iddiası
Dava dosyasında, Netflix’in topladığı verileri ciddi gelir elde etmek için kullanmayı planladığı belirtildi. Netflix ise verilerini üçüncü taraflara satmadığını savundu.
Dosyada, Netflix CEO’su Reed Hastings’in 2020’de yaptığı bir konuşmaya da yer verildi. Hastings o dönemde şirketin Amazon ve Meta gibi firmalardan farklı olduğunu, kullanıcı verilerini aynı şekilde birleştirmediklerini söylemişti.
Netflix’in gelir modeli değişti
Netflix uzun süredir abonelik sistemiyle gelir elde ediyor. Ancak şirket, 2022’de reklam destekli daha ucuz paketleri de devreye aldı.
Şu anda platformda reklamlı temel paket 9 dolar seviyesinden başlarken, 4K ve Dolby Atmos destekli premium plan 27 dolara kadar çıkıyor.
Gizlilik tartışmaları yeni değil
Netflix daha önce de veri gizliliği nedeniyle mahkemelik olmuştu. Şirket, 2011’de kullanıcı verilerini paylaştığı iddiaları sonrası açılan davada 9 milyon dolar ödeyerek uzlaşmıştı. Ancak o süreçte de suçlamaları kabul etmedi.
Büyük teknoloji şirketleri üzerindeki baskı artıyor
Teksas yönetimi, 2022’de Google ile de benzer bir süreç yaşamıştı. Google; Google Photos, Google Assistant ve Nest Hub Max gibi hizmetler üzerinden biyometrik veri topladığı iddiasıyla suçlanmıştı.
Mart ayında ise Google ve Meta, YouTube ve Instagram’ın çocuklarda bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandığı yönündeki davada sorumlu bulundu. Bu karar, Netflix gibi diğer dijital platformlar için de yeni davaların önünü açabilecek bir gelişme olarak görülüyor.
Netflix cephesinden henüz açıklama yok
Netflix, dava sonrası gelen yorum taleplerine hemen yanıt vermedi. Ancak bu dava, şirketin yalnızca içerikleriyle değil, kullanıcı verileri ve platform tasarımıyla da daha sert denetim altında kalabileceğini gösteriyor.