Karanlık maddenin sırrını çözecekler!

Bilimadamları, dünyanın en net teleskobuyla, evrenin gizemini çözmeyi hedefliyor...

1.400 megapiksel!
Yapımı 10 yıldan fazla sürdü...

Bilimadamları, karanlık maddenin sırrını çözebilmek için dünyanın en yüksek megapikselli teleskobunu kullanacaklar. PS1 olarak da bilinen PAN-STARRS gökyüzü izleme teleskobu tam tamına 1.400 megapiksel. Bilimadamları PS1 ile gün batımından şafağa gökyüzünü izleyecekler.

Bu sayede uzayın derinliklerini gösteren çok detaylı fotoğraflar elde edebilecekler. Bu proje sayesinde gökyüzünün daha önce olmamış kadar geniş ve detaylı fotoğrafları bilimadamları tarafından incelenecek.

Bu görüntüler sayesinde araştırmacılar Einstein'ın genel izafiyet teorisini de geçerli kılmak istiyorlar. Bu teori, uzaydaki bir cismin(karanlık madde gibi) etrafındaki ışığın, cismin çekiminden dolayı o cisme doğru eğildiğini söylüyor.

Projede çalışan bilimadamları, elde ettikleri verilerle eğer şanslı olurlarsa, karanlık madde ve karanlık enerji hakkında bilgi sahibi olacaklarını söylüyorlar.

Gökay Özbudak

Okuyucu Yorumları

Toplam 19 Yorum

Karanlık çünkü evrenin her bir santimi atomlar ile kaplı değil ! bilindiği gibi görme eylemi atom altı parçacıkların güneşten gelen ışığı farklı frekanslarda yansıtması sonucu oluşan renkler sayesinde gerçekleşiyor. Evrenin karanlık olmaması için her yerini kaplayan bir gaz atomu içermesi ve bir ışık kaynağı tarafından bu atomların beslenmesi gerekir. Eğer atmosferimizi kaplayan oksijen ve karbondioksit atomları olmasaydı güneşten gelen kısa dalga boylu mavi ışınlar bu gaz ve toz moleküllerinde kırılmayacak ve bizde mavi gökyüzü yerine evreni kaplayan o karanlığa bakacaktık. Evren ışığın yansıyabileceği herhangi bir gaz atomu ile dolu olsaydı karanlık değil başka bir renk olabilirdi tabi bütün evreni aydınlatacak bir ışık kaynağı da olmalı. İşte o zaman evreni kaplayan o maddeyi bulabilirdik derdik ki bu madde şu gazın atomlarından oluşuyor... Eğer evren bir madde ile kaplı olsaydı her madde gibi atomları olurdu. Yaşamı enerji oluşturuyor enerjiyi maddeler maddeleri atomlar. Demek ki bir şeye var diyebilmemiz için enerjisinin olması gerekli. Evreni kaplayan o sonsuz karanlıkta enerji yok. Eğer olsaydı ! yokluk veya varlık kavramı da olmayacaktı. Belki de Allah insanların evreni kaplayacak bu enerji kaynağını kullanıp evrenin sonunu aramaya çıkmasına izin vermemek için o karanlık boşluğu enerjisiz yarattı. Neyse ben bilim adamı değilim o yüzden tam olarak bilemiyorum ama bence evreni kaplayan karanlık madde diye bir şey yok orası evrenin ta kendisi. Ne demiş şair OLMAK YADA OLMAMAK işte bütün mesele bu...

karanlı maddeyi anlayabilmek için önce JEDAY olmak lazım...!!!
sonrası kolay... Luk Skayvolkır' da böyle öğrenmişti... onun babası da...

mistır jedi' yi hala aynı gezegende biraz daha yaşlanmış olarak bulabilirsiniz, ziyaretine giderseniz, sizleride eğitmekten zevk duyacaktır...

saygılar...

Eninde sonunda Allah'ın varlığını ispatlamış olacaklar. Onlar bu kadar uğraşmasın ben söyleyeyim :=) Bilal Akgündüz.

** 23:40 **

İşte orada yanılıyorsun. Çünkü saptanan veriler, orada birşeylerin olduğunu gösteriyor, ama bir türlü tespit edemiyorlar. Ama eninde sonunda tespit edecekler. Çünkü gözlemler yalan söylemez. Sadece bilmin daha fazla gelişmesi gerekiyor.

İkinci olarak, varlığın yapı taşının atom ya da ondan da öte atom altı parçacıklardan oluştuğu dahi kanıtlanamıyor. Çünkü aynı şu Rusların bebekleri gibi, tam en küçük parçayı bulduk derken, onun içinden başka birşeyler çıkıyor. Atom altı parçacıkların da başka parçacıklardan oluşmadığını kim iddia edebilir. Daha birkaç on yıl öncesine kadar en küçük yapı birimi olarak atom kabul ediliyordu, oysaki şimdi durum öylemi, tamamen farklı. Bundan bir yüz yıl sonra ne olacağını, nelerin keşfedileceğini kimse bilemez. Bu evrende kimse kesin yargılarla konuşmamalıdır, çünkü bu yargısı bir gün gelir yıkılabilir. Bizler evreni adam gibi çözebildik mi de evrende karanlık madde yoktur diye kestirip atıyorsun. O savını dayandırdığın bilgiler bile, vakti zamanında delilik, büyücülük olarak görülüyordu. Bilim gelişiyor, insan gelişiyor, her geçen gün başka başka şeyler öğreniyor, olmaz denilen şeylere şahit oluyor, kurallar yıkılıyor, yeni kurallar kuruluyor. Aslında bütüne bakınca bir şeyin yıkıldığı yok, o kurallar hep öyleydi, ama bizim bilincimizde yanlış şekillenmişlerdi. Bizler öğrendikçe bilincimizdeki o şekli baştan yaratıyoruz, olan bu sadece.

Dün 23:40 da yazan arkadaş bilmeden karanlık madde hakkında atıp tutmuş bi de yok demiş.

Astrofizikte, doğrudan algılanabilecek kadar büyük konuma getiren (ışık, x-ışınları v.b.) varlığı görünür maddeler üzerindeki kütle çekimsel etki ile belirlenebilen varsayılan maddelere karanlık madde adı verilir. Karanlık maddelerin varlığını belirlemek için gökadaların döngüsel hızlarından, gökadaların diğer gökadalar içerisindeki yörüngesel hızlarından, geri planda yer alan maddelere uyguladığı kütle çekimsel mercekleme özelliğinden ve gökadaların içerisindeki sıcak gazların sıcaklık dağılımından yararlanılır. İncelemeler, gökadalarda, gökada gruplarında ve evrende, görülebilen maddelerden çok daha fazla karanlık madde olduğunu göstermektedir.

Evrendeki kütle çekimsel enerjinin incelenmesi sonucu, varsayılan toplam enerji yoğunluğunun sadece %4'ünün doğrudan gözlemlenebilir maddelerden oluştuğu gözlemlenmiştir.

Yine bu toplamın %22'sinin karanlık maddeden oluştuğu hesaplanmaktadır. Kalan %74'ünün ise everene dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu kabul edilir.

23:40 arkadaş bu makaleyi sizin yazmanız gerekti bence.
Teşekkürler

Hadi hayırlısı umarım bir sonuca ulaşırlar. Bilal Bey size katılmıyorum Allah'ın varlığı var tamam ama o var diye de yan gelip yatmak olmaz evreni araştırmamızı o da ister.

"onlar evrim dediler bu yaptıklarımız devrim dediler" elde var 2x 00

Bu değer az bence 1.400 değil 1.400.000 MP olmalı :p

çok değil 5-10 sene sonra nokia 1400 mp den daha yüksek çözünürlüklü kameralı cep telefonları çıkarır bence:)

04:13 o zaman karanlık maddeki enerjinin nasıl depolandığını hangi madde atomların bu enerjiyi içerdiğini ispatla somut bir örnekle bilip bilmeden işkembe-i kübradan sallama yahu :))

Işığın sonsuza doğru ivmelenmesi için kırılmadan yoluna devam etmesi gerekir. Işık bir enerjinin hal değiştirmiş şeklidir. Varlığı ışığa borçluyuz. Eğer evren karanlık bir maddeden oluşsaydı fotonların bu maddeden yansıması sonucu gezegenlere ulaşacak ışık miktarları yaşam için yetersiz olurdu. Geceleri gökyüzünde milyonlarca ışık yılı uzaklıktan gelen yıldızların, gezegenlerin, nebulaların yansıttığı ışınları göremezdik. Güneşten dünyamıza 8 dk da ulaşan foton miktarı azalırdı. Işınların bir kaç saniye bile geç gelmesi sonucu dünya buz keserdi yaşam olmazdı. Işığın 1 lere çarpmadan sonsuza ivmelenmesi için 0 rakamı gerekli evreni 0 oluşturuyor. Burada ki 0 evrende hiçliği yokluğu temsil ediyor. Işığın sıfıra doğru eğilmesini bilim adamları bir enerji olarak algılıyorlar haklılarda! Çünkü ışık sonsuza doğru eğildiğinde bize bir şeyi işaret eder YARADANI... VARLIKTA YOKLUK YOKLUKTA VARLIK VARDIR. 1lerin olabilmesi için 0ın olamsı gerekir 0ın olabilmesi için 1lerin Muhyiddin İbn Arabi derki ALLAH ANCAK KARŞITLIKLAR İÇİNDE BİLİNİR...

Şimdi, teleskop bir üniversiteye aitmiş. Yani araştırma ve eğitim amaçlı kullanılacak. Burada haber olmasının sebebi olan karanlık maddeyi çözeceği iddiası pek gerçekçi değil. Yörünge teleskopları dururken bir kara teleskobu kesinlikle aynı kalitede görüntü elde edemez. Bu yüzden bu iddiası bana fazlasıyla abartılmış geldi.

Bu arada karanlık enerjinin varlığı sadece kütle veya atomik parçaların varlığı gibi tanımlanmıyor. Aslında maddesel varlık da olmayabilir. Ancak bilinen bir şey uzayın sınırının olduğu. Bu sınırın büyük patlamadan beri sürekli genişlediği. Bu sınırı neyin meydana getirdiği, uzaydaki boşluğun aslında bilinmeyen bir enerjiden mi meydana geldiği sorularının yanında bir başka soru da karanlık bir enerjinin yada maddenin varlığının sorgulanmasına sebep oluyor. Bu da büyük patlama gerçekleştikten sonra ortaya çıkan enerjideki boşluklar ve bu boşluklar sayesinde enerjinin atomları meydana getirmesi yani maddeleşmesi gerçeği. İkincisi bu kütlenin neden birbirini çekip tekrar merkezde birleşmek yerine sürekli birbirinden uzaklaşıyor olması sorusu. Yani ortada evrenin kütle çekimini aşan bir itme enerjisi söz konusu.

Yani şöyle olsa gaz olurdu bilmem ne olurdu diyenler bu gerçekleri de göz ardı etmemeliler. İşin bir de şu boyutu var belki de karanlık enerji düzensiz başlayan ve bir enerjinin bu düzenli evrene dönüşmesini sağlayan ilahi bir güçtür. Belki de tüm bu planın bir parçası. Kur'an kinayeli anlatımlarla uzaydaki (uzayın sınırı, atarcalar gibi) çeşitli gizemleri çözmeye teşvik eder. Evrim dahil hiçbir şeye karşı olmamızı gerektiren bir şey yok. Sadece insan'ın özel yaratıldığını biliyoruz. Diğer canlıların evrimleşerek türlere dönüşmesi de ilahi bir plan olamaz mı? Hiçbir şey gereksiz yere yaratılmadıysa geçmişte kalan onca tür gereksiz miydi. Milyonlarca yıllık dev bitki ve canlılar petrol ve kömür rezervlerini oluşturdu bunlar da insanlığın olmazsa olmaz gelişme adımlarını atmasını sağladılar.

Dünyamız raslantı denilmesi komik kaçacak kadar evrendeki çoğu maddeyi, yani dünyanın oluşumu sırasında bulunamayacak maddeleri barındırıyor. İnsan bedeninde bulunan maddeler bile bu şekilde. Bu maddelerin dünyanın oluşum evrelerinde ayın oluşumunu da sağlayan, Mars büyüklüğündeki bir kütleyle çarpışmasıyla geldiği düşünülüyor. Bu çarpışmanın yok edici olmaması için kısıtlı bir açıyla olması gerekiyor. Ay ise daha sonra dünyayı, insanı ve tüm canlıları etkileyen önemli bir parçası haline geliyor. Çarpışmanın getirdiği şey demir ve diğer bütün ağır ve değerli metaryaller oluyor. Dünyaya bu şekilde gelen demir sayesinde oluşan çekirdeği ile dünyanın çevresinde manyetik alan yaratan bir koruyucu alan meydana geliyor. Yani bu gezegenin yaşamı destekleyecek hale gelmesinde bile inanılmaz "rastlantıların" gerçekleşmiş olması gerekli.

Karanlık maddenin açıklanabilmesi ise tüm bunların rastlantı mı yoksa bunları gerçekleşmeye zorlayan bir enerji mi var sorularını yanıtlayabileceğinden bu kadar önemli görülüyor. Belki tarif edilemeyecek bir enerji yada maddesel varlık keşfedilecek, ama bana göre bu enerjinin varlığı da rastlantı olarak açıklanabilse bile bu rastlantılar bir rastlantıyı değil mucizeyi gerçekleştiriyor ve mucizeler bilimle değil doğa üstü güçlerle açıklanabilir. Bilim bir gün mutlaka gerçeğe ulaşacak ve evrenin sınırlarını bile görebilecek ama insanlığın bu kadar uzun sürebileceğinden şüpheliyim.

Bugün 14:34 e cevap

Sen önce evrendeki tüm elementlerin hatta tüm uzayın sadece %4 ünü bildiğimizi unuttun sanırım.

Git bir periyodik tablo bul, o tablonun ilk çıktığı günden bu güne kadar sonradan kaç element eklenmiş bi bak, sen evrende bulunan tüm elementleri keşfettik hepsinin atom sayısı belli mi sanıyorsun, şimdiye kadar öyle sanıyordun sanırım ki bu talihsiz açıklamaları yapmışsın.

Evrendekibir çok şeyin varlığı kesindir, ama inceleme şansımız yok, karadelikleri incelediler mi hangi atomlardan oluştuğu belli değil ama karadelik diye bir şey var mı yok mu mesela, karanlık madde de buna benzer bi şey, varlığı kesin yani sanırım sen teori filan sanıyorsun.

Koskoca japon, amerikalı, koreli, alman, bilim insanları yanılıyor, hepsi boşuna akademik makale yazmış, sen bi çıkmışsın chip.com.tr de makale yazarak karanlık madde yok diye savunuyorsun, sana kim inanır. söylediklerinin bilimsel en ufak dayanağı yok.

Belki de en büyük hatayı biz yapıyoruz. Bizler hep Allah'ı ayrı, farklı, herşeyden ayrı bir şey olarak düşünüyoruz. Belki de öyle değildir, belki de Allah varlığın ta kendisidir. Varlığın ta kendisidir, çünkü varlık tektir, birdir, eşi ve benzeri yoktur. Hep vardır, hep var olacaktır. İkinci bir varlık kavramından bahsedebilir miyiz mesela. Varlığı çoklayabilir miyiz ya da? Tabiki hayır, çünkü varlık olgusu tekil bir olgudur. Kuran'da yaratılıştan bahşeder ama yokedişten (yani hiç var olmamış gibi olmaktan bahsediyorum, parçalanmak, başka şekle dönüşmek vs. değil) hiç bahsetmez. Bizler bile sonsuza kadar yaşayacağız. Bilim de bize bunu gösteriyor zaten, madde vardan yok olmaz, yoktan da var olmaz. Allah kendisini nasıl sıfatlandırıyor, hep var olan, varolmak için bir araca, bir sebebe ihtiyacı olmayan, doğmamış, doğrulmamış, doğurmamış ve ebediyen var olacak olan. Aslında aynı anlatım tarzı.

Yani demek istediğim, Allah mutlak varlık, mutlak bilinç olamaz mı? Varlığı, yani kendini, yani her şeyi, var olan herşeyi şekillendiren, yöneten, genişleten, daraltan (ya da daha anlaşılır bir ifadeyle yaratan). Kuran'da insan yaratılırken kendi ruhundan üflemesi olayı da, insana kendi en büyük özelliği olan bilinci vakfetmesi değilmidir? Var olan herşeyin ta kendisi, sağa da dönsen, sola da dönsen hep orada olan, sana şah damarından daha yakın olan. Varlığın kendisi, varlığın efendisi, herşeye kadir olan.

Ve Kuran'da sanılanın aksine ruhtan bahsetmez. Ya da meleklerin ruhani varlıklar olduğundan. Kuran'da anlatılan her şey maddidir. Cennet, Cehennem, mükafat, ceza, bunların hepsi maddidir. Cehennem tasvirlerinde bile maddi cezadan bahseder. Sadece ruh ifadesi yukarıda da belirttiğim gibi bir yerde, mecazi bir anlam olarak bahsedilmektedir. Yani bu da şu demektir ki, Kuran'da metafiziğe yer yoktur.

Bunlar hiç de saçma şeyler değil. Ne Kuran'a ters, ne dine.

karanlık madde aydınlanırsa,aydınlık madde olur.. böyle olursa adıda değişir ne olacak peki eski karanlık yeni aydınlık madde mi?

Belki de en büyük hatayı biz yapıyoruz. Bizler hep Allah'ı ayrı, farklı, herşeyden ayrı bir şey olarak düşünüyoruz. Belki de öyle değildir, belki de Allah varlığın ta kendisidir. Varlığın ta kendisidir, çünkü varlık tektir, birdir, eşi ve benzeri yoktur. Hep vardır, hep var olacaktır. İkinci bir varlık kavramından bahsedebilir miyiz mesela. Varlığı çoklayabilir miyiz ya da? Tabiki hayır, çünkü varlık olgusu tekil bir olgudur. Kuran'da yaratılıştan bahşeder ama yokedişten (yani hiç var olmamış gibi olmaktan bahsediyorum, parçalanmak, başka şekle dönüşmek vs. değil) hiç bahsetmez. Bizler bile sonsuza kadar yaşayacağız. Bilim de bize bunu gösteriyor zaten, madde vardan yok olmaz, yoktan da var olmaz. Allah kendisini nasıl sıfatlandırıyor, hep var olan, varolmak için bir araca, bir sebebe ihtiyacı olmayan, doğmamış, doğrulmamış, doğurmamış ve ebediyen var olacak olan. Aslında aynı anlatım tarzı.

Yani demek istediğim, Allah mutlak varlık, mutlak bilinç olamaz mı? Varlığı, yani kendini, yani her şeyi, var olan herşeyi şekillendiren, yöneten, genişleten, daraltan (ya da daha anlaşılır bir ifadeyle yaratan). Kuran'da insan yaratılırken kendi ruhundan üflemesi olayı da, insana kendi en büyük özelliği olan bilinci vakfetmesi değilmidir? Var olan herşeyin ta kendisi, sağa da dönsen, sola da dönsen hep orada olan, sana şah damarından daha yakın olan. Varlığın kendisi, varlığın efendisi, herşeye kadir olan.

Ve Kuran'da sanılanın aksine ruhtan bahsetmez. Ya da meleklerin ruhani varlıklar olduğundan. Kuran'da anlatılan her şey maddidir. Cennet, Cehennem, mükafat, ceza, bunların hepsi maddidir. Cehennem tasvirlerinde bile maddi cezadan bahseder. Sadece ruh ifadesi yukarıda da belirttiğim gibi bir yerde, mecazi bir anlam olarak bahsedilmektedir. Yani bu da şu demektir ki, Kuran'da metafiziğe yer yoktur.

Bunlar hiç de saçma şeyler değil. Ne Kuran'a ters, ne dine.

-------------
katılıyorum varlığın ta kendisi olabilir çünkü farklı bişey olsa görmemiz lazımdı görmediğim birşeyede asla inanmam

izafiyette evrimde doğrudur hiç şüphe yoktur

Sen de yorum yaz

 



CHIP'i Takip edin
E-Posta listemize katılın
CHIP Dergi Mobil Cihazınızda

İlginizi çekebilir