Pluto’nun tekrar gezegen olmasını neden bu kadar önemsiyoruz?
Pluto'nun gezegen liginden çıkarılışının üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen kamuoyundaki tartışmalar ve nostaljik aidiyet duygusu tüm hızıyla devam ediyor. Peki ama onu bizim için bu kadar önemli kılan ne?
Pluto gezegen unvanını kaybedeli yirmi yıl oldu, ancak bu konuda kopan fırtına halen dinmiş değil. Bu ilkbaharda NASA yöneticisi Jared Isaacman açıkça Pluto'nun yeniden gezegen statüsüne kavuşmasını desteklediğini açıkladı ve tanıdık tartışmayı yeniden alevlendirdi. Sosyal medya platformlarında insanların Pluto'nun gezegenler kulübüne dahil edilip edilmeyeceği, cüce gezegenlerin başka bir sınıf olup olmadığı ve bu ayrımın bir anlam taşıyıp taşımadığına dair çekişmeleri sürüyor.
Görüş ayrılığı, Uluslararası Astronomi Birliği üyelerinin Pluto'yu cüce gezegen kategorisine yerleştiren tanımı kabul ettiği 24 Ağustos 2006 tarihine uzanıyor. Gezegen tanımının nasıl yapılması gerektiğine dair bilimsel tartışmalar o günden bu yana devam ederken, halkın da bu konuda söyleyecek pek çok sözü var. Birçok insan Pluto'nun gezegen kimliğinden vazgeçmiyor.
Çocukluğumuzun gezegeni
18 Şubat 1930'daki keşfinden rütbesinin alınmasına kadar Pluto, öğrencilerin öğrendiği ilk evren haritalarının başköşesindeydi. Güneş sisteminde dokuz gezegen vardı ve bunlar genellikle okul diyagramları ile ezberletilirdi.
Grand Valley State Üniversitesi'nde kültürel antropolog olan Deana Weibel, çocukluk dönemindeki bu aidiyetlerin yetişkinlikte bile güçlü kaldığını belirtiyor. Bir gezegen olarak Pluto; en uzaktaki, en küçük ve güneş sistemine sonradan katılan gök cismi olmasıyla oldukça akılda kalıcıydı. Weibel, yirminci yüzyılda keşfedilme hikâyesiyle birlikte yeni gezegenlerin eklenebileceğini gösterdiğini söylüyor.
Bu versiyonu çocukken benimseyenler için 2006 yılındaki karar, kökleşmiş bir gerçeğin değişmesini gerektirdi. Milwaukee'deki Shoreside Therapies'in kurucusu psikoterapist Laurie Groh, bu durumun günlük hayat üzerindeki etkisinden çok daha büyük bir duygusal tepkiyi neden tetiklediğini açıklıyor. İnsanların bir gezegenin yasını tutmadığını belirten Groh, öğrenilen bilgilerin kalıcı olduğu inancının sarsıldığını vurguluyor.