Metro Exodus İnceleme

Her zaman ki muhteşem post apokaliptik dünya, üstelik artık açık dünyadayız. Daha ne olsun...

  • Mahmut Karslıoğlu
Metro Exodus İnceleme

Dmitry Glukhovsky'nin Metro üçlemesini okumadık. En baştan belirtelim. Hatta ilk iki oyunun da orijinallerini değil daha sonradan müthiş Xbox indirimleri sırasında satın aldığımız Redux sürümlerini oynamıştık. Metro serisi ile tanışmamız çok eskilere dayanmıyor yani. Ama özellikle Rus coğrafyasına ait apokaliptik dünyalara olan ilgimiz bizi bu seriye çekti. Daha önce Stalker'ı da keyifle oynamıştık. Dolayısıyla Metro Exodus bu dönem için heyecanla beklediğimiz oyunlardan biriydi. Peki beklentimizin karşılığını alabildik mi?

Serinin herhangi bir oyununu oynamamış olan varsa öncelikli tavsiyemiz hikaye ve karakterlere daha kolay ısınabilmek için önceliğe onlara tanımanız olacaktır. Xbox One kullanıcıları, iki oyunun içinde olduğu Metro Redux paketini 65 TL'ye alabilirler. Elbette bunu tercih etmeseniz de Metro Exodus'u oynarken hiçbir eksiklik çekmiyorsunuz. Çünkü oyunun girişindeki video size hikayenin küçük bir özetini sunuyor. Oyuna gelecek olursak, Metro Exodus öyle pek de kolay bir oyun değil. Yani klostrofobik tüneller yerine açık havada geçmesi ile daha önceki oyunlara göre daha az korkutucu olsa da hala etrafta çok fazla mutasyona uğramış yaratık var ve cephanemizin hepsine yetmesi de her zaman mümkün olmuyor.

Moskova'nın dışında da hayat varmış

Oyun, karakterimiz Artyom'un yine Albay Miller'ın emirlerini dinlemeyip metroların dışında da dünyada yaşam olduğunu ispat etmek için sinyal aramak üzere dışarı çıkması ile başlıyor. İşte tam bu noktada, güvenli alana dönmek için kısıtlı sayıda cephane ile yaratıklarla savaşırken oyunun ne kadar zor olduğu ile de ilk defa yüzleşmiş oluyoruz. Spartan Order'daki ekip arkadaşlarınızın yardımı olmasa oyunun burada bitmesi içten bile değil.

Bir prolog gibi oyun mekaniklerini size anlatan bu girişin ardından ise asıl oyun başlıyor. Artyom'un eşi Anna da kendisine inanmıyor ama yine de onunla birlikte yüzeye çıkıp sinyal aramasına yardımcı oluyor. İşte tam da bu sırada yeryüzünde hareket eden bir tren görüyorlar ve aslında Artyom'un haklı olduğu ortaya çıkıyor. Spoiler olmaması adına çok fazla detaya girmeyeceğiz elbette. Ama Metro Exodus'un; Artyom, Anna, Albay Miller ve Spartan Order'ın Moskova dışında hayatta kalan bu toplulukları arama hikayesini bizlere sunduğunu söyleyebiliriz.

Tünellerden bıkan Metro severler buraya

Metro Exodus için açık dünyamsı bir oyun diyebiliriz. Çünkü çizgisel devam eden bir hikayesi olsa da size herhangi bir görev verildiği zaman doğrudan onu yapmanız gerekmiyor. Görev çevresinde bulunan nispeten büyük sayılabilecek oyun alanı içinde, haritada soru işaretiyle gösterilen alanlara uğrayıp oralarda neler olduğunu araştırabiliyoruz. Aslına bakarsanız haritayı araştırmak aslında neredeyse bir zorunluluk. Çünkü çetelerin üs olarak kullandığı alanlardan yaratıkların inlerine kadar bir çok nokta size ihtiyacınız olan cephane ve ekipmanı sunabiliyor. Yine harita üzerindeki safehouse'lar ise geceyi güvende geçirmeniz ve daha da önemlisi silahlarımızı ve ekipmanlarımızı geliştirip, temizleyebileceğimiz, maskemizi tamir edebileceğimiz workbench'leri bize sunuyor.

Sürekli yer altında, karanlık tünellerde geçen önceki oyunlardan sonra Stalker vari bir şekilde Metro'nun bu post apokaliptik dünyasını daha güzel tecrübe etmemizi sağlayan bu yenilik bizce en dikkat çekenlerin başında geliyor.

Yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır

Oyun mekanikleri konusunda ise daha önce de belirttiğimiz gibi cephaneniz en çok dikkat etmeniz gereken konuların başında geliyor. Çünkü hiçbir zaman yettiremiyorsunuz. Bu durumda öldürmeden, yanından fark ettirmeden geçebileceğiniz her yaratığı pas geçmek en doğru davranış olacaktır. Diğer taraftan çok fazla ses çıkaran silahlardan da kaçınmanızı önerebiliriz. Aksi takdirde çevrede yaratıkların tümünü etrafınıza toplamaktan kaçamıyorsunuz. Mermi ekonomisi için herkesi kafasından vurmayı da tercih edebilirsiniz. Oyundaki yapay zeka pek başarılı olmadığı için düşmanlar sizi çok fazla zorlayamıyor. Konsolda oynuyorsanız zaten auto aim de işi oldukça kolaylaştırıyor. Bu durumda hikayenin tadını daha fazla çıkartıp etrafı daha kolay araştırabiliyorsunuz.  Boss vari daha büyük karakterlerle baş etmek için yeni daha ağır silahlar geliştirmeyi de unutmamak gerekiyor.

Bu arada her ne kadar ön planda olmasa da oyunda Red Dead Redemption 2'deki gibi bir karma sistemi de var. Oyun içinde ne kadar iyi, yardımsever ve nazik olursanız oyunun iyi sonunu görmeniz o kadar mümkün oluyor. Dolayısıyla olabildiğince çevrenize yardımcı olmanız iyi bir seçim olacaktır. Oyunun hikayesi müthiş, ona kimsenin laf etmeye hakkı olamaz ancak görevi al, bitir, geri dön yeni görevi al türü bir yaklaşım akıcılığı biraz kesiyor. Bu arada Artyom'un sessizliği de zaman içinde rahatsız edici bir hal alıyor. Bu noktada seslendirmelerin o kadar da iyi olmadığını söylemekte fayda var.

Sonuç

Metro Exodus, post apokaliptik bir dünya nasıl olması gerekiyorsa tam da o şekilde size sunuyor. Görsellik müthiş, oyunu Xbox One X'de deneyimlediğim için performans sorunları da yaşamadık. Her noktası ince eleyip sık dokunarak tasarlanmış bir oyun. Serinin takipçileri tarafından fazla ferah bulunabilir ama kesinlikle oynanmayı hak ediyor. Başta belirttiğimiz gibi yine de zamanınız varsa ilk iki oyunu önce oynayıp daha sonra Exodus'a geçmek daha iyi bir seçim olabilir. Kesinlikle tavsiye ediyoruz.

80

Yapım: 4A Games
Dağıtım: Deep Silver
Tür: FPS
Platform: XONE, PS4, PC
Web: www.metrothegame.com

Okuyucu Yorumları

İlk yorum yapan siz olun
Sen de yorum yaz

Turhost