İnternet 2: Kesintisiz Sörf Keyfi

Nefes kesen hızda veri gönderimi, önemli veriler için öncelik ve yol tıkanmasına son - ikinci Internet kuşağı tüm bunları garanti ediyor. Almanya’da “Gigabit-Wissenschaftsnetz” ya da kısaca G-WiN şimdiye kadar yalnızca araştırmacıların emrine amade.Ancak yakın zaman içinde tüm sörfçüler yeni teknikt

İnternet 2: Kesintisiz Sörf Keyfi (Sayfa 4)

Ağ tekniği ve kalite güvencesine ilişkin tartışma
G-WiN’in bedeli sorunu, „Asynchronous Transfer Mode“ (ATM) ve „Gigabit-Ethernet“ arasında bir karara varırken rol oynuyor. Bu iki ağ tekniği arasındaki önemli farklar, ATM’de veri paketlerinin uzunluğunun ve sırasının belirlenmiş olması ve alıcının önceden veri gönderimi üzerinden bilgilendirilmesi ve uygun bir hat tahsis edilmesi; böylelikle veri paketçikleri trafik tıkanmasına maruz kalmadan alıcıya ulaşıyor.
Buna karşılık Ethernet verileri farklı büyüklükteki paketlere parçalıyor ve önceden uyarmaksızın alıcı istasyona yolluyor. Bu sırada zaman zaman meşgul hatlar gözden kaçırılıyor; bu da transferde çarpışmalara ve kesilmelere yol açıyor. Ayrıca ATM kesintisiz hizmet kalitesi yüzünden daha yüksek „Quality of Service“ (QoS) sunuyor.

Almanya’da Ethernet’ten yana kararın eleştirilmesi
Tüm bunlara rağmen 2000 yılı sonunda Alman Internet 2 ile ilgili uzmanlar, gerektirdiği cihazların ATM’de olduğundan daha hesaplı olduğu için Ethernet’e öncelik tanıdılar. Berlin Teknik Üniversitesi bünyesindeki ağ teknolojileri araştırma merkezi elemanı Herbert Almus, üstelik de bu mod daha B-WiN içinde bulunduğu için ATM aleyhine verilen karardan üzüntü duyuyor: “Test aşamasını geride bıraktığımız ve artık ATM’den nasıl yararlanacağımızı bildiğimiz bir sırada ATM geri çevriliyor, üstelik de daha çokyönlü, daha dinamik ve öncelikle daha güvenilir olduğu halde.”
Servis kalitesine yöneltilen taleplere NASA da katılıyor: Amerikan uzaycılık kuruluşuna göre “askeri, tıbbi ya da uzayla ilgili araştırmalardan hangisi olursa olsun, tüm Internet alanlarında gelecek gelişim basamağı açısından yükseltilmiş güvenilirlik büyük önem taşıyor.”

Yakın geçmişte NASA Carnegie Mellon University ve bir dizi en büyük donanım ve yazılım sunucularıyla birlikte bir konsorsiyum oluşturmuş bulunuyor. Sistemlerin sabit bir biçimde iyi bir bağlantı sunması NASA’ya uyduların sunduğu ya da astronotların uzay dönüşü birlikte getirdikleri dev veri miktarlarını yeryüzü istasyonlarıyla bağlantılı ve Internet 2 vasıtasıyla bariz bir biçimde daha hızlı değerlendirmede yardımcı olabilir.
En azından mutlak ve arızasız ağ hazırlığı gerektiren uygulamalar için Almanya’da ATM özel bir servis olarak bulunuyor. Birçok çalışma mekanına ihtiyaç duyan zahmetli film üretimleri ya da video aktarımı üzerinden uzaktan ameliyat gibi teletıbbi işlemler ATM’den feragat edemeyecektir.

Teletıp ile sağlık alanında tasarruf
Yeni teknolojiler özellikle Internet 2’nin başlangıç aşamasında daha yüksek finansman gerektirmelerine rağmen, yüksek hızdaki ağların zamanla buna değeceği umudu yersiz değil. Köln Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmanın sonuçlarına göre, teletıp standart yöntemlerle karşılaştırıldığında gerçekten de masrafları aşağıya çekme potansiyeline sahip. Ameliyat robotları, canlı bağlantılar ve elektronik hasta dosyaları gibi incelenen teletıp yöntemlerinin yaklaşık üçte ikisi, buna göre geleneksel yöntemlerden daha hesaplı.
Krems Donau Üniversitesi’nde görevli telekomünikasyon, enformatik ve medyalar profesörü Johann Günther, hastanelerin geleneksel yöntemleri yakın zaman içinde artık finanse edemeyecekleri öngörüsünde bulunacak kadar ileri gidiyor. Her klinik tüm tedavi spektrumunu karşılayamıyor, çoğunlukla rutin ve deneyim eksikliği çekiyor. Bu durumda teletıp üzerinden meslektaş ve cihaz desteği hayat kurtarabiliyor. Ancak ilk Alman tıbbi online hizmeti (() yöneticisi Achim Jäckel büyük bir coşkuya kapılma karşısında uyarıda bulunuyor ve “teletıbbın geleneksel yöntemlerin yerini alamayacağını, yalnızca onları tamamlayabileceğini” vurguluyor. Sanal üniversitede olduğu gibi, burada da tıbbi personel ve hastalar teletıp yöntemlerinin hangi alanlarda ve hangi ölçüde anlamlı ve pratik olduğu konusunda önce deneyim toplamak zorunda.

Süper hızda veri gönderimi yoluyla dağıtılmış çalışma
Ama yüksek hız ağı yalnızca normal Internet için çok büyük olan teletıp alanındaki veri miktarları sorununu çözmekle kalmıyor: Film malzemesinde olduğu gibi kapsamlı veri oranları Gigabit ağı üzerinden birden fazla çekim mekanı arasında sıkıştırılmaksızın ve hızla alınıp gönderilebiliyor. Teknik donanım artık her stüdyoda mevcut olmak zorunda değil, aksine tek tek çekim mekanlarına dağılmış ve hızlı ağ üzerinden ortaklaşa kullanılabilir olabiliyor.
G-WiN’e dahil bir proje olan GigaMedia örneğin film ve videoların televizyon için çekim sonrası işlenmesini Münih ve Berlin’deki partnerlerine bırakıyor. Film malzemesi her bir işlenmeden ve gönderimden sonra kalite kaybına uğramaması için ağırlıkla sıkıştırılmaksızın iletilmek zorunda olduğu içindir ki, bağlantı olarak bir yüksek performans ağı gerekiyor.
Filmlerin dağıtılmış işlenmesi için temel olarak yalnızca ATM sözkonusu olabilir, Münih Radyo Tekniği Enstitüsü’nden Markus Berg’e göre: “ATM şu sıralar, özellikle canlı aktarımlar ve dağıtılmış üretim gibi gerçek zamanlı uygulamalarda film üretiminin ve radyo uygulamalarının taleplerinin hakkını veren tek teknoloji.” Gigabit ağı ve ATM sayesinde ilk kez çok iyi kalitede sıkıştırılmamış video sinyallerini standart bir telekomünikasyon ağı üzerinden göndermek olanaklı oluyor.

ATM ve Ethernet kombinasyonu Alman Gigabit ağını uluslararası planda üst sıralara taşısa bile, Amerikalılar Internet 2 hatlarının kişisel kullanımı da dahil olmak üzere hala daha fazla servise önem verir konumlarını koruyor.
Bu bağlamda Northwestern University (Illinois) 2000 Haziranı’ndan beri tüm medyaları yüksek hız ağı üzerinden dijital biçimde öğrenci yurdu odalarına ulaştırıyor. Üniversite kütüphanesi ülke çapında dijital videolar için en büyük Server’lardan birine sahip. Dünya çapında tüm birinci sömestr öğrencileri için üniversite yaşamı ile ilgili dört dilde tanıtım filmleri online çağrılabiliyor.

Pennsylvania Üniversitesi’ndeki bir proje grubu videokonferansları Tele-Immersion-teknolojisi yardımıyla daha gerçekçi biçimlendirmeyi deniyor: Bu sırada her bir kişi farklı bakış açılarından, birden fazla kamera tarafından kaydediliyor ve ekrana yansıtılıyor. Bir 3D gözlük yardımıyla öteki katılımcılar, sanki tüm katılımcılar gerçekte bir masa etrafında oturuyormuş gibi, karşılarındakini üç boyutlu ve gerçek büyüklükte algılıyor. Bu 3D teknikte bir araya gelen veri miktarları şu sıralar yalnızca Gigabit ağlarının hazır bulundurduğu bant genişliklerini gerektiriyor.
Şimdiye kadar aktarımlar sallantılı gerçekleşiyor, ve bir kişiden fazlası sistem tarafından görüntülenemiyor. Ancak projenin yöneticisi Kostas Daniilidis cüretkar karşılaştırmalardan geri durmuyor. Onun tahminlerine göre Internet 2 yardımıyla videokonferanslar yakın zaman içinde bile “Atılgan uzay gemisinin ışınlama güvertesi gibi” işleyecek.

Okuyucu Yorumları

Toplam 1 Yorum

burası neresi
Firari70

Sen de yorum yaz


CHIP'i Takip edin
E-Posta listemize katılın
CHIP Dergi Mobil Cihazınızda

İlginizi çekebilir