30 yıldır asteroit sanılan gök cismi, aslında asteroit değilmiş

Uzay araştırmalarında otuz yıla yaklaşan bir kimlik karmaşası, NASA radar sistemlerinin takibiyle son buldu. Güneş sisteminde sıradan bir gök taşı sanılan Dünya'ya yakın bir cismin, kütle çekim yasalarını aşan özel hareketler sergileyen aktif bir kuyruklu yıldız olduğu belgelendi.

30 yıldır asteroit sanılan gök cismi, aslında asteroit değilmiş

Gezegenimizi olası uzay taşlarından korumak amacıyla kurulan izleme sistemleri, bazen yanıltıcı tablolarla karşılaşabiliyor. Güneş sisteminde sürüklenen pek çok gök cismi, dışarıdan bakıldığında sıradan birer kaya kütlesi izlenimi verir. Fakat yüzeylerinin hemen altında sakladıkları buzul katmanları, Güneş ışığıyla temas ettiği an tahmin edilemeyen rotalara yol açıyor.

Otuz yıla yakın süredir zararsız bir asteroit kategorisinde izlenen bir gök cismi, sergilediği garip hareketlerle tam da bu durumu kanıtladı. Gök bilimcilerin 1998 yılında ilk kez tespit ettiği ve "1998 SH2" adını verdiği yapı, Güneş etrafındaki turunu 4,5 yılda tamamlıyor. Geçtiğimiz döneme kadar yüzeyinde gaz püskürmesi ya da belirgin bir parlama gözlenmedi. Bu nedenle uzmanlar, cismi katı bir taş kütlesi olarak arşivlere kaydetti. Ancak Ağustos 2025 tarihinde Dünya'nın yaklaşık 3 milyon kilometre yakınından geçen cisim, NASA'nın gezegen radar sistemlerince takibe alındı.

Radar verileri, nesnenin olması gereken teorik konumda durmadığını gösterdi. Yıllara dayanan optik ölçümleri baştan aşağı inceleyen araştırmacılar, bu düzensiz rotanın sadece kütle çekim etkisiyle açıklanamayacağını anladı. Derindeki buzulların Güneş ısısıyla dışarı sızması, adeta küçük itici motorlar gibi davranarak cismin yörüngesinden kaymasına yol açmıştı.

Şili ve Hawaii'deki dev teleskoplar devreye girdi

Oluşan teoriyi teste tabi tutmak isteyen ekip, Şili'deki Avrupa Güney Gözlemevi'ne ait Çok Büyük Teleskop ile Hawaii'de bulunan Kanada-Fransa-Hawaii Teleskobu'nu doğrudan bölgeye yönlendirdi. Elde edilen hassas görüntüler, cismin arkasında sönük fakat net bir kuyruğun bulunduğunu belgeledi. Resmi adı "P/1998 SH2" olarak güncellenen gök cismi, gerçek kimliği olan kuyruklu yıldızı en sonunda açığa çıkardı.

Kuyruklu yıldızların gaz çıkışları sebebiyle kütle çekim dışı kuvvetler üretebilmesi, olası çarpışma risklerinin hesaplanmasında büyük önem taşıyor. NASA Jet İtki Laboratuvarı bünyesindeki bilim insanları, gezegen savunması adına bu tür sapmaların aralıksız analiz edilmesi gerektiğini belirtiyor. Geliştirilen yeni ölçüm teknikleriyle, benzer şekilde gizlenen başka kuyruklu yıldızların da ortaya çıkarılması söz konusu olabilir. Araştırmanın tüm detayları 10 Temmuz'da Nature Astronomy dergisinde yayımlandı.