Küresel yapay zeka yarışında Batılı teknoloji devlerine olan bağımlılığı azaltmak ve tamamen kendi kendine yetebilen bir ekosistem kurmak, modern mühendisliğin en büyük meydan okumalarından biri. Çin, özellikle yarı iletken pazarını domine eden Nvidia gibi devlerin grafik kartlarına mahkum kalmamak adına uzun süredir yerli teknolojilere devasa yatırımlar yapıyor.
Ülkede üç dakikalık şarjla iki kat enerji yoğunluğu sunan lityum-metal bataryalar gibi çığır açan projeler üretilse de, asıl büyük hamle ülkenin en yeni süper bilgisayarıyla geldi. Tamamen yerli imkanlarla ve Batı ambargolarına meydan okuyan bir mimariyle inşa edilen bu yeni sistem, yapay zeka yarışında bilinen her şey, sorgulatacak bir mühendislik başarısı olarak öne çıkıyor.
"LineShine" adı verilen bu devasa sistem, grafik işlemci (GPU) kullanmadan sadece merkezi işlem birimlerinin (CPU) gücüne dayanarak 1,54 exaflop gibi muazzam bir bilgi işlem performansına ulaşıyor. Dünyadaki süper bilgisayarların neredeyse tamamı yapay zeka eğitimi ve paralel hesaplamalar için ekran kartlarının gücüne ihtiyaç duyarken, Çinli mühendisler bu açığı adeta bir işlemci çekirdeği ordusu kurarak kapatma yoluna gitti.
Sistemin kalbinde, Armv9 mimarisi üzerine inşa edilen ve her biri 304 CPU çekirdeğine sahip çoklu "LX2" işlemcileri var. Toplamda 20 bin 480 hesaplama düğümünün bulunduğu ve her düğümde iki adet işlemcinin görev yaptığı bu devasa yapıda, tam 2 milyon 451 bin 840 adet işlemci çekirdeği senkronize bir şekilde çalışıyor.
Ekran kartsız yapay zeka eğitiminin ardındaki mühendislik
Grafik kartı olmadan bu denli yoğun yapay zeka işlemlerini yürütebilmek, akıllıca tasarlanmış donanımsal mimari sayesinde gerçeğe dönüşmüş. Her bir çekirdeğin içinde yer alan Ölçeklenebilir Matris Uzantısı (SME) ve Ölçeklenebilir Vektör Uzantısı (SVE) teknolojileri, yapay zeka modellerinin eğitilmesi için gereken karmaşık matematiksel operasyonları doğrudan CPU üzerinde sırtlanıyor.
Ayrıca her çekirdeğin kendine ait hızlı önbelleklerinin bulunması ve düğüm başına saniyede 1,6 terabit veri aktarabilen "LQLink" adlı yüksek hızlı bir ağ altyapısının kullanılması, devasa veri trafiğinin hiçbir darboğaza takılmadan akmasını sağlıyor. GPU hafıza sınırlarını tamamen ortadan kaldıran bu yenilikçi tasarım, veri aktarım süreçlerinde benzersiz bir esneklik sunuyor.
Ancak bu teknolojik zafer, kendi içinde bazı dezavantajları da barındırıyor. Tamamen CPU tabanlı bir sistem, hem işlemci hem de grafik kartını bir arada kullanan karma süper bilgisayarlara kıyasla enerji ve hesaplama verimliliği açısından geride kalıyor. LineShine genel işlerde çok başarılı bir grafik çizse de, konu çok yüksek yoğunluklu yapay zeka iş yüklerine geldiğinde Batılı rakipleri kadar optimize bir performans sunamıyor.
Örneğin, Dünya’nın en hızlı süper bilgisayarı unvanını koruyan "El Capitan" 1,809 exaflop güce ulaşırken, LineShine 1,54 exaflop seviyesinde kalıyor. El Capitan’ın sahip olduğu 11,3 milyon çekirdekli devasa yapısı karşısında Çin'in 2,45 milyon çekirdekli sistemi nicelik olarak da ikinci sırada yer alıyor.
Nvidia'nın artık kişisel bilgisayarlara bile yapay zeka çipleri entegre ettiği bu yeni dönemde LineShine, Çin için stratejik ve zorunlu bir dönüm noktasına dönüştü. Batılı rakipleri kadar yüksek bir saf verimliliğe sahip olmasa da, sunduğu üstün uyum yeteneği ve bağımsızlık unsuru bu açığı fazlasıyla kapatıyor. Çin Ulusal Süper Bilgisayar Merkezi'nin, gelecekte tamamen kendi üretimi olan yerli grafik kartı stoklarına ulaştığında nasıl makineler ortaya çıkaracağı sorusu ise şimdiden tüm teknoloji dünyasını düşündürüyor.