Japonya'nın 11 gizli silahı!

Japon teknolojisi hep iyi işlerde kullanılmıyor: İşte 2. Dünya Savaşı'nda kullanılan 11 gizli silah!

Japonya'nın 11 gizli silahı!

İkinci Dünya Savaşı'nın yenilikçi ve kavramsal silahları denilince akla genel olarak batılı ülkeler gelir. Ancak deneysel askeri teknolojiler söz konusu olduğunda, Japonya'nın da batılı güçlerden pek eksiği bulunmuyordu.

Rusya'nın Japonya'ya 1905 yılında ağır bir şekilde kaybettiği savaşın ardından, Dünya devletleri tarafından Japonya büyük bir güç olarak görünmeye başlandı. Birinci Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri tarafında yer alan Japonya, Versay'da yok sayılmasının ardından bulunduğu tarafı değiştirdi. 1930'lardan itibaren Nazi Almanyası'nın müttefiki olan imparatorluk, Pasifik'te saldırgan bir tutum göstermeye başladı. Bu durum, daha ilerleyen zamanlarda Birleşik Devletler ile anlaşmazlığa düşmesine sebep olarak, imparatorluğun çökmesine kadar gidecekti.

Hem endüstriyel olarak, hem de teknolojik olarak daha üstün bir düşman ile karşı karşıya olduğunun farkında olan Showa Japonya'sı, hızını arttırmaya karar verdi. Bu amaç için de Japon İmparatorluk Ordusu, özellikle intihar saldırılarına yönelik, gelişmiş geleneksel silahlar ile donatıldı. Öyle ki, bu silahların arasında biyolojik ve kimyasal savaş silahları da bulunmaktaydı. Japon askeri planlamacılarının Cenevre Protokolü'nü önemsemedikleri ve hatta yasaklanan silahları özellikle etkili buldukları da söylenmekte.

Japonya, İkinci Dünya Savaşı sırasında belki de yüzlerce kavramsal silah geliştirdi ve bunların bir kısmı, gerçekten savaş meydanlarında kullanıldı. Burada, bu silahlardan 11 tanesine göz atacağız...

Fu-Go Balon Bombaları

Naziler V2 roketlerini İngiliz Kanalı üzerinden ateşlerken, Japonlar da kendi "intikam silahlarını" üretmekteydiler. Askeri tasarımcılar, kıtalar arası füze geliştiremediklerinden dolayı, balon bombaları fikrini kullanmayı tercih ettiler.

Bu fikrin çalışabilmesi için, Birleşik Devletler'e doğru jet rüzgarları üzerinden yaklaşık olarak 8.000 km boyunca ilerleyecek, yangın bombaları ile donatılmış balonlar üretildi. Bu silahların amacı, Kuzeybatı Pasifik bölgelerinin üzerinde patlayarak, büyük çaplı orman yangınları çıkartmak ve böylelikle Birleşmiş Devletler'in sahip olduğu insan gücünü bölmek idi.

A.B.D. hükümeti, bu balonlarla ilgili haberleri, düşmanı cesaretlendirmemek adına gizli tuttu ve A.B.D. halkı ancak savaş bittikten sonra balonlardan haberdar oldular.

Sen Toku Class Mega Sub (denizaltı)

Japonya, bu devasa savaş araçlarından savaş sırasında üç tane üretti ve bu araçlar, geleneksel şekilde enerji üreten en büyük denizaltı rekorunu ellerinde tutmaktalar.

Japonya'nın Pasifik Okyanusu egemenliği planını desteklemek amacını taşıyan bu denizaltılar, Panama Kanalı'na saldırmak için üretilmişlerdi.

Denizaltılar, üç adet Aichi M6A1 uçağı veya 800 kg'a kadar bomba taşıyabiliyordu. Uçaklar, ön kulede yer alan mancınıklarla havalanmaktaydı ve yüzeye çıktıktan sonra 45 dakika içinde harekede geçebiliyorlardı.

Bu denizaltılarda Almanlar'dan ilham alınarak üretilen ve radar ile sonar sinyallerini emen kalın, lastik benzeri bir kaplama da bulunmaktaydı. Savaş, bu denizaltılar kullanılamadan sona erdi ve 1946'da I-400 A.B.D.'ye teslim edilerek Hawaii açıklarında batırıldı. 

Unit 731 ve Biyolojik silah kullanımı

1937'den savaşın sonuna kadar, Japonlar pek çok biyolojik silah üzerinde araştırma yaptılar. Bu silahların arasında basil bombası ve veba yaymak için kullanılan pire bombaları da bulunmaktaydı. Japon İmparatorluk Ordusu'nun Unit 731 adlı bölümü, gizli bir şekilde biyolojik ve kimyasal savaş araştırma ve geliştirme bölümü olarak görev almaktaydı ve pek çok hastalığı, insan denekler üzerinde test etmekteydi. Japon askerleri, bu bombaları kullanarak özellikle Çin'de pek çok bölgeye saldırdılar.

California State University'de görev alan tarihçi Sheldon H. Harris'in söylediğine göre, deneyler sırasında 200.000'den fazla Çinli hayatını kaybetti. Ayrıca Harris'in çalışmasına göre, savaşın sonlarına doğru hastalıklı hayvanlar serbest bırakılarak, Harbin bölgesinde 1946 ile 1948 yılları arasında en az 30.000 kişinin hayatını kaybetmesine sebep oldu. Bazı Japon araştırmacılar bu sayılara karşı çıkmaktalar ancak kesin bir sonuca ulaşmak pek kolay değil.

Tarihçi Antony Beevor'un söylediğine göre, Japonlar bu silahları Pasifik'teki Amerikan askerlerine karşı kullanmayı ve hastalık taşıyan balon bombalarını ABD'ye göndermeyi planlıyorlardı. Hatta 1945 yazında, hastalık taşıyan pireleri San Diego üzerine bırakacak bir kamikaze planı da bulunmaktaydı.

Ayrıca, Unit 731'in komutanlarının, A.B.D. ordusu ile biyolojik savaş sırlarını paylaşma karşılığında dokunulmazlık hakkına kavuştuklarını da belirtmekte fayda var.

Fukuryi İntihar Saldırısı Giysileri

Bu özel dalgıç giysileri, Japon Özel Saldırı Birlikleri için, ana adaların düşman tarafından ele geçirilmesini engellemek adına tasarlanmışlardı. Bu giysiler, 5 metrelik bir bambu sopaya bağlı olan ve 15 kg patlayıcı taşıyan mayınlara sahiplerdi.

Dalgıçlar, 9 kg ağırlığında kurşun ile dibe batırılarak, suyun altında 6 saate kadar 5-7 metre derinliğinde yürüyeceklerdi. Dalgıçlar, bir düşman gemisinin gövdesine ulaştıklarında patlayıcıları patlatarak, kendilerinin de ölümü ile sonuçlanan bir saldırı düzenleyeceklerdi.

Bu giysilerin savaşta kullanılıp kullanılmadığı belli değil ancak, A.B.D. çıkartma araçlarının ve bir mesaha aracının intihar yüzücüleri tarafından saldıra uğradıklarını gösteren raporlar bulunmakta.

"Purple" Şifreleme Makinesi

İkinci Dünya Savaşı'nın en ünlü şifreleme aracı Almanya'nın Enigma Makinesi olabilir ancak tek şifreleme aracı o değildi. 1937 yılında, Japonlar "97-shiki O-bun In-ji-ki" veya "97 Alfabetik Daktilo" adlı bir ürünü geliştirdiler ve Japon takvimi yılı 2597 ile adlandırıldı. Ürün, kod adı olan "Purple" (Mor) ile daha yaygın bir şekilde tanınmakta.

Cihaz, iki daktilo ve 25 karakterli alfabetik denetim santraline sahip bir elektrikli rotor sisteminden oluşmaktaydı. İlham aldığı Enigma cihazında da olduğu gibi, şifrelenmemiş bir yazı, normal bir şekilde girilebilmekteydi. Ancak cihazın en önemli gelişimi, kullandığı ikinci elektrikli daktilo ile şifrelenmiş mesajı bir kağıt üzerine yazabilmesiydi. Bu yüzden de cihazı kullanmak için sadece bir kişi yeterliydi.

Japonların şifreyi her gün değiştirmesinden dolayı da, şifre çözücüler, mesajlarda belirli bir desen bulamamaktaydı. Alberto Perez'in belirttiği üzere, "kontrol santrali 6'lı çiftler olarak bağlanabilen 25 bağlantıya sahipti ve bu da 70.000.000.000.000 olası düzenleme yaratmaktaydı."

Yokosuka MXY-7 Ohka Kamikaze Uçağı

Savaş ilerledikçe, Japonların intihar saldırısı teknikleri de gelişmeye başladı. Öyle ki, sadece bu amaç için üretilen uçaklar da bulunmaktaydı. Yokosuka MXY-7, roket ile itilen bir hava aracıydı ve 1944 Eylül ayında ilk kez kendini gösterdi. Japonlar, bu uçağın üretimi için mümkün olduğu kadar az önemli malzeme kullanmaktaydı ve uçağın üretimi oldukça temeldi.

Savaş sırasında Ohka, bir Mitsubishi G4M'nin gövdesinin altında taşınarak hedefe yaklaşıyor ve bu noktada serbest bırakılıyordu. Düşüş sırasında pilot, mümkün olduğunda hedefe doğru süzülmeye çalışarak roketleri ateşliyor ve hedefe çarpıyordu.

Bu silah, yaklaşık 1.200 kg'lık bir savaş başlığına sahipti ve yüksek hızı sebebi ile, hava-karşıtı silahlar tarafından durdurulması neredeyse imkansızdı. Ancak süzülme evresinde oldukça savunmasız bir durumdaydı ve roketler bir kez ateşlendikten sonra yönlendirilmesi pek mümkün değildi. Her şeye rağmen, en azından bir adet A.B.D. destroyer gemisinin bu silah ile batırıldığına eminiz.

Mitsubishi J8M (Shushi) Önleme Uçağı

Eğer bu uçağın, Alman Messerschmitt Me 163 Komet'e benzediğini düşünüyorsanız, pek yanılıyor sayılmazsınız.

J8M1'in, gelişmiş Nazi hava aracının lisanslı üretilmiş bir kopyası olması gerekiyordu ancak Almanlar, çalışan bir uçağı Japonya'ya iletmeyi başaramadılar. Alman Komet'ini taşıyan denizaltı, Japonya yolunda batırıldı. Bunun yerine Japon mühendisler, uçuş kılavuzu ve sınırlı teknik planı kullanarak, ters-mühendislik yöntemi ile gelişmiş bir uçak üretmeyi başardılar.

Japonlar, müttefik kuvvetlerin Avrupa'daki bombalı saldırılarını gördükten sonra, benzer bir saldırının Japonya üzerinde gerçekleşmesinden korkarak, bir önleme uçağı üretmek isteğindeydi. Askeri plancılar, böyle bir saldırının an meselesi olduğunu düşünmekteydiler ve B-29 Superfortress'ler, çoğu Japon savaş uçağının ulaşabildiğinin daha üstünde bir noktada uçmaktaydı. Bu yüzden de Me 163, bu sorun için geçerli bir çözüm olarak gözükmekteydi.

İncelemek için çalışan bir modele sahip olmamalarına rağmen, Japon mühendislerin ürettiği bir prototip, savaş bitmeden test edildi. 7 Temmuz 1945 tarihinde J8M, ilk uçuşunu Kıdemli Yüzbaşı Toyohiko Inuzuka kontrolünde gerçekleştirdi. Ne yazık ki bu test, facia ile sonuçlandı. J8M1 motorları, dik tırmanış esnasında durarak, uçağın düşmesine ve pilotun ölmesine sebep oldu. Daha sonra 6 prototip daha üretildi ancak bunların hiç biri, savaşın bitiminden önce test edilmedi.

O-I Super ve Ultra ağır Tanklar

Japonlar, genel olarak tanklarıyla tanınmazlar ancak savaş sırasında, orta ağırlıklı 97 Chi-Ha da dahil olmak üzere oldukça başarılı tanklar üretmekteydiler. Ancak savaşın ilerlemesi ile beraber, Japonların hedefleri de büyüdü. Öyle ki, Pasifik bölgesinde kullanmak amaçlı süper ağır ve ultra ağır tankların üretimi düşünülmeye başlandı.

Bu araçlar, 100-120 ton ağırlındaki gövdelerinde 11 kişilik bir mürettebat bulunduracaklardı. Süper ağır tank, 3 taret, bir büyük top ve iki küçük top ile donatılmaktaydı. Söylenenlere göre, bu tanklardan biri Manchuria'ya gönderilmişti ancak savaş görüp görmediği belli değil.

Gelişmiş deneysel prototip ultra ağır O-I ise, dört tarete sahip olacaktı.

Ku-Go Ölüm Işını

Savaşta yer alan diğer ülkeler gibi, Japonlar da bir ölüm ışını geliştirmeye uğraşmaktaydılar. Bir hava aracını yüzlerce kilometre öteden düşürebilecek yoğunlaşmış enerji ışınları, Tesla'nın ilham verdiği, dönemin en büyük çalışmalarından biriydi. Savaş sonrasında A.B.D. ordusunun ele geçirebildiği belgelere göre Japonya, 1939 yılında Noborito'daki laboratuvarlarda çalışmalara başlamıştı.

Bilim adamları, bu ölüm ışınını gerçeğe dönüştürebilmek adına yüksek enerjili bir "magnetron (manyetron)" üretmişlerdi ve bir radyasyon ışını üretebilmekteydiler. Fizikçi Sinitiro Tomonaga'nın ekibi, 20 cm çapında 100 kW çıkış sağlayabilen bir magnetron ürettiler. Ancak bu cihaz, bilim kurgularda gördüğümüz ölüm ışınları gibi çalışmamaktaydı. Hesaplamalara göre, eğer bu cihaz düzgün odaklanır ise yaklaşık olarak 1 km mesafedeki tamamen hareketsiz duran bir tavşanı, beş dakikada öldürebilmekteydi...

Uçan Tanklar

Japon ordusunun savaş sırasında karşılaştığı en büyük problem, tanklar gibi ağır silahları, bir adadan diğerine aktarmaktı. Bu sorunun çözümü de uçan, daha doğrusu süzülen, tanklar üretmek olarak görülmekteydi.

Bu hafif tanklar, ayrılabilen kanatlar ve kuyruk takımına sahiplerdi. Ancak tankın paletleri bu inişten sağlam kurtulamayacağı için, araca ayrılabilir bir çift kızak da eklenmişti. Mitsubishi Ki-21 "Sally" ağır bombardıman uçağı gibi bir hava aracından ayrıldıktan sonra bu tanklar, hedeflerine süzülerek ilerleyecek ve inişten sonra zırhlı bir kara aracı görevlerine başlayacaktı.

Japonlar, Maeda Ku-6 ve Özel No. 3 Uçan Tank veya Ku-Ro da dahil olmak üzere bazı prototipler üretmeyi başardılar. Ancak bu prototipler, savaşa hiç dahil olamadı.

Z Superbombers Projesi

İmparatorluk Japonya'sı, Kuzey Amerika'ya ulaşabilecek bir kıtalar arası bombardıman uçağı arayışındaydı. Japonlar, savaş ilerledikçe Amerika'nın B-29 Superfortress'i gibi bir araca daha çok ihtiyaç duymaya başladılar. 1941 yılında Imperial Japanese Navy tarafından deneysel 13-Shi Attack Bomber tanıtıldı.

Bu araç, dört motorlu ve uzun menzilli bir ağır bombardıman uçağı idi. Ancak askeri planlamacılar, daha büyük, ağır ve hızlı bir silah arayışındaydılar. Öyle ki hedefleri, 10.000 metrede her biri yaklaşık 500 kg ağırlığındaki 22 adet bomba ile uçabilecek bir hava aracı idi.

Imperial Japanese Army'ye sunulan tasarımların arasında Nakajima G10N ve Kawasaki Ki-91 de bulunmaktaydı. Nakajima G10N, yaklaşık 75 metre kanat genişliği ve 45 metre uzunluğa sahipti ve sahip olduğu her biri 5000 hp olan altı motor ile 7.500 metre yüksekliğinde saatte 590 km gibi bir hıza ulaşabilmekteydi. Öyle ki, Nakajima Aircraft Company, bu uçak için motorları üretmeye bile başlamıştı ancak 1994 Temmuz ayında, kötü giden savaş şartları yüzünden Project Z'nin iptal edilmesine karar verildi.

Tarihçi Steve Horn, devasa Project Z bombardıman uçağının, savaş sonrası Convair Consolidated Peacemaker bombardıman uçağına boyut, ağırlık ve performans olarak, savaş zamanındaki Superfortress'e göre daha yakın olduğunu söylemekte...

Levent Öztürk

Okuyucu Yorumları

Toplam 19 Yorum

almanlar çok güçlü. o dönemde abd ile kafa kafaya girseler abd yi indirirdi

@27 Mar 2015 08:06 Amerika'nın 1. Dünya Savaşına hiç hazırlıksız katıldığını biliyor musunuz? Adamlarda miğfer bile yokmuş ve Fransızlar tarafından sağlanmış. Amerika 1. Dünya Savaşına, Fransa'ya geldikten tam 8 ay sonra dahil olabildi. Çünkü, bildikleri tek savaş türü açık savaş; Amerikan İç Savaşında bile hendek kullanmalarına rağmen açık alan savaşı yapılmıştır. Dolayısı ile hendek savaşının h'sini bile bilmediklerinden 8 aylık eğitimden sonra, ancak dahil olabildiler. Kaldı ki, tank, gerçek otomatik tüfek ve benzeri teknolojiler Avrupa menşeinde idi, Amerikalıların tankları (savaşa katılmadan önce) Renault'un ürettiği tanklardı.

@29 Mar 2015 17:23 bu verdiğin bilgiler doğru olabilir ama makale 2. dünya savaşıyla alakalı

@29 Mar 2015 17:23 ABD İkinci dünya savaşında da çok güçlü değildi ki; hep sayısal (hem silah hem de asker bakımından) üstünlük nedeniyle başarılı oldu. Mesela Sherman Tankları, Panzer ve Tiger'ların karşısında neredeyse teneke kutu idi, hatta StuG'lar lime lime ediyordu. Ama hem ekonomisinin (hem ham madde olarak hem de üretim kapasitesi olarak) taze olması ve bulaşan her hangi bir tehdit söz konusu olmaması nedeniyle tank üretimini ikiye, üçe hatta dörde katlamıştır. ABD'nin 2. Dünya Savaşındaki üstünlük sağlayan ilk silahı P-54 Mustang ve bunların sayesinde B-52 Super Fortress Uzun Mesafe Ağır Bombardıman uçaklarıdır. Zaten savaşı da bu iki silahının desteği sayesinde kazanmıştır, kaldı ki bu uçaklarda savaşın sonlarına yetişmiştir. Aynı Almanların son demlerinde yetiştirdiği, ama verimli kullanmaya vakit bile bulamadıklar Me-262 Jet savaş uçakları gibi. Almanlar eğer ham madde sıkıntısı hem de asker sıkıntısı (özellikle tecrübeli subay ve pilot) çekmese ve tabi ki stratejik hatalar yapmasalar, teknolojik olarak bu savaşı rahatlıkla kazanabilirlerdi. Bakmayın siz, özellikle ABD ve soğuk savaş rakibi SSCB uzay konusunda hep böbürlenmişlerdir. Ancak, hiç altında yatan sebeplerden bahsetmezler. Özellikle ABD, ama uzay macerasının altında Alman SS Subayı von Braun yatmaktadır. Aslen, diğerleri gibi Nunber Mahkemelerinde yargılanması gerekirken, ABD'ye götürülmüştür. SSCB'de eski Alman bilim adamları sayesinde buralara kadar gelebilmiştir. Alman aklı ve teknolojisi olmasa, en az bir 10 yıl daha pervaneli uçaklarla uçuyor, uzaya da 20 yıl değil, 40 yıl sonra çıkabilirlerdi (1964 Rus Stupnik yapay uydusu, Yuri Gagarin ve ABD Saturn Roket Projesi).

@30 Mar 2015 19:48 Kaldı ki, ABD son ana kadar hala hazır değildi savaşa. Son ana kadar, askeri açıdan tarafsız kalma taraftarıydı ve sadece insani yardım ağırlıklı çalışıyordu. Başlarda da çok sıkıntı çekmiştir, özellikle Avrupa Sahnesinde.

@27 Mar 2015 08:06 Hatta şunu da ekleyebilirim. 2. Dünya Savaşının üzerinden tam 67 yıl, Amerika'nın aya ayak basmasının üzerinden de yaklaşık 40-50 yıl geçmiştir. Bakınız bunca teknolojik gelişmeye rağmen, hala uzaya gitmekte kullanılan roket teknolojide bir gelişme yoktur. Uzaya istasyon kurulmuştur ama uzayda yaşam üzerine her hangi bir teknoloji geliştirilememektedir. Çünkü Amerika'nın kafa çalışmıyor, Amerika'ya gidenin kafası çalışıyor. Aha ben buraya yazıyorum, eğer Amerika uzaya çıkmak için, yaşamak için ve/veya uzun uzay seyahatleri için bir teknoloji geliştirdik derse, bilinki altında kesin, en az bir Avrupalı vardır. %99 doğruluk payı bile verebilirsiniz. Hatta eğer AB, olur da bu yaşadıkları mali krizleri atlatır, kendi aralarındaki temel problemleri giderir ve gerçek bir dışarıda bir içeride bağımsız birleşik bir devlet olmayı başarabilirlerse (bakmayın siz onların dediğine, aslında bir çeşit birleşik devlet oluşturuyorlar: Avrupa Birleşik Devletleri) Amerika'dan önce aya ve diğer yakın gezegenlere gider, belki yerleşik düzen bile alırlar.

Japonları hep takdir etmişimdir. Zaten köprü inşaatında halat koptu diye intihar eden japon mühendis harika bir örnek olacaktır... Hiçbir ölüme sebep olmadığı halde, kendi içinde ne acılar yaşadıysa artık.... Darısı, çürük çarık evler yapıp, onlarca insanın ölümüne yol açan katil müteahhitlere diyelim...

@27 Mar 2015 09:16 Kopeu insaatindaki catlaklar turk firmasini hatali uretiminden oldugu ortaya cikti. keske onlar da o -hic sorumlulugu olmamasina ragmen guururndan inihar eden- japonla ayni yoldan gidebilselerdi

güzel makale olmuş devamı gelir umarım. hep telefon, pc, android, ios nereye kadar?

Hiç biri bizim Çanakkale deki dedelwrimiz edemez Çanakkale geçilmez Çanakkale geçilmez

@29 Mar 2015 10:32 Onlara saygımız sonsuz da.Bu haberin altına gaza gelip yazdın sanırım bu yorumu :)

İkinci dünya savaşının en önemli silahlarındandır bu denizaltılar. Me-262 ve bu denizaltılar eğer yeterli sayıda savaş görebilselerdi çok farklı sonuçlar ortaya çıkabilirdi. Bu silahlar dışında, yetişmesi durumunda savaşın seyrini değiştirecek diğer bir silah ise V-2'lerdi ama bunlar da sayı üstünlüğü bakımından savaşa yetişememiştir. Aslında bu işi gerçekten iyi yapan 3 milliyet var, Japonlar, Almanlar ve Ruslar; dünyayı, dünya nimetleri bakımından değiştirebilecek olanlar büyük ihtimalle bu 3 milliyetten çıkacak.

@29 Mar 2015 17:11 Aslında burada unutulan iki silah daha var. Aslında ikisi de silah değil ama savaş teknolojisini derinden etkileyen ürünler. Şnorkel, denizaltılar daha önceleri, su altında kullandıkları elektrik motorunun akülerini şarj edebilmek için su üstünde gitmeleri gerekiyordu. Almanlar, şnorkeli icat ederek, bu soruna çok iyi bir çözüm bulmuştur. Bu da akabinde sonar'ın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Diğeri ise ki, aslında bu makalenin başlığına çok daha uygun bir savaş ürünü, kızılötesi görüş sağlayan cihazlar vardı. Örneğin ZG 1229 Vampir gibi; tanklara da takıldığını okumuştum. Ama bu cihazların büyük çoğunluğu savaşın sonuna ancak yetişebilmiştir.

çok gizliymiş

Adamlar kendilerini korumak istemiş napsınlar? .d

Amerika atam bombasını atmayaydı göreydi ebesini. Bildiğin savaş suçu, kavga ederken babasını çağıran çocuk tipi :S

2.Dünya savaşında Tam 40.000 milyona yakın insan öldü ve bunun sebebi Hitler Almanya, Dünyanın en iyi Tankı Almanyada

40.000 milyon ne kardeş ? Yorumu paylaşmadan önce 2 kez okuyun.

o savş bu savaş..kardeşim benim düşüncemşi,dünya devletleri birleşselerde vher konuda,uzayda yaşam varmı yokmu onu bulsalar. birbirleriyle böyle savaşacaklarına.

Sen de yorum yaz

 



CHIP'i Takip edin
E-Posta listemize katılın
CHIP Dergi Mobil Cihazınızda

İlginizi çekebilir