İnternetin büyülü tarihi

WWW 20 yaşında; temelleri ise 40 yıllık... Peki bugünlere nasıl geldik, gelecekte neler var?

ARPANET
Adres çubuğundaki bu harfler nasıl ve nereye bağlanmak istediğimizi anlatıyor

WorldWideWeb: 20 yıl önce bu kelimeler ilk yazıldığında işte böyle bitişiktiler. Şimdi neredeyse her internet adresinin başında yer alıyor bu www. Bildiğimiz anlamda internet olan World Wide Web 20 yaşında, ama esas başlangıç ilk ağ sayfasından daha öncesine dayanıyor. Bir 20 yıl daha gerilerde, 40 yıl öncesinde başlıyor internetin macerası. Önce bu 40 yıllık temellere ineceğiz, sonra taşları üst üste dizerek ilerleyeceğiz. Bu makale ile internetin tarihine ve gelişimine bakacağız. Günümüzdeki haline nasıl geldi ve gelecekte ne nasıl bir internet olacak?

Advanced Research Projects Agency Network, Türkçesi gelişmiş araştırma projeleri ajansı ağı oluyor. Kısaca ARPANET denilen bu ağ, internetin tohumu oluyor. Bu tohum Amerika'da atılıyor, amacı araştırmacıları birbirine bağlamak. Projelerin paylaşılması ve geliştirilmesi. Birbirine kablolarla bağlı bilgisayarlar veri paketlerini kendi aralarında alıp verebiliyorlar. Bugün çok basit görünse de ilk geliştirildiğinde devrimseldi.

ARPANET bugün hala kullandığımız e-posta, FTP yani dosya transfer protokolü, Usenet gibi araçlara sahipti. Geçen senelerde bu teknolojiler geliştiyse de temeller hala aynı. En büyük fark gelişen arayüz oldu. Eskiden komut yazarak kullanılan bu araçlar bugün grafik arayüz sayesinde birkaç tıklamayla kontrol edilebiliyor.

ARPA, bugünkü adıyla DARPA Amerikan ordusu için savunma araştırmaları yapıyordu. Tek amacı askeri araştırmalar değildi. Kuruluşu Sovyetler Birliği'nin 1957'de Sputnik'i uzaya yollamasına dayanıyor. İleri düzeyde araştırmalar yapacak olan bu kuruluşun başındaki Dr. J.C.R. Licklider 1962'de Cambridge'den gelmişti. Geldiği andan itibaren hedefi vardı ve topladığı bilgisayar uzmanlarına bir lakap taktı. "Intergalactic Network" yani galaksiler arası ağ!

Askeri amaçlar

Nükleer savaş ihtimaline karşı merkezi olmayan yönetim prensibi internete hız verdi

ARPA'nın bilgi işlem teknikleri ofisinin kuruluş amacı ağı yaratmaktı. Çoğu internet tarihçesi gayet masum bir şekilde araştırmacıların bilgi alışverişi ihtiyacını karşılamak için kurulduğunu söyleyip geçer. Bu doğrudur ama gerçeğin tamamı değildir. Araştırmacılar gerçekten bilgi paylaşmak için böyle bir sisteme ihtiyaç duyuyordu ancak işin içinde farklı amaçlar da vardı. Zaman geçip de araştırmalar ilerledikçe ufku açılan araştırmacılar yeni kullanım alanlarını görmeye başladılar.

Amerikalılar II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya'sının araştırma merkezlerini vurmuşlardır. Alman hava savunmasının en güçlü zamanlarında bile Almanların nükleer silah geliştirmesini önlemek isteyen Amerikalılar, büyük zaiyat vereceklerini bile bile Almanya'nın derinlerini bombardımanlarla vurmayı sürdürmüştü. Düşmanın araştırma ve geliştirme merkezlerini vurmanın önemini Amerika öğrenmişti.

Amerika ile Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş tırmanırken Amerika'yı yönetenler riskleri görmüştü. Yönetenler görmese bile çevrelerindeki yetişmiş insanlar riskleri daima raporlar halinde sunuyor ve gösteriyordu. İşte Sovyetler'in Amerika'daki merkezi hedefleri yok ederek büyük hasar vermesi tehlikesi, internetin geliştirilmesine büyük bir itici güç olarak rol oynadı.

Dünyada kapitalizmin sembolü Amerika ARPA'yı kurarken, bu kadar önemli araştırmaların özel sektöre devredilemeyeceğini düşündüğünden, ulusal bir kaynak olarak gördüğü üniversiteleri kullandı. Sonuç? Başarı!

İnternette aradığını bulmak!

İnternet ne kadar da basit tasarlanmıştı, yüklenen veri arttıkça işler karıştı

İnternet araştırmacılar arasında hızla kullanılır oldu. Mesela bir uçak gemisinin her türlü sırrını, teknik detayını anlatan belgeler kağıda basılı olarak 30 ton tutuyordu. İşte bu belgeler bilgisayarlarda kolay bir şekilde saklanılıp yedeklenebiliyor, pratik bir süre zarfında gereken veriye erişilebiliyordu. Tabii ki insanların aradıkları bilgiye ulaşabilmeleri için o zamanlar büyük pratik engeller vardı. İnternet o zamanlar çok küçük olsa da sayısız araştırma verisi depolanıyordu ve hangi bilginin, hangi adreste olduğunu bilmek gerekiyordu.

Bu hangi verinin nerede olduğunu adresleme mevzusu değil ama aranılan doğru bilgiye ulaşma meselesi günümüzde internetin hala en büyük meselelerinden. Ancak o günküyle kıyaslayamayız. Tek tek elle girilen, insan algısına göre anlamsız adres dizileri, Telnet ile bağlanılan çevrimiçi kütüphane kataloglarından bakılarak bulunuyordu. Diğer yöntemler kulaktan kulağa bilgi, e-posta ve haber grupları aracılıyla verilerin adreslerinin paylaşılmasıydı. İşte günümüzde bu işi DNS sunucuları ve arama motorları hallediyor. Biz sitenin IP adresini değil, adını yazıyoruz ve DNS'ler ismi adrese çevirip bizi yönlendiriyor. Hatta bazen DNS'lerde sorun olunca internet bağlantımız kötü oluyor. Arama motorlarının detayları ise bambaşka bir konu. Ama artık elimizde güçlü ve kullanışlı araçlar var.

Bilgi bulmanın, 80'lerin sonlarında veri miktarının iyice armasıyla birlikte zorlaşması, Gopher, WAIS: geniş alan bilgi sunucusu, Archie ve Veronica gibi sistemlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Hepsi interneti kolaylaştırmaya çalışsa da tarihin tozlu sayfalarına gömüldüler.

WWW rakiplerini tarihe gömer

İlk internet sitesi WorldWideWeb

Başarılı olan ise WWW oldu. Evet, 20. yılını dolduran bildiğimiz anlamda internet. Yazının bu kısmından sonra internetin yaşı derken WWW'nin yaşından bahsedeceğiz. Çünkü internet halka ancak World Wide Web ile açıldı. Araştırmacıların kendi arasındaki bir sistem olmaktan çıkıp, 20 yılında bugün bildiğimiz anlamıyla internet haline geldi.

İlk internet sitesi Tim Berners-Lee tarafından yapıldı ve 6 Ağustos 1991 tarihinde yayına başladı. Tanımı ise "Geniş bir belge evrenine, evrensel erişim sağlamayı hedefleyen geniş alan hipermedya bilgi çıkartma insiyatifi" oldu. Bu adresten ilk World Wide Web sitesine erişebilirsiniz http://www.w3.org/History/199211 ... WWW/TheProject.html

Tim Berners-Lee, Oxford mezunu bir bilgisayar bilim adamıydı ve İşviçre'de CERN'de çalışıyordu. Keşfettiği şey ise bilgilere ulaşmayı kolaylaştırmak için dökümanları birbirlerine bağlantılı hale getirmekti. Bu da belirlenen bir bölgeye tıklanınca, o bölgeye atanmış adresteki verilerin otomatik aktarılması şeklindeydi. Yani bildiğimiz bağlantıya tıklayıp siteden siteye, bilgiden bilgiye sekme olayı! Ayrıca bunun için merkezi kontrole gerek olmadığı kabul edilirse bu işin halledilme süreci de hızlanacaktı.

Teklifi kabul gören Berners-Lee ilk internet gezginini bir sene sonra yazdı. Ona WorldWideWeb adını verdi ve bir NeXT bilgisayarda çalıştırdı. Renksiz de olsa, düz yazı da olsa günümüz internet sayfalarına hala benzetebileceğimiz bir internet karşısında duruyordu. Daha sonra bu tarayıcının adı Nexus olarak değiştirildi. Çünkü artık kelimelerinin arasında boşluk olan World Wide Web, interneti ifade eden kavram olmuştu. İnternet tarayıcıyla interneti birbirinden kavram olarak ayırmak gerekiyordu.

Yıl: 1993 ve internet halka açılır

Dünyanın ilk World Wide Web sunucusu halen korunuyor

Bütün bunlar muhteşem gelişmeler olsa da 1993 yılının Mart ayında Amerikan Ulusal Bilim Vakfı, kendi ağ altyapısının artık sadece akademik araştırmacılara değil, halka açık olacağını duyurmasaydı bugün işler farklı olabilirdi. Hayır internet asla olmazdı demek mümkün değil, başkaları geliştirirdi. Ancak ya o zaman değil de bugün halka açılsaydı? Ya da hiç halka açılmadan kalsaydı? İnsanlık çok farklı bir yerde oldurdu.

Bu vakfın açıklamasından bir ay sonra CERN ağ teknolojisini herkesin kullanımı için sundu. İnternet artık özgürdü ve özgür yazılımın temelleri de işte 1993'ün Nisan ayında atılmış oldu. Başlarda sadece hevesli insanlar interneti kurcalasa da pratik faydaları anlaşıldıkça sokaktaki adam da internet olmadan yaşayamaz hale gelene kadar, internet yayılmaya devam edecekti. Spyr'ın 1994'te sunduğu ilk internet paketi işletim sisteminin internete erişmesi için gerekli yazılımı, internet servis sağlayıcıdan hizmeti ve Mosaic internet gezginini içeriyordu. İşte bu interneti ulaşılabilir kılıyordu.

Bir de ülkemize dönersek durumu kalite ve ekonomi açısından hızla özetlemek mümkün. Normalde bedava olan 800'lü hatlara ücret ödedik. İhale malı berbat altyapı yüzünden internete bağlanmak için uğraşırken canımızdan bezdik. İşimizde gücümüzde interneti kullanmaya başladığımızda bile kesintilerle, yurt dışına çıkışla ilgili sorunlarla karşılaştık. Pahalı kullandık, çok kazıklandık ve dünya standartlarına bakarsak hala kalite ve fiyat olarak internetimiz sürünüyor. Bu sorunlar ADSL ile birlikte azalsa da devam etti. Hala kat edecek çok sorunumuz var ama bir yandan da gelişiyoruz, teknolojiyi gittikçe daha fazla kullanıyoruz. Kullanmayı öğrenmekten öte bir de dünya çapında kullanılan teknolojileri geliştiren biz olsak sırtımız yere gelmeyecek.

Mosaic devri ve internet tarayıcı savaşları

Mosaic, Netscape Navigator ve Mozilla Firefox'un atası olan tarayıcı

90'lar o kadar da uzak bir gelecek değil, en azından belli bir yaştaki internet kullanıcıları için. Özellikle internet tarayıcı savaşlarına sahne olacak bir dönem bu. İnternette yazı ve resimlerin aynı sayfada kullanılmasına imkan tanıyarak interneti çok daha popüler ve erişilebilir hale getiren Mosaic internet tarayıcı vardı. Mosaic Unix işletim sistemi için yazılmıştı ama Macintosh ve PC'ye de çıktı. Esas mecrasını PC'de buldu. Mosaic'i Netscape Navigator takip etti. Bugün onun izinden giden ise Mozilla Firefox denilebilir.

Ancak kesinlikle Internet Explorer'ın hakkını yememek gerekiyor. IE 8 sürümüyle bugünlerde kaliteyi daha da yükselten bu internet tarayıcı Netscape'i piyasadan kazıyıp atmıştı. İki internet gezgini program da oldukça kullanışlıydı ve rekabet halindeydi. Bu rekabet kullanıcıların yararınaydı. Rekabeti bitiren Microsoft oldu. Internet Explorer'ı standart olarak Windows'a dahil edince, bilgisayarların da çoğu Windows ile bilikte satılınca bu teknolojiyle ilk kez tanışan kullanıcılar bir alternatifleri olduğunun farkına bile varmadı. Günümüzde dahi Windows'la beraber gelen programların alternatiflerinin varlığından habersiz veya hiç arama ihtiyacı hissetmemiş kullanıcılar mevcut.

İnternetin erken zamanlarına dönersek, 1993 ortalarında dünyada 130 web sitesi vardı. 1994 sonlarında ağ 5 yaşına geldiğinde bu sayı 12.000 olmuştu. Bunlardan sadece yüzde 18'i .com olarak bitiyordu. Ticari amaçlı internet siteleri yeni başlıyordu. Sonrasında az evvel bahsettiğimiz internet tarayıcısı savaşı başladı. Beş sürüm Internet Explorer ve dört sürüm Netscape Navigator sonunda bu savaş bitti. İnternetin 10. yılında internet tarayıcılar oldukça gelişmişti.

Arama motorları ve borsada internet

Northern Light daha Google'ın adı yeni yeni duyulurken büyük bir kullanıcı kitlesine sahipti

Günümüz devlerinden Google 1999 yılında vardı ancak o zamanlar oturmuş arama motorlarının gölgesinde kalıyordu. AltaVista ve Northern Light gibi arama motorları 150'şer milyon sayfa gösterimine sahiptiler. Geçen 5 yılda oldukça gelişmişlerdi ve bu işteki ticari potansiyel fark edilmiş, yarış başlamıştı. Bu noktada arama motorlarının teknolojisi tıkandı ve AltaVista gibi devler daha iyi algoritmalar hazırlamak, interneti daha iyi tarayıp güçlenmek yerine bu iş böyle olmayacak diyerek farklı bir anlayışa yöneldiler. Arama motorundan ziyade "portal" mantığına kaymaları, seçme kaynakları insan gücüyle bağlantı vererek listelemeleri uzun vadede Google karşısında sonları oldu.

İnternet tarayıcı savaşları, arama motoru savaşları derken internetin popülaritesi ve işin ticari yönü güç kazandıkça olaylar daha başka bir boyuta taşındı. Amazon, eBay, Google ve Yahoo'nun isimleri, başarıları medyada yer aldığı için bundan etkilenen pek çok .com girişimi başladı. Bu girişimler, küçük internet teknolojisi şirketleri borsada çok ucuza hisselerini halka arz ettiler. Spekülatörler de çok ucuz olan senetlerden bolca alarak bu şirketlerin değerini mantıksız ölçüde şişirmeye başladı. Daha çok şirket, daha çok hisse ve inanılmaz hisse değerleriyle hayali bir büyüme başladı. Yükselen borsadan payını almak isteyen herkes parasını bu hızlı tırmanan senetlere yatırmaya başladı. Peki ya sonra? Spekülatörler ellerinde ne varsa yüksek değerlerden satıp ayrıldılar. Herkes satıp ayrılmaya başlayınca da değerler dibe vurdu ve sonuçta paralar bir cepten çıkıp diğerine girmiş oldu. Ne yazık ki bu olay yüzünden teknoloji şirketlerinin borsa hisse senetleri imaj olarak büyük zarar gördü. Pek çok insanın emeklilik parası yandı gitti.

Online ticaret, chat devri ve erotik siteler

Amazon gibi sitelerin başarısı medyanın ilgisini internete çekti, para ilgi çeker...

İnternetin 15 yaşına gelindiğinde artık online alışveriş almış başını gidiyordu. Amazon özellikle kitap satışlarıyla başarılı olmuştu. Gittikçe ürün portföyü genişleyen site uluslar arası satış yapıyordu. Amazon ilk kez 2003 yılında kar elde etti. eBay ise 135 milyon kullanıcı sahibi olmuştu ve açık arttırma sistemi inanılmaz ünlüydü. Herkes ucuza, normalde bulamayacağı fiyatlara alışveriş yapmak istiyordu. İki şirketin cirosu milyar dolarları geçiyordu.

İşin içine pek çok yerel alışveriş sitesi girdi. Tatil satışları başladı ve özellikle Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde online alışveriş inanılmaz bir tırmanış yaşadı. İngiltere'de yılbaşında 3.3 milyar poundluk online alışveriş yapılmıştı.

Elbette internet demek iletişim demektir. İlk günlerdeki haber grupları varlıklarını biraz değişerek sürdürürken, "chat" IRC gibi araçlar üzerinden inanılmaz popülerlik kazanmıştı. ICQ, Internet Messenger gibi programlar sayesinde yüz milyonlarca kullanıcı muhabbet ediyordu. IRC, 1991'e kadar dayanıyor ama chat'in tarihi bu makalede bazen tek satırda geçtiğimiz pek çok konu gibi başlıbaşına bir makale konusudur. Chat'e dönersek, insanlar arkadaş, sevgili hatta bulmak için bile interneti kullanıyordu. Bulamayanlar için de daha internetin emekleme dönemlerinden beri artan bir erotik veya porno içerik söz konusuydu. Denetimsiz bir ortamda sansür yoktu. İyi ya da kötü herşeyin paylaşımı denetim olmadığı için de serbestti.

Dünyada en çok resmi indirilen kadın olan Danni Ashe, Usenet haber gruplarını 1994'ten beri kullanan bir striptizciydi. 1995'te eşine kendisi için bir site hazırlattı. Çıplak fotoğraflarının indirildiği site o kadar hızlı yayıldı ki servis sağlayıcı bir süre sonra Danni'nin sitesine ayrı bir sunucu açmak zorunda kaldı. Bir süre sonra üyelik ve aidat sistemine geçen site 2001 yılında 6.5 milyon dolar kazanmıştı ve 30 milyon dolar değerindeydi. Danni'nin milyarın üzerinde kere resmi indirilmişti. 2003 yılında 50 tam zamanlı çalışanı ve 1500 metrekarelik ofisi vardı. 2004 yılında siteyi sattı ve site 2006 yılında kendini Penthouse'un ellerinde buldu.

İnternetin başarısının sırrı: hyperlink ve insan!

İnternete her an, her yerden erişebilmek, hatta artık damardan bağlı kalmak istiyor insanlar

İnternet 20 yaşına geldiğinde hala bazı şeylerin değişmediğini görüyoruz. Bütün siteler hala tıklanınca kullanıcıyı başka sayfalara yönlendiren bağlantılar, hyperlink kullanıyor. Hatta meşhur Ekşi Sözlük'ün başarısı bu gayet basit bağlantılara dayanıyor. Yakın alakalı konulardan, bir cümle içerisinde geçen uzaktan alakalı konulara kadar bağlantılar sayesinde kullanıcılar merak ettikleri her türlü veriye hızla ulaşabiliyorlar. İçeriği kullanıcının girdiği sistemlerde, kullanıcılar bağlantı verdikçe sistemin daha zengin, daha kullanışlı olmasını sağlıyorlar. Popüler sosyal ağların da sırrı aslında gayet basit. Her şey tek tıklamayla ulaşılabilecek hızlı bilgi paylaşımına dayanıyor.

İnternetin gelişiminin teknolojik değil, sosyal ihtiyaçlarla sürdüğünü görebiliyoruz. Alışveriş, arama, konforlu sörf, sosyal ağlar, iletişim, çalışma, eğlence... İnternetin sunduğu her şey insanlar için.

Zamanla kullanıcı sayısı ve haliyle de kullanım miktarı arttıkça internet hızı da mecburen arttı. İnternet hızı arttıkça kullanıcılar bu imkanı daha da zorladılar. Daha çok resim, daha çok müzik, film derken bir yandan da kalite ve dosya boyutları büyüdü. Kullanıcıların servis sağlayıcılara ve online alışverişe, hizmetlere ödediği paralar altyapıya da yansıdı.

Japonya'da 200Mbps sıradan bir internet bağlantı hızı. Günümüz internet altyapısı YouTube gibi dev siteleri de kaldırıyor. Google'ın sunucu çiftlikleri internet sayfalarını hafızaya atıyor. Bir yandan internet televizyonu kotaların kalkması için fırsat kolluyor. Apple'ın iTunes Store'u gibi yaklaşımlar, düşen CD satışlarının yerini almak için hazırlanıyor. P2P dosya paylaşımının yerini alacak yasal ticaretin temelleri oldukça hantal bir şekilde de olsa atılmaya çalışılıyor.

Bir organ olarak internet

Bu plakette internetin doğuşunda rol oynayanların isimleri ve buluşları yer alıyor

Bir zamanlar sadece üst düzey yetkililerin görebildiği uydu görüntülerine evden ulaşabiliyor, konser mekanına uydu görüntülerinden bakıyor, yolumuzu buluyoruz! Ayrıca artık her yerde internet var. Kablosuz internet sayesinde sadece ethernet kablosuna ve prize bağlı masaüstü bilgisayarlarda değil, taşınabilir cihazlarla her yerden internete bağlanabiliyoruz.

İnternete bağlanmak bağımlılık bile olabiliyor. Sosyal ağları her dakika takip etmek, güncel kalmaya çalışmak yorucu olabiliyor. Ancak şu da var ki çok tatmin edici ve diğer aktivitelerle kıyaslandığında insana kattıkları büyük.

Devasa online oyunlar ekonomik krizde evden çıkmadan sosyal eğlence isteyenlerin favori alternatifi oldu çıktı. Daha saymadığımız o kadar çok şey var ki! Sırf sosyal yönü ayrı bir derya, teknolojik yönü bambaşka. Mesela şimdi internetin tarihini internetten, CHIP Online'dan okuyorsunuz. Bunu yaparken yararlandığınız bütün teknolojiyi, çevre birimleri düşünürseniz uzunca bir süre düşünce zincirini takip edersiniz ve hayatımızın nasıl değiştiğini bir kez daha fark edersiniz. Ve hem sayısız parça, hem de bir bütün görürsünüz.

Her gelen haberle birlikte hem internet, hem bağlı zihinler büyüyor, gelişiyor, güncelleniyor. Yaşayan bir varlık gibi internet. Hatta internet bugün insanın bir organı haline gelmiş durumda. İnternet olmaksızın bir organı kesilmiş gibi insan işlev kaybına uğruyor. Dahası bu organ bütün insanları birbirine bağlıyor.

Peki bundan beş yıl sonra ne olacak? World Wide Web'in 25. yaşında neler olacak? Şimdilik öngörülen iki önemli gelişme var. Birincisi her yerden internet erişimi, ikincisi ise bulut bilgi işlem. Biz bunların yanına Natal gibi projeler sayesinde grafik arayüzden daha gelişmiş kontrol sistemlerine kavuşacağımızı da ekleyebiliriz. Okyanus altından geçen hatların kapasitesinin arttırılmasından tutun da seneye gelecek olan 4G'ye kadar daha bir ton gelişme bizleri bekliyor.
İnternetle ilgili her türlü gelişme için bizi takip etmeye devam edin, çünkü bu işin geleceği bu makalede bitmiyor. İnternet daha yeni başlıyor...

Ali Güngör

Okuyucu Yorumları

Toplam 21 Yorum

Mükemmel bir makale.Böyle nostalji haberler çok güzel oluyor. Kullanıyoruz ama, nedir neyin nesidir sayenizde öğreniyoruz. Teşekkürler chip.

CHIP nostalji konusunda çok iyi. Soluk almadan okuduk walla. :D

gerçekten güzel bir makale olmuş :)

10 numara makale olmuş. ellerinize sağlık

tamda chipden beklenen bir makale olmuş
soluksuz okuduk :D

Süper olmuş. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

Mükemmel bir makale olmuş. Chip ailesinde olan yada olmayan ama emeği geçen herkese çok teşekkürler. Bu arada Japonya'da 200Mips hızın günlük hayatta sıradan bir bağlantı haline gelmesi bana çok fena koydu :))) Biz hala 1Mips'lerde (ve de yerinde sayan kota yüzünden) sürünmeye devam :)))

japonya 200 mbps ban kötü koydu arkadaslar ..bide bizim ödediğimiz paradan daha az ödüyorlarsa (8 mbps 50 tL) valla intihar ederim :)

biliyordum ama hatirlamis olduk

makale süper başka ne denilebilir 7 kb la müzik indirdiğim ve vaybe hıza bak dediğim zamanları hatırlıyorum bügünle karşılaştırmak istemiyorum çünkü arada uçurum var.tr de altyapı sorunu bitmezz.çünkü her zaman üreten onlar ve tüketen bizlerizzz.

Tam makalenin son sayfasına geçtiğimde aslında bu internet ile evimizden sadece birkaç tıklama ile (bilgiye ulaşım ile) okuduğumuzu örnek verse ne güzel olur diyordum, iki satır sonra o çok güzel örneği gördüm. Gece gece hoş bir enstantene oldu :))

apple, microsoft, nokia, samsung gibi şirketlerin ürünnlerini dedikodularını okumaktan artık gına gelmişti :D bu yazı iyi oldu

güzel bir makaleydi internetin bir organa benzetilmeside güzeldi :))

"Japonya'da 200Mbps sıradan bir internet bağlantı hızı." gerçekten güzel bir derleme olmuş. Şu yazıyı da görünce hala 1 Mbps kullanan ben ve bu hıza ödediğim paradan utanıyorum. Evet üreten onlar ; tüketen ise biziz. :S

Çok başarılı olmuş

'' Bir de ülkemize dönersek durumu kalite ve ekonomi açısından hızla özetlemek mümkün. Normalde bedava olan 800'lü hatlara ücret ödedik. İhale malı berbat altyapı yüzünden internete bağlanmak için uğraşırken canımızdan bezdik. İşimizde gücümüzde interneti kullanmaya başladığımızda bile kesintilerle, yurt dışına çıkışla ilgili sorunlarla karşılaştık. Pahalı kullandık, çok kazıklandık ve dünya standartlarına bakarsak hala kalite ve fiyat olarak internetimiz sürünüyor. Bu sorunlar ADSL ile birlikte azalsa da devam etti. Hala kat edecek çok sorunumuz var ama bir yandan da gelişiyoruz, teknolojiyi gittikçe daha fazla kullanıyoruz. Kullanmayı öğrenmekten öte bir de dünya çapında kullanılan teknolojileri geliştiren biz olsak sırtımız yere gelmeyecek. ''

Ne güzelde anlatmışın durumumuzu :(((

internet fazla abartılan birşey bence.Olmasa da olur

Darpa chief. Bkz Mgs 1 :)

Gerçekten çok güzel bir makale. Tebrikler.

Çok teşekkürler!Ellerinize sağlık

Süper bir makale! Teşekkürler..

Sen de yorum yaz

 



CHIP'i Takip edin
E-Posta listemize katılın
CHIP Dergi Mobil Cihazınızda

İlginizi çekebilir