Resident Evil Requiem İncelemesi: Raccoon City’nin hayaleti geri döndü!
Capcom, neredeyse otuz yıl sonra Raccoon City’nin küllerine geri dönüyor. Resident Evil Requiem, karanlık atmosferi, iki karakterli yapısı ve güçlü görselliğiyle serinin en merak edilen bölümlerinden biri olmaya aday.
Capcom’un son yıllarda Resident Evil markasıyla kurduğu başarı grafiği ortada. Özellikle yeniden yapımlar ve modern yorumlarla seri yeniden zirveye tırmandı. Bu yüzden Requiem duyurulduğundan beri heyecanla bekliyorduk. Raccoon City gibi efsane bir mekâna yeniden dönmek riskli bir hamle. Ama Capcom bu riskten kaçmamış. Serinin geçmişine saygı gösterirken aynı zamanda farklı bir hikaye kurmayı da denemiş.
İstisnasız serinin tüm oyunlarını bitirmeye özen gösteren biri olarak bu tarz oyunların nasıl bir duygu verdiğini iyi biliyorum. Karanlık koridorlar, sınırlı mermi sayısı ve her köşeden çıkabilecek bir bela. Bunlar artık bizim eski dostlarımız oldu. Önceki oyunlarda olduğu gibi Resident Evil Requiem’i de geleneksel ritüelimizi bozmayarak kızımla birlikte oynadık. Kontrolü bazen ona verdim, bazen ben devraldım. Bazı sahnelerde o korktu, bazı anlarda ben. Ama ikimiz de aynı şeyi düşündük: Raccoon City’ye dönmek gerçekten ürpertici bir deneyim olmuş.
Raccoon City’nin küllerinde bir yolculuk
Resident Evil Requiem’in en güçlü taraflarından biri mekân seçimi olmuş. O meşhur bombalamadan yıllar sonra şehrin kalıntılarına geri dönmek mükemmel bir his. Burası yeniden inşa edilmiş bir şehir değil. Tam tersine, geçmişin izlerini hâlâ taşıyan bir enkaz alanı. Yıkılmış binalar, ayakta kalmaya çalışan yapılar ve terk edilmiş bölgeler sürekli olarak yaşanan felaketi hatırlatıyor. Şehir adeta yaşayan bir anı gibi. Oyunun atmosferi de bu duygunun üzerine kurulmuş. Raccoon City serinin en ikonik mekânı. Bu yüzden buraya dönmek hem nostaljik hem de tedirgin edici bir deneyim yaratıyor. Ayrıca önceki oyunu hatırlayanlar için de birçok noktasında easter egg’ler barındırıyor.
İki karakter, iki farklı tempo
Hikâye yine iki karakter üzerinden ilerliyor. Grace ve Leon. Grace bölümleri kesinlikle daha klasik bir survival horror hissi taşıyor. Keşif ön planda. Bulmacalar oyunun önemli bir parçası. Kaynak yönetimi ise sürekli aklınızın bir köşesinde. Bu kısımlarda tempo daha yavaş ama gerilim çok daha yoğun. Leon tarafında ise oyun belirgin biçimde hızlanıyor. Daha fazla çatışma, daha fazla baskı ve daha yoğun anlar var. Keşif tamamen ortadan kalkmıyor fakat aksiyon daha belirgin hale geliyor. Ana düşman Victor Gideon hikâyede önemli bir yer tutuyor. Spoiler vermeden söylemek gerekirse karakter oyunun daha karanlık tonuyla uyumlu bir antagonist olmuş.